1. Envanter İşlemleri İçin Hatırlatma
A. Sayımlara
Katılma
3568 sayılı kanun ve ilgili 19 No'lu Tebliğ gereği tam tasdik
kapsamında denetim yapılan müşterilerimizin sene sonu envanter
işlemlerinden olan;
Kasa sayımı
Stok sayımı işlemlerine
müşavirliğimizce görevlendirilmiş yetkili bir çalışanımız
katılacaktır / katılmıştır.
B. Hesap Mutabakatlarının Yapılması
Bilindiği üzere, firmaların yıl içerisinde çalıştıkları bankalar,
satıcılar, müşterilerle ilgili olarak yıl sonu bakiyelerinin
kontrolü açısından mutabakat yapmaları gerekmektedir.
Muhasebe departmanlarının, bankalarla temasa geçerek dekont ve
ekstrelerini almaları ve satıcı ve müşterilerle ilgili hesap
mutabakatlarını kısa zamanda sağlamaları hesapların sağlıklı
kapatılabilmesi açısından zorunludur.
Konuyla ilgili olarak, 3568 sayılı kanun ve ilgili 19 No'lu Tebliğ
gereği tam tasdik kapsamında denetim yapılan şirketler için
Müşavirliğimizce mutabakat yapma gereği ortaya çıktığından
firmamızca tarafınıza yollanacak olan mutabakat mektuplarının ilgili
banka, satıcı ve müşterilere gönderilerek, denetimlerimiz öncesinde,
hesap mutabakatlarının yapılması, denetimlerin daha süratli ve
sağlıklı neticelenmesini sağlayacaktır.
2.
Kasa farklarının değerlemesi ve muhasebe kayıtları
Kasa hesabı işletmelerin nakit varlığını gösteren hesaplardan biri
olup, yasal defter kayıtları üzerinden, kasa hesabının borcu ile
alacağı arasındaki fark "kasa mevcudunu" verir. Kasa mevcudu hiçbir
zaman alacak (matlup) bakiye vermez.
İşletmede, dönem içinde veya yıl sonu sayımında kasa fazlalığı veya
noksanı ortaya çıkmış ise ve bu tutarlar ilgili düzenleyici
hesaplara alınmış ise, sözkonusu fark hesaplarının dönem sonunda
kapatılması gerekir. Farkların nedeni bulunabiliyor ise
nedenlerle,
bulunamıyorsa noksanlık, kanunen kabul edilmeyen gider hesabı;
fazlalık ise olağandışı gelir hesabı ile kapatılacaktır.
A. Kasa sayım noksanı
Fiili kasa mevcudu, kaydi mevcuttan az ise kasa noksanı söz
konusudur. Kasa noksanının, Gelir Vergisi Kanunu'nun 88'inci
maddesinin son fıkrasında yeralan "....sermayede vukua gelen
eksilmeler zarar addolunmaz." hükmüne göre dönem kazancının
tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün değildir.
Kasa noksanlığı halinde, gerekli düzeltici muhasebe kayıtlarında
kullanılan hesap "197-Sayım ve Tesellüm Noksanları"dır. Anılan hesap
geçici bir hesap olup, kapatılması gerekir. İşleyişi ise şu
şekildedir:
_____________________ / ________________________
197 Sayım ve Tesellüm Noksanları XXX
100 Kasa Hesabı XXX
_____________________ / ________________________
- Kasa noksanlığının nedeni kasa sorumlusu ise;
_____________________ / ________________________
135 Personelden Alacaklar XXX
197 Sayım ve Tesellüm
Noksanları XXX
_____________________ / ________________________
Kasa noksanlığının nedeni çalınma ise veya neden bilinemiyorsa,
hesap şu şekilde kapatılır;
_____________________ / ________________________
689 Diğer Olağan Dışı Gider ve Zararlar XXX
197 Sayım ve Tesellüm
Noksanları XXX
_____________________ / ________________________
Kasadan para çalınması, normal ticari faaliyet sonucu ortaya çıkan
bir zarar olmadığı için, bu şekilde ortaya çıkan kasa
noksanlıklarının kanunen kabul edilmeyen gider olarak
değerlendirilmesi ve ticari kardan mali kara geçişte, ticari kara
ilave edilmesi gerekir.
B Kasa sayım fazlası
Fiili sayım sonucu kasa mevcudunun, yasal kayıtlara göre oluşan
mevcuttan fazla olduğunun tespit edilmesi durumunda kasa fazlalığı
hali söz konusudur. Kasa fazlalığı, bilanço aktifinde artışı ifade
etmektedir. Kasa fazlalarının, fazlalığın çıktığı dönem gelirlerine
kaydedilmesi gerekmektedir. Ancak belgelendirilebilen kasa fazlaları
ise, dönem gelirlerine kaydedilmeden, gerekli düzeltme kayıtları
yapılmalıdır.
Kasa fazlalığı halinde, gerekli düzeltici muhasebe kayıtlarında
kullanılan hesap "397. Sayım ve Tesellüm Fazlaları"dır. Bu geçici
hesabın işleyişi şu şekildedir:
_____________________ / ________________________
100 Kasa Hesabı XXX
397 Sayım ve Tesellüm Fazlaları XXX
_____________________ / ________________________
- Kasa fazlalığının nedeni bilenmiyorsa yapılması gereken
kayıt;
_____________________ / ________________________
100 Sayım ve Tesellüm Fazlaları XXX
671 Önceki Dönem Gelir ve
Karlar
XXX
_____________________ / ________________________
C Kasa döviz mevcutlarının değerlemesi
İşletmede döviz kasası varsa, dönemsonunda döviz miktarının
doğruluğu tespit edilmeli, kasa noksanı veya fazlası olması halinde
yukarıda belirtilen işlemlere göre kayıtlar yapılmalıdır.
Vergi Usul
Kanununun 280nci maddesinin uygulanmasında yabancı paraların
değerlenmesinde kullanılacak kurlar Maliye Bakanlığınca tespit
olunmaktadır.
Maliye
Bakanlığınca açıklanacak yıl sonu kurları açıklandığı tarihte ayrıca
duyurulacaktır. Açıklanacak kurlarla yapılacak değerleme sonucu,
döviz kurunda meydana gelen farka göre aşağıdaki kayıtlar yapılır;
____________________/_______________________
100 Kasa
XXX
646 Kambiyo
Karları XXX
Lehte oluşan kur farkı
_______________________/____________________
656
Kambiyo Zararları XXX
100 Kasa
XXX
aleyhte oluşan
kur farkı
_______________________ / __________________
D Alınan
çekler, verilen çekler ve ödeme emirleri
Türk Ticaret Kanununda vadeli çek olmamakla birlikte uygulamada
vadeli çek kullanılmaktadır. Muhasebe Sistemi Uygulama Genel
Tebliğine uygunluk açısından vadesi 31.12.2002 tarihinden sonraya
sarkan vadeli çeklerin 101 Alınan Çekler hesabından çıkarılarak
121-Alacak Senetleri hesabı veya 127-Diğer Ticari Alacaklar hesabına
virmanlanması uygun olacaktır.Yeni dönem açılış kaydından sonra
vadeli çekler tekrar 101- Alınan Çekler hesabına virmanlanmalıdır.
Alınan Çeklerin 121-Alacak Senetleri hesabına alınması ve ticari
alacakların reeskonta tabi tutulması durumunda alınan ve verilen
çeklerden kaynaklı reeskont gider ve gelirinin ticari kardan mali
kara geçişte dikkate alınması zorunludur.
Bu konudaki önerimiz bağlayıcı olmamakla birlikte vadeli çeklerin
127-Diğer Ticari Alacaklar hesabına virmanlanmasıdır.
Benzer şekilde değerleme günü itibariyle henüz bankaca ödenmeyen ve
103-Verilen Çekler Ve Ödeme Emirleri hesabında yer alan çekler de
321-Borç Senetleri hesabı veya 329-Diğer Ticari Borçlar hesabında
izlenir.
3. Bankalar, vadeli mevduat ve repo gelir tahakkukları
Bu hesapla ilgili olarak dönem sonlarında banka ekstreleri ve
işletme kayıtları karşılaştırılarak varsa eksik kayıtlar giderilir.
Dönem sonunda banka tarafından hesaba tahakkuk ettirilen faizler
642-Faiz Gelirleri hesabına kaydedilerek dönemin gelirleri arasında
gösterilir.
Maliye Bakanlığı 67 seri nolu KVK Genel Tebliği ile, vadeli mevduat
ve repo hesapları ile ilgili olarak değerleme gününe kadar geçen
süreye isabet eden faiz tutarının ticari kazancın elde edilmesi
ilgili GVKnın 38 ve 39, KVKnın 13. maddeleri uyarınca elde edenler
tarafından hesaplanıp gelir olarak dikkate alınması gerektiğini
düzenlemiştir.
Ancak vadeli mevduata ilişkin söz konusu düzenleme Danıştay 4.
Dairesi tarafından iptal edilmiştir. Anılan tebliğin repo kazançları
ile ilgili kısmı ise hala yürürlüktedir. Kısaca değerleme gününe
isabet eden gelirin tahakkuk ettirilmesine gerekliliğine ilişkin
düzenleme vadeli mevduatlar için kaldırılmıştır, ancak repolar için
devam etmektedir.
Bankaların tahakkuk ettirdikleri ve ilgili şirketçe gelir yazılan
faizler üzerinden kesilen vergi ve fonların Kurumlar Vergisi
Beyannamesi hazırlanması sırasında hesaplanan vergiden mahsup
edileceği unutulmamalıdır. Beyanname aşamasında vergi mahsubunun
yapılabilmesi, durumun bankadan alınmış yazı ile ispatlanmasına
bağlıdır.
4. Menkul kıymetlerin vergilendirilmesi
4369 sayılı kanun
ile 279uncu madde 31.12.1998 tarihinden geçerli olmak üzere şu
şekilde değiştirilmiştir;
Hisse senetleri
ile fon portföyünün en az % 51i Türkiyede kurulmuş bulunan
şirketlerin hisse senetlerinden oluşan yatırım fonu katılma
belgeleri alış bedeli ile, bunlar dışında kalan her türlü menkul
kıymet borsa rayici ile değerlenir. Borsa rayici yoksa veya borsa
rayicinin muvazaalı bir şekilde oluştuğu anlaşılırsa değerlemeye
esas bedel, menkul kıymetin alış bedeline vadesinde elde edilecek
gelirin ( kur farkı dahil) iktisap tarihinden değerleme gününe kadar
geçen süreye isabet eden kısmının eklenmesi sureti ile hesaplanır.
Ancak,borsa rayici bulunmayan, getirisi ihraç edenin kar ve zararına
bağlı olarak doğan ve değerleme günü itibariyle hesaplanması mümkün
olmayan menkul kıymetler, alış bedeli ile değerlenir.
aa) Alış bedeli
ile değerlenecek menkul kıymetler;
-
her türlü hisse senetleri
-
fon portföyünün en az % 51i Türkiyede kurulmuş bulunan
şirketlerin hisse senetlerinden oluşan yatırım fonu katılma
belgeleri
-
kar zarar ortaklığı katılma belgeleri
bb) Borsa
rayicine göre değerlenecek menkul kıymetler
-
devlet tahvili
- gelir ortaklığı senetleri
-
hazine bonosu
- dövize endeksli senetler
-
enflasyona endeksli senetler -
altına endeksli senetler
-
özel sektör tahvilleri -
finansman bonoları
-
banka bonoları
- varlığa dayalı menkul kıymetler
-
TKİnce çıkarılan tahviller -
KOİ ve Öİ ce çıkarılan tahviller
-
Yatırım fonu katılma belgeleri ( fon portföyünün % 51inden
azı Türkiyede kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden
oluşması şartı ile)
Sayılan menkul
kıymetler için bir borsa oluşmadığından, menkul kıymetlerin alış
bedeline, değerleme gününde isabet eden gelir ilave edilmek sureti
ile işlem yapılacaktır. Menkul kıymetlerden dövize endeksli olanlar
için alış tarihinden değerleme gününe kadar olan kur farkları da
gelir kaydedilecektir. Hesaplanan gelir, ilgili menkul kıymet
hesabına borç, 642-Faiz Gelirleri hesabına ise alacak
kaydedilecektir.
5. Alacaklar
A. Değersiz
alacaklar
Vergi Usul Kanununun 322nci maddesine göre kazai bir hükme veya
kanaat getirici bir vesikaya göre artık tahsiline imkan kalmayan
alacaklar değersiz alacaktır. Değersiz alacaklar, bu mahiyete
girdikleri tarihte tasarruf değerlerini kaybederler ve kayıtlı
değerleri ile zarara geçirilerek yok edilirler.
Kanunun
uygulamasında alacağın değersiz sayılması için kazai hükümle
kasdedilen mahkeme kararıdır. Kanaat verici vesika ise, mahkeme
tarafından verilmiş borçlu hakkındaki gaiplik kararı, icra
takibatına ait dosyanın işlemden kaldırıldığını gösteren icra
memurluğu yazısı, borçlunun ölümü ve mirasçılarının bulunmadığını
kanıtlayan resmi soruşturma belgesi, Ticaret Mahkemesi tarafından
borçlu hakkında verilmiş bulunan iflas kararı gibi belgelerdir.
Değersiz hale
gelen alacaklar, değersiz hale geldikleri yıl kayıtlı değerleri ile
zarara geçirilerek yok edilirler.
Borçlu ile
konkordato anlaşması yapılmış ise konkordato dışı kalan alacak kısmı
değersiz alacak addolunur.
Avans
niteliğindeki bir alacağın değersiz alacak haline gelmesi nedeni
ile karşılık yolu ile gider yazılması mümkün değildir.
B. Şüpheli
alacaklar
Vergi Usul
Kanununun 323ncü maddesine göre ticari veya zirai kazancın elde
edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartı ile ;
-
dava veya icra safhasında bulunan alacaklar;
-
yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla
istenilmesine rağmen , borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve
icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar şüpheli alacak
sayılır.
Şüpheli hale
gelen alacaklar için değerleme gününde tasarruf değerine göre
pasifte karşılık ayrılabilir.
Teminatlı
alacaklarda karşılık, alacağın teminatsız kısmı için ayrılır.
Şüpheli
alacakların sonradan tahsil edilen miktarları tahsil edildikleri
dönemde kar zarar hesabına intikal ettirilir.
Bu düzenlemelere
göre bir alacağın şüpheli sayılarak gider yazılabilmesi için şu
unsurları taşıması gerekir;
-
Alacak ticari işle ilgili olmalıdır.
-
Alacak defterde yazılı olmalı yani karın oluşumuna etkide
bulunmuş olmalıdır.
-
Alacağın teminata bağlanmamış olmalıdır.
-
Karşılık ayrılacak olan alacak, Kamu idare ve
müesseselerinden olan alacak veya hatır bonolarına istinaden ortaya
çıkan alacak olamaz.
-
Alacak için, şüpheli hale geldiği takvim yılında karşılık
ayrılabilir. Şüpheli hale gelen alacak için ilgili yılda mükellef
karşılık ayırma konusunda serbest iken , izleyen yıllarda karşılık
ayrılması konusunda çelişkili Danıştay kararları mevcuttur. İlgili
yılda şüpheli hale gelmiş ancak karşılık ayrılmamış bir alacağın yok
edilmesi, değersiz hale gelmesine bağlıdır.
-
Şüpheli alacağın sonradan tahsil edilen kısmı dönem karına
ilave edilir.
Şüpheli hale
gelen alacaklar için dönem sonu kayıtları aşağıdaki gibi olacaktır.
__________________ /
________________________
Alacağın
Şüpheli 128 Şüpheli Alacaklar XXX
Hale Gelmesi
120 Alıcılar XXX
_________________
/ ________________________
Alacak İçin
Karşılık 654 Karşılık
Giderleri XXX
Ayrılması
129 Şüp.Al.Kar. XXXX
__________________
/ _______________________
C. Vazgeçilen
alacaklar
Vergi Usul
Kanununun 324ncü maddesine göre konkordato veya sulh yolu
ile alınmasından vazgeçilen alacaklar, borçlunun defterinde özel
bir karşılık hesabına alınır. Bu karşılık hesabına alınan miktar,
alacaktan vazgeçildiği yılın sonundan başlayarak üç yıl içinde
zararla itfa edilmediği takdirde kar hesabına naklolunur.
Konkordato veya
sulh yolu ile alınmasından vazgeçilen alacaklar, alacaklı yönünden
değersiz alacaktır. Borçlu yönünden ise gerçek pasifte bir azalma
olmuş, özsermaye artmıştır. Bu nedenle vazgeçilen alacak borçlu
yönünden hasılat (kar) hükmündedir. Ancak kanun koyucu, borcu
bağışlanan kişinin vazgeçilen alacağının, alacaktan vazgeçildiği yıl
değil, izleyen yıllarda vergilendirilmesini öngörmüştür.
Vazgeçilen
alacaklar, borçlunun defterinde açılan özel bir karşılık hesabına
alınır. Bu hesaba alınan alacak üç yıl içinde zararla kapatılmadığı
takdirde üçüncü yıl kara aktarılır.
Normal bekleme
süresi üç yıl olmakla birlikte daha önce işin bırakılması, ölüm veya
kurumlarda devir halinde kara aktarılır. Geçmiş yıl zararları,
kaynağı ne olursa olsun, bekleme süresi içinde vazgeçilen alacaktan
mahsup edilemez.
6. Yabancı para cinsinden olan borç ve alacakların kur
değerlemesi
Vergi Usul Kanununun 280nci maddesinde yabancı paralar açısından
getirilmiş olan değerleme ölçüsü, döviz cinsinden ifade edilen
senetli veya senetsiz bütün borç ve alacakların değerlenmesi için
geçerlidir.
Döviz cinsinden ifade edilen senetli veya senetsiz borç ve
alacakların değerlemesinde kullanılacak döviz kurları, Maliye
Bakanlığının tebliğ tarihini izleyen günlerde müşterilerimize
duyurulacaktır.
Alacak senetlerinin değerlemesi sonucu lehte ortaya çıkan kur
farkının kaydı;
__________________/____________________
121 Alacak Senetleri XXX
646 Kambiyo Karları
XXX
__________________ /____________________
Borç senetlerinin değerlemesi sonucu ortaya çıkan aleyhte kur
farkının kaydı ise;
__________________ /____________________
656 Kambiyo Zararları XXX
321 Borç Senetleri
XXX
__________________ /_____________________
şeklinde olacaktır.
7. Alacak ve borç senetlerinin reeskontu
A. Reeskont işlemi
Alacak ve borçlar Vergi Usul Kanunu'nun 281 ve 285'inci maddelerine
göre mukayyet, yani deftere kayıtlı değerleriyle değerlenirler.
Aynı Kanunun 264üncü maddesine göre tasarruf değeri, bir iktisadi
kıymetin değerleme gününde sahibi için arz ettiği gerçek değeridir.
VUK hükümlerine göre senede bağlı alacaklar ve senede bağlı borçlar,
banka ve bankerler ile sigorta şirketlerinin borç ve alacakları
tasarruf değeri ile değerlenir.
Senede bağlı alacak ve borçların tasarruf değeri (değerleme gününde
arz ettiği değer) reeskont işlemi ile hesaplanır.
Reeskont işlemi banka, banker ve sigorta şirketlerinin senede bağlı
olsun olmasın bütün borç ve alacak işlemleri için zorunludur. Bunun
dışında kalan mükellef grupları için ihtiyari olmakla birlikte
sadece senede bağlı borç ve alacaklar reeskont işlemine tabi
tutulabilir.
Reeskont uygulamasının VUK ve VUK tebliğleri ile düzenlenmiş bir
takım şartları vardır. Bunlar şu şekildedir:
-
Alacak ve borç senede (TTKda düzenlenmiş bono ve poliçeye)
bağlanmış olmalıdır.
-
Senede bağlı alacak ve borç ticari bir ilişkiden
kaynaklanmış, yani dönem kar-zararı tespitine etki etmiş olmalıdır.
-
Reeskonta tabi tutulacak senedin bir vade içermesi ve dönem
sonu itibariyle vadesinin dolmamış olması gerekir.
-
Alacak ve borç senedinin işletme bilanço aktifinde yer alması
gerekir.
Bu şartları taşımayan senetler mali kazanç açısından reeskont
işlemine tabi tutulmayacaktır.
·
Teminata veya tahsile verilen senetler:
Teminata veya tahsile verilen senetler de anılan şartları taşımak
kaydıyla reeskont işlemine tabi tutulabilirler.
·
Şüpheli alacaklarda reeskont:
Şüpheli alacaklar genel olarak vadesi geçmiş olan alacaklardır.
Vadesi geçmemiş olsa dahi şüphelilik halinin kesinleşmesi ile
birlikte sent muaccel hale geleceğinden bu tür senetler için dönem
sonunda reeskont hesaplanmaz. Şartları taşıması halinde şüpheli
alacak karşılığı ayrılır.
·
Avans niteliğindeki alacak senetlerinde reeskont:
Dönem ticari kazancının tespitinde dikkate alınmayan (hasılat
yazılmayan) senetlere dönem sonu itibariyle reeskont
hesaplanmayacaktır. Hatır senedi de bu kapsamdadır.
·
Senetsiz alacaklarda reeskont:
Senede bağlanmamış alacaklar için mali kanunlar açısından reeskont
hesaplanmayacaktır. Bu tür alacaklar için hesaplanan reeskont
giderleri KKEG olarak değerlendirilmelidir.
·
Vade içermeyen senetler:
Vade içermeyen senetler reeskonta tabi tutulmayacaktır.
·
KDV alacakları:
KDV, tahsil eden işletme için bir hasılat veya gelir unsuru
değildir. İşletmenin fonksiyonu burada vergi tahsiline aracılıktır.
Bu nedenle işletmelerin müşterilerinden olan senede bağlı KDV
alacağı için reeskont hesaplanmayacaktır. Eğer senet normal hasılat
yanında KDV tutarı da içeriyorsa KDV alacağı ile diğer alacak
ayrıştırılarak KDV alacağı reeskont işlemine tabi tutulmayacaktır.
Reeskont yapma konusunda seçimlik hakkı olan mükellef gruplarından
alacak senetlerini reeskonta tabi tutanlar, borç senetleri varsa
bunları da zorunlu olarak reeskonta tabi tutmak durumundadırlar.
B.
Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği ve Sermaye Piyasası Kanunu
açısından reeskont işleminin değerlendirilmesi
Maliye Bakanlığınca yayımlanan 1 numaralı Muhasebe Sistemi Uygulama
Genel Tebliği uyarınca mükellefler alacak ve borç senetlerini
reeskonta tabi tutmak zorundadırlar .
Sermaye Piyasası Kanununa tabi olan şirketler ise bu kanun gereği
senede bağlı borç ve alacaklarının yanı sıra vadeli çeklerini de
reeskonta tabi tutmak zorundadırlar.
Ancak vergi kanunlarının tanımış olduğu ihtiyariliğin, tebliğ hükmü
ile değiştirilemeyeceğinden hareketle, reeskont işlemi yapmama
konusunda seçeneğini kullanan şirketlerin herhangi bir cezai
yaptırımla karşılaşmayacaklarını düşünüyoruz.
Reeskont yapma konusunda kendilerine seçimlik hak verilen mükellef
gruplarının, bu hakkı reeskont yapmama şeklinde kullanmak istemeleri
halinde, ticari kardan mali kara geçişte bu noktayı
kullanabilecekleri ve reeskontun vergi matrahı üzerindeki etkisini
giderebileceklerini söyleyebiliriz.
C. Yabancı para cinsinden olan senede bağlı borç ve alacaklar
reeskonta tabidir
4369 Sayılı Kanunla Vergi Usul Kanununun 280inci maddesine eklenen
ve 29/7/1998 tarihinde yürürlüğe giren Kanun hükmüne göre yabancı
para ile olan senede bağlı alacak ve borçlar da reeskonta tabi
tutulabilecektir. Yabancı para cinsinden olan alacakların
reeskontunda kullanılacak olan oran olarak, senet üzerinde yazılı
olan oran, böyle bir oran belirtilmemişse Londra Bankalar Arası Faiz
Oranı (LIBOR) kullanılacaktır.
Bu kapsamda,
açıklanan LİBOR oranlarının ay ve vade dönemlerinin arasına isabet
eden vade dönemleri için faiz oranlarının interpole edilerek
belirlenmesi gerekecektir. Diğer bir deyişle, en yakın iki tarih
arasındaki günlük LIBOR oranı tespit edilip ilgili vade için gün
sayısı baz alınarak hesaplanan faiz oranının reeskont hesabında
kullanılacaktır.
Aşağıda İngiltere Bankalar Birliğinin 29 Aralık 2001 itibariyle
(2001 dönem sonu için) döviz cinsi ve vade türlerine göre açıklamış
olduğu LIBOR oranları ve bu oranlar baz alınarak oluşturulan bir
örnek yer almaktadır. 2002 dönemi sonunda açıklanacak LİBOR
oranları ayrı bir bültenle tarafınıza sunulacaktır.
Örnek : Vadesine
2002 Ocak ayı başından itibaren 63 gün kalan EURO cinsinden bir
senedin reeskont hesaplamasında kullanılacak faiz oranını tespit
edebilmek için 2 ve 3 aylık vadelerin farkı alınıp bu aylar
arasındaki günlük LIBOR oranı tespit edildikten sonra, 2 ayı aşan 3
günlük fark 2 ayın vadesine artı veya eksi olarak eklenir. Şöyle ki;
3.ayla 2. Ayın
Farkı (3.30000 3.31750
=
-0.01750)
Günlük LIBOR
oranı (-0.001750/30
=
-0.00058 )
3 günlük
fark ( -0.00058
* 3
= -0.00175)
63 günlük
LIBOR oranı
(
3.31750 0.00175
= 3.31575)
|
|
EUR |
USD |
GBP |
JPY |
CHF |
CAD |
AUD |
|
1 hafta |
3.34000 |
1.89125 |
4.63313 |
0.05375 |
1.71167 |
2.25000 |
4.22969 |
|
2 hafta |
3.34000 |
1.87813 |
4.47219 |
0.05375 |
1.70333 |
2.23833 |
4.23469 |
|
1 ay |
3.33000 |
1.87375 |
4.14781 |
0.06625 |
1.78833 |
2.14000 |
4.24750 |
|
2 ay |
3.31750 |
1.87500 |
4.11688 |
0.07125 |
1.81667 |
2.12167 |
4.21969 |
|
3 ay |
3.30000 |
1.88125 |
4.10625 |
0.09713 |
1.83667 |
2.10000 |
4.20250 |
|
4 ay |
3.28250 |
1.91125 |
4.10625 |
0.09838 |
1.84000 |
2.08333 |
4.19750 |
|
5 ay |
3.26625 |
1.94250 |
4.12000 |
0.09975 |
1.84833 |
2.07000 |
4.20219 |
|
6 ay |
3.25438 |
1.98125 |
4.13625 |
0.09988 |
1.84833 |
2.06000 |
4.21438 |
|
7 ay |
3.25125 |
2.05063 |
4.18813 |
0.10138 |
1.86667 |
2.08000 |
4.22719 |
|
8 ay |
3.25438 |
2.11625 |
4.25000 |
0.10225 |
1.88500 |
2.10000 |
4.24500 |
|
9 ay |
3.26438 |
2.18125 |
4.30813 |
0.10513 |
1.91167 |
2.12333 |
4.26500 |
|
10 ay |
3.28563 |
2.26625 |
4.37375 |
0.10538 |
1.94500 |
2.18333 |
4.29750 |
|
11 ay |
3.30688 |
2.35625 |
4.44188 |
0.10550 |
1.97000 |
2.25000 |
4.33250 |
|
12 ay |
3.33750 |
2.44250 |
4.51125 |
0.10563 |
2.00167 |
2.31833 |
4.37875 |
Bu veriler 2001
dönemi sonuna aittdir.
D. Reeskont
işleminde kullanılacak oran
TL cinsinden düzenlenmiş senede bağlı borç ve alacakların
reeskontunda
-
Senetlerde faiz oranı belirtilmiş ise bu oran
- Böyle bir oran belirlenmemiş ise Merkez Bankası'nın
belirlediği resmi iskonta oranı
dikkate alınacaktır.
Yabancı para cinsinden düzenlenmiş senede bağlı borç ve alacakların
reeskontunda ise
-
senet üzerinde yazılı olan oran ,
-
böyle bir oran belirtilmemişse LIBOR oranı
kullanılacaktır.
Banka ve bankerler ile sigorta şirketleri ise senede bağlı olsun
olmasın bütün alacaklarını ve borçlarını Merkez Bankası resmi
iskonto haddini veya muamelelerinde uyguladıkları faiz oranlarını
kullanmakta seçimlik hakka sahip bulunmaktadır. Bu şirketlerin
yabancı para cinsinden olan borç ve alacaklarının reeskontunda ise
senette yazılı oranın, yoksa LIBOR oranının dikkate alınacağı
tabiidir.Yani banka ve bankerler ile sigorta şirketlerinin yabancı
para cinsinden olan borç ve alacakları senetli ise senette yazılı
oran, senetsiz ise LIBOR oranı üzerinden reeskonta tabii
tutulacaktır.
E. İskonto yöntemi
02.03.1995 tarih ve 238 Sıra No'lu V.U.K. Genel Tebliğinde Merkez
Bankası resmi iskonto haddi olarak bankanın kısa vadeli avans
işlemleri için belirlediği faiz oranının dikkate alınacağı
belirtilmiş ve reeskont işleminde iç iskonto yöntemine göre reeskont
işlemlerinin yapılacağı açıklanmıştır.
238 Sıra No'lu Genel tebliğde yapılan açıklamalara göre uygulanacak
iç iskonto formülü ile Merkez Bankası'nın kısa vadeli avans
işlemleri için belirlemiş olduğu reeskont oranı aşağıda
belirtilmiştir.
Uygulanacak Formül F=A-[ Ax360/360+mxt ]
F= Reeskont tutarı m= Faiz oranı
A= Senedin nominal değeri t = vade
F. Reeskont ve
avans işlemlerinde uygulanacak iskonto ve faiz oranları
17.05.2002 tarih
ve 24758 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan tebliğ ile reeskont
işlemlerinde uygulanacak iskonto faiz oranı yıllık % 55,
avans işlemlerinde uygulanacak faiz oranı ise yıllık % 64
olarak değiştirilmiştir.
Buna göre 238
sıra numaralı Vergi Usul Kanunu genel tebliği gereğince reeskont
tutarının hesaplanmasında; reeskonta tabi tutulacak senet üzerinde
faiz oranının belli olmaması halinde reeskont uygulamasında esas
alınması gereken oran % 64 dür.
G. Muhasebe Kayıtları
Alacak senedinde
Senetli alacaklar reeskont işlemine tabi tutularak bilanço günündeki
değerine indirgenir. Böylece reeskontun yapıldığı döneme ait olmayan
hasılat ilgili döneme mal edilmiş olur.
31.12.2002 tarihinde işletmeye 90 gün vadeli olarak verilen 10
milyar lira nominal değerli bir senet için reeskont işlemleri
aşağıdaki şekilde yapılacaktır.
A=10 F=10 -[10 x
360 / ( 360 + 90 x 0.64) ]
m=%64 F=10 - 8.62
t=90 gün F= 1.38
MTL.
___________________ / ________________________
657-Reeskont faiz giderleri 1.38
122-Alacak Senetleri Reeskontu 1.38
__________________ / _________________________
İzleyen hesap
dönemi başında şu kayıt yapılır:
___________________ / ________________________
122-Alacak Senetleri Reeskontu 1.38
647-Reeskont Faiz Geliri
1.38
__________________ / _________________________
Borç senedinde
Borçlar reeskonta
tabi tutularak borçların değerleme gününden sonraki döneme isabet
eden vade kısmına ilişkin vade farkı tutarları ilgili olduğu döneme
mal edilir.
5 MTL tutarındaki borç senedinin reeskont işlemi sonucu tasarruf
değeri 4.2 MTL hesaplanmışsa
____________________ / __________________________
322 Borç
Senetleri Reeskontu 0.8
647 Reeskont Faiz Gelirleri
0.8
____________________ / ___________________________
İzleyen hesap
dönemi başında aşağıdaki kayıt yapılır:
____________________ / __________________________
657 Reeskont Faiz
Giderleri 0.8
322 Borç Senetleri Reeskontu 0.8
____________________ / ___________________________
H. Reeskont
Konusunda Diğer Uyarılar
-Teminata veya tahsilata verilen alacakla senetleri reeskonta tabi
tutulabilir.
-Şüpheli alacak
karşılığı ayrılmış senetli alacaklar için reeskont hesaplanmaz.
-Müflisten olan
alacaklar için reeskont hesaplanmaz
-Hatır senetleri
reeskonta tabi tutulmaz.
- Reeskont
hesapları izleyen hesap döneminde ters kayıtla kapatılmalıdır.
8. Dönem sonu stok sayım farkları
İşletmeler dönem sonlarında stoklarının fiili envanterini ve kaydi
envanterini tespit etmeli ve karşılaştırmalıdır. Farklılık
bulunması halinde kaydi envanter fiili envanter seviyesine
getirilmelidir. Değerlemede fiili envanter sonuçları dikkate
alınmalıdır. Değerleme sonucu ortaya çıkan stok sayım noksanlıları
ve fazlalıkları doğrudan gelir gider hesaplarına yansıtılmak yerine
sebebi bulunana kadar 197 ve 397 no.lu hesaplarda takip edilmelidir.
Sebebi
bulunamayan sayım fazlasının muhasebeleştirilmesi:
_______________ /
_______________
153 Ticari Mallar
397
Sayım Fazlası
_______________ /
_______________
397 Sayım Fazlası
679
Olağan Dışı Gelir ve Karlar
_______________ /
_______________
Sebebi
bulunamayan sayım noksanın muhasebeleştirilmesi:
_______________ /
_______________
197 Sayım Noksanı
153
Ticari Mallar
_______________ /
_______________
_______________ /
_______________
689 Olağan Dışı
Giderler
689 KDVsi
197
Sayım Noksanı
391
Hesaplanan KDV
_______________ /
_______________
Sebebi
bulunamayan stok sayım noksanına ilişkin KDVnin ve noksan tutarının
kurumlar vergisi matrahının tespitinde KKEG olarak dikkate alınması
gerektiği unutulmamalıdır.
9.
2002
satışları nedeniyle bayilere ödenecek satış primleri
Söz konusu satış
primlerinin bayilerden alınacak ciro primi faturalarıyla tevsik
edilmesi gerekmektedir. Uygulamada bayilerin bu faturaları 2003
yılında kesme eğiliminde oldukları bilinmektedir. Bu durum ise zaman
zaman vergi otoritesi tarafından eleştirilmekte 2003 tarihli
faturaların 2002 yılında gider yazılamayacağı iddia edilmektedir. Bu
nedenle bu konuda aşağıdaki şekilde hareket edilmesi yararlı
olacaktır.
1
Mümkün olduğu ölçüde ciro primleri 2002 yılı içinde
belirlenerek, bayilerden de 2002 tarihli faturalar alınmalıdır.
2
Bayilerden gelen faturaların 2003 tarihini taşıması halinde,
fatura açıklamasında mutlaka 2002 yılı ciro primi olduğu
belirtilmelidir. Bu durumda 2002 sonu itibariyle hesaplanan ciro
primi tutarları 2002 yılı giderleriyle (karşılık ya da beyannamede
düşme yoluyla) ilişkilendirilebilecektir.
3 Yıl
sonunda henüz faturası alınmamış bu tutarlarla ilgili olarak da
karşılık ayrılması yerinde olacaktır. Ancak, bu karşılıkların
gider olarak kabulu konusunda önerimiz Maliye Bakanlığından yazılı
görüş talep edilmesidir. Çünkü, Bakanlık bu konuda karşılık yoluyla
gider yazılamayacağı görüşündedir.
10. Amortisman uygulamasına ilişkin hatırlatmalar
A. Genel
açıklama
Amortisman,
işletmeye dahil gayrimenkul ve sabit kıymet niteliğindeki diğer
maddi kıymetlerle, gayri maddi kıymetlerin değerlerinde meydana
gelen azalmaların muhasebe kayıtlarına alınarak, sonuç hesaplarına
yansıtılması ve bu suretle değeri düşen kıymetin değerindeki
düşmenin gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınması olarak
tanımlanabilir.
Amortisman
konusu, VUKnun 313-321. maddelerinde düzenlenmiştir.
VUKnun 313.
maddesine göre, bir iktisadi kıymetin amortismana konu edilebilmesi
için aşağıdaki şartların birarada bulunması gerekmektedir;
- Sabit
kıymet işletmede bir yıldan fazla süre ile kullanılmalı ya da teknik
olarak kullanıma hazır vaziyette durmalıdır.
-
Amortismana tabi tutulacak olan kıymet yıpranma, aşınma veya
kıymetten düşmeye maruz bulunmalıdır. (Bu şart gereği olarak sadece
tarım işletmelerinde tarımsal amaçla kullanılan araziler veya
herhangi bir işletme tarafından inşa edilen yollar ve harklar
dışında kalan diğer boş arazi ve arsalar amortismana tabi
tutulamazlar.)
-
Amortismana tabi tutulacak olan kıymet işletmenin aktifinde
(envanterinde) kayıtlı olmalıdır.(Bu şart gereği envantere dahil
olmayan sabit kıymetler işletmede fiilen kullanılsalar bile
amortismana tabi tutulamazlar.)
-
Değeri 250.000.000 TLsını aşmayan sabit kıymetler amortismana tabi
tutulmaksızın doğrudan gider kaydedilebilirler.
B. Amortisman
yöntemleri
a Normal Amortisman
VUKnun 315.
maddesine göre mükellefler amortismana tabi sabit kıymetlerinin
aktif değerini %20 nispetinden fazla olmamak şartıyla istedikleri
oranda amortisman uygulayarak yok edebilirler. Ancak arazi ve
binalar ile %20 oranından daha fazla bir oranda amortismana tabi
tutulabilecek sabit kıymetler için uygulanacak oranları Maliye
Bakanlığı belirler ve ilan eder. Bakanlık, bu yetkisini 18.10.1983
tarih ve 153 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile
kullanmıştır.
Normal Amortisman
yönteminde amortismanın uygulanacağı süre, 1(bir) rakamının sabit
kıymetin aktife girdiği ilk yılında uygulanan amortisman oranına
bölünmesi yoluyla bulunur.
b Azalan Bakiyeler Usulünde Amortisman
Azalan Bakiyeler
Usulünde Amortisman VUKnun mükerrer 315. maddesi ile sadece bilanço
usulüne göre defter tutan mükelleflere tanınmış bir haktır. Bu
yöntemde mükellefler normal amortisman yönteminden farklı olarak
sabit kıymetlerinin amortismanlarını kıymetin aktif değeri üzerinden
değil, kıymetin aktif değerinden aynı kıymete ait birikmiş
amortismanın çıkarılması yoluyla hesaplanan net defter değeri
üzerinden ayırırlar. Ancak bu yöntemde uygulanan amortisman oranı
normal amortisman yönteminde uygulanan oranın iki katıdır. İçinde
bulunduğumuz enflasyonist ekonomik koşullar göz önünde
bulundurulduğunda bu yöntem normal amortisman yönteminden daha cazip
olarak nitelendirilebilir.
c Amortisman Yöntemi Değişiklikleri
Başlangıçta
azalan bakiyeler yöntemini seçenler için daha sonra normal yönteme
geçmelerinde vergi kanunları açısından herhangi bir sakınca yoktur.
Ancak, normal usulden azalan bakiyeler usulüne geçiş yasaklanmıştır.
d Binek Otolarda Kıst Amortisman Uygulaması
Kıst amortisman
uygulaması, vergi kanunlarımıza 4008 sayılı Kanun ile girmiş, daha
sonradan 4108 sayılı Kanun ile Vergi Usul Kanununun 320/2.
maddesine yapılan değişiklikle, uygulama sadece binek otomobillere
hasredilmiştir.
Bu bağlamda
faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerin kiralanması
veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla
kullandıkları binek otomobilleri hariç olmak üzere, işletmelere ait
binek otomobillerin aktife girdiği hesap dönemi için ay kesri tam ay
sayılmak suretiyle kalan ay süresi kadar amortisman
ayrılır.Amortisman ayrılmayan süreye isabet eden bakiye değer, itfa
süresinin son yılında tamamen yok edilir.
C. Amortismanın
esas alınacağı iktisadi kıymetin değeri
VUKna göre sabit
kıymetlerin amortismana konu olacak değerleri maliyet bedelleridir.
Aynı Kanunun 262. maddesinde maliyet bedeli, iktisadi kıymetin
iktisap edilmesi veyahut değerinin arttırılması münasebetiyle
yapılan ödemelerle bunlara müteferri bilumum giderlerin toplamı
olarak belirtilmiştir.
Bu giderlere
örnek olarak nakliye ve montaj masraflarını, ithalatta gümrük
masraflarını ve gümrük vergisini, eğer sabit kıymetin alımında döviz
yada kredi kullanılmışsa sabit kıymetin aktife alındığı dönemin
sonuna kadar oluşan kur farkı ve faiz giderlerini sayabiliriz.
D. Sabit
Kıymete Sonradan Eklenen Değerlerin Amortisman Karşısındaki Durumu
Sabit kıymetin
maliyetine aktife alındığı yıldan sonra eklenen maliyetler konusu
tartışmaya açık bir konudur. Ancak, genel kabul görmüş olan
uygulamaya göre eklenen maliyet, eğer sabit kıymetin kapasitesini
arttırıcı bir ilave ise, sabit kıymetin kalan amortisman süresi
içinde eşit tutarlarda, eğer sabit kıymetin kullanım süresini
arttırıcı bir ilave ise yeni bir sabit kıymet gibi değerlendirilerek
sabit kıymetin amortisman oranı ile sabit kıymetin amortisman
süresinden bağımsız şekilde yokedilirler.
E. Yeniden
Değerleme ve Amortisman
Yeniden
Değerleme, Maliye Bakanlığı tarafından mükelleflerin enflasyon
sebebiyle haksız vergilenmesini engellemek amacıyla çıkartılmış ve
VUKnun mükerrer 298. maddesinde düzenlenmiştir. Bu uygulama ile
mükelleflerin aktiflerinde yeralan kıymetlerin cari değerlerine
getirilerek amortisman giderlerinin gerçekçi olması sağlanmaktadır.
Bilindiği üzere
bir sabit kıymet için yeniden değerleme yapıldığında amortisman
yeniden değerlenmiş tutar üzerinden ayrılmakta bu işlemde amortisman
giderlerinin artmasını sağlamaktadır.
Değerleme işlemi
ilgili sabit kıymetin net değerine yeniden değerleme oranının
uygulanması sureti ile yapılır. 2002 yılında uygulanacak olan
değerleme oranı 281 seri numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği
ile % 59 olarak duyurulmuştur.
4369 Sayılı kanun
VUKnun Yeniden Değerlemeye ilişkin hükümlerinde önemli
değişiklikler yapılmıştır. Bunlardan birisi aşağıda açıklayacağımız
özel maliyet bedellerinin yeniden değerleme kapsamına alınmış olması
bir diğeri ise maliyet bedellerine eklenen kredi faizlerinin yeniden
değerleme kapsamından çıkarılmış olmasıdır. Bu bağlamda
aktifleştirilen iktisadi kıymetlerin maliyet bedellerine eklenen
kredi faizleri yeniden değerlemeye tabi tutulmayacak ve ilgili sabit
kıymetin maliyet bedelinden ayrı olarak aktifleştirildikleri değer
üzerinden amortismana tabi tutulacaklardır.
Kayıtlı değeri
100, birikmiş amortismanı 60 olan sabit kıymete ilişkin değerleme ;
Sabit kıymette
meydana gelen değer artışı 100* 0.59 = 59
Birikmiş
amortismanlarda mey gelen değ. artışı 60* 0.59 = 35.4
YDDA fonu (
52.1-31.26 )
= 23.6 ve kayıt
_____________________ / _________________________
250 Sabit
Kıymetler 59
257 Birikmiş Amortismanlar 35.4
522 YDDA fonu
23.6
_____________________ / _________________________
şeklinde
olacaktır.
F. Özel
maliyetlerde amortisman
Özel maliyetler
VUKnun 327. maddesine göre kira süresi içerisinde eşit tutarlarla
itfa edilirler. Ancak kira süresinin bitiminden önce kiralanan
gayrimenkulün boşaltılması halinde kalan özel maliyet bedeli bir
kerede gider kaydedilir.
Kiralama
süresinin belli olmaması halinde ise genel kabul görmüş uygulamaya
göre Özel Maliyet bedeli genel amortisman oranı olan % 20 oranı ile
5 yılda itfa edilir.
4369 sayılı
Kanunun VUK 298/ 1nci maddesinde yaptığı değişiklikle özel maliyet
bedelleri yeniden değerlemeye konu olacak kıymetler arasına dahil
edilmiştir.
11. Banka kredileri
İşletmelerin banka ve kredi kuruluşlarından temin ettikleri
kaynaklar bilançosunun kısa veya uzun vadeli yabancı kaynakları
içinde bu kalemde gösterilmelidir. Banka kredisi borçlarından TL
bedelli olanlar mukayyet değeri ile değerlenir. Döviz bedelli kredi
borçların mukayyet bedeli ise Maliye Bakanlığınca yayımlanmış
(ilgili yabancı paraya ilişkin) döviz alış kuru ile hesaplanacak kur
farkı da dahil edilerek tespit edilir.
A. Kıst dönem
faizi hesaplaması:
Banka kredilerinin dönem sonu değerlemesinde dönem içi en son borç
ödeme tarihinden 31.12.2002 tarihine kadar geçen günler için kredi
kullanım karşılığı olmak üzere kredi faiz oranı kullanılarak
işletmelerce faiz hesaplanıp tahakkuk ettirilmelidir. Ancak tahakkuk
ettirilen bu faizin gider yazılıp yazılamayacağı hususunda vergi
otoriteleri arasında uyuşmazlık ortaya çıkmıştır. Banka kredi
faizlerinin döneme isabet eden kısmının dönem sonlarında tahakkuk
yoluyla gider yazılması uygulaması yaklaşık 50 yıldan bu yana
uygulanmasına rağmen, son bir kaç yılda bu uygulama eleştiri konusu
olmuş ve bu konuyla ilgili tarhiyatlar yargıya intikal etmiştir.
Kurumlar Vergisi
Kanununda bu konuyla ilgili açık bir hüküm olmaması yargıda farklı
kararların oluşmasına neden olmuş, bazı Vergi Mahkemeleri
mükelleflerin bu uygulamasını hukuka uygun bulurken, bazıları da
hukuka aykırı bulmuştur.
Vergi
Mahkemelerince verilen kararların Danıştaya intikalinden sonra da
görüş ayrılıkları devam etmiş, neticede Danıştay dairelerinden
farklı yönde kararlar çıkmıştır.
Mevcut durumda;
Danıştay 4. Dairesi, oy çokluğu ile bu uyuşmazlıkta vergi idaresini
haklı bulurken, Danıştay 3. Daire oybirliği ile mükellefleri haklı
bulmaktadır. İçtihatların bu şekilde farklılaşmış bulunması
nedeniyle kesinleşen birbiriyle zıt kararlar için içtihatların
birleştirilmesi talep edilecektir.
İçtihatın 3.
Daire kararları doğrultusunda birleştirilmesinin hukuka uygun
olacağını düşünmekteyiz. Çünkü; 3. Daire kararlarında; uyuşmazlık
konusu olayda tahakkuk esasının uygulanması gerektiği, kredinin
vadesinin gelmemiş olmasının buna bir engel teşkil etmediği, dönem
sonu itibari ile döneme isabet eden kredi faizi tutarının tam olarak
hesaplanabildiği, bu tutarın gider olarak kayıtlara intikalinin
dönemsellik ilkesi gereği olduğu vurgulanmakta, bu anlamda 50
yıllık uygulamanın hukuka uygun olduğu ifade edilmektedir.
Bu konuyla ilgili
gelişmeleri yine duyuracağız.
B. Kredi
faizlerinin aktifleştirilmesi:
163 seri numaralı
VUK genel tebliğine göre yatırımların finansmanında kullanılan
kredilerle ilgili faizlerin kuruluş dönemine ait olanların sabit
kıymetle birlikte amortisman yoluyla itfa edilmek üzere yatırım
maliyetine eklenmesi gerekmektedir. İşletme dönemine ait olanların
ise ilgili bulundukları yıllarda doğrudan gider yazılması yada
maliyete intikal ettirilerek amortismana tabi tutulması mümkündür.
Diğer bir deyişle, sabit kıymet ediniminde kullanılan kredilerin ilk
yıl faizleri ile yatırım kredilerinin yatırım dönemi faizlerinin
ilgili aktif değerine eklenmesi gerekmektedir. Bu tarihten sonra
ortaya çıkan faizlerin ise maliyetlere eklenmesi ihtiyaridir.
Doğrudan gider kaydı yapılabilir.
163 nolu VUK tebliği uyarınca ihtiyari olarak sabit kıymet
maliyetine eklenmeyerek doğrudan gider yazılan finansman gider ve
maliyetleri gider kısıtlamasına konu olacaktır.
12.
Karşılıklar
İşletmeler
bilanço tarihi itibariyle belirgin olarak ortaya çıkan ancak tutarı
tam olarak kesinleşmeyen veya henüz tahakkuk etmemiş olan borçları
için karşılık ayırabilirler. Bilançonun yabancı kaynakları içinde
gösterilen karşılıklar gerçek bir yabancı kaynağı ifade etmeyip
hesaben yapılan aktarmaları ifade etmektedir.
VUK 287 maddesi
ile gelecek hesap dönemlerine ait olarak peşin tahsil olunan
hasılat ile cari hesap dönemine ait olup henüz ödenmemiş olan
giderlerin mukayyet değerleri üzerinden pasifleştirmek suretiyle
değerleneceği ve VUK 288 maddesi ile de hasıl olan veya husulü
beklenen fakat miktarı katiyetle kestirilemeyen ve teşebbüs için bir
borç mahiyetini arz eden belli bazı zararları karşılamak maksadıyla
hesaben ayrılan meblağlara karşılık dendiği ve karşılıkların
mukayyet değerleriyle pasifleştirmek suretiyle değerleneceği
belirlenmiştir.
İşletmelerde en
çok kullanılan karşılıklar ve işleyileri şu şekildedir:
A. Vergi ve
diğer yasal yükümlülükler karşılıkları:
İşletmelerin cari
dönemde kar elde etmeleri durumunda bu karlar üzerinden izleyen yıl
içinde beyan edilip ödenecek kazanç vergileri için tek düzen hesap
planı uyarınca vergi karşılığı tesis edilmesi ve dönem sonu
bilançosunda (bilanço pasifinde) 370 nolu hesap kullanılarak
gösterilmesi zorunludur. Vergi karşılığının hesaplanmasında kazanç
vergileri üzerinden hesaplanacak stopaj ve fon tutarı dikkate
alınacaktır. Bu vergi kurumlar vergisinin tahakkuk ettirilmesi ile
kapatılır.
Mükellef
tarafından hesaplanacak vergi ve diğer yasal yükümlülükler
karşılıkları mukayyet bedel ile değerlenir ve bu bedelle bilançoya
aktarılır. Cari yıl kazancına mahsuben peşin ödenen vergiler de
bilanço pasifinde, vergi ve diğer yükümlülük karşılıklarının altında
371-Dönem Karının Peşin Ödenen Vergi ve Diğer Yasal Yükümlülükler
hesabında negatif olarak gösterilir. Böylece vergi karşılığı
bilançoya gerçek net değeri ile aktarılmış olur.
Örneğin bir
işletme 2002 yılında 10,000,000,000 TL tutarında mali kar elde etmiş
ve 2,000,000,000 TL tutarında geçici vergi ödemiştir. Bu işletmenin
dönem sonu vergi karşılığı değerleme kaydı şöyledir:
____________________________ / ____________________________
691- Dönem Karı
Vergi ve Diğer Yükümlülükler Karşılıkları
3,300,000,000
370-Dönem Karı Vergi ve Diğer Yasal Yüküm.
Karş. 3,300,000,000
____________________________ / ____________________________
371- Dönem
Karının Peşin Ödenen Vergi ve Diğer Yükümlülükler
2,000,000,000
193- Peşin Ödenen Vergi ve Fonlar
2,000,000,000
____________________________ / ____________________________
İşletmenin
ödediği geçici vergi tutarı, hesaplanacak kazanç vergisinden
fazlaysa kazanç vergisi kadarlık kısmı 371 nolu hesaba
aktarılacaktır. Geriye kalan kısım 193 nolu hesapta bekletilecek ve
bilanço aktifinde varlıklar arasında gösterilecektir.
B. Kıdem
tazminatı karşılığı:
İşletme
tarafından ilgili kanunlarda yer alan esaslara göre kıdem
tazminatlarından dönem içinde ödenmeyen kısım için karşılık ayrılır.
Bu tazminatlardan bilanço tarihi itibariyle bir yıl içinde ödenmesi
öngörülenler kısa vadeli yabancı kaynaklar içinde (372- Kıdem
Tazminatı Karşılığı), daha sonra ödenmesi öngörülenler ise uzun
vadeli yabancı kaynaklar içinde (472- Kıdem Tazminatı Karşılığı)
gösterilir.
İşletmelerde İş Kanununa tabi olarak çalışan personelin hakettiği
kıdem tazminatları için ayrılan karşılıklar vergi kanunlarına göre
kanunen kabul edilmeyen gider niteliğindedir. Kıdem tazminatlarının
kanunen kabul edilir gider niteliği taşıyabilmeleri için fiilen
ödenmeleri gerekmektedir.
C. Maliyet
giderleri karşılığı:
Standart maliyet
yöntemini kullanan işletmelerde fiili maliyet yöntemini kullanan
işletmeler bütün giderlerin fiilen ortaya çıkmasını beklemeden
önceden giderlerini bütçeleyerek üretim maliyetlerini oluşturur.
Bütçeleme işi maliyet gider karşılığı ayrılmak suretiyle yapılır.
Bütçelenen gider fiilen ortaya çıktıkça karşılık hesabı kapatılır.
Bu işlemden amaç üretim giderlerinin üretim dönemi maliyetlerine
intikal etmesini sağlamaktır. Dönem sonu itibariyle bu şekilde
ayrılmış olan maliyet gideri karşılıkları 373 hesap vasıtası ile
mukayyet bedeli ile değerlenerek bilançoya kaydolunur.
D. Personele
ödenecek temüttü karşılıkları:
Dönem sonlarında
personele kardan verilecek paya ilişkin olarak yönetim kurulunun
genel kurula götüreceği teklif kadar bir tutar karşılık yolu ile
gider yazılır.
İzleyen yıl genel
kurulda şayet teklif onaylanırsa, Nisan ayında verilen Kurumlar
Vergisi beyannamesinde, karşılık yolu ile gider olarak dikkate
alınan tutar vergi hesabında da gider olarak dikkate alınır. Ücret
niteliğinde olan bu ödemenin gelir vergisi stopajı, genel kurulun
yapıldığı ay itibari ile yapılmalı ve aynı ayın muhtasar beyannamesi
ile beyan edilmelidir.
Diğer taraftan
genel kurul 30 Nisandan sonra yapılırsa veya 30 Nisandan önce
yapılıp personele temettü dağıtımı onaylanmazsa karşılık ayrılıp
gider yazılan tutar vergi hesabında KKEG olarak dikkate alınmalıdır.
E. Aralık Ayı
Telefon, Su, Elektrik Doğal Gaz Bedelleri Karşılığı:
Dönem sonlarında
bu tutarlar için karşılık ayırmak suretiyle gider yazılabileceği
gibi, fatura tarihinde ait olduğu döneme bakılmaksızın gider
yazılmasında bir sakınca yoktur. Diğer bir deyişle 2003 yılında 2003
tarihli ve 2002 dönemine ait faturalar da gider yazılabilir.
Ancak karşılık
yolu ile giderleştirilecek faturaların KDV hariç tutarları kadar
karşılık ayrılması gerektiği unutulmamalıdır.
13. 2003 yılında gelen geçmiş döneme ilişkin faturalar
2003 yılında
kayıtlara alınan 2002 dönemine ilişkin yurtiçi ve yurtdışı
faturaların muhasebesi ile Kurumlar Vergisi ve Katma Değer Vergisi
uygulamaları şu şekildedir:
Dönemsellik
ilkesi gerek vergi kanunlarımız gerekse muhasebe uygulamaları genel
tebliğlerinde yer almaktadır. Dönemsellik ilkesi uyarınca faaliyet
sonuçları ilgili olduğu dönemde değerlendirilir. Gelir ve giderlerin
tahakkuk esasına göre muhasebeleştirilmesi; hasılat, gelir ve
karların aynı döneme ait maliyet, gider ve zararlarla
karşılaştırılması bu kavramın gereğidir.
1.
Kapanış
işlemleri tamamlanmadan gelen 2003 tarihli 2002 dönemine ilişkin
faturalar:
Bu faturalar yukarıda bahsedilen dönemsellik ilkesi gereği sadece
2002 yılı vergi hesabında gider olarak dikkate alınabileceğinden;
2002 yılı kayıtlarında tahakkuk yolu ile giderleştirilmeli, KDVsi
ise ilgili olduğu 2003 döneminde indirim konusu yapılmalıdır.
2.
Kapanış işlemleri tamamlandıktan sonra gelen 2002 tarihli faturalar:
Bu faturalardan Kurumlar Vergisi Beyannamesi verilene kadar gelenler
yeni hesap dönemi kayıtlarına 681 Geçmiş Dönem Gider ve Zararları
olarak kaydedilmelidir. Bu hesapta Kurumlar Vergisi Beyannamesi
verilene kadar biriken tutarın Kurumlar Vergisi Beyannamesinde
belirtilmek suretiyle matrahtan indirim olarak dikkate alınması
mümkün bulunmaktadır. Bu tutar kayıtlarına alındığı yılın Kurumlar
Vergisi hesabında ise kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate
alınmalıdır.
Söz konusu
faturalardan yurt içi olanlarına ait katma değer vergilerinin ise
yıl sonunda karşılık ayrılmak suretiyle gider olarak dikkate
alınabileceğini düşünüyoruz.
Yurt dışından geç
gelip yukarıda değinildiği şekilde kayıtlara alınacak ve üzerinden
sorumlu sıfatı ile katma değer vergisi beyanı yapılması gereken
faturalarda ise KDV indirimi farklılık arz etmektedir. Sorumlu
sıfatı ile beyan edilen katma değer vergisinin indirimi 2 nolu
katma değer vergisinin verildiği ay itibariyle yapılabilmektedir.
Dolayısıyla bu katma değer vergileri kanunen kabul edilmeyen gider
olarak değil indirilecek KDV olarak dikkate alınabilecektir.
3.
Kapanış işlemleri tamamlandıktan sonra gelen 2003 tarihli 2002
dönemine ilişkin faturalar:
Yukarıda bahsedildiği gibi Kurumlar Vergisi Beyannamesi verilene
kadar gelen faturaların yeni hesap dönemi kayıtlarına 681 Geçmiş
Dönem Gider ve Zararları olarak kaydedilmeli, bu hesapta biriken
tutarlar da Kurumlar Vergisi Beyannamesinde indirim olarak dikkate
alınmalıdır. Yine kayıtlara alındığı yılın beyannamesinde tutar KKEG
olarak dikkate alınacaktır.
14. Finansman gider
kısıtlaması
06.07.1994 tarih
ve 21982 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 4008 sayılı yasa ile
değiştirilen ve 01.01.1996 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe
giren Gelir Vergisi Kanununun 41nci maddesinin 8nci ve Kurumlar
Vergisi Kanununun 15nci maddesinin 13ncü bendinde yer alan
hükümle öngörülen gider kısıtlamasına yönelik açıklamalar, 54 ve 55
seri nolu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğleri ile ilgili Danıştay
Kararları da gözönünde bulundurularak aşağıdaki gibidir.
A. Gider
kısıtlamasına tabi olanlar
Gelir Vergisi Kanununun 41/8 ve Kurumlar Vergisi Kanununun
15/13ncü maddelerinde düzenlenen gider kısıtlaması, aşağıda
belirtilen gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri, hakkında
uygulanacaktır.
|
1.
|
Amortismana
tabi iktisadi kıymetlerini yeniden değerlemeye tabi tutanlar, |
|
2.
|
Vergi Usul
Kanunu hükümlerine göre dönem sonu emtia mevcutlarını son giren
ilk çıkar yöntemine göre değerleyenler, |
|
3.
|
Yeniden
Değerleme ile stok değerlemesinde son giren ilk çıkar yöntemini
birlikte uygulayanlar, |
B. Gider
kısıtlamasına tabi olmayanlar
Aşağıda yazılı gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri hakkında gider
kısıtlaması uygulaması yapılmaz.
|
1.
|
Amortismana
tabi iktisadi kıymetlerini yeniden değerlemeye tabi tutmayanlar
ile dönem sonu emtia mevcutlarının değerlemesini son giren ilk
çıkar yöntemi dışında bir yöntemle değerlendirenler. |
|
|
|
|
2.
|
Amortismana
tabi iktisadi kıymetlerini yeniden değerlemeye tabi tutanlardan
veya dönem sonu emtia mevcutlarını son giren ilk çıkar yöntemine
göre belirlemiş olanlardan; |
|
|
|
|
|
|
a) |
Sanayi
siciline kayıtlı imalatçıların imalat faaliyetlerinde
kullandıkları yabancı kaynaklara ilişkin gider ve maliyet
unsurları ile sınırlı olmak üzere bu imalatçılar, |
|
|
|
|
|
|
b) |
Sanayi
siciline kayıtlı imalatçı olup fason imalat yapanlar ve
yaptıranlar bu imalat faaliyetleri için kullandıkları yabancı
kaynaklara ait gider ve maliyet unsurları için, |
|
|
|
|
|
|
c) |
Bankalar, |
|
|
|
|
|
|
d) |
Sigorta
Şirketleri, |
|
|
|
|
|
|
e) |
Kurumlar
Vergisi Mükellefi olan finans kurumları. |
|
|
|
|
|
16.12.1983
tarih ve 83/7506 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ve bu karara
istinaden Hazine Müsteşarlığınca yayınlanan tebliğlere göre izin
alınarak kurulan özel finans kurumları ile Ödünç Para
Verme İşleri Yasasının 3üncü maddesinde tanımlanan finans
şirketleri ve faktoring şirketleri finans kurumu
olarak kabul edilecektir. |
|
|
|
|
|
Bu cümleden
hareketle, borsa aracı kurumları, menkul kıymet yatırım fonları
ve yatırım ortaklıkları finans kurulu sayılmayacaktır.
Diğer
taraftan Finansal Kiralama Kanunu kapsamında yapılan finansal
kiralamalar nedeniyle ödenen kira bedelleri, finansman gideri
sayılmadığından kısıtlamaya tabi olmayacaktır. Ancak finansal
kiralama şirketlerinin finansman giderleri şartların oluşması
halinde kısıtlamaya tabi olacaktır. |
C. Finansman
gider kısıtlaması oranı
İndirim oranı, Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre o yıl için tespit
edilmiş olan yeniden değerleme oranının, ilgili kuruluşlardan alınan
bilgilere göre Maliye Bakanlığınca o yıl için hesaplanan ortalama
ticari kredi faizi oranına bölünmesi suretiyle bulunur.
Ø
Finansman gider kısıtlaması oranı :
Döneme
ilişkin yeniden değerleme oranı x 0.25
Döneme ilişkin
MB ortalama ticari kredi faizi oranı
D. Gider
kısıtlaması kapsamına giren yabancı kaynaklara ilişkin gider ve
maliyet unsurları:
Mükelleflerin
işletmelerinde kullanmış oldukları yabancı kaynaklara ilişkin
olarak düzenlenen belgelerde ayrıca gösterilmiş olup olmadığına
bakılmaksızın, yabancı kaynağın kullanım süresine bağlı olarak
doğan her türlü;
|
·
|
Faiz, |
|
|
|
|
·
|
Komisyon, |
|
|
|
|
·
|
Vade Farkı, |
|
|
|
|
·
|
Kar Payı, |
|
|
|
|
·
|
Kur Farkı, |
|
|
|
|
·
|
Faktoring
şirketlerine verilen iskonto bedelleri, |
|
|
|
|
·
|
Yukarıda
sayılanlara benzer adlarla yapılan gider ve maliyet unsurları, |
|
|
|
gider kısıtlaması
uygulamasına konu edilecektir.
Ancak, kredi
sözleşmeleri nedeniyle ödenen damga vergisi ile ödenen banka ve
sigorta muameleleri vergisi gibi yabancı kaynağın kullanım süresine
bağlı olmayan gider ve maliyet unsurları gider kısıtlamasına tabi
tutulmayacaktır.
Gider kısıtlaması
kapsamına giren ve yukarıda sayılan gider ve maliyet unsurlarının
düzenlenen belgelerde ayrıca gösterilmiş olması halinde bu tutarlar,
gösterilmemesi halinde ise, alacak ve borç senetlerinin reeskontunda
halen uygulanan % 64 faiz oranı esas alınarak hesaplanan tutar gider
kısıtlamasına esas alınacaktır.
Buna karşın
finansman giderlerinin düzenlenen belgelerde ayrıca gösterilmediği
durumlarda fatura veya benzeri belgenin tanzim tarihinden itibaren
bir aya kadar vadeli işlemlerde, finansman gideri, reeskont faizi
uygulanmak suretiyle ayrıştırılmayacak ve gider kısıtlamasına tabi
tutulmayacaktır.
Ancak yabancı
kaynaklara ilişkin gider veya maliyet unsurlarının düzenlenen
belgelerde ayrıca gösterilmiş olması durumunda vadeye bakılmaksızın
gider kısıtlamasına tabi tutulacaktır.
Finansman gider
kısıtlaması nedeniyle kanunen kabul edilmeyen gider kaydettiğimiz
tutara ait evvelce ödenen ve indirim konusu yapılan katma değer
vergisi düzeltmesi yapılmayacaktır.
E. Finansman
Gider Kısıtlaması kapsamına girmeyen finansman giderleri:
-
Yabancı kaynağın işletmede kullanıldığı sureye bağlı olamayan
gider ve maliyet unsurları (kredi sözleşmeleri nedeniyle ödenen
damga vergisi ve BSMV gibi)
-
Yatırım maliyetine zorunlu yada ihtiyari olarak eklenen
gider ve maliyet unsurları.
-
VUK 275. maddesi gereği imal edilen mamülün maliyetine
eklenen finansman giderleri.
F. Gider
kısıtlaması uygulaması
Gider
yazılamayacak tutar şu şekilde hesaplanacaktır:
Gider
Yazılamayacak Tutar = (Finansman Giderleri x İndirim Oranı) x %25
(Bu oranı Maliye Bakanlığı üç ayda bir açıklamaktadır)
Gider kısıtlaması yukarıda belirtilen formüller yardımı ile
hesaplanırken, kanuni defter kayıtları üzerinde herhangi bir işlem
yapılmaz. Hesaplanan gider miktarı cari dönem gelirine ilişkin
geçici vergi matrahına ve kurumlar vergisi beyannamesinde beyan
edilen kazanca kanunen kabul edilmeyen gider olarak eklenmek
suretiyle vergilendirilir.
Gider kısıtlaması
uygulamasında, finansman giderleri yanında mükellefin finansman
gelirleri de varsa, bu gelirler giderlerden indirildikten sonra
kalan gider üzerinden kısıtlama yapılacağı yönünde Danıştay karar
vermiş ise de, bu karar daha sonra bozulmuş ve karar düzeltilmesi
yoluna gidilmiştir. Ancak karar kısıtlamanın, gelirler düşülmeden
önceki kısmına uygulanacağı şeklinde çıkmıştır. Diğer bir ifade ile,
finansman giderleri ile gelirleri arasında netleştirme işlemi
yapılmadan önce KKEG olacak miktar hesaplanmalıdır. (Danıştay Vergi
Dava Daireleri Genel Kurulunun 12.3.99 tarih, E.No:1998/139 ve
K.No:1999/153 sayılı Kararı uyarınca, işletmede finansman
giderlerinin yanısıra finansman gelirinin bulunması durumunda,
giderden gelirin tenzili suretiyle netleştirme yapmak mümkün
bulunmamaktadır.)
Bu nedenle gider
kısıtlamasında, finansman giderlerinden finansman gelirlerini
indirmeksizin kısıtlama uygulanması unutulmamalıdır.
15.
Götürü gider uygulaması
Gelir Vergisi
Kanununun İndirilecek Giderler başlığı altında yer alan 40/1 inci
maddesinde, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için
yapılan genel giderler düzenlenmiştir. Bu giderlerin VUKnun 227 ve
izleyen maddeleri hükümlerinde belirtilen şekilde tevsiki zorunlu
olup, bu hükümler çerçevesinde tevsik edilemeyen giderlerin ticari
kazancın tespitinde indirim konusu yapılması mümkün değildir.
Ancak, 4108
sayılı Kanunla GVKnun 40/1 inci maddesine eklenen bir fıkra
hükmüyle bazı giderlerin VUKnun ilgili hükümlerine göre tevsik
edilemediği hallerde de ticari kazancın tespitinde indirimi mümkün
olmaktadır. Söz konusu hüküm aşağıdaki gibidir :
İhracat, yurt
dışında inşaat, onarma, montaj ve taşımacılık faaliyetlerinde
bulunan mükellefler, bu bentte yazılı giderlere ilaveten bu
faaliyetlerinden döviz olarak elde ettikleri hasılatın binde beşini
aşmamak şartıyla yurt dışındaki bu işlerle ilgili giderlerine
karşılık olmak üzere götürü olarak hesapladıkları giderleri de
indirebilirler.
Götürü gider
uygulamasından dar mükellefiyet esasında vergilendirilen mükellefler
dahil olmak üzere;
-İhracatçılar,
-Yurt dışında
inşaat, onarma ve montaj faaliyetinde bulunanlar,
-Yurt dışında
taşımacılık faaliyetinde bulunan gelir ve kurumlar vergisi
mükellefleri yararlanabilirler.
Dar mükellefiyete
tabi olanların Türkiye ile yabancı memleketler arasında yaptıkları
ulaştırma işlerinden elde ettikleri kazançlar, Türkiyede elde
edilen hasılata Maliye Bakanlığınca belirlenen ortalama emsal
nispetlerinin uygulanması suretiyle hesaplandığından bunların
vergiye tabi kazançlarının tespitinde ayrıca götürü gider
uygulamasından yararlanmaları söz konusu olmayacaktır.
Azami olarak
götürü gider uygulamasından yararlanılabilecek tutar,
ihracat ve yurtdışında inşaat, onarma, montaj ve taşımacılık
işlerinden döviz olarak elde edilen hasılatın binde beşidir.
Söz konusu dövizlerin kambiyo mevzuatına göre yurda getirilmesi şart
değildir.
Götürü giderin
muhasebeleştirilmesi:Mükellefler
yurtdışındaki işleri ile ilgili olarak yapmış oldukları giderlerden
belgesi temin edilemeyenleri, ilgili faaliyetlerden sağlanan
hasılatın binde 5ini aşmamak şartıyla ticari kazançtan
indirebilmektedirler. Dolayısıyla götürü gider hesaplanabilmesi için
harcamanın yapılmış ve işletmenin mal varlığında bir
azalma meydana gelmiş olması gerekir.
194 no.lu GV
Genel Tebliğinde binde beş götürü gider uygulanabilmesi için,
mükellefçe yurt dışındaki işlerle ilgili olarak
belgelendirilemeyen gider yapılmış olması ve bu giderin ilgili yılda
muhasebeleştirilmiş olması şartı ileri sürülmüştür.
İşletmenin
yurtdışı faaliyetlerine ilişkin olarak yapılan belgesiz giderlerin
Tekdüzen Muhasebe Sisteminde ilgili gider hesaplarında izlenmesi ve
geçici vergi dönemlerinde ve dönem sonlarında 690 Dönem Kar-Zarar
hesabına aktarılması gerekir. Belgesiz olarak yapılan giderlerin
azami götürü gider tutarını aşan kısmı ise kanunen kabul edilmeyen
gider olarak Tekdüzen Muhasebe Sistemine göre belirlenen ticari kara
ilave edilecektir. Dolayısıyla, belgesiz giderlere karşılık olmak
üzere götürü olarak hesaplanan giderler, ticari kara eklenmemiş
olduğundan vergi matrahına da dahil edilmemiş olacaktır.
16.
Kapanış işlemleri
Maliyet hesaplarının gelir tablosu hesaplarına aktarılması
Maliyet
hesaplarında bulunan giderler hesap dönemi sonunda yansıtma
hesapları yolu ile ilgili gelir tablosu hesaplarına yansıtılır.
|
Maliyet
Hesapları |
Bilanço ve
Sonuç Hesapları |
|
Gider
Hesapları |
Yansıtma
Hesapları |
Bilanço ve
Sonuç Hes. |
|
|
|
|
|
710- Direkt
İlk Madde ve Malzeme Giderleri
720- Direkt
İşçilik Giderleri
730- Genel
Üretim Giderleri |
711- Direkt
İlk Madde ve Malz. Giderleri Yansıtma Hesabı
721- Direkt
İşçilik Giderleri Yansıtma Hesabı
731- Genel
Üretim Giderleri Yansıtma Hesabı |
151- Yarı
Mamüller Üretim Hesabı
152-
Mamüller |
|
|
|
|
|
740- Hizmet
Üretim Maliyeti |
741- Hizmet
Üretim Maliyeti Yansıtma Hesabı |
622-
Satılan Hizmet Maliyeti
170- Yıll.
Yay.İnşaat ve Onarım Maliyetleri |
|
|
|
|
|
750-
Araştırma ve Geliştirme Giderleri |
751-
Araştırma ve Geliştirme Giderleri Yansıtma Hesabı |
630-
Araştırma ve Geliştirme Giderleri |
|
|
|
|
|
760-
Pazarlama, Satış ve Dağıtım Giderleri |
|
631-
Pazarlama, Satış ve Dağıtım Giderleri |
|
|
|
|
|
770- Genel
Yönetim Giderleri |
771- Genel
Yönetim Giderleri Yansıtma Hesabı |
632- Genel
Yönetim Giderleri |
|
|
|
|
|
780-
Finansman Giderleri |
781-
Finansman Giderleri Yansıtma Hesabı |
660- Kısa
Vadeli Borçlanma Giderleri
661- Uzun
Vadeli Borçlanma Giderleri |
Yansıtma işlemi
bittikten sonra maliyet hesapları ve ilgili yansıtma hesapları ters
kayıtla kapatılır.
Gelir tablosu hesaplarının kapatılması:
Yansıtmalar
yapıldıktan sonra gelir tablosu hesaplarının bakiyesi ters kayıt
verilerek aşağıdaki fiş kesilir ve fişin sonucunda gelirler fazla
ise kar, giderler fazla ise zarar çıkar ve sonuç 690 Dönem Karı veya
Zararı Hesabına kaydedilerek fiş kapatılır. Kar çıkarsa 690 Hesaba
alacak, zarar çıkarsa 690 hesaba borç kaydı verilir. Aşağıdaki
kapama fişi haricinde 690 hesaba hiçbir şekilde gelir artırıcı ya da
azaltıcı kayıt girilemez. Eğer böyle bir kayıt yapılırsa beyannameye
eklenecek gelir tablosunda rakamların dip toplamı alındığında
muhasebedeki 690 hesap bakiyesi ile tutarsızlık yaşanır.
_______________
31.12.2002 _______________
600 Yurtiçi
Satışlar
601 Yurtdışı
Satışlar
602 Diğer
Gelirler
610 Satıştan İadeler
611 Satış İskontoları
612 Diğer İndirimler
620 Satılan Mamul Maliyeti
621 Satılan Ticari Mal Maliyeti
622 Satılan Hizmet Maliyeti
623 Diğer Satışları Maliyeti
630 Araştırma ve Geliştirme Giderleri
631 Pazarlama S. Giderleri
632 Genel Yönetim Giderleri
640 İştiraklerden
Temettü Gelirleri
641 Bağlı
Ortaklıklardan Temettü Gelirleri
642 Faiz
Gelirleri
643 Komisyon
Gelirleri
644 Konusu
Kalmayan Karşılıklar
645 Menkul Kıymet
Satış Karları
646 Kambiyo
Karları
647 Reeskont Faiz
Gelirleri
648 Borsa Değer
Artış Karları
649 Diğer Olağan
Gelir ve Karlar
653 Komisyon Giderleri
654 Karşılık Giderleri
655 Menkul Kıymet Satış Zararları
656 Kambiyo Zararları
657 Reeskont Faiz Gideri
658 Borsa Değer Azalış Zararları
659 Diğer Olağan Giderler
660 Kısa Vadeli Borçlanma Gideri
661 Uzun Vadeli Borçlanma Gideri
679 Olağan Dışı
Gelir
689 Olağan Dışı Giderler
690 Dönem Karı (Zararı)
_______________ /
_______________
Dönem karı
üzerinden mevzuat gereği hesaplanacak vergiler için aşağıdaki kayıt
yapılır:
_______________ /
_______________
691 Dönem K.
Vergi ve yasal yük.
370 Dönem K.Vergi veY.Y.Karşılığı
_______________ /
_______________
Dönem net karına
ulaşmak için aşağıdaki kayıt yapılır:
_______________ /
_______________
690 Dönem Karı
691 Dönem K.Vergi ve Y.Yük.
692 Dönem Net Karı
_______________ /
_______________
Dönem net karı
aşağıdaki muhasebe kaydı ile bilançoya taşınır ve böylece gelir
tablosu kapatılmış olur.
_______________ /
_______________
692 Dönem Net
Karı
590 Dönem Net Karı
_______________ /
_______________