8051
d. Ayırt etme gücü
Madde 13-
Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı,
sarhoşluk ya da bunlara benzer
sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun
olmayan herkes, bu Kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.
III. Fiil ehliyetsizliği
1. Genel olarak
Madde 14-
Ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil
ehliyeti yoktur.
2. Ayırt etme gücünün bulunmaması
Madde 15-
Kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme
gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukukî sonuç doğurmaz.
3. Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve
kısıtlılar
Madde 16-
Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal
temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına
giremezler. Karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı
hakları kullanmada bu rıza gerekli değildir.
Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar haksız fiillerinden
sorumludurlar.
IV. Hısımlık
1. Kan hısımlığı
Madde 17-
Kan hısımlığının derecesi, hısımları birbirine bağlayan doğum
sayısıyla belli olur.
Biri diğerinden gelen kişiler arasında üstsoy-altsoy hısımlığı;
biri diğerinden gelmeyip de, ortak bir kökten gelen kişiler arasında
yansoy hısımlığı vardır.
2. Kayın hısımlığı
Madde 18-
Eşlerden biri ile diğer eşin kan hısımları, aynı tür ve dereceden
kayın hısımları olur.
Kayın hısımlığı, kendisini meydana getiren evliliğin sona ermesiyle
ortadan kalkmaz.
V. Yerleşim yeri
1. Tanım
Madde 19-
Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir.
Bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yeri olamaz.
Bu kural ticarî ve sınaî kuruluşlar hakkında uygulanmaz.
2. Yerleşim yerinin değiştirilmesi ve
oturma yeri
Madde 20-
Bir yerleşim yerinin değiştirilmesi yenisinin edinilmesine bağlıdır.
Önceki yerleşim yeri belli olmayan veya yabancı ülkedeki yerleşim
yerini bıraktığı hâlde Türkiye'de henüz bir yerleşim yeri edinmemiş
olan kimsenin hâlen oturduğu yer, yerleşim yeri sayılır.
3. Yasal yerleşim yeri
Madde 21-
Velâyet altında bulunan çocuğun yerleşim yeri, ana ve babasının; ana
ve babanın ortak yerleşim yeri yoksa, çocuğun kendisine bırakıldığı
ana veya babanın yerleşim yeridir. Diğer hâllerde çocuğun oturma
yeri, onun yerleşim yeri sayılır.
Vesayet altındaki kişilerin yerleşim yeri, bağlı oldukları vesayet
makamının bulunduğu yerdir.
Sayfa 3
8052
4. Kurumlarda bulunma
Madde 22-
Bir öğretim kurumuna devam etmek için bir yerde bulunma
ya da eğitim, sağlık, bakım veya ceza
kurumuna konulma, yeni yerleşim yeri edinme sonucunu doğurmaz.
B. Kişiliğin korunması
I. Vazgeçme ve aşırı sınırlamaya karşı
Madde 23-
Kimse, hak ve fiil ehliyetlerinden kısmen de olsa vazgeçemez.
Kimse özgürlüklerinden vazgeçemez veya onları hukuka
ya da ahlâka aykırı olarak sınırlayamaz.
Yazılı rıza üzerine insan kökenli biyolojik Maddelerin alınması,
aşılanması ve nakli mümkündür. Ancak, biyolojik Madde verme borcu
altına girmiş olandan edimini yerine getirmesi istenemez; maddî ve
manevî tazminat isteminde bulunulamaz.
II. Saldırıya karşı
1. İlke
Madde 24-
Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden,
saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir.
Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel
veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği
yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça,
kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.
2. Davalar
Madde 25-
Davacı, hâkimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan
saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden
saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir.
Davacı bunlarla birlikte, düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere
bildirilmesi ya da yayımlanması
isteminde de bulunabilir.
Davacının, maddî ve manevî tazminat istemleri ile hukuka aykırı
saldırı dolayısıyla elde edilmiş olan kazancın vekâletsiz iş görme
hükümlerine göre kendisine verilmesine ilişkin istemde bulunma
hakkı saklıdır.
Manevî tazminat istemi, karşı tarafça kabul edilmiş olmadıkça
devredilemez; mirasbırakan tarafından
ileri sürülmüş olmadıkça mirasçılara geçmez.
Davacı, kişilik haklarının korunması için kendi yerleşim yeri veya
davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilir.
III. Ad üzerindeki hak
1. Adın korunması
Madde 26-
Adının kullanılması çekişmeli olan kişi, hakkının tespitini dava
edebilir.
Adı haksız olarak kullanılan kişi buna son verilmesini; haksız
kullanan kusurlu ise ayrıca maddî zararının giderilmesini ve
uğradığı haksızlığın niteliği gerektiriyorsa manevî tazminat
ödenmesini isteyebilir.
2. Adın değiştirilmesi
Madde 27-
Adın değiştirilmesi, ancak haklı sebeplere dayanılarak hâkimden
istenebilir.
Adın değiştirildiği nüfus siciline kayıt ve ilân olunur.
Ad değişmekle kişisel durum değişmez.
Sayfa 4
8053
Adın değiştirilmesinden zarar gören kimse, bunu öğrendiği günden
başlayarak bir yıl içinde değiştirme kararının kaldırılmasını dava
edebilir.
C. Kişiliğin başlangıcı ve sonu
I. Doğum ve ölüm
Madde 28-
Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle
sona erer.
Çocuk hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla, ana rahmine düştüğü
andan başlayarak elde eder.
II. Sağ olmanın ve ölümün ispatı
1. İspat yükü
Madde 29-
Bir hakkın kullanılması için bir kimsenin sağ veya ölü olduğunu
veya belirli bir zamanda ya da başka bir
kimsenin ölümünde sağ bulunduğunu ileri süren kimse, iddiasını ispat
etmek zorundadır.
Birden fazla kişiden hangisinin önce veya sonra öldüğü ispat
edilemezse, hepsi aynı anda ölmüş sayılır.
2. İspat araçları
a. Genel olarak
Madde 30-
Doğum ve ölüm, nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat olunur.
Nüfus sicilinde bir kayıt yoksa veya bulunan kaydın doğru olmadığı
anlaşılırsa, gerçek durum her türlü kanıtla ispat edilebilir.
b. Ölüm karinesi
Madde 31-
Bir kimse, ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumlar içinde
kaybolursa, cesedi bulunamamış olsa bile gerçekten ölmüş sayılır.
III. Gaiplik kararı
1. Genel olarak
Madde 32-
Ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun zamandan beri
haber alınamayan bir kimsenin ölümü hakkında kuvvetli olasılık
varsa, hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine mahkeme bu
kişinin gaipliğine karar verebilir.
Yetkili mahkeme, kişinin Türkiye'deki son yerleşim yeri; eğer
Türkiye'de hiç yerleşmemişse nüfus sicilinde kayıtlı olduğu yer;
böyle bir kayıt da yoksa anasının veya babasının kayıtlı bulunduğu
yer mahkemesidir.
2. Yargılama usulü
Madde 33-
Gaiplik kararının istenebilmesi için, ölüm tehlikesinin üzerinden en
az bir yıl veya son haber tarihinin üzerinden en az beş yıl geçmiş
olması gerekir.
Mahkeme, gaipliğine karar verilecek kişi hakkında bilgisi bulunan
kimseleri, belirli bir sürede bilgi vermeleri için usulüne göre
yapılan ilânla çağırır.
Bu süre, ilk ilânın yapıldığı günden başlayarak en az altı aydır.
3. İstemin düşmesi
Madde 34-
Gaipliğine karar verilecek kişi, ilân süresi dolmadan ortaya çıkar
veya kendisinden haber alınırsa ya da
öldüğü tarih tespit edilirse gaiplik istemi düşer.
Sayfa 5
8054
4. Hükmü
Madde 35-
İlândan sonuç alınamazsa, mahkeme gaipliğe karar verir ve ölüme
bağlı haklar, aynen gaibin ölümü ispatlanmış gibi kullanılır.
Gaiplik kararı ölüm tehlikesinin gerçekleştiği veya son haberin
alındığı günden başlayarak hüküm doğurur.
İKİNCİ BÖLÜM
KİŞİSEL DURUM SİCİLİ
A. Genel olarak
I. Sicil
Madde 36-
Kişisel durum, bu amaçla tutulan resmî sicille belirlenir.
Bu sicilin tutulmasına ve zorunlu bildirimlerin yapılmasına ilişkin
esaslar, ilgili kanunda gösterilir.
II. Görevliler
Madde 37-
Kişisel durum sicili, Devletçe atanan memurlar tarafından tutulur.
Sicil kayıtlarını tutmak ve örnek vermek bu memurların görevidir.
Yabancı memleketlerdeki Türkiye temsilcilerine, Dışişleri
Bakanlığının önerisi, İçişleri Bakanlığının katılması ve
Başbakanlığın onayı ile nüfus memurluğu yetkisi verilebilir.
III. Sorumluluk
Madde 38-
Kişisel durum sicilinin tutulmasından doğan zararlar, kusurlu memura
rücu edilmek kaydıyla, Devletçe tazmin
edilir.
Tazminat ve rücu davaları, kişisel durum
sicilinin tutulduğu yer mahkemesinde açılır.
IV. Düzeltme
1. Genel olarak
Madde 39-
Mahkeme kararı olmadıkça, kişisel durum sicilinin hiçbir kaydında
düzeltme yapılamaz.
2.
Cinsiyet değişikliğinde
Madde 40-
Cinsiyetini değiştirmek isteyen kimse, şahsen başvuruda bulunarak
mahkemece cinsiyet değişikliğine izin verilmesini isteyebilir.
Ancak, iznin verilebilmesi için, istem sahibinin
onsekiz yaşını doldurmuş bulunması ve
evli olmaması; ayrıca transseksüel yapıda olup, cinsiyet
değişikliğinin ruh sağlığı açısından zorunluluğunu ve üreme
yeteneğinden sürekli biçimde yoksun bulunduğunu bir eğitim ve
araştırma hastanesinden alınacak resmî sağlık kurulu raporuyla
belgelemesi şarttır.
Verilen izne bağlı olarak amaç ve tıbbî yöntemlere uygun bir
cinsiyet değiştirme ameliyatı gerçekleştirildiğinin resmî sağlık
kurulu raporuyla doğrulanması hâlinde, mahkemece nüfus sicilinde
gerekli düzeltmenin yapılmasına karar verilir.
B. Doğum kütüğü
I. Bildirme
Madde 41-
Doğumlara ilişkin bildirimler ve kimliği bilinmeyen bulunmuş
çocuklar hakkındaki işlemler ilgili kanun hükümlerine göre yapılır.
Sayfa 6
8055
II. Doğum kütüğünde değişiklikler
Madde 42-
Kişisel durumdaki değişiklikler, özellikle evlilik dışı bir çocuğun
tanınması veya hâkimin babalığa karar vermesi,
soybağının düzeltilmesi, evlât edinme ya
da bulunmuş bir çocuğun soybağının belli
olması, ilgili kanun hükümlerine göre kütüğe işlenir.
C. Ölüm kütüğü
I. Ölümün bildirilmesi
Madde 43-
Ölümlere ilişkin bildirimler ilgili kanun hükümlerine göre yapılır.
II. Cesedi bulunamayan kişi
Madde 44-
Bir kimse, ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumlar içinde
ortadan kaybolursa cesedi bulunamamış olsa bile, o yerin en büyük
mülkî amirinin emriyle kütüğe ölü kaydı düşürülür.
Bununla birlikte her ilgili, bu kişinin ölü veya sağ olduğunun
mahkemece tespitini dava edebilir.
III. Gaiplik kararı
Madde 45-
Gaiplik kararı, hâkimin bildirmesi üzerine, ölüm kütüğüne
kaydolunur.
IV. Değişikliklerin kütüğe geçirilmesi
Madde 46-
Tescile esas olan bir bildirimin doğru olmadığının tespit edilmesi
veya kime ait olduğu bilinmeyen cesedin kimliğinin belli olması
ya da gaiplik kararının kaldırılması
sebepleriyle zorunlu olan değişiklikler, ilgilinin kütükteki
kaydının düşünceler sütununa yazılarak yapılır.
İKİNCİ KISIM
TÜZEL KİŞİLER
BİRİNCİ BÖLÜM
GENEL HÜKÜMLER
A. Tüzel kişilik
Madde 47-
Başlıbaşına bir varlığı olmak üzere
örgütlenmiş kişi toplulukları ve belli bir amaca özgülenmiş olan
bağımsız mal toplulukları, kendileri ile ilgili özel hükümler
uyarınca tüzel kişilik kazanırlar.
Amacı hukuka veya ahlâka aykırı olan kişi ve mal toplulukları tüzel
kişilik kazanamaz.
B. Hak ehliyeti
Madde 48-
Tüzel kişiler, cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış gereği insana özgü
niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ve borçlara
ehildirler.
C. Fiil ehliyeti
I. Koşulu
Madde 49-
Tüzel kişiler, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara
sahip olmakla, fiil ehliyetini kazanırlar.
II. Kullanılması
Madde 50-
Tüzel kişinin iradesi, organları aracılığıyla açıklanır.
Sayfa 7
8056
Organlar, hukukî işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi
borç altına sokarlar.
Organlar, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak
sorumludurlar.
D. Yerleşim yeri
Madde 51-
Tüzel kişinin yerleşim yeri, kuruluş belgesinde başka bir hüküm
bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yerdir.
E. Kişiliğin sona ermesi
I. Sınırlı devam etme
Madde 52-
Sona eren tüzel kişinin kişiliği, ehliyeti tasfiye amacıyla sınırlı
olmak üzere tasfiye sırasında da devam eder.
II. Malvarlığının tasfiyesi
Madde 53-
Tüzel kişinin malvarlığının tasfiyesi, kanunda ve kuruluş belgesinde
aksine hüküm bulunmadıkça, terekenin resmî tasfiyesine ilişkin
hükümlere göre yapılır.
III. Malvarlığının özgülenmesi
Madde 54-
Tüzel kişinin malvarlığı, kanunda veya kuruluş belgesinde başka bir
hüküm bulunmadıkça ya da yetkili organı
başka türlü karar vermedikçe, en yakın amacı güden kamu kurum veya
kuruluşuna geçer.
Bu malvarlığı olanak ölçüsünde daha önce özgülendiği amaç için
kullanılır.
Hukuka veya ahlâka aykırı amaç güttüğü için kişiliği mahkeme
kararıyla sona eren tüzel kişinin malvarlığı her hâlde ilgili kamu
kuruluşuna geçer.
F. Saklı hükümler
Madde 55-
Kamu tüzel kişileri ile ticaret şirketleri hakkındaki kanun
hükümleri saklıdır.
İKİNCİ BÖLÜM
DERNEKLER
A. Kuruluşu
I. Tanımı
Madde 56-
Dernekler, gerçek veya tüzel en az yedi kişinin kazanç paylaşma
dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, bilgi ve
çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları,
tüzel kişiliğe sahip kişi topluluklarıdır.(1)
Hukuka veya ahlâka aykırı amaçlarla dernek kurulamaz.
II. Dernek kurma hakkı
Madde 57-
Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma hakkına sahiptir.
Dernek kurucularının fiil ehliyetine sahip olması gerekir.
III. Tüzük
Madde 58-
Her derneğin bir tüzüğü bulunur.
Dernek tüzüğünde derneğin adı, amacı, (...)(2) gelir
kaynakları, üyelik koşulları, organları ve örgütü ile geçici yönetim
kurulunun gösterilmesi zorunludur.
Dernek tüzüğü, kanunun emredici hükümlerine aykırı olamaz.
Dernek tüzüğünde düzenlenmemiş konularda kanun hükümleri
uygulanır.
___________________
(1) Bu fıkrada geçen en az yedi
gerçek kişinin ibaresi, 30/7/2003 tarihli ve 4963 sayılı Kanunun 31
inci maddesiyle gerçek veya tüzel en az yedi kişinin olarak
değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
(2) Bu arada yer alan,yerleşim yeri,
kurucuları ibaresi, 4/11/2004 tarihli ve 5253 sayılı Kanunun 38
inci maddesiyle madde metninden çıkarılmıştır.
Sayfa 8
8057
IV. Tüzel kişiliğin kazanılması
1. Kazanma anı
Madde 59-
Dernekler, kuruluş bildirimini, dernek tüzüğünü ve gerekli belgeleri
yerleşim yerinin bulunduğu yerin en büyük mülkî amirine verdikleri
anda tüzel kişilik kazanırlar.
Kuruluş bildiriminin içeriği ve gerekli belgelerin nelerden ibaret
olduğu, yönetmelikte gösterilir.
2. İnceleme
Madde 60-
Kuruluş bildirimi ve belgelerin doğruluğu ile dernek tüzüğü, en
büyük mülkî amir tarafından altmış gün içinde dosya üzerinden
incelenir.
Kuruluş bildiriminde, tüzükte ve kurucuların hukukî durumlarında
kanuna aykırılık veya noksanlık tespit edildiği takdirde bunların
giderilmesi veya tamamlanması derhâl kuruculardan istenir. Bu
istemin tebliğinden başlayarak otuz gün içinde belirtilen noksanlık
tamamlanmaz ve kanuna aykırılık giderilmezse; en büyük mülkî amir,
yetkili asliye hukuk mahkemesinde derneğin feshi konusunda dava
açması için durumu Cumhuriyet savcılığına bildirir. Cumhuriyet
savcısı mahkemeden derneğin faaliyetinin durdurulmasına karar
verilmesini de isteyebilir.
Kuruluş bildiriminde, tüzükte ve belgelerde kanuna aykırılık veya
noksanlık bulunmaz ya da bu aykırılık
veya noksanlık belirli sürede giderilmiş bulunursa; keyfiyet derhâl
derneğe yazıyla bildirilir ve dernek, dernekler kütüğüne kaydedilir.
3. Dernek tüzüğünün ilânı
Madde 61-
(Mülga: 4/11/2004-5253/38 md.)
4. İlk genel kurul toplantısı
Madde 62-
(Değişik: 4/11/2004-5253/38 md.)
Dernekler, 60
ıncı maddenin son fıkrası gereğince
yapılan yazılı bildirimi izleyen altı ay içinde ilk genel kurul
toplantılarını yapmak ve zorunlu organlarını oluşturmakla
yükümlüdürler.
B. Üyelik
I. Kazanılması
1. Kural
Madde 63-
Hiç kimse, bir derneğe üye olmaya ve hiçbir dernek de üye kabul
etmeye zorlanamaz.
2. Koşulları
Madde 64-
Fiil ehliyetine sahip bulunan her gerçek kişi ile tüzel kişiler,
derneklere üye olma hakkına sahiptir.(1)
Yazılı olarak yapılacak üyelik başvurusu, (...)(2) dernek
yönetim kurulunca en çok otuz gün içinde karara bağlanır ve sonuç
yazıyla başvuru sahibine bildirilir. Başvurusu kabul edilen üye, bu
amaçla tutulacak deftere kaydedilir.
II. Sona ermesi
1. Kendiliğinden
Madde 65-
Üyelik için kanunda veya tüzükte aranılan nitelikleri sonradan
kaybedenlerin dernek üyeliği kendiliğinden sona erer.
2. Çıkma ile
Madde 66-
Hiç kimse, dernekte üye kalmaya zorlanamaz. Her üye (...)(1)
yazılı olarak bildirmek kaydıyla, dernekten çıkma hakkına sahiptir.
__________________
(1) 30/7/2003 tarihli ve 4963 sayılı Kanunun 32
nci maddesiyle, 64 üncü maddenin birinci fıkrasında yer alan
"gerçek kişi" ibaresinden sonra gelmek üzere "ile tüzel kişiler"
ibaresi eklenmiş; 33 üncü maddesiyle, 66 ncı
maddesinde yer alan "altı ay önceden" ibaresi madde metninden
çıkarılmıştır.
(2) Bu arada yer alan,tüzükte başkaca bir düzenleme yoksa,
ibaresi, 4/11/2004 tarihli ve 5253 sayılı Kanunun 38 inci maddesiyle
madde metninden çıkarılmıştır.
Sayfa 9
8058
3. Çıkarılma ile
Madde 67-
Tüzükte üyelerin çıkarılma sebepleri gösterilebilir.
Tüzükte çıkarma sebepleri gösterilmişse, çıkarma kararına bu
sebeplerin haklı sayılamayacağı iddiasıyla itiraz edilemez.
Tüzükte çıkarma düzenlenmemişse üye, ancak haklı sebeple
çıkarılabilir. Bu çıkarma kararına, haklı sebep bulunmadığı ileri
sürülerek itiraz edilebilir.
III. Kapsamı
1. Üyelerin hakları
a. Eşitlik ilkesi
Madde 68-
Dernek üyeleri eşit haklara sahiptirler. Dernek, üyeleri arasında
dil, ırk, renk, cinsiyet, din ve mezhep, aile, zümre ve sınıf farkı
gözetemez; eşitliği bozan veya bazı üyelere bu sebeplerle ayrıcalık
tanıyan uygulamalar yapamaz.
Her üyenin, derneğin faaliyetlerine ve yönetimine katılma hakkı
vardır.
Dernekten çıkan veya çıkarılan üye, dernek malvarlığında hak iddia
edemez.
b. Oy hakkı
Madde 69-
Her üyenin genel kurulda bir oy hakkı vardır; üye, oyunu şahsen
kullanmak zorundadır.
Onursal üyelerin oy hakkı yoktur.
2. Üyelerin yükümlülükleri
a. Ödenti verme borcu
Madde 70-
Üyelerin ödenti verme borcu tüzükle düzenlenir. Tüzükte düzenleme
yoksa üyeler, dernek amacının gerçekleşmesi ve borçlarının
karşılanması için zorunlu ödentilere eşit olarak katılırlar.
Dernekten çıkan veya çıkarılan üye, üyelikte bulunduğu sürenin
ödentisini vermek zorundadır.
Onursal üyeler ödenti vermek zorunda değildir.
b. Diğer yükümlülükler
Madde 71-
Üyeler, dernek düzenine uymak ve derneğe sadakat göstermekle
yükümlüdürler.
Her üye, derneğin amacına uygun davranmak, özellikle amacın
gerçekleşmesini güçleştirici veya engelleyici davranışlardan
kaçınmakla yükümlüdür.
C. Organlar
I. Genel olarak
Madde 72-
Derneğin zorunlu organları, genel kurul, yönetim kurulu ve denetim
kuruludur.
Dernekler zorunlu organları dışında başka organlar da
oluşturabilirler. Ancak, bu organlara zorunlu organların görev,
yetki ve sorumlulukları devredilemez.
Sayfa 10
8059
II. Genel kurul
1. Niteliği ve oluşumu
Madde 73-
Genel kurul, derneğin en yetkili karar organı olup; derneğe kayıtlı
üyelerden oluşur.
2.Toplanması
a. Olağan toplantı
Madde 74-
Genel kurul, tüzükte belirtilen zamanda yönetim kurulunun çağrısı
üzerine toplanır.
(Değişik ikinci fıkra: 4/11/2004-5253/38 md.)
Olağan genel kurul toplantılarının en geç
üç yılda bir yapılması zorunludur.
b. Olağanüstü toplantı
Madde 75-
Genel kurul, yönetim veya denetim kurulunun gerekli gördüğü hâllerde
veya dernek üyelerinden beşte birinin yazılı başvurusu üzerine,
yönetim kurulunca olağanüstü toplantıya çağrılır.
Yönetim kurulu, genel kurulu toplantıya çağırmazsa; üyelerden
birinin başvurusu üzerine, sulh hâkimi, üç üyeyi genel kurulu
toplantıya çağırmakla görevlendirir.
c. Toplantısız veya çağrısız alınan
kararlar
Madde 76-
Bütün üyelerin bir araya gelmeksizin yazılı katılımıyla alınan
kararlar ile dernek üyelerinin tamamının kanunda yazılı çağrı
usulüne uymaksızın bir araya gelerek aldığı kararlar geçerlidir.
Bu şekilde karar alınması olağan toplantı yerine
geçmez.
3. Toplantıya çağrı
Madde 77-
Genel kurul, yönetim kurulunca, en az onbeş
gün önceden toplantıya çağrılır. Bu amaçla toplantının günü, saati,
yeri ve gündemi, (...)(1) bildirilir.
Toplantıya çağrı usulü ve toplantının ertelenmesine ilişkin konular,
yönetmelikle düzenlenir.
4. Toplantı yeri ve toplantı yeter
sayısı
Madde 78-
Genel kurul toplantıları, tüzükte aksine hüküm olmadıkça, dernek
merkezinin bulunduğu yerde yapılır.
Genel kurul, katılma hakkı bulunan üyelerin salt çoğunluğunun, tüzük
değişikliği ve derneğin feshi hâllerinde üçte ikisinin katılımıyla
toplanır; çoğunluğun sağlanamaması sebebiyle toplantının ertelenmesi
durumunda ikinci toplantıda çoğunluk aranmaz. Ancak, bu toplantıya
katılan üye sayısı, yönetim ve denetim kurulları üye tam sayısının
iki katından az olamaz.
Genel kurul toplantısı, bir defadan fazla geri bırakılamaz.
5. Toplantı usulü
Madde 79-
Genel kurul toplantısının açılışından sonra, toplantıyı yönetmek
üzere, bir başkan ve yeteri kadar başkan vekili ile yazman seçilir.
Genel kurul toplantısında yalnız gündemde yer alan Maddeler
görüşülür. Ancak, toplantıda hazır bulunan üyelerin en az onda biri
tarafından görüşülmesi yazılı olarak istenen konuların gündeme
alınması zorunludur.
(Mülga üçüncü fıkra:
4/11/2004-5253/38 md.)
__________________
(1) Bu arada yer alan yerel bir
gazete ile ilân edilir ve aynı zamanda üyelere bir yazıyla
şeklindeki ibare, (4/11/2004 tarihli ve 5253 sayılı Kanunun 38 inci
maddesinde yerel bir gazete ile ilân edilir ve aynı zamanda bir
yazıyla... madde metninden çıkarılmıştır.) hükmüne istinaden madde
metninden çıkarılmıştır.
Sayfa 11
8060
6. Genel kurulun görev ve yetkileri
Madde 80-
Genel kurul, üyeliğe kabul ve üyelikten çıkarma hakkında son kararı
verir; dernek organlarını seçer ve derneğin diğer bir organına
verilmemiş olan işleri görür.
Genel kurul, derneğin diğer organlarını denetler ve onları haklı
sebeplerle her zaman görevden alabilir.
7. Genel kurul kararları
a. Karar yeter sayısı
Madde 81-
Genel kurul kararları, toplantıya katılan üyelerin salt çoğunluğuyla
alınır. Şu kadar ki, tüzük değişikliği ve derneğin feshi kararları,
ancak toplantıya katılan üyelerin üçte iki çoğunluğuyla alınabilir.
b. Oy hakkından yoksunluk
Madde 82-
Hiçbir dernek üyesi, dernek ile kendisi, eşi, üstsoyu ve altsoyu
arasındaki bir hukukî işlem veya uyuşmazlık konusunda alınması
gereken kararlarda oy kullanamaz.
(Ek fıkra: 30/7/2003-4963/34 md.)
Tüzel kişi adına
oy kullanacak kişi hakkında da yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.
c. Kararın iptali
Madde 83-
Toplantıda hazır bulunan ve kanuna veya tüzüğe aykırı olarak alınan
genel kurul kararlarına katılmayan her üye, karar tarihinden
başlayarak bir ay içinde; toplantıda hazır bulunmayan her üye kararı
öğrenmesinden başlayarak bir ay içinde ve her hâlde karar tarihinden
başlayarak üç ay içinde mahkemeye başvurmak suretiyle kararın
iptalini isteyebilir.
Diğer organların kararlarına karşı, dernek içi denetim yolları
tüketilmedikçe iptal davası açılamaz.
Genel kurul kararlarının yok veya mutlak butlanla hükümsüz sayıldığı
durumlar saklıdır.
III. Yönetim kurulu
1. Oluşumu
Madde 84-
Yönetim kurulu, beş asıl ve beş yedek üyeden az olmamak üzere dernek
tüzüğünde belirtilen sayıda üyeden oluşur.
Yönetim kurulu üye sayısı, boşalmalar sebebiyle üye tamsayısının
yarısının altına düşerse; genel kurul, kalan yönetim kurulu üyeleri
veya denetim kurulu tarafından bir ay içinde toplantıya çağrılır.
Çağrı yapılmazsa, üyelerden birinin istemi üzerine, sulh hâkimi, üç
üyeyi genel kurulu toplantıya çağırmakla görevlendirir.
2. Görevleri
Madde 85-
Yönetim kurulu, derneğin yürütme ve temsil organıdır; bu görevini
kanuna ve dernek tüzüğüne uygun olarak yerine getirir.
Temsil görevi, yönetim kurulunca, üyelerden birine veya bir üçüncü
kişiye verilebilir.
IV. Denetim kurulu
Madde 86-
Denetim kurulu, üç asıl ve üç yedek üyeden az olmamak üzere dernek
tüzüğünde belirtilen sayıda üyeden oluşur.
Denetim kurulu, denetleme görevini, dernek tüzüğünde belirtilen esas
ve usullere göre yapar; denetleme sonuçlarını bir raporla yönetim
kuruluna ve genel kurula sunar.
8061
D. Sona erme
I. Kendiliğinden
Madde 87-
Dernekler, aşağıdaki hâllerde kendiliğinden sona erer:
1. Amacın gerçekleşmesi, gerçekleşmesinin olanaksız hâle gelmesi
veya sürenin sona ermesi,
2. İlk genel kurul toplantısının kanunda öngörülen sürede yapılmamış
ve zorunlu organların oluşturulmamış olması,
3. Borç ödemede acze düşmüş olması,
4. Tüzük gereğince yönetim kurulunun oluşturulmasının olanaksız hâle
gelmesi,
5. Olağan genel kurul toplantısının iki defa üst üste yapılamaması.
Her ilgili, sulh hâkiminden, derneğin kendiliğinden sonra erdiğinin
tespitini isteyebilir.
II. Genel kurul kararı ile
Madde 88-
Genel kurul, her zaman derneğin feshine karar verebilir.
III. Mahkeme kararı ile
Madde 89-
Derneğin amacı, kanuna veya ahlâka aykırı hâle gelirse; Cumhuriyet
savcısının veya bir ilgilinin istemi üzerine mahkeme, derneğin
feshine karar verir. Mahkeme, dava sırasında faaliyetten alıkoyma
dahil gerekli bütün önlemleri alır.
E. Derneklerin faaliyetleri
I. Genel olarak
Madde 90-
Dernekler, amaçlarını gerçekleştirmek üzere, tüzüklerinde belirtilen
çalışma konuları ve biçimleri doğrultusunda faaliyette bulunurlar.
Yasaklanan veya izne bağlı faaliyetlerle ilgili kamu hukuku
nitelikli özel kanun hükümleri saklıdır.
Dernek faaliyetleri ile ilgili yasak ve sınırlamalara aykırılık
hâlinde, Cumhuriyet savcısının istemiyle mahkemece faaliyetten
alıkoyma kararı verilebilir.
II. Uluslararası faaliyet
1. Faaliyet serbestliği
Madde 91-
(Değişik: 2/1/2003-4778/34 md.)
Dernekler, tüzüklerinde gösterilen amaçları gerçekleştirmek üzere
uluslararası faaliyette ve işbirliğinde bulunabilirler, yurt dışında
şube açabilirler ve yurt dışında kurulmuş dernek veya kuruluşlara
üye olarak katılabilirler.
2. Yabancı dernekler
Madde 92-
(Değişik: 2/1/2003-4778/35 md.)
Yabancı dernekler, (...)(1)Dışişleri Bakanlığının görüşü
alınmak suretiyle İçişleri Bakanlığının izniyle Türkiyede
faaliyette ve işbirliğinde bulunabilirler, şube açabilirler, üst
kuruluşlar kurabilir ve kurulmuş üst kuruluşlara katılabilirler.
III. Yabancıların dernek kurma hakkı
Madde 93-
Türkiye'de yerleşme hakkına sahip olan yabancı gerçek kişiler, (...)(1)dernek
kurabilirler veya kurulmuş derneklere üye olabilirler.
Onursal üyelik için bu koşul aranmaz.
___________________
(1) 92 nci
maddede yer alan uluslararası alanda işbirliği yapılmasında yarar
görülen hallerde ve karşılıklı olmak
koşuluylaibaresi ile 93 üncü maddede yer alan karşılıklı
olmak koşuluyla ibaresi, 4/11/2004 tarihli ve 5253 sayılı Kanunun
38 inci maddesiyle madde metninden çıkarılmıştır.
8062
F. Derneklerin örgütlenmesi
I. Şube açmaları
1. Kuruluşu
Madde 94-
Dernekler, gerekli görülen yerlerde genel kurul kararıyla şube
açabilirler. Bu amaçla dernek yönetim kurulunca yetki verilen en az
üç kişilik kurucular kurulu, şube açılacak yerin en büyük mülkî
amirine şube kuruluş bildirimini ve gerekli belgeleri verir.
(Mülga ikinci fıkra: 30/7/2003-4963/35
md.)
Şube kuruluş bildiriminin içeriği ve gerekli belgeler, yönetmelikte
gösterilir.
2. Şubenin organları ve uygulanacak
hükümler
Madde 95-
Her şubede genel kurul ve yönetim kurulu ile denetim kurulu veya
denetçi bulunması zorunludur.
Bu organların görev ve yetkileri ile şubelere ilişkin diğer hususlar
hakkında bu Kanun hükümleri uygulanır.
II. Üst kuruluşlar kurmaları
1. Federasyon
Madde 96-
Federasyonlar, kuruluş amaçları aynı olan en az beş derneğin,
amaçlarını gerçekleştirmek üzere üye sıfatıyla bir araya gelmeleri
suretiyle kurulur.
Her federasyonun bir tüzüğü bulunur.
Federasyon, kuruluş bildirimi, tüzük ve gerekli belgelerin yerleşim
yerinin en büyük mülkî amirine verilmesiyle tüzel kişilik kazanır.
2. Konfederasyon
Madde 97-
Konfederasyonlar, kuruluş amaçları aynı olan en az üç federasyonun,
amaçlarını gerçekleştirmek üzere üye sıfatıyla bir araya gelmeleri
suretiyle kurulur.
Her konfederasyonun bir tüzüğü bulunur.
Konfederasyon, kuruluş bildirimi, tüzük ve gerekli belgelerin
yerleşim yerinin en büyük mülkî amirine verilmesiyle tüzel kişilik
kazanır.
3. Ortak hükümler
Madde 98-
Dernekler, bağlı oldukları federasyonun; federasyonlar da bağlı
oldukları konfederasyonun genel kurulunda en az üçer üye ile temsil
olunurlar. Temsilci üyeler, ilgili derneklerin ve federasyonların
genel kurullarınca seçilirler.
Federasyon ve konfederasyonlara ilişkin diğer hususlar hakkında bu
Kanun hükümleri uygulanır.
G. Dernek gelirleri
Madde 99-
Dernek gelirleri, üye ödentisi, dernek faaliyetleri sonucunda veya
dernek malvarlığından elde edilen gelirler ile bağış ve yardımlardan
oluşur.
H. Saklı hükümler
Madde 100-
Kamuya yararlı dernekler ve özel kanunlarla kurulan dernekler
hakkındaki özel hükümler saklıdır.
Sayfa 12
8063
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
VAKIFLAR
A. Kuruluşu
I.Tanımı
Madde 101-
Vakıflar, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli
ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal
topluluklarıdır.
Bir malvarlığının bütünü veya gerçekleşmiş ya
da gerçekleşeceği anlaşılan her türlü geliri veya ekonomik değeri
olan haklar vakfedilebilir.
Vakıflarda üyelik olmaz.
Cumhuriyetin Anayasa ile belirlenen niteliklerine ve Anayasanın
temel ilkelerine, hukuka, ahlâka, millî birliğe ve millî
menfaatlere aykırı veya belli bir ırk ya
da cemaat mensuplarını desteklemek amacıyla vakıf kurulamaz.
II. Kuruluş şekli
Madde 102-
Vakıf kurma iradesi, resmî senetle veya ölüme bağlı tasarrufla
açıklanır. Vakıf, yerleşim yeri mahkemesi
nezdinde tutulan sicile tescil ile tüzel kişilik kazanır.
Resmî senetle vakıf kurma işleminin temsilci aracılığıyla yapılması,
temsil yetkisinin noterlikçe düzenlenmiş bir belgeyle verilmiş
olmasına ve bu belgede vakfın amacı ile özgülenecek mal ve hakların
belirlenmiş bulunmasına bağlıdır.
Mahkemeye başvurma, resmî senet düzenlenmiş ise vakfeden tarafından;
vakıf ölüme bağlı tasarrufa dayanıyorsa ilgililerin veya
vasiyetnameyi açan sulh hâkiminin bildirimi üzerine
ya da Vakıflar Genel Müdürlüğünce
re'sen yapılır.
Başvurulan mahkeme, mal ve hakların korunması için gerekli önlemleri
re'sen alır.
III. Temyiz ve iptal
Madde 103-
Mahkemenin verdiği karar, tebliğ tarihinden başlayarak bir ay
içinde, başvuran veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından temyiz
edilebilir.
Vakıflar Genel Müdürlüğü veya ilgililer, vakfın kurulmasını
engelleyen sebeplerin varlığı hâlinde iptal davası açabilirler.
IV. Tescil ve ilân
Madde 104-
Tesciline karar verilen vakıf, vakfın yerleşim yeri mahkemesi
nezdinde tutulan sicile tescil edilir;
ayrıca Vakıflar Genel Müdürlüğünde tutulan merkezî sicile
kaydolunur.
Tescil kararı, başka bir mahkemece verilmiş ise, ilgili belgelerle
birlikte tescil için vakfın yerleşim yeri mahkemesine gönderilir.
Yerleşim yeri mahkemesinin yapacağı bildirim üzerine Vakıflar Genel
Müdürlüğünce merkezî sicile kaydolunan vakıf Resmî Gazete ile ilân
olunur.
Tescil ve ilân tüzük hükümlerine göre yapılır.
V. Mal ve hakların kazanılması ve
sorumluluk
Madde 105-
Özgülenen malların mülkiyeti ile haklar, tüzel kişiliğin
kazanılmasıyla vakfa geçer.
Tescile karar veren mahkeme, vakfedilen taşınmazın vakıf tüzel
kişiliği adına tescil edilmesini tapu idaresine bildirir.
Ölüme bağlı tasarrufla kurulan vakfın
mirasbırakanın borçlarından sorumluluğu, özgülenen mal ve
haklarla sınırlıdır.
Sayfa 13
8064
B. Vakıf senedi
I. İçeriği
Madde 106-
Vakıf senedinde vakfın adı, amacı, bu amaca özgülenen mal ve haklar,
vakfın örgütlenme ve yönetim şekli ile yerleşim yeri gösterilir.
II. Noksanlıklar
Madde 107-
Vakıf senedinde vakfın amacı ile bu amaca özgülenen mal ve haklar
yeterince belirlenmiş ise, diğer noksanlıklar vakfın tüzel kişilik
kazanması için yapılan başvurunun reddini gerektirmez.
Bu tür noksanlıklar, tescil kararı verilmeden önce mahkemece
tamamlattırılabileceği gibi; kuruluştan sonra da denetim makamının
başvurusu üzerine, olanak varsa vakfedenin görüşü alınarak vakfın
yerleşim yeri mahkemesince tamamlattırılır.
Tescili istenen vakfa ölüme bağlı tasarrufla özgülenen mal ve
haklar amacın gerçekleşmesine yeterli değilse; vakfeden aksine bir
irade açıklamasında bulunmuş olmadıkça bu mal ve haklar, denetim
makamının görüşü alınarak hâkim tarafından benzer amaçlı bir vakfa
özgülenir.
C. Mirasçıların ve alacaklıların dava
hakkı
Madde 108-
Vakfedenin mirasçıları ile alacaklılarının, bağışlamaya ve ölüme
bağlı tasarruflara ilişkin hükümler uyarınca dava hakları saklıdır.
D. Vakfın örgütü
I. Genel olarak
Madde 109-
Vakfın bir yönetim organının bulunması zorunludur. Vakfeden, vakıf
senedinde gerekli gördüğü başka organları da gösterebilir.
II. Çalıştırılanlara ve işçilere
yardım vakfı
Madde 110-
Çalıştırılanlara ve işçilere yardım vakıflarının yöneticileri,
yararlananlara, vakfın örgütü, işleyişi ve malî durumu hakkında
gerekli bilgiyi vermekle yükümlüdürler.
Vakfa ödenti veren çalıştırılanlar ve işçiler en az yapmış oldukları
ödeme oranında yönetime katılırlar ve temsilcilerini olabildiğince
kendi aralarından seçerler.
Vakfın malvarlığının çalıştırılanların ve işçilerin yapacakları
ödemelerle sağlanacak bölümünün işverene karşı vakfın bir
alacağından ibaret olması, ancak bu alacak için yeterli güvence
sağlanmış olmasına bağlıdır.
Yararlananların, vakfın edimlerinin
yerine getirilmesini dava yoluyla isteyebilmeleri, ödenti vermiş
olmalarına veya vakfı düzenleyen hükümlerin kendilerine bu hakkı
tanımış bulunmasına bağlıdır.
Çalıştırılanlara ve işçilere yardım vakıflarında yararlananların
yönetime katılmaları ve vakıftan yararlanma koşulları ile ilgili
hükümlerde yapılacak değişiklikler, vakıf senedine göre buna yetkili
organın istemi üzerine, denetim makamının yazılı görüşü alındıktan
sonra yerleşim yeri mahkemesince karara bağlanır.
E. Denetim
Madde 111-
Vakıfların, vakıf senedindeki hükümleri yerine getirip
getirmedikleri, vakıf mallarını amaca uygun biçimde yönetip
yönetmedikleri ve vakıf gelirlerini amaca uygun olarak harcayıp
harcamadıkları Vakıflar Genel Müdürlüğünce ve üst kuruluşlarınca
denetlenir. Vakıfların üst kuruluşlarınca denetimi özel kanun
hükümlerine tabidir.
Sayfa 14
8065
Denetimin nasıl yapılacağı, sonuçları ve bu Kanuna göre kurulmuş
olsun veya olmasın bütün vakıfların Vakıflar Genel Müdürlüğüne
ödeyecekleri denetim giderlerine katılma payı, vakfın safî gelirinin
yüzde beşini geçmemek üzere tüzükle
belirlenir.
F. Yönetimin, amacın ve malların
değiştirilmesi
I. Yönetimin değiştirilmesi
Madde 112-
Haklı sebepler varsa mahkeme, vakfın yönetim organı veya denetim
makamının istemi üzerine diğerinin yazılı görüşünü aldıktan sonra
vakfın örgütünü, yönetimini ve işleyişini değiştirebilir.
Mahkeme, denetim makamının başvurusu üzerine, tüzükte gösterilen
sebeplerle duruşma yaparak yöneticileri görevden alabilir ve vakıf
senedinde başka bir hüküm yoksa yenisini seçebilir.
II. Amacın ve malların değiştirilmesi
Madde 113-
Durum ve koşullardaki değişmeler yüzünden vakıf senedinde yazılı
amaca bağlı kalınması vakfedenin arzusuna açıkça uymayacak hâle
gelmiş ise mahkeme, vakfın yönetim organı veya denetim makamının
başvurusu üzerine diğerinin yazılı görüşünü aldıktan sonra
vakfın amacını değiştirebilir.
Amacın gerçekleşmesini önemli ölçüde güçleştiren veya engelleyen
koşulların ve yükümlülüklerin kaldırılmasında veya değiştirilmesinde
de aynı hüküm uygulanır.
Amaca özgülenen mal ve hakların daha yararlı olanları ile
değiştirilmesini veya paraya çevrilmesini haklı kılan sebepler varsa
mahkeme, vakfın yönetim organı veya denetim makamının başvurusu
üzerine diğerinin yazılı görüşünü aldıktan sonra gerekli değişikliğe
izin verebilir.
G. Yıllık rapor
Madde 114-
Yönetim organı her takvim yılının ilk üç ayı içinde vakfın bir
önceki yıla ait malvarlığı durumunu ve çalışmalarını bir rapor
hâlinde denetim makamına bildirir ve durumun uygun araçlarla
yayımlanmasını sağlar.
H. Faaliyetten geçici alıkoyma
Madde 115-
İçişleri Bakanlığı, Anayasada öngörülen hâllerde ve belirlenen
usullere uygun olarak, denetim makamının da görüşünü almak suretiyle
mahkemece bir karar verilinceye kadar vakfı geçici olarak
faaliyetten alıkoyabilir ve derhâl mahkemeye başvurur. Hâkim
başvuruyu gecikmeksizin karara bağlar.
İ. Vakfın sona ermesi
Madde 116-
Amacın gerçekleşmesi olanaksız hâle geldiği ve değiştirilmesine de
olanak bulunmadığı takdirde, vakıf kendiliğinden sona erer ve
mahkeme kararıyla sicilden silinir.
Yasak amaç güttüğü veya yasak faaliyetlerde bulunduğu sonradan
anlaşılan veya amacı sonradan yasaklanan vakfın amacının
değiştirilmesine olanak bulunmazsa; vakıf, denetim makamının
ya da Cumhuriyet savcısının başvurusu
üzerine duruşma yapılarak dağıtılır.
J. Diğer hükümler
Madde 117-
Vakıfların malları üzerinde zilyetlik yoluyla kazanma hükümleri
uygulanmaz.
Derneklerin uluslararası faaliyette bulunmalarına ve üst kuruluş
kurmalarına ilişkin hükümler kıyas yoluyla vakıflar hakkında da
uygulanır.
Kamuya yararlı veya özel kanunlarla kurulan vakıflar hakkındaki özel
hükümler saklıdır.
Sayfa 15
8066
İKİNCİ KİTAP
AİLE HUKUKU
BİRİNCİ KISIM
EVLİLİK HUKUKU
BİRİNCİ BÖLÜM
EVLENME
BİRİNCİ AYIRIM
NİŞANLILIK
A. Nişanlanma
Madde 118-
Nişanlanma, evlenme vaadiyle olur.
Nişanlanma, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça küçüğü veya
kısıtlıyı bağlamaz.
B. Nişanlılığın hükümleri
I. Dava hakkının bulunmaması
Madde 119-
Nişanlılık, evlenmeye zorlamak için dava hakkı vermez.
Evlenmeden kaçınma hâli için öngörülen cayma tazminatı veya ceza
şartı dava edilemez; ancak yapılan ödemeler de geri istenemez.
II. Nişanın bozulmasının sonuçları
1. Maddî tazminat
Madde 120-
Nişanlılardan biri haklı bir sebep olmaksızın nişanı bozduğu veya
nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulduğu
takdirde; kusuru olan taraf, diğerine dürüstlük kuralları
çerçevesinde ve evlenme amacıyla yaptığı harcamalar ve katlandığı
maddî fedakârlıklar karşılığında uygun bir tazminat vermekle
yükümlüdür. Aynı kural nişan giderleri hakkında da uygulanır.
Tazminat istemeye hakkı olan tarafın ana ve babası veya onlar gibi
davranan kimseler de, aynı koşullar altında yaptıkları harcamalar
için uygun bir tazminat isteyebilirler.
2. Manevî tazminat
Madde 121-
Nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf,
kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda
bir para ödenmesini isteyebilir.
III. Hediyelerin geri verilmesi
Madde 122-
Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların
birbirlerine veya ana ve babanın ya da
onlar gibi davrananların, diğer nişanlıya vermiş oldukları
alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri
istenebilir.
Hediye aynen veya mislen geri
verilemiyorsa, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır.
IV. Zamanaşımı
Madde 123-
Nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları, sona ermenin
üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına
uğrar.
Sayfa 16
8067
İKİNCİ AYIRIM
EVLENME EHLİYETİ VE ENGELLERİ
A. Ehliyetin koşulları
I. Yaş
Madde 124-
Erkek veya kadın onyedi yaşını
doldurmadıkça evlenemez.
Ancak, hâkim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple
onaltı yaşını doldurmuş olan erkek veya
kadının evlenmesine izin verebilir. Olanak bulundukça karardan önce
ana ve baba veya vasi dinlenir.
II. Ayırt etme gücü
Madde 125-
Ayırt etme gücüne sahip olmayanlar evlenemez.
III. Yasal temsilcinin izni
1. Küçükler hakkında
Madde 126-
Küçük, yasal temsilcisinin izni olmadıkça evlenemez.
2. Kısıtlılar hakkında
Madde 127-
Kısıtlı, yasal temsilcisinin izni olmadıkça evlenemez.
3. Mahkemeye başvurma
Madde 128-
Hâkim, haklı sebep olmaksızın evlenmeye izin vermeyen yasal
temsilciyi dinledikten sonra, bu konuda başvuran küçük veya
kısıtlının evlenmesine izin verebilir.
B. Evlenme engelleri
I. Hısımlık
Madde 129-
Aşağıdaki kimseler arasında evlenme yasaktır:
1. Üstsoy ile altsoy arasında; kardeşler arasında; amca, dayı, hala
ve teyze ile yeğenleri arasında,
2. Kayın hısımlığı meydana getirmiş olan evlilik sona ermiş olsa
bile, eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu veya altsoyu arasında,
3. Evlât edinen ile evlâtlığın veya bunlardan biri ile diğerinin
altsoyu ve eşi arasında.
II. Önceki evlilik
1. Sona erdiğinin ispatı
a. Genel olarak
Madde 130-
Yeniden evlenmek isteyen kimse, önceki evliliğinin sona ermiş
olduğunu ispat etmek zorundadır.
b. Gaiplik durumunda
Madde 131-
Gaipliğine karar verilen kişinin eşi, mahkemece evliliğin feshine
karar verilmedikçe yeniden evlenemez.
Kaybolanın eşi evliliğin feshini, gaiplik başvurusuyla birlikte veya
ayrıca açacağı bir dava ile isteyebilir.
Ayrı bir dava ile evliliğin feshi, davacının yerleşim yeri
mahkemesinden istenir.
Sayfa 17
8068
2. Kadın için bekleme süresi
Madde 132-
Evlilik sona ermişse, kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak
üçyüz gün
geçmedikçe evlenemez.
Doğurmakla süre biter.
Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması veya
evliliği sona eren eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemeleri
hâllerinde mahkeme bu süreyi kaldırır.
III. Akıl hastalığı
Madde 133-
Akıl hastaları, evlenmelerinde tıbbî sakınca bulunmadığı resmî
sağlık kurulu raporuyla anlaşılmadıkça evlenemezler.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
EVLENME BAŞVURUSU VE TÖRENİ
A. Başvuru
I. Başvuru makamı
Madde 134-
Birbiriyle evlenecek erkek ve kadın, içlerinden birinin oturduğu yer
evlendirme memurluğuna birlikte başvururlar.
Evlendirme memuru, belediye bulunan yerlerde belediye başkanı veya
bu işle görevlendireceği memur, köylerde muhtardır.
II. Şekli
Madde 135-
Başvuru, evlenecekler tarafından yazılı veya sözlü olarak yapılır.
III. Belgeler
Madde 136-
Erkek ve kadından her biri, nüfus cüzdanı ve nüfus kayıt örneğini,
önceki evliliği sona ermiş ise buna ilişkin belgeyi, küçük veya
kısıtlı ise ayrıca yasal temsilcisinin imzası onaylanmış yazılı izin
belgesini ve evlenmeye engel hastalığının bulunmadığını gösteren
sağlık raporunu evlendirme memurluğuna vermek zorundadır.
IV. Başvurunun incelenmesi ve reddi
Madde 137-
Evlendirme memuru, evlenme başvurusunu ve buna eklenmesi gereken
belgeleri inceler. Başvuruda bir noksanlık görürse bunu tamamlar
veya tamamlattırır.
Başvurunun usulüne uygun olarak yapılmadığı veya evleneceklerden
birinin evlenmeye ehil olmadığı ya da
evlenmeye yasal bir engel bulunduğu anlaşılırsa, evlenme başvurusu
reddolunur ve durum evleneceklere
yazıyla hemen bildirilir.
V. Redde itiraz ve yargılama usulü
Madde 138-
Evleneceklerden her biri evlendirme memurunun ret kararına karşı
mahkemeye başvurabilir. İtiraz, evrak üzerinde incelenip kesin
karara bağlanır.
Ancak, mutlak butlan sebeplerinden birinin bulunduğuna ilişkin ret
kararlarına karşı açılan davalar, basit yargılama usulüyle ve
Cumhuriyet savcısının hazır bulunmasıyla görülür.
B. Evlenme töreni ve tescil
I. Koşulları
1. Evlenme izni
Madde 139-
Evlendirme memuru, evlenme koşullarının varlığını tespit ederse veya
ret kararı mahkemece kaldırılırsa, evleneceklere evlenme gün ve
saatini bildirir veya isterlerse evlenme izni belgesini verir.
Sayfa 18
8069
Evlenme izni belgesi, verildiği tarihten başlayarak altı ay içinde
evleneceklere herhangi bir evlendirme memuru önünde evlenebilme
hakkı sağlar.
2. Evlenmenin yapılamaması
Madde 140-
Evlenme koşullarının bulunmadığının anlaşılması veya belgelerin
verilmesinden başlayarak altı ayın geçmesi
hâlinde, evlendirme memuru evlenme törenini yapamaz.
II. Yapılışı
1. Tören yeri
Madde 141-
Evlenme töreni, evlendirme dairesinde evlendirme memurunun ve ayırt
etme gücüne sahip ergin iki tanığın önünde açık olarak yapılır.
Ancak, tören evleneceklerin istemi üzerine evlendirme memurunun
uygun bulacağı diğer yerlerde de yapılabilir.
2. Törenin şekli
Madde 142-
Evlendirme memuru, evleneceklerden her birine birbiriyle evlenmek
isteyip istemediklerini sorar. Evlenme, tarafların olumlu sözlü
cevaplarını verdikleri anda oluşur. Memur, evlenmenin tarafların
karşılıklı rızası ile kanuna uygun olarak yapılmış olduğunu açıklar.
3. Aile cüzdanı ve dinî
tören
Madde 143-
Evlenme töreni biter bitmez evlendirme memuru eşlere bir aile
cüzdanı verir.
Aile cüzdanı gösterilmeden evlenmenin dinî töreni yapılamaz.
Evlenmenin geçerli olması dinî törenin yapılmasına bağlı değildir.
C. Yönetmelik
Madde 144-
Evlenme işlemi, evlenme kütüğü, evlenmeye ilişkin yazışma ve evlenme
ile ilgili diğer konular yönetmelikle düzenlenir.
DÖRDÜNCÜ AYIRIM
BATIL OLAN EVLENMELER
A. Mutlak butlan
I. Sebepleri
Madde 145-
Aşağıdaki hâllerde evlenme mutlak butlanla batıldır:
1. Eşlerden birinin evlenme sırasında evli bulunması,
2. Eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme
gücünden yoksun bulunması,
3. Eşlerden birinde evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı
bulunması,
4. Eşler arasında evlenmeye engel olacak derecede hısımlığın
bulunması.
II. Dava açma görevi ve hakkı
Madde 146-
Mutlak butlan davası, Cumhuriyet savcısı tarafından
re'sen açılır.
Bu dava, ilgisi olan herkes tarafından da açılabilir.
III. Dava hakkının sınırlanması veya
kalkması
Madde 147-
Sona ermiş bir evliliğin mutlak butlanı Cumhuriyet savcısı
tarafından re'sen dava edilemez; fakat
her ilgili, mutlak butlanın karar altına alınmasını isteyebilir.
Sayfa 19
8070
Ayırt etme gücünün sonradan kazanılması veya akıl hastalığının
iyileşmiş olması durumlarında mutlak butlan davasını yalnız ayırt
etme gücünü sonradan kazanan veya akıl hastalığı iyileşen eş
açabilir.
Evliyken yeniden evlenen bir kimsenin önceki evliliği mutlak butlan
kararı verilmeden önce sona ermişse ve ikinci evlenmede diğer eş
iyiniyetli ise, bu evlenmenin butlanına
karar verilemez.
B. Nisbî
butlan
I. Eşlerin dava hakkı
1. Ayırt etme gücünden geçici
yoksunluk
Madde 148-
Evlenme sırasında geçici bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olan
eş, evlenmenin iptalini dava edebilir.
2. Yanılma
Madde 149-
Aşağıdaki durumlarda eşlerden biri evlenmenin iptalini dava
edebilir:
1. Evlenmeyi hiç istemediği veya evlendiği kişiyle evlenmeyi
düşünmediği hâlde yanılarak bu evlenmeye razı olmuşsa,
2. Eşinde bulunmaması onunla birlikte yaşamayı kendisi için çekilmez
bir duruma sokacak derecede önemli bir nitelikte yanılarak
evlenmişse.
3. Aldatma
Madde 150-
Aşağıdaki durumlarda eşlerden biri evlenmenin iptalini dava
edebilir:
1. Eşinin namus ve onuru hakkında doğrudan doğruya onun tarafından
veya onun bilgisi altında bir başkası tarafından aldatılarak
evlenmeye razı olmuşsa,
2. Davacının veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir
hastalık kendisinden gizlenmişse.
4. Korkutma
Madde 151-
Kendisinin veya yakınlarından birinin hayatı, sağlığı veya namus ve
onuruna yönelik pek yakın ve ağır bir tehlike ile korkutularak
evlenmeye razı edilmiş eş, evlenmenin iptalini dava edebilir.
5. Hak düşürücü süre
Madde 152-
İptal davası açma hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun
etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak altı ay ve her hâlde
evlenmenin üzerinden beş yıl geçmekle
düşer.
II. Yasal temsilcinin dava hakkı
Madde 153-
Küçük veya kısıtlı, yasal temsilcisinin izni olmadan evlenirse, izni
alınmayan yasal temsilci evlenmenin iptalini dava edebilir.
Bu suretle evlenen kimse sonradan onsekiz
yaşını doldurmak suretiyle ergin olur, kısıtlı olmaktan çıkar veya
karı gebe kalırsa evlenmenin iptaline karar verilemez.
C. Butlanı gerektirmeyen sebepler
I. Bekleme süresine uymama
Madde 154-
Kadının bekleme süresi bitmeden evlenmesi, evlenmenin butlanını
gerektirmez.
Sayfa 20
8071
II. Şekil kurallarına uymama
Madde 155-
Evlendirmeye yetkili memur önünde yapılmış olan bir evliliğin
kanunun diğer şekil kurallarına uyulmaması sebebiyle butlanına karar
verilemez.
D. Butlan kararı
I. Genel olarak
Madde 156-
Batıl bir evlilik ancak hâkimin kararıyla sona erer. Mutlak butlan
hâlinde bile evlenme, hâkimin kararına kadar geçerli bir evliliğin
bütün sonuçlarını doğurur.
II. Sonuçları
1. Çocuklar yönünden
Madde 157-
Mahkemece butlanına karar verilen bir evlilikten doğan çocuklar, ana
ve baba iyiniyetli olmasalar bile
evlilik içinde doğmuş sayılırlar.
Çocuklar ile ana ve baba arasındaki ilişkilere boşanmaya ilişkin
hükümler uygulanır.
2. Eşler yönünden
Madde 158-
Evlenmenin butlanına karar verilirse, evlenirken
iyiniyetli bulunan eş bu evlenme ile
kazanmış olduğu kişisel durumunu korur.
Eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi, tazminat, nafaka ve soyadı
hakkında boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır.
E. Mirasçıların dava hakkı
Madde 159-
Evlenmenin butlanını dava etme hakkı mirasçılara
geçmez. Ancak, mirasçılar açılmış olan
davayı sürdürebilirler. Dava sonucunda evlenme sırasında
iyiniyetli olmadığı anlaşılan sağ kalan
eş, yasal mirasçı olamayacağı gibi, daha önce yapılmış olan ölüme
bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları da kaybeder.
F. Yetki ve yargılama usulü
Madde 160-
Evlenmenin butlanı davasında, yetki ve yargılama usulü bakımından
boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır.
İKİNCİ BÖLÜM
BOŞANMA
A. Boşanma sebepleri
I. Zina
Madde 161-
Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir.
Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak
altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl
geçmekle dava hakkı düşer.
Affeden tarafın dava hakkı yoktur.
II. Hayata kast, pek kötü veya onur
kırıcı davranış
Madde 162-
Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya
kendisine pek kötü davranılması ya da
ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle
boşanma davası açabilir.
Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak
altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl
geçmekle dava hakkı düşer.
Affeden tarafın dava hakkı yoktur.
Sayfa 21
8072
III. Suç işleme ve haysiyetsiz hayat
sürme
Madde 163-
Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir
hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer
eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.
IV. Terk
Madde 164-
Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine
getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep
olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay
sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hâkim tarafından
yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası
açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir
sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş
sayılır.
Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim, esası incelemeden
yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi
gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda
bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilân yoluyla yapılır. Ancak, boşanma
davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar
isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay
geçmedikçe dava açılamaz.
V. Akıl hastalığı
Madde 165-
Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş
için çekilmez hâle gelirse, hastalığın
geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla
tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir.
VI. Evlilik birliğinin sarsılması
Madde 166-
Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden
beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her
biri boşanma davası açabilir.
Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır
ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu
itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik
birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer
bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.
Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması
ya da bir eşin diğerinin davasını kabul
etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu
hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat
dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve
boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca
kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların
ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli
gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da
kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu
hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü
uygulanmaz.
Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın
reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten
başlayarak üç yıl geçmesi hâlinde, her
ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik
birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi
üzerine boşanmaya karar verilir.
B. Dava
I. Konusu
Madde 167-
Boşanma davası açmaya hakkı olan eş, dilerse boşanma, dilerse
ayrılık isteyebilir.
Sayfa 22
8073
II. Yetki
Madde 168-
Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin
yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte
oturdukları yer mahkemesidir.
III. Geçici önlemler
Madde 169-
Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince
gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin
mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin
geçici önlemleri re'sen alır.
C. Karar
I. Boşanma veya ayrılık
Madde 170-
Boşanma sebebi ispatlanmış olursa, hâkim boşanmaya veya ayrılığa
karar verir.
Dava yalnız ayrılığa ilişkinse, boşanmaya karar verilemez.
Dava boşanmaya ilişkinse, ancak ortak hayatın yeniden kurulması
olasılığı bulunduğu takdirde ayrılığa karar verilebilir.
II. Ayrılık süresi
Madde 171-
Ayrılığa bir yıldan üç yıla kadar bir süre için karar verilebilir.
Bu süre ayrılık kararının kesinleşmesiyle işlemeye başlar.
III. Ayrılık süresinin bitimi
Madde 172-
Süre bitince ayrılık durumu kendiliğinden sona erer.
Ortak hayat yeniden kurulmamışsa, eşlerden her biri boşanma davası
açabilir.
Boşanmanın sonuçları düzenlenirken ilk davada ispatlanmış olan
olaylar ve ayrılık süresinde ortaya çıkan durumlar göz önünde
tutulur.
IV. Boşanan kadının kişisel durumu
Madde 173-
Boşanma hâlinde kadın, evlenme ile kazandığı kişisel durumunu korur;
ancak, evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Eğer kadın
evlenmeden önce dul idiyse hâkimden bekârlık soyadını taşımasına
izin verilmesini isteyebilir.
Kadının, boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunduğu
ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceği ispatlanırsa, istemi üzerine
hâkim, kocasının soyadını taşımasına izin verir.
Koca, koşulların değişmesi hâlinde bu iznin kaldırılmasını
isteyebilir.
V. Boşanmada tazminat ve nafaka
1. Maddî ve manevî tazminat
Madde 174-
Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz
veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî
tazminat isteyebilir.
Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya
uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak
uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.
2. Yoksulluk nafakası
Madde 175-
Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak
koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz
olarak nafaka isteyebilir.
Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.
Sayfa 23
8074
3. Tazminat ve nafakanın ödenme biçimi
Madde 176-
Maddî tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun
gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir.
Manevî tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez.
İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka,
alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da
taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı
tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması,
yoksulluğunun ortadan kalkması ya da
haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır.
Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin
gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar
verilebilir.
Hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde
ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafakanın gelecek
yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda
ödeneceğini karara bağlayabilir.
4. Yetki
Madde 177-
Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında, nafaka alacaklısının
yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.
5. Zamanaşımı
Madde 178-
Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları,
boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl
geçmekle zamanaşımına uğrar.
VI. Mal rejiminin tasfiyesi
1. Boşanma hâlinde
Madde 179-
Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin
hükümler uygulanır.
2. Ayrılık hâlinde
Madde 180-
Ayrılığa karar verilirse mahkeme, ayrılığın süresine ve eşlerin
durumlarına göre aralarında sözleşmeyle kabul edilmiş olan mal
rejiminin kaldırılmasına karar verebilir.
VII. Miras hakları
Madde 181-
Boşanan eşler, bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamazlar ve
boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine
sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça, kaybederler.
Boşanma davası devam ederken, ölen davacının mirasçılarından
birisinin davaya devam etmesi ve davalının kusurunun ispatlanması
hâlinde de yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.
VIII. Çocuklar bakımından ana ve
babanın hakları
1. Hâkimin takdir yetkisi
Madde 182 -
Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana
ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve
vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın
haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler.
Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel
ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve
ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve
eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.
Hâkim, istem hâlinde irat biçiminde ödenmesine karar verilen bu
giderlerin gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik
durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.
Sayfa 24
8075
2. Durumun değişmesi
Madde 183-
Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya
ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim,
re'sen veya ana ve babadan birinin
istemi üzerine gerekli önlemleri alır.
D. Boşanmada yargılama usulü
Madde 184-
Boşanmada yargılama, aşağıdaki kurallar saklı kalmak üzere Hukuk
Usulü Muhakemeleri Kanununa tâbidir:
1. Hâkim, boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların
varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe, bunları ispatlanmış sayamaz.
2. Hâkim, bu olgular hakkında gerek re'sen,
gerek istem üzerine taraflara yemin öneremez.
3. Tarafların bu konudaki her türlü ikrarları hâkimi bağlamaz.
4. Hâkim, kanıtları serbestçe takdir eder.
5. Boşanma veya ayrılığın fer'î sonuçlarına ilişkin anlaşmalar,
hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz.
6. Hâkim, taraflardan birinin istemi üzerine duruşmanın gizli
yapılmasına karar verebilir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
EVLİLİĞİN GENEL HÜKÜMLERİ
A. Haklar ve yükümlülükler
I. Genel olarak
Madde 185-
Evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulmuş olur.
Eşler, bu birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak ve çocukların
bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle
yükümlüdürler.
Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak
zorundadırlar.
II. Konutun seçimi, birliğin yönetimi
ve giderlere katılma
Madde 186-
Eşler oturacakları konutu birlikte seçerler.
Birliği eşler beraberce yönetirler.
Eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları
ile katılırlar.
III. Kadının soyadı
Madde 187-
Kadın, evlenmekle kocasının soyadını alır; ancak evlendirme memuruna
veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuruyla kocasının
soyadı önünde önceki soyadını da kullanabilir. Daha önce iki soyadı
kullanan kadın, bu haktan sadece bir soyadı için yararlanabilir.
B. Birliğin temsili
I. Eşlerin temsil yetkisi
Madde 188-
Eşlerden her biri, ortak yaşamın devamı süresince ailenin sürekli
ihtiyaçları için evlilik birliğini temsil eder.
Ailenin diğer ihtiyaçları için eşlerden biri, birliği ancak
aşağıdaki hâllerde temsil edebilir:
1. Diğer eş veya haklı sebeplerle hâkim tarafından yetkili
kılınmışsa,
Sayfa 25
8076
2. Birliğin yararı bakımından gecikmede sakınca bulunur ve diğer
eşin hastalığı, başka bir yerde olması veya benzeri sebeplerle
rızası alınamazsa.
II. Sorumluluk
Madde 189-
Birliği temsil yetkisinin kullanıldığı hâllerde, eşler üçüncü
kişilere karşı müteselsilen sorumlu
olurlar.
Eşlerden her biri, birliği temsil yetkisi bulunmaksızın yaptığı
işlemlerden kişisel olarak sorumludur. Ancak, temsil yetkisinin
üçüncü kişilerce anlaşılamayacak şekilde aşılması hâlinde eşler
müteselsilen sorumludurlar.
III. Temsil yetkisinin kaldırılması
veya sınırlanması
Madde 190-
Eşlerden biri birliği temsil yetkisini aşar veya bu yetkiyi
kullanmada yetersiz kalırsa hâkim, diğer eşin istemi üzerine temsil
yetkisini kaldırabilir veya sınırlayabilir. İstemde bulunan eş,
temsil yetkisinin kaldırıldığını veya sınırlandığını, üçüncü
kişilere sadece kişisel duyuru yoluyla bildirebilir.
Temsil yetkisinin kaldırılmasının veya sınırlanmasının
iyiniyetli üçüncü kişilere karşı sonuç
doğurması, durumun hâkimin kararıyla ilân edilmesine bağlıdır.
IV. Temsil yetkisinin geri verilmesi
Madde 191-
Temsil yetkisinin kaldırılmasına veya sınırlanmasına ilişkin karar,
koşullar değiştiğinde eşlerden birinin istemi üzerine hâkim
tarafından değiştirilebilir.
İlk karar ilân edilmiş ise, değişikliğe ilişkin karar da ilân
olunur.
C. Eşlerin meslek ve işi
Madde 192-
Eşlerden her biri, meslek veya iş seçiminde diğerinin iznini almak
zorunda değildir. Ancak, meslek ve iş seçiminde ve bunların
yürütülmesinde evlilik birliğinin huzur ve yararı göz önünde
tutulur.
D. Eşlerin hukukî işlemleri
I. Genel olarak
Madde 193-
Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, eşlerden her biri diğeri ve
üçüncü kişilerle her türlü hukukî işlemi yapabilir.
II. Aile konutu
Madde 194-
Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile
ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya
aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.
Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza
verilmeyen eş, hâkimin müdahalesini isteyebilir.
Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu
kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini isteyebilir.
Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa,
sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle
sözleşmenin tarafı hâline gelir ve bildirimde bulunan eş diğeri ile
müteselsilen sorumlu olur.
E. Birliğin korunması
I. Genel olarak
Madde 195 -
Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya
evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi
hâlinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte
hâkimin müdahalesini isteyebilirler.
Sayfa 26
8077
Hâkim, eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır; onları uzlaştırmaya
çalışır ve eşlerin ortak rızası ile uzman kişilerin yardımını
isteyebilir.
Hâkim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda
öngörülen önlemleri alır.
II. Eşler birlikte yaşarken
Madde 196 -
Eşlerden birinin istemi üzerine hâkim, ailenin geçimi için her
birinin yapacağı parasal katkıyı belirler.
Eşin ev işlerini görmesi, çocuklara bakması, diğer eşin işinde
karşılıksız çalışması, katkı miktarının belirlenmesinde dikkate
alınır.
Bu katkılar, geçmiş bir yıl ve gelecek yıllar için istenebilir.
III. Birlikte yaşamaya ara verilmesi
Madde 197 -
Eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği
veya ailenin huzuru ciddî biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı
yaşama hakkına sahiptir.
Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim,
eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal
katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının
yönetimine ilişkin önlemleri alır.
Eşlerden biri, haklı bir sebep olmaksızın diğerinin birlikte
yaşamaktan kaçınması veya ortak hayatın başka bir sebeple olanaksız
hâle gelmesi üzerine de yukarıdaki istemlerde bulunabilir.
Eşlerin ergin olmayan çocukları varsa hâkim, ana ve baba ile
çocuklar arasındaki ilişkileri düzenleyen hükümlere göre gereken
önlemleri alır.
IV. Borçlulara ait önlemler
Madde 198 -
Eşlerden biri, birliğin giderlerine katılma yükümlülüğünü yerine
getirmezse, hâkim onun borçlularına, ödemeyi tamamen veya kısmen
diğer eşe yapmalarını emredebilir.
V. Tasarruf yetkisinin sınırlanması
Madde 199 -
Ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinden doğan
malî bir yükümlülüğün yerine getirilmesi gerektirdiği ölçüde,
eşlerden birinin istemi üzerine hâkim, belirleyeceği malvarlığı
değerleriyle ilgili tasarrufların ancak onun rızasıyla
yapılabileceğine karar verebilir.
Hâkim bu durumda gerekli önlemleri alır.
Hâkim, eşlerden birinin taşınmaz üzerinde tasarruf yetkisini
kaldırırsa, re'sen durumun tapu kütüğüne
şerhedilmesine karar verir.
VI. Durumun değişmesi
Madde 200 -
Koşullar değiştiğinde hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine
kararında gerekli değişikliği yapar veya sebebi sona ermişse alınan
önlemi kaldırır.
VII. Yetki
Madde 201 -
Evlilik birliğinin korunmasına yönelik önlemler konusunda yetkili
mahkeme eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesidir.
Eşlerin yerleşim yerleri farklı ve her ikisi de önlem alınması
isteminde bulunmuş ise, yetkili mahkeme ilk istemde bulunanın
yerleşim yeri mahkemesidir.
Önlemlerin değiştirilmesi, tamamlanması veya kaldırılması konusunda
yetkili mahkeme, önlem kararını veren mahkemedir. Ancak, her iki
eşin de yerleşim yeri değişmişse, yetkili mahkeme eşlerden herhangi
birinin yeni yerleşim yeri mahkemesidir.
Sayfa 27
8078
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
EŞLER ARASINDAKİ MAL REJİMİ
BİRİNCİ AYIRIM
GENEL HÜKÜMLER
A. Yasal mal rejimi
Madde 202-
Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması
asıldır.
Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden
birini kabul edebilirler.
B. Mal rejimi sözleşmesi
I. Sözleşmenin içeriği
Madde 203-
Mal rejimi sözleşmesi, evlenmeden önce veya sonra yapılabilir.
Taraflar, istedikleri mal rejimini ancak kanunda yazılı sınırlar
içinde seçebilir, kaldırabilir veya değiştirebilirler.
II. Sözleşme ehliyeti
Madde 204-
Mal rejimi sözleşmesi, ancak ayırt etme gücüne sahip olanlar
tarafından yapılabilir.
Küçükler ile kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızasını almak
zorundadırlar.
III. Sözleşmenin şekli
Madde 205-
Mal rejimi sözleşmesi, noterde düzenleme veya onaylama şeklinde
yapılır. Ancak, taraflar evlenme başvurusu sırasında hangi mal
rejimini seçtiklerini yazılı olarak da bildirebilirler.
Mal rejimi sözleşmesinin taraflarca ve gerektiğinde yasal
temsilcilerince imzalanması zorunludur.
C. Olağanüstü mal rejimi
I. Eşlerden birinin istemi ile
1. Karar
Madde 206-
Haklı bir sebep varsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine, mevcut
mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesine karar verebilir.
Özellikle aşağıdaki hâllerde haklı bir sebebin varlığı kabul edilir:
1. Diğer eşe ait malvarlığının borca batık veya ortaklıktaki payının
haczedilmiş olması,
2. Diğer eşin, istemde bulunanın veya ortaklığın menfaatlerini
tehlikeye düşürmüş olması,
3. Diğer eşin, ortaklığın malları üzerinde bir tasarruf işleminin
yapılması için gereken rızasını haklı bir sebep olmadan esirgemesi,
4. Diğer eşin, istemde bulunan eşe malvarlığı, geliri, borçları veya
ortaklık malları hakkında bilgi vermekten kaçınması,
5. Diğer eşin sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksun olması.
Eşlerden biri ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun ise, onun
yasal temsilcisi de bu sebebe dayanarak mal ayrılığına karar
verilmesini isteyebilir.
Sayfa 28
8079
2. Yetki
Madde 207-
Yetkili mahkeme eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri
mahkemesidir.
3. Mal ayrılığına
geçişten dönme
Madde 208-
Eşler, her zaman yeni bir mal rejimi sözleşmesiyle önceki veya başka
bir mal rejimini kabul edebilirler.
Mal ayrılığına geçişi gerektiren sebebin
ortadan kalkması hâlinde hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine eski
mal rejimine dönülmesine karar verebilir.
II. Cebrî icra hâlinde
1. İflâsta
Madde 209-
Mal ortaklığını kabul etmiş olan eşlerden birinin iflâsına karar
verildiği takdirde, ortaklık kendiliğinden mal ayrılığına dönüşür.
2. Hacizde
Madde 210-
Mal ortaklığını kabul etmiş eşlerden birine karşı icra takibinde
bulunan alacaklı, haczin uygulanmasında zarara uğrarsa, hâkimden mal
ayrılığına karar verilmesini isteyebilir.
Alacaklının istemi her iki eşe yöneltilir.
Yetkili mahkeme, borçlunun yerleşim yeri mahkemesidir.
3. Eski rejime dönme
Madde 211-
Alacaklı tatmin edildiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine
hâkim, mal ortaklığının yeniden kurulmasına karar verebilir.
Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle edinilmiş mallara katılma rejimini
kabul edebilirler.
III. Önceki rejimin tasfiyesi
Madde 212 -
Mal ayrılığına geçildiği takdirde,
kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, eşler arasında önceki mal
rejiminin tasfiyesi, bu rejime ilişkin hükümlere göre yapılır.
D. Alacaklıların korunması
Madde 213 -
Mal rejiminin kurulması, değiştirilmesi veya önceki rejimin
tasfiyesi, eşlerden birinin veya ortaklığın alacaklılarının,
üzerinden haklarını alabilecekleri malları sorumluluk dışında
bırakamaz.
Kendisine böyle mallar geçmiş olan eş, borçlardan kişisel olarak
sorumludur; ancak, söz konusu malların borcu ödemeye yetmediğini
ispat ettiği takdirde, bu ölçüde kendisini sorumluluktan
kurtarabilir.
E. Mal rejiminin tasfiyesi davalarında
yetki
Madde 214 -
Eşler veya mirasçılar arasında bir mal rejiminin tasfiyesine ilişkin
davalarda, aşağıdaki mahkemeler yetkilidir:
1. Mal rejiminin ölümle sona ermesi durumunda ölenin son yerleşim
yeri mahkemesi,
2. Boşanmaya, evliliğin iptaline veya hâkim tarafından mal
ayrılığına karar verilmesi durumunda, bu davalarda yetkili olan
mahkeme,
3. Diğer durumlarda davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi.
Sayfa 29
8080
F. Bir eşin mallarının diğeri
tarafından yönetimi
Madde 215 -
Eşlerden birinin açık veya örtülü olarak mallarının yönetimini diğer
eşe bırakması hâlinde, aksi kararlaştırılmış olmadıkça vekâlet
hükümleri uygulanır.
G. Envanter
Madde 216-
Eşlerden her biri, diğerinden her zaman mallarının envanterinin
resmî senetle yapılmasını isteyebilir.
Bu envanter, malların getirilmesinden başlayarak bir yıl içinde
yapılmışsa, aksi ispatlanmış olmadıkça bu envanterin doğru olduğu
kabul edilir.
H. Eşler arasındaki borçlar
Madde 217-
Mal rejimi, eşler arasındaki borçların muaccel olmasını önlemez.
Bununla beraber bir borcun yerine getirilmesi, borçlu eşi evlilik
birliğini tehlikeye düşürecek derecede önemli güçlüklere sokacaksa,
bu eş ödeme için süre isteyebilir. Durum ve koşullar gerektiriyorsa,
hâkim istemde bulunan eşi güvence göstermekle yükümlü tutar.
İKİNCİ AYIRIM
EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA
A. Mülkiyet
I. Kapsamı
Madde 218-
Edinilmiş mallara katılma rejimi, edinilmiş mallar ile eşlerden her
birinin kişisel mallarını kapsar.
II. Edinilmiş mallar
Madde 219-
Edinilmiş mal, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince
karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir.
Bir eşin edinilmiş malları özellikle şunlardır:
1. Çalışmasının karşılığı olan edinimler,
2. Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya
personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı
ödemeler,
3. Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar,
4. Kişisel mallarının gelirleri,
5. Edinilmiş malların yerine geçen değerler.
III. Kişisel mallar
1. Kanuna göre
Madde 220-
Aşağıda sayılanlar, kanun gereğince kişisel maldır:
1. Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya,
2. Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir
eşin sonradan miras yoluyla ya da
herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği
malvarlığı değerleri,
3. Manevî tazminat alacakları,
4. Kişisel mallar yerine geçen değerler.
Sayfa 30
8081
2. Sözleşmeye göre
Madde 221-
Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle, bir mesleğin icrası veya işletmenin
faaliyeti sebebiyle doğan edinilmiş mallara dahil olması gereken
malvarlığı değerlerinin kişisel mal sayılacağını kabul edebilirler.
Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kişisel malların gelirlerinin
edinilmiş mallara dahil olmayacağını da kararlaştırabilirler.
IV. İspat
Madde 222 -
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse,
iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.
Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı
mülkiyetinde sayılır.
Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal
kabul edilir.
B. Yönetim, yararlanma ve tasarruf
Madde 223 -
Her eş, yasal sınırlar içerisinde kişisel malları ile edinilmiş
mallarını yönetme, bunlardan yararlanma ve bunlar üzerinde
tasarrufta bulunma hakkına sahiptir.
Aksine anlaşma olmadıkça, eşlerden biri diğerinin rızası olmadan
paylı mülkiyet konusu maldaki payı üzerinde tasarrufta bulunamaz.
C. Üçüncü kişilere karşı sorumluluk
Madde 224 -
Eşlerden her biri kendi borçlarından bütün malvarlığıyla sorumludur.
D. Mal rejiminin sona ermesi ve
tasfiye
I. Sona erme anı
Madde 225 -
Mal rejimi, eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal rejiminin
kabulüyle sona erer.
Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine
veya mal ayrılığına geçilmesine karar
verilmesi hâllerinde, mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere
sona erer.
II. Malların geri alınması ve borçlar
1. Genel olarak
Madde 226 -
Her eş, diğer eşte bulunan mallarını geri alır.
Tasfiye sırasında, paylı mülkiyete konu bir mal varsa, eşlerden biri
kanunda öngörülen diğer olanaklardan yararlanabileceği gibi, daha
üstün bir yararı olduğunu ispat etmek ve diğerinin payını ödemek
suretiyle o malın bölünmeden kendisine verilmesini isteyebilir.
Eşler karşılıklı borçları ile ilgili düzenleme yapabilirler.
2. Değer artış payı
Madde 227 -
Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine
veya korunmasına hiç ya da uygun bir
karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda
ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip
olur ve bu alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine göre
hesaplanır; bir değer kaybı söz konusu olduğunda katkının
başlangıçtaki değeri esas alınır.
Böyle bir malın daha önce elden çıkarılmış olması hâlinde hâkim,
diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler.
Eşler, yazılı bir anlaşmayla değer artışından pay almaktan
vazgeçebilecekleri gibi, pay oranını da değiştirebilirler.
Sayfa 31
8082
III. Eşlerin paylarının hesaplanması
1. Kişisel malların ve edinilmiş
malların ayrılması
Madde 228-
Eşlerin kişisel malları ile edinilmiş malları, mal rejiminin sona
ermesi anındaki durumlarına göre ayrılır.
Eşlerden birine sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarınca
yapılmış olan toptan ödemeler veya iş gücünün kaybı dolayısıyla
ödenmiş olan tazminat, toptan ödeme veya tazminat yerine ilgili
sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumunca uygulanan usule göre
ömür boyunca irat bağlanmış olsaydı, mal rejiminin sona erdiği
tarihte bundan sonraki döneme ait iradın peşin sermayeye çevrilmiş
değeri ne olacak idiyse, tasfiyede o miktarda kişisel mal olarak
hesaba katılır.
2. Eklenecek değerler
Madde 229-
Aşağıda sayılanlar, edinilmiş mallara değer olarak eklenir:
1. Eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl
içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı
karşılıksız kazandırmalar,
2. Bir eşin mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma
alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler.
Bu tür kazandırma veya devirlere
ilişkin uyuşmazlıklarda mahkeme kararı, davanın kendisine ihbar
edilmiş olması koşuluyla, kazandırma veya devirden yararlanan üçüncü
kişilere karşı da ileri sürülebilir.
3. Kişisel mallar ile edinilmiş mallar
arasında denkleştirme
Madde 230-
Bir eşin kişisel mallara ilişkin borçları edinilmiş mallardan veya
edinilmiş mallara ilişkin borçları kişisel mallarından ödenmiş ise,
tasfiye sırasında denkleştirme istenebilir.
Her borç, ilişkin bulunduğu mal kesimini yükümlülük altına sokar.
Hangi kesime ait olduğu anlaşılamayan borç, edinilmiş mallara
ilişkin sayılır.
Bir mal kesiminden diğer kesimdeki malın edinilmesine,
iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda bulunulmuşsa, değer
artması veya azalması durumunda denkleştirme, katkı oranına ve malın
tasfiye zamanındaki değerine veya mal daha önce elden çıkarılmışsa
hakkaniyete göre yapılır.
4. Artık değer
Madde 231-
Artık değer, eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da
dahil olmak üzere her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu
mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır.
Değer eksilmesi göz önüne alınmaz.
IV. Değerin belirlenmesi
1. Sürüm değeri
Madde 232-
Mal rejiminin tasfiyesinde malların sürüm değerleri esas alınır.
2. Gelir değeri
a. Genel olarak
Madde 233 -
Bir eşin malik olarak bizzat işletmeye devam ettiği veya sağ kalan
eş ya da altsoyundan birinin kendisine
bir bütün olarak özgülenmesini istemeye haklı olduğu bir tarımsal
işletme için değer artışından alacağı pay ve katılma alacağı,
bunların gelir değeri göz önünde tutularak hesaplanır.
Sayfa 32
8083
Tarımsal işletmenin maliki veya mirasçıları, diğer eşe karşı ileri
sürebilecekleri değer artışı payının veya katılma alacağının,
işletmenin sadece sürüm değeri üzerinden hesaplanmasını
isteyebilir.
Değerlendirmeye ve işletmenin kazancından mirasçılara pay ödenmesine
ilişkin miras hukuku hükümleri kıyas yoluyla uygulanır.
b. Özel hâller
Madde 234-
Özel hâller gerektirdiği takdirde hesaplanan değer, uygun bir
miktarda artırılabilir.
Özellikle sağ kalan eşin geçim koşulları, tarımsal işletmenin alım
değeri, ayrıca tarımsal işletme kendisine ait olan eşin yaptığı
yatırımlar veya malî durumu özel hâllerden sayılır.
3. Değerlendirme anı
Madde
235- Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş
mallar, tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılırlar.
Edinilmiş mallara hesapta eklenecek olanların değeri, malın
devredildiği tarih esas alınarak hesaplanır.
V. Artık değere katılma
1. Kanuna göre
Madde 236-
Her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde
hak sahibi olurlar. Alacaklar takas edilir.
Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin
artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına
veya kaldırılmasına karar verebilir.
2. Sözleşmeye göre
a. Genel olarak
Madde 237-
Artık değere katılmada mal rejimi sözleşmesiyle başka bir esas kabul
edilebilir.
Bu tür anlaşmalar, eşlerin ortak olmayan çocuklarının ve onların
altsoylarının saklı paylarını zedeleyemez.
b. İptal, boşanma veya mahkeme
kararıyla mal ayrılığında
Madde 238-
Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine
veya mal ayrılığına geçilmesine karar
verilmesi hâllerinde, kanundaki artık değere katılmaya ilişkin
düzenlemeden farklı anlaşmalar, ancak mal rejimi sözleşmesinde bunun
açıkça öngörülmüş olması hâlinde geçerlidir.
VI. Katılma alacağının ve değer artış
payının ödenmesi
1. Ödeme ve ertelenmesi
Madde 239-
Katılma alacağı ve değer artış payı ayın veya para olarak
ödenebilir. Aynî ödemede malların sürüm değeri esas alınır; bir
mesleğin icrasına ayrılmış birimler ile işletmelerin ekonomik
bütünlüğü gözetilir.
Katılma alacağının ve değer artış payının derhâl ödenmesi kendisi
için ciddî güçlükler doğuracaksa, borçlu eş ödemelerinin uygun bir
süre ertelenmesini isteyebilir.
Aksine anlaşma yoksa, tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma
alacağına ve değer artış payına faiz yürütülür; durum ve koşullar
gerektiriyorsa ayrıca borçludan güvence istenebilir.
Sayfa 33
8084
2. Aile konutu ve ev eşyası
Madde 240-
Sağ kalan eş, eski yaşantısını devam ettirebilmesi için, ölen eşine
ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine katılma
alacağına mahsup edilmek, yetmez ise bedel eklenmek suretiyle intifa
veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir; mal rejimi sözleşmesiyle
kabul edilen başka düzenlemeler saklıdır.
Sağ kalan eş, aynı koşullar altında ev eşyası üzerinde kendisine
mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir.
Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya ölen eşin
yasal mirasçılarının istemiyle intifa veya oturma hakkı yerine,
konut üzerinde mülkiyet hakkı tanınabilir.
Sağ kalan eş, mirasbırakanın bir meslek
veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek veya
sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde bu hakları
kullanamaz. Tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hukuku hükümleri
saklıdır.
3. Üçüncü kişilere karşı dava
Madde 241-
Tasfiye sırasında, borçlu eşin malvarlığı veya terekesi, katılma
alacağını karşılamadığı takdirde, alacaklı eş veya mirasçıları,
edinilmiş mallarda hesaba katılması gereken karşılıksız
kazandırmaları bunlardan yararlanan üçüncü kişilerden eksik kalan
miktarla sınırlı olarak isteyebilir.
Dava hakkı, alacaklı eş veya mirasçılarının haklarının zedelendiğini
öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde mal rejiminin
sona ermesinin üzerinden beş yıl geçmekle
düşer.
Yukarıdaki fıkra hükümleri ve yetki kuralları dışında mirastaki
tenkis davasına ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
MAL AYRILIĞI
A. Yönetim, yararlanma ve tasarruf
Madde 242-
Mal ayrılığı rejiminde eşlerden her biri, yasal sınırlar içerisinde
kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf haklarını
korur.
B. Diğer hükümler
Madde 243-
İspat, borçlardan sorumluluk ve paylı mülkün özgülenmesi konularında
paylaşmalı mal ayrılığı rejimine ilişkin hükümler uygulanır.
DÖRDÜNCÜ AYIRIM
PAYLAŞMALI MAL AYRILIĞI
A. Yönetim, yararlanma ve tasarruf
I. Genel olarak
Madde 244-
Eşlerden her biri, yasal sınırlar içerisinde kendi malvarlığı
üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf haklarını korur.
II. İspat
Madde 245-
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse,
iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.
Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı
mülkiyetinde sayılır.
Sayfa 34
8085
B. Borçlardan sorumluluk
Madde 246-
Eşlerden her biri, kendi borçlarından bütün malvarlığıyla
sorumludur.
C. Mal rejiminin sona ermesi ve
tasfiye
I. Sona erme anı
Madde 247-
Mal rejimi, eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal rejiminin
kabulüyle sona erer.
Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine
veya mal ayrılığına geçilmesine karar
verilmesi hâllerinde de, mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak
üzere sona erer.
II. Malların geri alınması ve paylı
malın verilmesi
1. Genel olarak
Madde 248-
Her eş, diğer eşte bulunan mallarını geri alır.
Paylaşmalı mal ayrılığı rejimi sona erdiğinde, üstün yararı olduğunu
ispat eden eş, diğer önlemler yanında, eşine payının ödeme günündeki
karşılığını vermek suretiyle paylı mülkiyetteki malın kendisine
verilmesini isteyebilir.
2. Katkıdan doğan hak
Madde 249-
Eşlerden biri diğerine ait olup, paylaştırma dışı kalan bir malın
edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç
ya da uygun bir karşılık almaksızın
katkıda bulunmuşsa; mal rejiminin sona ermesi hâlinde, katkısı
oranında hakkaniyete uygun bir bedel ödenmesini isteyebilir.
Aynı istem, paylaştırma dışı kalan malın yerine geçen değerler için
de geçerlidir.
III. Aileye özgülenen mallar
1. Kural
Madde
250- Eşlerden biri tarafından paylaşmalı mal ayrılığı rejiminin
kurulmasından sonra edinilmiş olup ailenin ortak kullanım ve
yararlanmasına özgülenmiş mallar ile ailenin ekonomik geleceğini
güvence altına almaya yönelik yatırımlar veya bunların yerine geçen
değerler, mal rejiminin sona ermesi hâlinde eşler arasında eşit
olarak paylaşılır. Paylaştırmada işletmelerin ekonomik bütünlüğü
gözetilir.
Manevî tazminat alacakları, miras yoluyla edinilen mallar ile
karşılıksız kazandırmada bulunanın açık iradesinden aksi
anlaşılmadıkça, sağlararası veya ölüme
bağlı tasarruflarla edinilen mallar hakkında bu hüküm uygulanmaz.
2. Paylaşmaya aykırı davranışlar
Madde 251-
Eşlerden biri, diğer eşin payını azaltmak kastıyla paylaşmadan önce
bir malı karşılıksız olarak elden çıkardığı takdirde hâkim, diğer
eşin alacağı denkleştirme bedelini hakkaniyete uygun olarak
belirler.
Mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin
rızası olmadan olağan hediyeler dışında yapılan karşılıksız
kazandırmaların bu eşin payını azaltmak kastıyla yapıldığı
varsayılır.
Bu tür kazandırmalara ilişkin uyuşmazlıklarda mahkeme kararı,
davanın kendisine ihbar edilmiş olması koşuluyla, kazandırmadan
yararlanan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir.
Sayfa 35
8086
3. Paylaştırma isteminin reddi
Madde 252-
Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin
payının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına
karar verebilir.
4. Paylaştırma yöntemi
Madde 253-
Paylaştırmanın ayın olarak yapılması asıldır. Buna olanak yoksa
bedel eklemek suretiyle paylar denkleştirilir. Eşlerden birinin
diğerine ödeyeceği bedel, malların tasfiye anındaki sürüm
değerlerine göre hesaplanır. Bu hesaplamada paylaşım konusu malların
edinilmesinden doğan borçlar indirilir.
Denkleştirme bedelinin derhal ödenmesi kendisi için ciddî güçlükler
doğuracaksa, borçlu eş ödemelerin uygun bir süre ertelenmesini
isteyebilir.
Aksine anlaşma yoksa, tasfiyenin sona ermesinden başlayarak
denkleştirme bedeline faiz yürütülür; durum ve koşullar
gerektiriyorsa ayrıca borçludan güvence istenebilir.
IV. Aile konutu ve ev eşyası
1. İptal veya boşanma hâlinde
Madde 254-
Evliliğin iptal veya boşanma kararıyla sona erdirilmesi hâlinde,
ailenin ortak kullanımına özgülenmiş ve eşler arasında eşit olarak
paylaşma konusu olan konutta kalmaya ve ev eşyasını kullanmaya
hangisinin devam edeceği konusunda eşler anlaşabilirler. Konutta
kalma hakkını elde eden eş, bu hakkın tapu kütüğüne şerh edilmesini
isteyebilir.
Eşlerin aile konutunda kimin kalmaya ve ev eşyasını kimin kullanmaya
devam edeceği konusunda anlaşamamaları hâlinde, hakkaniyet
gerektiriyorsa hâkim, olayın özelliklerini, eşlerin ekonomik ve
sosyal durumlarını ve varsa çocukların menfaatlerini göz önünde
bulundurarak bu hakka hangisinin sahip olacağına iptal veya boşanma
kararıyla birlikte re'sen karar verir;
bu kararında kalma ve kullanma süresini belirleyerek tapu kütüğüne
şerhi için tapu memurluğuna bildirir.
Hâkim aksine karar vermedikçe hak, belirlenen sürenin bitiminde
kendiliğinden sona erer. Ancak, bu süre sona ermeden yararlanan
tarafın durumunda değişiklik olması hâlinde, diğer taraf hâkimden,
kararın gözden geçirilmesini isteyebilir.
Eşler konutta kira ile oturuyorlarsa hâkim, gerektiğinde konutta
kiracı sıfatı taşımayan eşin kalmasına karar verebilir. Bu durumda,
kiralayanın sözleşmeden doğan haklarını güvenceye almak için gerekli
düzenleme yapılmasına iptal veya boşanma kararıyla birlikte
re'sen karar verilir.
2. Ölüm hâlinde
Madde 255-
Eşlerden birinin ölümü hâlinde, paylaşma konusu olan mallar arasında
ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa; sağ kalan
eş, bunlar üzerinde kendisine miras ve paylaşmadan doğan hakkına
mahsup edilmek ve yetmezse bir bedel eklenmek suretiyle mülkiyet
hakkı tanınmasını isteyebilir.
Haklı sebeplerin varlığı hâlinde sağ kalan eşin veya ölenin diğer
yasal mirasçılardan birinin istemi üzerine, mülkiyet yerine intifa
veya oturma hakkı tanınmasına da karar verilebilir.
Sağ kalan eş, mirasbırakanın bir meslek
veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek veya
sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde bu hakları
kullanamaz. Tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hükümleri saklıdır.
Sayfa 36
8087
BEŞİNCİ AYIRIM
MAL ORTAKLIĞI
A. Mülkiyet
I. Kapsamı
Madde 256-
Mal ortaklığı rejimi, ortaklık malları ile eşlerin kişisel mallarını
kapsar.
II. Ortaklık malları
1. Genel mal ortaklığı
Madde 257-
Genel mal ortaklığında eşlerin kanun gereğince kişisel mal
sayılanlar dışındaki malları ile gelirleri ortaklık mallarını
oluşturur.
Eşler, ortaklık mallarına bölünmemiş bir bütün olarak sahip olurlar.
Hiçbir eş, ortaklık payı üzerinde tek başına tasarruf hakkına sahip
değildir.
2. Sınırlı mal ortaklığı
a. Edinilmiş mallarda ortaklık
Madde 258-
Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle sadece edinilmiş mallardan oluşan
bir ortaklık kabul edebilirler.
Kişisel malların gelirleri de bu ortaklığa dahildir.
b. Diğer mal ortaklıkları
Madde 259 -
Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle belirli malvarlığı değerlerini veya
türlerini, özellikle taşınmaz malları, bir eşin kazancını, bir
meslek veya sanat icrası için kullandığı malları ortaklık dışında
tutabilirler.
Aksi sözleşmede öngörülmedikçe bu malların gelirleri ortaklığa dahil
değildir.
III. Kişisel mallar
Madde 260-
Kişisel mallar, mal rejimi sözleşmesi, üçüncü kişinin karşılıksız
kazandırması veya kanunla belirlenir.
Eşlerden her birinin sadece kişisel kullanımına ayrılmış olan eşyası
ile manevî tazminat alacakları kanundan dolayı kişisel malıdır.
Bir eşin saklı pay olarak isteyebileceği malvarlığı değerleri, mal
rejimi sözleşmesiyle ortaklığa dahil edildiği ölçüde,
mirasbırakanları tarafından kendisine
kişisel mal olarak kazandırılamaz.
IV. İspat
Madde 261-
Bir eşin kişisel malı olduğu ispatlanmadıkça tüm malvarlığı
değerleri ortaklık malı sayılır.
B. Yönetim ve tasarruf
I. Ortaklık mallarında
1. Olağan yönetim
Madde 262-
Eşler, ortaklık mallarını evlilik birliğinin yararına uygun olarak
yönetirler.
Olağan yönetim sınırları içinde her eş, ortaklığı yükümlülük altına
sokabilir ve ortak mallarda tasarrufta bulunabilir.
Sayfa 37
8088
2. Olağanüstü yönetim
Madde 263-
Olağan yönetim dışında kalan konularda eşler, ancak birlikte veya
biri diğerinin rızasını almak suretiyle ortaklığı yükümlülük altına
sokabilir veya mallarda tasarrufta bulunabilir.
Rızanın bulunmadığını bilmeyen veya bilecek durumda olmayan üçüncü
kişiler için bu rıza var sayılır.
Evlilik birliğinin temsiline ilişkin hükümler saklıdır.
3. Ortaklık malları ile meslek veya
sanat icrası
Madde 264-
Eşlerden biri, diğerinin rızasıyla ortaklık mallarını kullanarak,
tek başına bir meslek veya sanat icra ederse, bu meslek veya sanata
ilişkin bütün hukukî işlemleri yapabilir.
4. Mirasın kabulü veya reddi
Madde 265-
Eşlerden biri, diğerinin rızası olmaksızın ortaklık mallarına
girecek olan bir mirası reddemeyeceği
gibi, tereke borca batıksa mirası kabul de edemez.
Diğer eşin rızasının alınmasına olanak bulunamazsa veya bu konudaki
istem onun tarafından haklı sebep olmaksızın reddedilirse, istem
sahibi eş kendi yerleşim yeri mahkemesine başvurabilir.
5. Sorumluluk ve yönetim giderleri
Madde 266-
Mal ortaklığının sona ermesi hâlinde, eşlerden her biri ortaklık
malıyla ilgili işlemlerden dolayı vekil gibi sorumludur.
Yönetim giderleri ortaklık mallarından karşılanır.
II. Kişisel mallar
Madde 267-
Eşlerden her biri, yasal sınırlar içerisinde kendi kişisel mallarını
yönetme ve bunlar üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahiptir.
Kişisel mallara giren gelirler varsa, yönetim giderleri bu
gelirlerden karşılanır.
C. Üçüncü kişilere karşı sorumluluk
I. Ortaklık borçları
Madde 268-
Eşlerden her biri, aşağıdaki borçlardan kişisel malları ve ortaklık
mallarıyla sorumludur:
1. Evlilik birliğini temsil veya ortaklık mallarını yönetme
yetkisine dayanarak yapılan borçlardan,
2. Ortaklık mallarını veya ortaklık mallarına giren gelirleri
kullanarak bir meslek veya sanatın icra edilmesi nedeniyle yapılan
borçlardan,
3. Diğer eş için de kişisel sorumluluk doğuran borçlardan,
4. Kişisel mal yanında ortaklık mallarının da sorumlu olacağı
hususunda eşlerin üçüncü kişilerle anlaşarak yaptığı borçlardan.
II. Kişisel borçlar
Madde 269-
Her eş, diğer bütün borçlardan kendi kişisel mallarıyla ve ortaklık
mallarının değerinin yarısı kadarıyla sorumlu tutulur.
Ortaklığın zenginleşmesinden kaynaklanan istemler saklıdır.
Sayfa 38
8089
D. Eşler arasındaki borçlar
Madde 270 -
Mal rejimi eşler arasındaki borçların muaccel olmasını önlemez.
Bununla beraber bir borcun yerine getirilmesi borçlu eşi, evlilik
birliğini tehlikeye düşürecek derecede önemli güçlüklere sokacaksa,
bu eş ödeme için süre isteyebilir. Durum ve koşullar gerektiriyorsa
hâkim, istemde bulunan eşi güvence göstermekle yükümlü tutar.
E. Mal rejiminin sona ermesi ve
tasfiye
I. Sona erme anı
Madde 271 -
Mal rejimi eşlerden birinin ölümü, diğer bir mal rejiminin kabul
edilmesi veya eşlerden biri hakkında iflâsın açılmasıyla son bulur.
Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine
veya mal ayrılığına geçilmesine karar
verilmesi hâllerinde, mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere
sona erer.
Ortaklık mallarıyla kişisel malların kapsamının belirlenmesinde mal
ortaklığının sona erdiği tarih esas alınır.
II. Kişisel mala ekleme
Madde 272 -
Eşlerden birine sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarınca
yapılmış olan toptan ödemeler veya iş gücünün kaybı dolayısıyla
ödenmiş olan tazminat, toptan ödeme veya tazminat yerine ilgili
sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumunca uygulanan usule göre
ömür boyunca irat bağlanmış olsaydı, mal rejiminin sona erdiği
tarihte bundan sonraki döneme ait iradın peşin sermayeye çevrilmiş
değeri ne olacak idiyse, tasfiyede o miktarda kişisel mal olarak
hesaba katılır.
III. Kişisel mal ile ortaklık malı
arasındaki denkleştirme
Madde 273 -
Bir eşin kişisel mallara ilişkin borçları, ortaklık mallarından veya
ortaklık mallarına ilişkin borçları kişisel mallarından ödenmiş ise;
tasfiye sırasında denkleştirme istenebilir.
Her borç, ilişkin bulunduğu mal kesimini yükümlülük altına sokar.
Hangi kesime ait olduğu anlaşılamayan borç ortaklık mallarına
ilişkin sayılır.
IV. Değer artış payı
Madde 274-
Bir eşin kişisel malı veya ortaklık malıyla bir başka mal kesimine
giren malvarlığı değerinin edinilmesi, iyileştirilmesi veya
korunmasına katkıda bulunulmuşsa, edinilmiş mallara katılma
rejiminde değer artış payına ilişkin hükümler uygulanır.
V. Değer belirlenmesi
Madde 275 -
Mal rejimi sona erince, mevcut ortaklık mallarının
değerlendirilmesinde tasfiye anı esas alınır.
VI. Paylaşma
1. Ölüm veya diğer bir mal rejiminin kabulü hâlinde
Madde 276-
Eşlerden birinin ölümü veya diğer bir mal rejiminin kabulü sebebiyle
mal ortaklığının sona ermesi hâlinde, her eşe veya mirasçılarına
ortaklık mallarının yarısı verilir.
Mal rejimi sözleşmesiyle başka bir paylaşma oranı
kararlaştırılabilir.
Bu tür anlaşmalar altsoyun saklı paylarını zedeleyemez.
Sayfa 39
8090
2. Diğer hâllerde
Madde 277-
Boşanma veya evliliğin iptali sebebiyle ya
da kanun veya mahkeme kararı gereğince mal ayrılığına
geçiş hâllerinde, her eş edinilmiş
mallara katılma rejiminde kendi kişisel malı sayılacak olanları
ortaklık mallarından geri alır.
Geri kalan ortaklık malları eşler arasında yarı yarıya paylaşılır.
Yasal paylaşmanın değiştirilmesine ilişkin anlaşmalar, ancak mal
rejimi sözleşmesinde bunun açıkça öngörülmüş olması hâlinde
geçerlidir.
VII. Paylaşma usulü
1. Kişisel mallar
Madde 278-
Mal ortaklığının eşlerden birinin ölümüyle sona ermesi hâlinde sağ
kalan eş, edinilmiş mallara katılma rejiminde kişisel malı
sayılabilecek olanların payına mahsuben kendisine verilmesini
isteyebilir.
2. Aile konutu ve ev eşyası
Madde 279-
Eşlerin birlikte yaşadıkları konut veya ev eşyası ortaklık mallarına
dahil ise, sağ kalan eş, payına mahsuben bunların mülkiyetinin
kendisine verilmesini isteyebilir.
Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eş veya ölenin diğer
yasal mirasçılarının istemiyle bunlar üzerinde mülkiyet yerine
intifa veya oturma hakkı tanınabilir.
Mal ortaklığı rejiminin ölüm dışındaki bir sebeple son bulması
hâlinde, eşlerden her biri, üstün bir yararının varlığını ispat
etmek suretiyle aynı istemleri ileri sürebilir.
3. Diğer malvarlığı değerleri
Madde 280-
Bir eş, üstün bir yararının varlığını ispat etmek suretiyle diğer
malvarlığı değerlerinin de payına mahsuben kendisine verilmesini
isteyebilir.
4. Diğer paylaşma kuralları
Madde 281-
Diğer hâllerde paylı mülkiyet ve mirasın paylaşılmasına ilişkin
hükümler kıyas yoluyla uygulanır.
İKİNCİ KISIM
HISIMLIK
BİRİNCİ BÖLÜM
SOYBAĞININ KURULMASI
BİRİNCİ AYIRIM
GENEL HÜKÜMLER
A. Genel olarak
soybağının kurulması
Madde 282-
Çocuk ile ana arasında soybağı doğumla
kurulur.
Çocuk ile baba arasında soybağı, ana ile
evlilik, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulur.
Soybağı
ayrıca evlât edinme yoluyla da kurulur.
B. Davada yetki ve yargılama usulü
I. Yetki
Madde 283 -
Soybağına ilişkin davalar, taraflardan
birinin dava veya doğum sırasındaki yerleşim yeri mahkemesinde
açılır.
Sayfa 40
8091
II. Yargılama usulü
Madde 284-
Soybağına ilişkin davalarda, aşağıdaki
kurallar saklı kalmak kaydıyla Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu
uygulanır:
1. Hâkim maddî olguları re'sen araştırır
ve kanıtları serbestçe takdir eder.
2. Taraflar ve üçüncü kişiler, soybağının
belirlenmesinde zorunlu olan ve sağlıkları yönünden tehlike
yaratmayan araştırma ve incelemelere rıza göstermekle yükümlüdürler.
Davalı, hâkimin öngördüğü araştırma ve incelemeye rıza göstermezse,
hâkim, durum ve koşullara göre bundan beklenen sonucu, onun aleyhine
doğmuş sayabilir.
İKİNCİ AYIRIM
KOCANIN BABALIĞI
A. Babalık karinesi
Madde 285 -
Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak
üçyüz gün içinde doğan çocuğun babası
kocadır.
Bu süre geçtikten sonra doğan çocuğun
kocaya bağlanması, ananın evlilik sırasında gebe kaldığının
ispatıyla mümkündür.
Kocanın gaipliğine karar verilmesi hâlinde
üçyüz günlük süre, ölüm tehlikesi veya son haber tarihinden
işlemeye başlar.
B. Soybağının
reddi
I. Dava hakkı
Madde 286 -
Koca, soybağının reddi davasını açarak
babalık karinesini çürütebilir. Bu dava ana ve çocuğa karşı açılır.
Çocuk da dava hakkına sahiptir. Bu dava ana ve kocaya karşı açılır.
II. İspat
1. Evlilik içinde ana rahmine düşme
Madde 287-
Çocuk evlilik içinde ana rahmine düşmüşse davacı, kocanın baba
olmadığını ispat etmek zorundadır.
Evlenmeden başlayarak en az yüzseksen
gün geçtikten sonra ve evliliğin sona
ermesinden başlayarak en fazla üçyüz gün
içinde doğan çocuk evlilik içinde ana rahmine düşmüş sayılır.
2. Evlenmeden önce veya ayrı yaşama
sırasında ana rahmine düşme
Madde 288 -
Çocuk, evlenmeden önce veya ayrı yaşama sırasında ana rahmine
düşmüşse, davacının başka bir kanıt getirmesi gerekmez.
Ancak, gebe kalma döneminde kocanın karısı ile cinsel ilişkide
bulunduğu konusunda inandırıcı kanıtlar varsa, kocanın babalığına
ilişkin karine geçerliliğini korur.
III. Hak düşürücü süreler
Madde 289-
Koca, davayı, doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı
sırada başka bir erkek ile cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği
tarihten başlayarak bir yıl, her hâlde doğumdan başlayarak beş yıl
içinde açmak zorundadır.
Çocuk, ergin olduğu tarihten başlayarak en geç bir yıl içinde dava
açmak zorundadır.
Gecikme haklı bir sebebe dayanıyorsa, bir yıllık süre bu sebebin
ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar.
Sayfa 41
8092
C. Karinelerin çakışması
Madde 290-
Çocuk evliliğin sona ermesinden başlayarak
üçyüz gün içinde doğmuş ve ana da bu arada yeniden evlenmiş
olursa, ikinci evlilikteki koca baba sayılır.
Bu karine çürütülürse ilk evlilikteki koca baba sayılır.
D. Diğer ilgililerin dava hakkı
Madde
291- Dava açma süresinin geçmesinden
önce kocanın ölmesi veya gaipliğine karar verilmesi
ya da sürekli olarak ayırt etme gücünü
kaybetmesi hâllerinde kocanın altsoyu, anası, babası veya baba
olduğunu iddia eden kişi, doğumu ve kocanın ölümünü, sürekli olarak
ayırt etme gücünü kaybettiğini veya hakkında gaiplik kararı
alındığını öğrenmelerinden başlayarak bir yıl içinde
soybağının reddi davasını açabilir.
Ergin olmayan çocuğa atanacak kayyım, atama kararının kendisine
tebliğinden başlayarak bir yıl, her hâlde doğumdan başlayarak beş
yıl içinde soybağının reddi davasını
açar.
Kocanın açacağı soybağının reddi
davasına ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.
E. Sonradan evlenme
I. Koşulu
Madde 292-
Evlilik dışında doğan çocuk, ana ve babasının birbiriyle evlenmesi
hâlinde kendiliğinden evlilik içinde doğan çocuklara ilişkin
hükümlere tâbi olur.
II. Bildirim
Madde 293-
Eşler, evlilik dışında doğmuş olan ortak çocuklarını, evlenme
sırasında veya evlenmeden sonra, yerleşim yerlerindeki veya
evlenmenin yapıldığı yerdeki nüfus memuruna bildirmek zorundadırlar.
Bildirimin yapılmamış olması, çocuğun evlilik içinde doğan çocuklara
ilişkin hükümlere tâbi olmasını engellemez.
Daha önce tanıma veya babalığa hükümle soybağı
kurulmuş çocukların ana ve babası birbiriyle evlenince, nüfus memuru
re'sen gerekli işlemi yapar.
III. İtiraz ve iptal
Madde 294-
Ana ve babanın yasal mirasçıları, çocuk ve Cumhuriyet savcısı
sonradan evlenme yoluyla soybağının
kurulmasına itiraz edebilirler. İtiraz eden, kocanın baba olmadığını
ispatla yükümlüdür.
Çocuğun altsoyu da, çocuğun ölmüş ya da
ayırt etme gücünü sürekli olarak kaybetmiş olması hâlinde itiraz
hakkına sahiptir.
Tanımanın iptaline ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
TANIMA VE BABALIK HÜKMÜ
A. Tanıma
I. Koşulları ve şekli
Madde 295-
Tanıma, babanın, nüfus memuruna veya mahkemeye yazılı başvurusu
ya da resmî senette veya
vasiyetnamesinde yapacağı beyanla olur.
Tanıma beyanında bulunan kimse küçük veya kısıtlı ise, veli veya
vasisinin de rızası gereklidir.
Başka bir erkek ile soybağı bulunan
çocuk, bu bağ geçersiz kılınmadıkça tanınamaz.
Sayfa 42
8093
II. Bildirim
Madde 296-
Beyanda bulunulan nüfus memuru, sulh hâkimi, noter veya
vasiyetnameyi açan hâkim, tanımayı babanın ve çocuğun kayıtlı
bulunduğu nüfus memurluklarına bildirir.
Çocuğun kayıtlı bulunduğu nüfus memurluğu da tanımayı çocuğa,
anasına, çocuk vesayet altında ise vesayet makamına bildirir.
III. İptal davası
1. Tanıyanın dava hakkı
Madde 297-
Tanıyan, yanılma, aldatma veya korkutma sebebiyle tanımanın
iptalini dava edebilir.
İptal davası anaya ve çocuğa karşı açılır.
2. İlgililerin dava hakkı
a. Genel olarak
Madde 298-
Ana, çocuk ve çocuğun ölümü hâlinde altsoyu, Cumhuriyet savcısı,
Hazine ve diğer ilgililer tanımanın iptalini dava edebilirler.
Dava tanıyana, tanıyan ölmüşse mirasçılarına karşı açılır.
b. İspat yükü
Madde
299- Davacı, tanıyanın baba olmadığını ispatla yükümlüdür.
Ana veya çocuk tarafından tanıyanın baba olmadığı iddiasıyla açılan
iptal davasında ispat yükü, tanıyanın, gebe kalma döneminde ana ile
cinsel ilişkide bulunduğuna ilişkin inandırıcı kanıtları
göstermesinden sonra doğar.
3. Hak düşürücü süreler
Madde 300-
Tanıyanın dava hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun
etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde
tanımanın üzerinden beş yıl geçmekle
düşer.
İlgililerin dava hakkı, davacının tanımayı ve tanıyanın çocuğun
babası olamayacağını öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her
hâlde tanımanın üzerinden beş yıl geçmekle
düşer.
Çocuğun dava hakkı, ergin olmasından başlayarak bir yıl
geçmekle düşer.
Yukarıdaki süreler geçtiği hâlde
gecikmeyi haklı kılan sebep varsa, sebebin ortadan kalkmasından
başlayarak bir ay içinde dava açılabilir.
B. Babalık hükmü
I. Dava hakkı
Madde 301-
Çocuk ile baba arasındaki soybağının
mahkemece belirlenmesini ana ve çocuk isteyebilirler.
Dava babaya, baba ölmüşse mirasçılarına karşı açılır.
Babalık davası, Cumhuriyet savcısına ve Hazineye; dava ana
tarafından açılmışsa kayyıma; kayyım tarafından açılmışsa anaya
ihbar edilir.
II. Karine
Madde 302-
Davalının, çocuğun doğumundan önceki üçyüzüncü
gün ile yüzsekseninci gün arasında ana
ile cinsel ilişkide bulunmuş olması, babalığa karine sayılır.
Sayfa 43
8094
Bu sürenin dışında olsa bile fiilî gebe kalma döneminde davalının
ana ile cinsel ilişkide bulunduğu tespit edilirse aynı karine
geçerli olur.
Davalı, çocuğun babası olmasının olanaksızlığını veya bir üçüncü
kişinin baba olma olasılığının kendisininkinden daha fazla olduğunu
ispatlarsa karine geçerliliğini kaybeder.
III. Hak düşürücü süreler
Madde
303- Babalık davası, çocuğun doğumundan önce veya sonra
açılabilir. Ananın dava hakkı, doğumdan başlayarak bir yıl
geçmekle düşer.
Çocuğa doğumdan sonra kayyım atanmışsa, çocuk hakkında bir yıllık
süre, atamanın kayyıma tebliği tarihinde; hiç kayyım atanmamışsa
çocuğun ergin olduğu tarihte işlemeye başlar.
Çocuk ile başka bir erkek arasında soybağı
ilişkisi varsa, bir yıllık süre bu ilişkinin ortadan kalktığı
tarihte işlemeye başlar.
Bir yıllık süre geçtikten sonra
gecikmeyi haklı kılan sebepler varsa, sebebin ortadan kalkmasından
başlayarak bir ay içinde dava açılabilir.
IV. Ananın malî hakları
Madde 304-
Ana, babalık davası ile birlikte veya ayrı olarak baba veya
mirasçılarından aşağıdaki giderlerin karşılanmasını isteyebilir:
1. Doğum giderleri,
2. Doğumdan önceki ve sonraki altışar haftalık geçim giderleri,
3. Gebelik ve doğumun gerektirdiği diğer giderler.
Çocuk ölü doğmuş olsa bile hâkim, bu giderlerin karşılanmasına karar
verebilir.
Üçüncü kişiler veya sosyal güvenlik kuruluşlarınca anaya yapılan
ödemeler, hakkaniyet ölçüsünde tazminattan indirilir.
DÖRDÜNCÜ AYIRIM
EVLÂT EDİNME
A. Küçüklerin evlât edinilmesi
I. Genel koşulları
Madde
305- Bir küçüğün evlât edinilmesi, evlât edinen tarafından bir
yıl süreyle bakılmış ve eğitilmiş olması koşuluna bağlıdır.
Evlât edinmenin her hâlde küçüğün yararına bulunması ve evlât
edinenin diğer çocuklarının yararlarının hakkaniyete aykırı bir
biçimde zedelenmemesi de gerekir.
II. Birlikte evlât edinme
Madde 306-
Eşler, ancak birlikte evlât edinebilirler; evli olmayanlar birlikte
evlât edinemezler.
Eşlerin en az beş yıldan beri evli olmaları veya otuz yaşını
doldurmuş bulunmaları gerekir.
Eşlerden biri, en az iki yıldan beri evli olmaları veya kendisinin
otuz yaşını doldurmuş bulunması koşuluyla diğerinin çocuğunu evlât
edinebilir.
III. Tek başına evlât edinme
Madde 307-
Evli olmayan kişi otuz yaşını doldurmuş ise tek başına evlât
edinebilir.
Sayfa 44
8095
Otuz yaşını doldurmuş olan eş, diğer eşin ayırt etme gücünden
sürekli olarak yoksunluğu veya iki yılı aşkın süreden beri nerede
olduğunun bilinmemesi ya da mahkeme
kararıyla iki yılı aşkın süreden beri eşinden ayrı yaşamakta olması
yüzünden birlikte evlât edinmesinin mümkün olmadığını ispat etmesi
hâlinde, tek başına evlât edinebilir.
IV. Küçüğün rızası ve yaşı
Madde 308-
Evlât edinilenin, evlât edinenden en az onsekiz
yaş küçük olması şarttır.
Ayırt etme gücüne sahip olan küçük, rızası olmadıkça evlât
edinilemez.
Vesayet altındaki küçük, ayırt etme gücüne sahip olup olmadığına
bakılmaksızın vesayet dairelerinin izniyle evlât edinilebilir.
V. Ana ve babanın rızası
1.Şekil
Madde 309-
Evlât edinme, küçüğün ana ve babasının rızasını gerektirir.
Rıza, küçüğün veya ana ve babasının oturdukları yer mahkemesinde
sözlü veya yazılı olarak açıklanarak tutanağa geçirilir.
Verilen rıza, evlât edinenlerin adları belirtilmemiş veya evlât
edinenler henüz belirlenmemiş olsa dahi geçerlidir.
2. Zamanı
Madde 310-
Rıza, küçüğün doğumunun üzerinden altı hafta
geçmeden önce verilemez.
Rıza, tutanağa geçirilme tarihinden başlayarak altı hafta içinde
aynı usulle geri alınabilir.
Geri almadan sonra yeniden verilen rıza kesindir.
3. Rızanın aranmaması
a. Koşulları
Madde 311-
Aşağıdaki hâllerde ana ve babadan birinin rızası aranmaz:
l. Kim olduğu veya uzun süreden beri nerede oturduğu bilinmiyorsa
veya ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun bulunuyorsa,
2. Küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmiyorsa.
b. Karar
Madde 312-
Küçük, gelecekte evlât edinilmek amacıyla bir kuruma yerleştirilir
ve ana ve babadan birinin rızası eksik olursa, evlât edinenin veya
evlât edinmede aracılık yapan kurumun istemi üzerine ve kural olarak
küçüğün yerleştirilmesinden önce, onun oturduğu yer mahkemesi bu
rızanın aranıp aranmamasına karar verir.
Diğer hâllerde, bu konudaki karar evlât edinme işlemleri sırasında
verilir.
Ana ve babadan birinin küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yeterince
yerine getirmemesi sebebiyle rızasının aranmaması hâlinde, bu
konudaki karar kendisine yazılı olarak bildirilir.
B. Erginlerin ve kısıtlıların evlât
edinilmesi
Madde 313-
(Değişik birinci cümle: 3/7/2005-5399/1
md.) Evlât edinenin altsoyunun açık
muvafakatiyle ergin veya kısıtlı aşağıdaki hallerde evlât
edinilebilir.
1. Bedensel veya zihinsel özrü sebebiyle sürekli olarak yardıma
muhtaç ve evlât edinen tarafından en az beş yıldan beri bakılıp
gözetilmekte ise,
Sayfa 45
8096
2. Evlât edinen tarafından, küçükken en az beş yıl süreyle bakılıp
gözetilmiş ve eğitilmiş ise,
3. Diğer haklı sebepler mevcut ve evlât edinilen, en az beş yıldan
beri evlât edinen ile aile hâlinde birlikte yaşamakta ise.
Evli bir kimse ancak eşinin rızasıyla evlât edinilebilir.
Bunlar dışında küçüklerin evlât edinilmesine ilişkin hükümler kıyas
yoluyla uygulanır.
C. Hükümleri
Madde 314 -
Ana ve babaya ait olan haklar ve yükümlülükler evlât edinene geçer.
Evlâtlık, evlât edinenin mirasçısı olur.
Evlâtlık küçük ise evlât edinenin soyadını alır. Evlât edinen
isterse çocuğa yeni bir ad verebilir. Ergin olan evlâtlık, evlât
edinilme sırasında dilerse evlât edinenin soyadını alabilir.
Eşler tarafından birlikte evlât edinilen ve ayırt etme gücüne sahip
olmayan küçüklerin nüfus kaydına ana ve baba adı olarak evlât edinen
eşlerin adları yazılır.
Evlâtlığın, miras ve başka haklarının zedelenmemesi, aile bağlarının
devam etmesi için evlâtlığın naklen geldiği aile kütüğü ile evlât
edinenin aile kütüğü arasında her türlü bağ kurulur. Ayrıca
evlâtlıkla ilgili kesinleşmiş mahkeme kararı her iki nüfus kütüğüne
işlenir.
Evlât edinme ile ilgili kayıtlar, belgeler ve bilgiler mahkeme
kararı olmadıkça veya evlâtlık istemedikçe hiçbir şekilde
açıklanamaz.
D. Şekil ve usul
I. Genel olarak
Madde 315-
Evlât edinme kararı, evlât edinenin oturma yeri; birlikte evlât
edinmede eşlerden birinin oturma yeri mahkemesince verilir. Mahkeme
kararıyla birlikte evlâtlık ilişkisi kurulmuş olur.
Evlât edinme başvurusundan sonra evlât edinenin ölümü veya ayırt
etme gücünü kaybetmesi, diğer koşullar bundan etkilenmediği takdirde
evlât edinmeye engel olmaz.
Başvurudan sonra küçük ergin olursa, koşulları daha önceden yerine
getirilmiş olmak kaydıyla küçüklerin evlât edinilmesine ilişkin
hükümler uygulanır.
II. Araştırma
Madde 316-
Evlât edinmeye, ancak esaslı sayılan her türlü durum ve koşulların
kapsamlı biçimde araştırılmasından, evlât edinen ile edinilenin
dinlenmelerinden ve gerektiğinde uzmanların görüşünün alınmasından
sonra karar verilir.
Araştırmada özellikle evlât edinen ile edinilenin kişiliği ve
sağlığı, karşılıklı ilişkileri, ekonomik durumları, evlât edinenin
eğitme yeteneği, evlât edinmeye yönelten sebepler ve aile ilişkileri
ile bakım ilişkilerindeki gelişmelerin açıklığa kavuşturulması
gerekir.
Evlât edinenin altsoyu varsa, onların evlât edinme ile ilgili tavır
ve düşünceleri de değerlendirilir.
E. Evlâtlık ilişkisinin kaldırılması
I. Sebepleri
1. Rızanın bulunmaması
Madde 317-
Yasal sebep bulunmaksızın rıza alınmamışsa, rızası alınması gereken
kişiler, küçüğün menfaati bunun sonucunda ağır biçimde
zedelenmeyecekse, hâkimden evlâtlık ilişkisinin kaldırılmasını
isteyebilirler.
Sayfa 46
8097
2. Diğer noksanlıklar
Madde 318-
Evlât edinme esasa ilişkin diğer noksanlıklardan biriyle sakatsa,
Cumhuriyet savcısı veya her ilgili evlâtlık ilişkisinin
kaldırılmasını isteyebilir.
Noksanlıklar bu arada ortadan kalkmış veya sadece usule ilişkin olup
ilişkinin kaldırılması evlâtlığın menfaatini ağır biçimde
zedeleyecek olursa, bu yola gidilemez.
II. Hak düşürücü süre
Madde 319-
Dava hakkı, evlâtlık ilişkisinin kaldırılması sebebinin
öğrenilmesinden başlayarak bir yıl ve her hâlde evlât edinme
işleminin üzerinden beş yıl geçmekle
düşer.
F. Evlâtlık işlemlerinde aracılık
Madde 320-
Küçüklerin evlât edinilmesine ilişkin aracılık faaliyetleri, ancak
Bakanlar Kurulunca yetki verilen kurum ve kuruluşlarca yapılır.
Aracılık faaliyetlerinin yürütülmesine ilişkin hususlar tüzükle
düzenlenir.
BEŞİNCİ AYIRIM
SOYBAĞININ HÜKÜMLERİ
A. Soyadı
Madde 321-
Çocuk, ana ve baba evli ise ailenin; evli değilse ananın soyadını
taşır. Ancak, ana önceki evliliğinden dolayı çifte soyadı taşıyorsa
çocuk onun bekârlık soyadını taşır.
B. Karşılıklı yükümlülükler
Madde 322-
Ana, baba ve çocuk, ailenin huzur ve bütünlüğünün gerektirdiği
şekilde birbirlerine yardım etmek, saygı ve anlayış göstermek ve
aile onurunu gözetmekle yükümlüdürler.
C. Çocuk ile kişisel ilişki
I. Ana ve baba ile
1. Kural
Madde 323-
Ana ve babadan her biri, velâyeti altında bulunmayan veya kendisine
bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme
hakkına sahiptir.
2. Sınırları
Madde 324-
Ana ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini
zedelemekten, çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesini engellemekten
kaçınmakla yükümlüdür.
Kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girer veya ana ve
baba bu haklarını birinci fıkrada öngörülen yükümlülüklerine aykırı
olarak kullanırlar veya çocuk ile ciddî olarak ilgilenmezler
ya da diğer önemli sebepler varsa,
kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir veya kendilerinden
alınabilir.
II. Üçüncü kişiler ile
Madde 325-
Olağanüstü hâller mevcutsa, çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde
çocuk ile kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı diğer kişilere,
özellikle hısımlarına da tanınabilir.
Ana ve baba için öngörülen sınırlamalar üçüncü kişiler için kıyas
yoluyla uygulanır.
III. Yetki
Madde 326-
Kişisel ilişki kurulmasıyla ilgili bütün düzenlemelerde çocuğun
oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir.
Sayfa 47
8098
Boşanmaya ve evlilik birliğinin korunmasına ilişkin yetki kuralları
saklıdır.
Çocuk ile kişisel ilişkiye yönelik bir düzenleme yapılıncaya kadar,
velâyet hakkına sahip veya çocuk kendisine bırakılmış kişinin rızası
dışında kişisel ilişki kurulamaz.
D. Çocukların bakım ve eğitim
giderlerini karşılama
I. Kapsamı
Madde 327-
Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve
baba tarafından karşılanır.
Ana ve baba, yoksul oldukları veya çocuğun özel durumu olağanüstü
harcamalar yapılmasını gerektirdiği takdirde ya
da olağan dışı herhangi bir sebebin varlığı hâlinde, hâkimin izniyle
çocuğun mallarından onun bakım ve eğitimine yetecek belli bir miktar
sarfedebilirler.
II. Süresi
Madde 328-
Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder.
Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum
ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere,
eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.
III. Dava hakkı
Madde 329-
Küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka
davası açabilir.
Ayırt etme gücüne sahip olmayan küçük için gereken hâllerde nafaka
davası, atanacak kayyım veya vasi tarafından da açılabilir.
Ayırt etme gücüne sahip olan küçük de nafaka davası açabilir.
IV. Nafaka miktarının takdiri
Madde 330-
Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat
koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka
miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de göz önünde
bulundurulur.
Nafaka her ay peşin olarak ödenir.
Hâkim istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen
nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına
göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.
V. Durumun değişmesi
Madde 331-
Durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını
yeniden belirler veya nafakayı kaldırır.
VI. Geçici önlemler
1. Genel olarak
Madde 332-
Nafaka davası açılınca hâkim, davacının istemi üzerine dava
süresince gerekli olan önlemleri alır.
Soybağı
tespit edilirse, davalının, uygun nafaka miktarını depo etmesine
veya geçici olarak ödemesine karar verilebilir.
2. Babalığın tespitinden önce
Madde 333-
Babalık davası ile birlikte nafaka istenir ve hâkim, babalık
olasılığını kuvvetli bulursa, hükümden önce çocuğun ihtiyaçları için
uygun bir nafakaya karar verebilir.
Sayfa 48
8099
VII. Güvence verilmesi
Madde 334-
Ana ve baba nafaka yükümlülüklerini sürekli olarak ve ısrarla yerine
getirmezlerse ya da kaçma hazırlığı
içinde bulundukları, mallarını gelişigüzel harcadıkları veya heba
ettikleri kabul edilebilirse hâkim, gelecekteki nafaka
yükümlülüklerine ilişkin olarak uygun bir güvencenin sağlanmasına
veya gerektiğinde diğer önlemlerin alınmasına karar verebilir.
ALTINCI AYIRIM
VELÂYET
A. Genel olarak
I. Koşullar
Madde 335-
Ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velâyeti altındadır. Yasal
sebep olmadıkça velâyet ana ve babadan alınamaz.
Hâkim vasi atanmasına gerek görmedikçe, kısıtlanan ergin çocuklar da
ana ve babanın velâyeti altında kalırlar.
II. Ana ve baba evli ise
Madde 336-
Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velâyeti birlikte
kullanırlar.
Ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hâli gerçekleşmişse hâkim,
velâyeti eşlerden birine verebilir.
Velâyet, ana ve babadan birinin ölümü hâlinde sağ kalana, boşanmada
ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir.
III. Ana ve baba evli değilse
Madde 337-
Ana ve baba evli değilse velâyet anaya aittir.
Ana küçük, kısıtlı veya ölmüş ya da
velâyet kendisinden alınmışsa hâkim, çocuğun menfaatine göre, vasi
atar veya velâyeti babaya verir.
IV. Üvey çocuklar
Madde 338-
Eşler, ergin olmayan üvey çocuklarına da özen ve ilgi göstermekle
yükümlüdürler.
Kendi çocuğu üzerinde velâyeti kullanan eşe diğer eş uygun bir
şekilde yardımcı olur; durum ve koşullar zorunlu kıldığı ölçüde
çocuğun ihtiyaçları için onu temsil eder.
B. Velâyetin kapsamı
I. Genel olarak
Madde 339-
Ana ve baba, çocuğun bakım ve eğitimi konusunda onun menfaatini göz
önünde tutarak gerekli kararları alır ve uygularlar.
Çocuk, ana ve babasının sözünü dinlemekle yükümlüdür.
Ana ve baba, olgunluğu ölçüsünde çocuğa hayatını düzenleme olanağı
tanırlar; önemli konularda olabildiğince onun düşüncesini göz önünde
tutarlar.
Çocuk, ana ve babasının rızası dışında evi
terkedemez ve yasal sebep olmaksızın onlardan alınamaz.
Çocuğun adını ana ve babası koyar.
Sayfa 49
8100
II. Eğitim
Madde 340-
Ana ve baba, çocuğu olanaklarına göre eğitirler ve onun bedensel,
zihinsel, ruhsal, ahlâkî ve toplumsal gelişimini sağlar ve korurlar.
Ana ve baba çocuğa, özellikle bedensel ve zihinsel özürlü olanlara,
yetenek ve eğilimlerine uygun düşecek ölçüde, genel ve meslekî bir
eğitim sağlarlar.
III. Dinî eğitim
Madde 341-
Çocuğun dinî eğitimini belirleme hakkı ana ve babaya aittir.
Ana ve babanın bu konudaki haklarını sınırlayacak her türlü sözleşme
geçersizdir.
Ergin, dinini seçmekte özgürdür.
IV. Çocuğun temsil edilmesi
Madde 342-
Ana ve baba, velâyetleri çerçevesinde üçüncü kişilere karşı
çocuklarının yasal temsilcisidirler.
İyiniyetli
üçüncü kişiler, eşlerden her birinin diğerinin rızasıyla işlem
yaptığını varsayabilirler.
Vesayet makamlarının iznine bağlı hususlar dışında kısıtlıların
temsiline ilişkin hükümler velâyetteki temsilde de uygulanır.
V. Çocuğun fiil ehliyeti
Madde 343-
Velâyet altındaki çocuğun fiil ehliyeti, vesayet altındaki kişinin
ehliyeti gibidir.
Çocuk, borçlarından ana ve babanın çocuk malları üzerindeki
haklarına bakılmaksızın kendi malvarlığı ile sorumludur.
VI. Çocuğun aileyi temsil etmesi
Madde 344-
Velâyet altındaki çocuk, ayırt etme gücüne sahip ise ana ve babanın
rızasıyla aile adına hukukî işlemler yapabilir; bu işlemlerden
dolayı ana ve baba borç altına girer.
VII. Çocuk ile ana ve baba arasındaki
hukukî işlemler
Madde 345-
Çocuk ile ana veya baba arasında ya da
ana ve babanın menfaatine olarak çocuk ile üçüncü kişi arasında
yapılacak bir hukukî işlemle çocuğun borç altına girebilmesi, bir
kayyımın katılmasına ve hâkimin onayına bağlıdır.
C. Çocuğun korunması
I. Koruma önlemleri
Madde 346-
Çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeye düştüğü takdirde, ana ve
baba duruma çare bulamaz veya buna güçleri yetmezse hâkim, çocuğun
korunması için uygun önlemleri alır.
II. Çocukların yerleştirilmesi
Madde 347-
Çocuğun bedensel ve zihinsel gelişmesi tehlikede bulunur veya çocuk
manen terk edilmiş hâlde kalırsa hâkim, çocuğu ana ve babadan alarak
bir aile yanına veya bir kuruma yerleştirebilir.
Çocuğun aile içinde kalması ailenin huzurunu onlardan katlanmaları
beklenemeyecek derecede bozuyorsa ve durumun gereklerine göre başka
çare de kalmamışsa, ana ve baba veya çocuğun istemi üzerine hâkim
aynı önlemleri alabilir.
Sayfa 50
8101
Ana ve baba ile çocuğun ödeme gücü yoksa bu önlemlerin gerektirdiği
giderler Devletçe karşılanır.
Nafakaya ilişkin hükümler saklıdır.
III. Velâyetin kaldırılması
1. Genel olarak
Madde 348-
Çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden sonuç alınamaz
ya da bu önlemlerin yetersiz olacağı
önceden anlaşılırsa, hâkim aşağıdaki hâllerde velâyetin
kaldırılmasına karar verir:
1. (Değişik: 1/7/2005-5378/38 md.)
Ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde
bulunması veya benzeri sebeplerden biriyle velayet görevini gereği
gibi yerine getirememesi.
2. Ana ve babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı
yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması.
Velâyet ana ve babanın her ikisinden kaldırılırsa çocuğa bir vasi
atanır.
Kararda aksi belirtilmedikçe, velâyetin kaldırılması mevcut ve
doğacak bütün çocukları kapsar.
2. Ana veya babanın yeniden evlenmesi
hâlinde
Madde 349-
Velâyete sahip ana veya babanın yeniden evlenmesi, velâyetin
kaldırılmasını gerektirmez. Ancak, çocuğun menfaati gerektirdiğinde
velâyet sahibi değiştirilebileceği gibi, durum ve koşullara göre
velâyet kaldırılarak çocuğa vasi de atanabilir.
3. Velâyetin kaldırılması hâlinde ana
ve babanın yükümlülükleri
Madde 350-
Velâyetin kaldırılması hâlinde ana ve babanın çocuklarının bakım ve
eğitim giderlerini karşılama yükümlülükleri devam eder.
Ana ve baba ile çocuğun ödeme gücü yoksa bu giderler Devletçe
karşılanır.
Nafakaya ilişkin hükümler saklıdır.
IV. Durumun değişmesi
Madde 351-
Durumun değişmesi hâlinde, çocuğun korunmasına ilişkin önlemlerin
yeni koşullara uydurulması gerekir.
Velâyetin kaldırılmasını gerektiren sebep ortadan kalkmışsa hâkim,
re'sen ya
da ana veya babanın istemi üzerine velâyeti geri verir.
YEDİNCİ AYIRIM
ÇOCUK MALLARI
A. Yönetim
I. Genel olarak
Madde 352-
Ana ve baba, velâyetleri devam ettiği sürece çocuğun mallarını
yönetme hakkına sahip ve bununla yükümlüdürler; kural olarak hesap
ve güvence vermezler.
Ana ve babanın yükümlülüklerini yerine getirmedikleri durumlarda
hâkim müdahale eder.
II. Evlilik sona erince
Madde 353-
Evlilik sona erince velâyet kendisinde kalan eş, hâkime çocuğun
malvarlığının dökümünü gösteren bir defter vermek ve bu
malvarlığında veya yapılan yatırımlarda gerçekleşen önemli
değişiklikleri bildirmek zorundadır.
Sayfa 51
8102
B. Kullanma hakkı
Madde 354-
Ana ve baba, kusurları sebebiyle velâyetleri kaldırılmadıkça,
çocuğun mallarını kullanabilirler.
C. Gelirlerin sarfı
Madde 355-
Ana ve baba, çocuk mallarının gelirlerini öncelikle çocuğun bakımı,
yetiştirilmesi ve eğitimi için; hakkaniyete uyduğu ölçüde de aile
ihtiyaçlarını karşılamak üzere sarfedebilirler.
Gelir fazlası, çocuk mallarına katılır.
D. Çocuk mallarının kısmen sarfı
Madde 356-
Olağan ihtiyaçlar gerektirdiği ölçüde sermaye biçiminde ödemeler,
tazminatlar ve benzeri edimler çocuğun bakımı için kısmen
kullanılabilir.
Çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için zorunluluk varsa
hâkim, ana ve babaya belirlediği miktarlarda çocuğun diğer mallarına
da başvurma yetkisini tanıyabilir.
E. Çocuğun serbest malları
I. Kazandırmalar
Madde 357-
Ana ve baba, faiz getiren yatırım veya tasarruf hesabı açılmak üzere
ya da açıkça ana ve babanın kullanmaması
koşuluyla çocuğa yapılan kazandırmaların gelirlerini kendi
menfaatlerine sarfedemezler.
Kazandırmada bulunan kişi, kazandırma sırasında açıkça aksini
öngörmedikçe, ana ve baba bunlar üzerinde yönetim hakkına sahiptir.
II. Saklı pay
Madde 358-
Ölüme bağlı tasarruf yoluyla çocuğun saklı payı ana ve babanın
yönetimi dışında bırakılabilir.
Mirasbırakan
yönetimi bir üçüncü kişiye bırakmışsa, tasarrufunda bu kişinin
belirli zamanlarda sulh hâkimine hesap vermesini öngörebilir.
III. Meslek veya sanat için verilen
mal ve kişisel kazanç
Madde 359-
Ana ve baba tarafından bir meslek veya sanat ile uğraşması için
çocuğa kendi malından verilen kısmın veya kendi kişisel kazancının
yönetimi ve bunlardan yararlanma hakkı çocuğa aittir.
Çocuğun evde ana ve babasıyla birlikte yaşaması hâlinde, ana ve baba
ondan kendisinin bakımı için uygun bir katkıda bulunmasını
isteyebilirler.
F. Çocuk mallarının korunması
I. Önlemler
Madde 360-
Ana ve baba, çocuğun mallarını yönetmekte her ne sebeple olursa
olsun yeterince özen göstermezlerse hâkim, malların korunması için
uygun önlemleri alır.
Hâkim, özellikle malların yönetimi konusunda talimat verebilir;
belirli zamanlarda verilen bilgi ve hesabı yeterli görmezse,
malların tevdi edilmesine veya güvence gösterilmesine karar
verebilir.
II. Yönetimin ana ve babadan alınması
Madde 361-
Çocuğun mallarının tehlikeye düşmesi başka bir şekilde önlenemiyorsa
hâkim, yönetimin bir kayyıma devredilmesine karar verebilir.
Sayfa 52
8103
Çocuğun, yönetimi ana ve babaya ait olmayan malları tehlikeye
düştüğünde hâkim, aynı önlemlerin alınmasını kararlaştırabilir.
Çocuk mallarının gelirlerinin veya bu mallardan ayrılmış belirli
miktarların kanuna uygun şekilde
sarfedileceğinden kuşku duyulursa hâkim, bunların da
yönetimini bir kayyıma bırakabilir.
G. Yönetimin sona ermesi
I. Malların devri
Madde 362-
Ana ve baba, velâyetleri veya yönetim hakları sona erince, çocuğun
mallarını, hesabıyla birlikte ergin çocuğa, vasisine veya kayyıma
devrederler.
II. Ana ve babanın sorumluluğu
Madde 363-
Ana ve baba, çocuk mallarının geri verilmesinde vekil gibi
sorumludurlar.
Dürüstlük kuralına uygun olarak başkasına devrettikleri malların
yerine sadece aldıkları karşılığı geri vermekle yükümlüdürler.
Kanuna uygun olarak çocuk veya aile için yaptıkları harcamalardan
dolayı tazminatla yükümlü tutulmazlar.
İKİNCİ BÖLÜM
AİLE
BİRİNCİ AYIRIM
NAFAKA YÜKÜMLÜLÜĞÜ
A. Nafaka yükümlüleri
Madde 364-
Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve
altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.
Kardeşlerin nafaka yükümlülükleri, refah içinde bulunmalarına
bağlıdır.
Eş ile ana ve babanın bakım borçlarına ilişkin hükümler saklıdır.
B. Dava hakkı
Madde 365-
Nafaka davası, mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır.
Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın malî gücüne
uygun bir yardım isteminden ibarettir.
Nafakanın, yükümlülerin bir veya bir kaçından istenmesi hakkaniyete
aykırıysa hâkim, onların nafaka yükümlülüğünü azaltabilir veya
kaldırabilir.
Dava, nafaka alacaklısına bakmakta olan resmî veya kamuya yararlı
kurumlar tarafından da açılabilir.
Hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen
nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına
göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.
Yetkili mahkeme, taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir.
C. Korunmaya muhtaç kişiler
Madde 366-
Korunmaya muhtaç kişilerin bakımı, bununla yükümlü kurumlar
tarafından sağlanır. Bu kurumlar, yaptıkları masrafları nafaka
yükümlüsü hısımlardan isteyebilirler.
Sayfa 53
8104
İKİNCİ AYIRIM
EV DÜZENİ
A. Koşulları
Madde 367-
Aile hâlinde yaşayan birden çok kimsenin oluşturduğu topluluğun
kanuna, sözleşmeye veya örfe göre belirlenen bir ev başkanı varsa,
evi yönetme yetkisi ona ait olur.
Evi yönetme yetkisi, kan veya kayın hısımlığı, işçilik, çıraklık
veya benzeri sebeplerle ya da koruma ve
gözetme ilişkisi içinde ev halkı olarak bir arada yaşayanların
hepsini kapsar.
B. Hükümleri
I. Ev düzeni ve gözetim
Madde 368-
Birlikte yaşayan kimseler evin düzenine tâbidir. Bu düzenin
kuruluşunda ev halkından her birinin yararı adil biçimde gözetilir.
Ev halkının her biri, özellikle öğrenimi, eğitimi, dinî inançları,
meslek ve sanatı için gerekli özgürlükten yararlanır.
Ev başkanı, birlikte yaşayanların evdeki eşyasını özenle korumak ve
güvenlik altında bulundurmakla yükümlüdür.
II. Sorumluluk
Madde 369-
Ev başkanı, ev halkından olan küçüğün, kısıtlının, akıl hastalığı
veya akıl zayıflığı bulunan kişinin verdiği zarardan, alışılmış
şekilde durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle onu gözetim
altında bulundurduğunu veya bu dikkat ve özeni gösterseydi dahi
zararın meydana gelmesini engelleyemeyeceğini ispat etmedikçe
sorumludur.
Ev başkanı, ev halkından akıl hastalığı veya akıl zayıflığı
bulunanların kendilerini ya da
başkalarını tehlikeye veya zarara düşürmemeleri için gerekli
önlemleri almakla yükümlüdür.
Zorunluluk hâlinde gerekli önlemlerin alınmasını yetkili makamdan
ister.
III. Altsoyun denkleştirme alacağı
1. Koşulları
Madde 370-
Ana ve baba veya büyük ana ve baba ile birlikte yaşayan ve
emeklerini ya da gelirlerini aileye
özgüleyen ergin altsoylar, buna karşılık uygun bir bedel
isteyebilirler.
Uyuşmazlık hâlinde hâkim, bedelin miktarı, güvence altına alınması
ve ödeme şekli hakkında karar verir.
2. İstenmesi
Madde 371-
Altsoy, bu bedeli borçlunun ölümü hâlinde isteyebilir.
Alacaklı, bu alacağını borçlunun sağlığında, birlikte yaşamanın sona
ermesi veya işletmenin el değiştirmesi, borçluya karşı icra takibi
yapılması veya onun iflâsı hâllerinde de isteyebilir.
Bu alacak zamanaşımına uğramaz. Fakat
en geç borçlunun terekesinin taksimi anına kadar istenebilir.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
AİLE MALLARI
A. Aile vakfı
Madde 372-
Aile bireylerinin eğitim ve öğrenimleri, donanım ve desteklenmeleri
ve bunlara benzer amaçların gerektirdiği harcamaların yapılması için
kişiler hukuku ve miras hukuku hükümleri uyarınca aile vakfı
kurulabilir.
Sayfa 54
8105
Bir malın veya hakkın başkalarına geçmemek
üzere aynı soydan gelenlere kuşaktan kuşağa kalacak şekilde
özgülenmesi yasaktır. Böyle bir özgülenme, vakıf kurma yoluyla da
yapılamaz.
B. Aile malları ortaklığı
I. Oluşumu
1. Koşulları
Madde 373-
Hısımlar, kendilerine geçen mirasın tamamı veya bir bölümüyle
ya da ortaya başka mallar koymak
suretiyle aralarında bir aile malları ortaklığı kurabilirler.
2. Şekil
Madde 374-
Aile malları ortaklığı sözleşmesinin resmî şekilde yapılması ve
bütün ortakların veya temsilcilerinin imzalarını taşıması gerekir.
II. Süre
Madde 375-
Aile malları ortaklığı, belirli veya belirsiz süre için kurulabilir.
Süre belirlenmediği takdirde ortaklardan her biri, altı ay önceden
bildirmek koşuluyla ortaklıktan çıkabilir.
Bu bildirim, tarımsal işletme ile ilgili bir ortaklıkta, ancak
ürünlerin yetiştiği yere göre olağan hasat mevsiminin sonu için
geçerlidir.
III. Hükmü
1. Elbirliği ile işletme
Madde 376-
Aile malları ortaklığı, ortakları elbirliği ile iktisadî faaliyette
bulunmak üzere birleştirir.
Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortaklardan her biri eşit hakka
sahiptir.
Ortaklar, ortaklık devam ettiği sürece paylarını isteyemeyecekleri
gibi, bu payları üzerinde tasarruf işlemleri de yapamazlar.
2. Yönetim ve temsil
a. Genel olarak
Madde 377-
Aile malları ortaklığı, tüm ortakların elbirliği ile yönetilir.
Ortaklardan her biri, olağan yönetim
işlerini diğer ortakların katılmasına gerek olmaksızın yapabilir.
b. Yöneticinin yetkisi
Madde 378-
Ortaklar, içlerinden birini ortaklığa yönetici olarak atayabilirler.
Yönetici, ortaklığı yönetir ve ortaklıkla ilgili işlemlerde onu
temsil eder.
Ortaklığı kimin temsil edeceği ticaret siciline kaydedilmiş
olmadıkça diğer ortakların temsil yetkisi bulunmadığı
iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri
sürülemez.
3. Ortak mallar ve kişisel mallar
Madde 379-
Ortaklar, ortaklığa giren malların elbirliği hâlinde malikidirler.
Ortaklar, ortaklığın borçlarından müteselsil olarak sorumludurlar.
Ortakların, ortaklık dışında bıraktıkları mallar ile aksi
kararlaştırılmış olmadıkça, ortaklığın devamı sırasında miras
yoluyla veya herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla
edindikleri mallar, onların kişisel mallarıdır.
Sayfa 55
8106
IV. Ortaklığın sona ermesi
1. Sebepleri
Madde 380-
Aşağıdaki hâllerde ortaklık sona erer:
1. Bütün ortakların anlaşması veya feshin bildirilmesiyle,
2. Ortaklık süresi açıkça veya örtülü olarak uzatılmadığı takdirde
sürenin bitmesiyle,
3. Ortaklardan birinin payının haczedilmesi ve satışının
istenmesiyle,
4. Ortaklardan birinin iflâsıyla,
5. Ortaklardan birinin haklı sebebe dayanan istemiyle.
2. Fesih bildirimi, ödemeden aciz,
evlenme
Madde 381-
Ortaklardan biri feshi bildirir veya iflâs ederse
ya da bir ortağın haczedilmiş payının
satışı istenirse, öteki ortaklar, ayrılan ortağın veya
alacaklılarının haklarını ödeyerek ortaklığı kendi aralarında
sürdürebilirler.
Evlenen ortak, fesih bildirimine gerek olmaksızın ortaklıktaki
hakkının kendisine ödenmesini isteyebilir.
3. Ölüm
Madde 382-
Ortaklardan birinin ölümü hâlinde onun ortaklığa dahil olmayan
mirasçıları, ancak ölen ortağa düşen payın karşılığının kendilerine
ödenmesini isteyebilirler.
Ölen ortak mirasçı olarak altsoyunu bırakmışsa, bunlar öbür
ortakların rızası ile onun yerine ortaklığa girebilirler.
4. Paylaşma kuralları
Madde 383-
Ortaklık mallarının paylaşılması veya ayrılan ortağın payının
hesaplanması, ortaklık mallarının paylaşma veya ayrılma zamanındaki
değerine ve durumuna göre yapılır.
Paylaşma ve hesaplaşma uygun olmayan bir zamanda istenemez.
V. Kazanç paylı aile malları ortaklığı
1. Konusu
Madde 384-
Ortaklar, aralarında yapacakları sözleşmeyle, yıllık kazançtan
kendilerine belli bir pay verilmesi kaydıyla ortaklığın temsilini ve
ortaklığın mallarının işletilmesini içlerinden birine
bırakabilirler.
Bu pay, anlaşmayla belirlenmemişse, ortaklık mallarının uygun
derecede uzun bir dönemdeki kazancın ortalama miktarı ile işleten
ortağın çalışması ve yaptığı harcama göz önünde tutularak adil bir
biçimde belirlenir.
2. Özel sona erdirme sebepleri
Madde 385-
İşletme ve temsili üzerine alan ortak, malları gereği gibi
işletmediği veya yükümlülüklerini yerine getirmediği takdirde,
ortakların ortaklığın feshini isteme hakları vardır.
Ortaklardan birinin, haklı sebeplere dayanarak istemde bulunması
üzerine hâkim, mirastaki paylaşma kurallarını göz önünde
bulundurarak, bu ortağın işletme ve temsili üzerine alan ortakla
birlikte yönetime ve ortaklık mallarından yararlanmaya katılmasına
karar verebilir.
Ortakların elbirliği ile işlettikleri ortaklığa ilişkin kurallar,
kazanç paylı aile malları ortaklığında da uygulanır.
Sayfa 56
8107
C. Aile yurdu
I. Genel olarak
Madde 386-
Konutlar, tarıma veya sanayiye elverişli taşınmazlar, eklentileriyle
birlikte aile yurdu hâline getirilebilir.
II. Kurulması
1. Koşulları
Madde 387-
Aile yurdu hâline getirilecek taşınmazların büyüklüğü, üzerindeki
rehin haklarına ve malikin diğer mallarına bakılmaksızın, bir
ailenin normal geçimine ve barınmasına yetecek ölçüden fazla olamaz.
Mahkemece haklı sebeplere dayanılarak geçici bir istisna kabul
edilmiş olmadıkça malikin, taşınmazı veya üzerindeki tesisi
kendisinin işletmesi ya da konutta
oturması zorunludur.
2. Usul ve şekil
a. İlân
Madde 388-
Alacaklılar ve aile yurdu kurulması yüzünden haklarının zedelenmesi
ihtimali bulunan kişiler, kuruluştan önce mahkemece yapılan ilânla
itirazlarını iki ay içinde bildirmeye çağrılırlar.
Durum, alacakları taşınmaz rehniyle
güvenceye bağlanmış olanlara ve hacizli alacaklılara ayrıca
bildirilir.
b. Üçüncü kişilerin haklarının
korunması
Madde 389-
Aile yurdu hâline getirilecek taşınmazda yurt olabilmesi için
gerekli koşullar bulunur ve yurdun kurulmasına üçüncü kişiler itiraz
etmez veya itirazın haksız olduğu anlaşılırsa, mahkeme kuruluşa izin
verir.
Süresi içinde itiraz eden alacaklıların ilgilerinin kesildiği ispat
edilmedikçe veya taşınmaz üzerinde bulunan rehin ve hacizler
kaldırılmadıkça, aile yurdu kurulmasına izin verilemez. Borç, itiraz
eden veya rehinli alacaklı lehine vadeye bağlı olsa bile, aile
yurdu kurmak isteyen borçlu hemen ödemede bulunabilir.
c. Tapu kütüğüne şerh verilmesi
Madde 390-
Bir taşınmazın aile yurdu hâline getirilmesi, ancak izne ilişkin
mahkeme kararının o taşınmazın tapu kütüğüne şerh verilmesiyle
mümkün olur; bu husus mahkemece ilân edilir.
III. Sonuçları
1. Tasarruf hakkının sınırlanması
Madde 391-
Aile yurdu hâline getirilen taşınmazlar
devrolunamaz, rehnedilemez ve
kiraya verilemez.
Aile yurdu ve eklentileri hakkında, mahkeme eliyle yönetim hâli
saklı kalmak kaydıyla, cebrî icra yoluna başvurulamaz.
2. Kan hısımlarının aile yurduna
alınması
Madde 392-
Malikin, yoksulluğu sebebiyle aile yurduna alınmaya muhtaç bulunan
ve kabullerine engel olacak durumları olmayan üstsoyunu, altsoyunu
ve kardeşlerini yurda kabul etmesine mahkemece karar verilebilir.
Sayfa 57
8108
3. Malikin ödemede acze düşmesi
Madde 393-
Malik borçlarını ödemede acze düşerse, aile yurdunu yönetmek üzere
mahkemece bir yönetici atanır.
Yönetici, yurdu amacına ve alacaklıların menfaatlerine uygun biçimde
yönetir.
Alacaklılar, haklarını aciz belgelerindeki tarih ve iflâstaki sıraya
göre alırlar.
IV. Sona ermesi
1. Malikin ölümü hâlinde
Madde 394-
Malikin ölümünden sonra aile yurdunun devam edebilmesi, taşınmazın
mirasçılara yurt olarak geçmesine
ilişkin bir ölüme bağlı tasarrufun yapılmış olmasına bağlıdır.
Böyle bir tasarruf yoksa, malik ölünce tapu kütüğündeki yurda
ilişkin şerh silinir.
2. Malikin sağlığında
Madde 395-
Malik sağlığında yurda son verebilir.
Bunun için malik, tapu kütüğündeki kaydı sildirmek üzere bir
dilekçeyle mahkemeye başvurur; bu istem mahkemece ilân olunur.
İlân tarihinden başlayarak iki ay içinde bir itiraz yapılmaz veya
yapılan itirazın haksızlığı anlaşılırsa, mahkeme kütükteki kaydın
silinmesine izin verir.
ÜÇÜNCÜ KISIM
VESAYET
BİRİNCİ BÖLÜM
VESAYET DÜZENİ
BİRİNCİ AYIRIM
VESAYET ORGANLARI
A. Genel olarak
Madde 396-
Vesayet organları, vesayet daireleri ile vasi ve kayyımlardır.
B. Vesayet daireleri
I. Kamu vesayeti
Madde 397-
Kamu vesayeti, vesayet makamı ve denetim makamından oluşan vesayet
daireleri tarafından yürütülür.
Vesayet makamı, sulh hukuk mahkemesi; denetim makamı, asliye hukuk
mahkemesidir.
II. Özel vesayet
1. Koşulları
Madde 398-
Vesayet altındaki kişinin menfaatinin haklı gösterdiği, özellikle
bir işletmenin, bir ortaklığın veya benzeri işlerin sürdürülmesi
gerektiği takdirde vesayet istisnaî olarak bir aileye verilebilir.
Bu durumda vesayet makamının yetki, görev ve sorumluluğu kurulacak
aile meclisine geçer.
Sayfa 58
8109
2. Kurulması
Madde 399-
Özel vesayet, vesayet altına alınan kişinin fiil ehliyetine sahip
iki yakın hısımının veya bir hısımı ile eşinin istemi üzerine
denetim makamı tarafından kurulur.
3. Aile meclisi
Madde 400-
Aile meclisi, vesayet altındaki kişinin vasi olmaya ehil, denetim
makamınca dört yıl için atanacak en az üç hısımından oluşur.
Vesayet altına alınanın eşi de aile meclisine üye olabilir.
4. Güvence
Madde 401-
Aile meclisi üyeleri, görevlerini gereği gibi yerine getireceklerine
dair güvence vermek zorundadırlar.
Güvence sağlanmadan özel vesayet kurulamaz.
5. Sona ermesi
Madde 402-
Aile meclisi görevini yapmadığı veya vesayet altındaki kişinin
menfaati gerektirdiği takdirde, denetim makamı her zaman aile
meclisini değiştirebileceği gibi özel vesayeti de sona erdirebilir.
C. Vasi ve kayyım
Madde 403-
Vasi, vesayet altındaki küçüğün veya kısıtlının kişiliği ve
malvarlığı ile ilgili bütün menfaatlerini korumak ve hukukî
işlemlerde onu temsil etmekle yükümlüdür.
Kayyım, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için
atanır.
Bu Kanunun vasi hakkındaki hükümleri,
aksi belirtilmiş olmadıkça kayyım hakkında da uygulanır.
İKİNCİ AYIRIM
VESAYETİ GEREKTİREN HÂLLER
A. Küçüklük
Madde 404-
Velâyet altında bulunmayan her küçük vesayet altına alınır.
Görevlerini yaparlarken vesayeti gerektiren böyle bir hâlin
varlığını öğrenen nüfus memurları, idarî makamlar, noterler ve
mahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek
zorundadırlar.
B. Kısıtlama
I. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı
Madde 405-
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya
korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken
ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye
sokan her ergin kısıtlanır.
Görevlerini yaparlarken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir
durumun varlığını öğrenen idarî makamlar, noterler ve mahkemeler, bu
durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadırlar.
II. Savurganlık, alkol veya uyuşturucu
Madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim
Madde 406-
Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu Madde bağımlılığı, kötü yaşama
tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya
ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu
yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan
ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her ergin
kısıtlanır.
Sayfa 59
8110
III. Özgürlüğü bağlayıcı ceza
Madde 407-
Bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm
olan her ergin kısıtlanır.
Cezayı yerine getirmekle görevli makam, böyle bir hükümlünün
cezasını çekmeye başladığını, kendisine vasi atanmak üzere hemen
yetkili vesayet makamına bildirmekle yükümlüdür.
IV. İstek üzerine
Madde 408-
Yaşlılığı, sakatlığı, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle
işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden her ergin
kısıtlanmasını isteyebilir.
C. Usul
I. İlgilinin dinlenilmesi ve bilirkişi
raporu
Madde 409-
Bir kimse dinlenilmeden savurganlığı, alkol veya uyuşturucu Madde
bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetimi veya isteği sebebiyle
kısıtlanamaz.
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmî
sağlık kurulu raporu üzerine karar verilir. Hâkim, karar vermeden
önce, kurul raporunu göz önünde tutarak kısıtlanması istenen kişiyi
dinleyebilir.
II. İlân
Madde 410-
Kısıtlama kararı, kesinleşince hemen kısıtlının yerleşim yeri ile
nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilân olunur.
Kısıtlama, iyiniyetli üçüncü kişileri
ilândan önce etkilemez.
Ayırt etme gücüne sahip olmamanın sonuçlarına ilişkin hükümler
saklıdır.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
YETKİ
A. Vesayet işlerinde yetki
Madde 411-
Vesayet işlerinde yetki küçüğün veya kısıtlının yerleşim yerindeki
vesayet dairelerine aittir.
B. Yerleşim yerinin değişmesi
Madde 412-
Vesayet makamının izni olmadıkça vesayet altındaki kişi yerleşim
yerini değiştiremez.
Yerleşim yerinin değişmesi hâlinde yetki, yeni vesayet dairelerine
geçer. Bu takdirde kısıtlama yeni yerleşim yerinde ilân olunur.
DÖRDÜNCÜ AYIRIM
VASİNİN ATANMASI
A. Koşulları
I. Genel olarak
Madde 413-
Vesayet makamı, bu görevi yapabilecek yetenekte olan bir ergini vasi
olarak atar.
Gereken durumlarda, bu görevi birlikte veya vesayet makamı
tarafından belirlenen yetkileri uyarınca ayrı
ayrı yerine getirmek üzere birden çok vasi atanabilir.
Rızaları bulunmadıkça birden çok kimse vesayeti birlikte yürütmekle
görevlendirilemez.
Sayfa 60
8111
II. Eşin ve hısımların önceliği
Madde 414-
Haklı sebepler engel olmadıkça, vesayet makamı, vesayet altına
alınacak kişinin öncelikle eşini veya yakın hısımlarından birini,
vasilik koşullarına sahip olmaları kaydıyla bu göreve atar. Bu
atamada yerleşim yerlerinin yakınlığı ve kişisel ilişkiler göz
önünde tutulur.
III. İlgililerin isteği
Madde 415-
Haklı sebepler engel olmadıkça, vasiliğe, vesayet altına alınacak
kişinin ya da ana veya babasının
gösterdiği kimse atanır.
IV. Vasiliği kabul yükümlülüğü
Madde 416-
Vesayet altına alınan kimsenin yerleşim yerinde oturanlardan
vasiliğe atananlar, bu görevi kabul etmekle yükümlüdürler.
Aile meclisince atanma hâlinde vasiliği kabul yükümlülüğü yoktur.
V. Vasilikten kaçınma sebepleri
Madde 417-
Aşağıdaki kişiler vasiliği kabul etmeyebilirler:
l. Altmış yaşını doldurmuş olanlar,
2.Bedensel özürleri veya sürekli hastalıkları sebebiyle bu görevi
güçlükle yapabilecek olanlar,
3. Dörtten çok çocuğun velisi olanlar,
4. Üzerinde vasilik görevi olanlar,
5. Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Bakanlar Kurulu
üyeleri, hâkimlik ve savcılık mesleği mensupları.
VI. Vasiliğe engel olan sebepler
Madde 418-
Aşağıdaki kişiler vasi olamazlar:
1. Kısıtlılar,
2. Kamu hizmetinden yasaklılar veya haysiyetsiz hayat sürenler,
3. Menfaati kendisine vasi atanacak kişinin menfaati ile önemli
ölçüde çatışanlar veya onunla aralarında düşmanlık bulunanlar,
4. İlgili vesayet daireleri hâkimleri.
B. Atama usulü
I. Vasinin atanması
Madde 419-
Vesayet makamı, gecikmeksizin vasi atamakla yükümlüdür.
Gerek duyulduğunda henüz ergin olmayanların da kısıtlanmasına karar
verilebilir; ancak, kısıtlama kararı ergin olduktan sonra sonuç
doğurur.
Kısıtlanan ergin çocuklar kural olarak vesayet altına alınmayıp
velâyet altında bırakılır.
II. Geçici önlemler
Madde 420-
Vesayet işleri zorunlu kıldığı takdirde vesayet makamı, vasinin
atanmasından önce de re'sen gerekli
önlemleri alır; özellikle, kısıtlanması istenen kişinin fiil
ehliyetini geçici olarak kaldırabilir ve ona bir temsilci
atayabilir.
Vesayet makamının kararı ilân olunur.
Sayfa 61
8112
III. Tebliğ ve ilân
Madde 421-
Atama kararı vasiye hemen tebliğ olunur.
Kısıtlamaya ve vasi atanmasına veya kısıtlanan velâyet altında
bırakılmışsa buna ilişkin karar, kısıtlının yerleşim yerinde ve
nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilân olunur.
IV. Kaçınma ve itiraz
1. Usul
Madde 422-
Vasiliğe atanan kişi, bu durumun kendisine tebliğinden başlayarak on
gün içinde vasilikten kaçınma hakkını kullanabilir.
İlgili olan herkes, vasinin atandığını öğrendiği günden başlayarak
on gün içinde atamanın kanuna aykırı olduğunu ileri sürebilir.
Vesayet makamı, vasilikten kaçınma veya itiraz sebebini yerinde
görürse yeni bir vasi atar; yerinde görmediği takdirde, bu konudaki
görüşü ile birlikte gerekli kararı vermek üzere durumu denetim
makamına bildirir.
2. Geçici görev
Madde 423-
Vasiliğe atanan kimse, vasilikten kaçınmış veya atanmasına itiraz
edilmiş olsa bile, yerine bir başkası atanıncaya kadar vasiye ait
görevleri yerine getirmekle yükümlüdür.
3. Karar
Madde 424-
Denetim makamı, vereceği kararı vasiliğe atanmış olan kimseye ve
vesayet makamına bildirir.
Vasiliğe atananın görevden alınması hâlinde vesayet makamı, hemen
yeni bir vasi atar.
V. Görevin verilmesi
Madde 425-
Atama kararı kesinleşince vesayet makamı vasinin göreve başlaması
için gerekli işlemleri yapar.
BEŞİNCİ AYIRIM
KAYYIMLIK VE YASAL DANIŞMANLIK
A. Kayyımlığı gerektiren hâller
I. Temsil
Madde 426-
Vesayet makamı, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer
hâllerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen
temsil kayyımı atar:
1. Ergin bir kişi, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri
bir sebeple ivedi bir işini kendisi görebilecek veya bir temsilci
atayabilecek durumda değilse,
2. Bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının
menfaati çatışıyorsa,
3. Yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa.
II. Yönetim
1. Kanun gereği
Madde 427-
Vesayet makamı, yönetimi kimseye ait olmayan mallar için gereken
önlemleri alır ve özellikle aşağıdaki hâllerde bir yönetim kayyımı
atar:
1. Bir kimse uzun süreden beri bulunamaz ve oturduğu yer de
bilinemezse,
Sayfa 62
8113
2. Vesayet altına alınması için yeterli bir sebep bulunmamakla
beraber, bir kişi malvarlığını kendi başına yönetmek veya bunun için
temsilci atamak gücünden yoksunsa,
3. Bir terekede mirasçılık hakları henüz belli değilse veya ceninin
menfaatleri gerekli kılarsa,
4. Bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi
başka yoldan sağlanamamışsa,
5. Bir hayır işi veya genel yarar amacı güden başka bir iş için
halktan toplanan para ve sair yardımı yönetme veya harcama yolu
sağlanamamışsa.
2. İstek üzerine
Madde 428-
İsteğe bağlı kısıtlama sebeplerinden biri varsa, ergin bir kişiye
kendi isteği üzerine bir kayyım atanabilir.
B. Yasal danışmanlık
Madde 429-
Kısıtlanması için yeterli sebep bulunmamakla beraber korunması
bakımından fiil ehliyetinin sınırlanması gerekli görülen ergin bir
kişiye aşağıdaki işlerde görüşü alınmak üzere bir yasal danışman
atanır:
1. Dava açma ve sulh olma,
2. Taşınmazların alımı, satımı, rehnedilmesi
ve bunlar üzerinde başka bir aynî hak kurulması,
3. Kıymetli evrakın alımı, satımı ve
rehnedilmesi,
4. Olağan yönetim sınırları dışında kalan yapı işleri,
5. Ödünç verme ve alma,
6. Ana parayı alma,
7. Bağışlama,
8. Kambiyo taahhüdü altına girme,
9. Kefil olma.
Aynı koşullar altında bir kimsenin malvarlığını yönetme yetkisi,
gelirlerinde dilediği gibi tasarruf hakkı saklı kalmak üzere
kaldırılabilir.
C. Yetki
Madde 430-
Temsil kayyımı, kendisine kayyım atanacak kimsenin yerleşim yeri
vesayet makamı tarafından atanır.
Yönetim kayyımı, malvarlığının büyük bölümünün yönetildiği veya
temsil edilen kimsenin payına düşen malların bulunduğu yer vesayet
makamı tarafından atanır.
D. Usul
Madde 431-
Vasinin atanması usulüne ilişkin kurallar, kayyım ve yasal
danışmanın atanmasında da uygulanır.
Kayyım veya yasal danışman atanmasına ilişkin karar, ancak vesayet
makamının gerekli görmesi hâlinde ilân olunur.
Sayfa 63
8114
ALTINCI AYIRIM
KORUMA AMACIYLA ÖZGÜRLÜĞÜN KISITLANMASI
A. Koşulları
Madde 432-
Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu Madde
bağımlılığı, ağır tehlike arzeden
bulaşıcı hastalık veya serserilik sebeplerinden biriyle toplum için
tehlike oluşturan her ergin kişi, kişisel korunmasının başka şekilde
sağlanamaması hâlinde, tedavisi, eğitimi veya ıslahı için elverişli
bir kuruma yerleştirilir veya alıkonulabilir. Görevlerini
yaparlarken bu sebeplerden birinin varlığını öğrenen kamu
görevlileri, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek
zorundadırlar.
Bu konuda kişinin çevresine getirdiği külfet de göz önünde tutulur.
İlgili kişi durumu elverir elvermez kurumdan çıkarılır.
B. Yetki
Madde 433-
Yerleştirme veya alıkoymaya karar verme yetkisi, ilgilinin yerleşim
yeri veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde bulunduğu yer
vesayet makamına aittir.
Yerleştirme veya alıkoymaya karar veren vesayet makamı, kurumdan
çıkarmaya da yetkilidir.
C. Bildirim yükümlülüğü
Madde 434-
Kısıtlı bir kişi bir kuruma yerleştirildiği veya alıkonulduğu
ya da ergin bir kişi hakkında vesayete
ilişkin diğer önlemlerin alınmasına gerek görüldüğü takdirde,
kişinin bulunduğu yer vesayet makamı veya özel kanunlarda öngörülen
ilgililer, durumu yerleşim yeri vesayet makamına bildirmekle
yükümlüdürler.
D. İtiraz
Madde 435-
Kuruma yerleştirilen kişi veya yakınları, verilen karara karşı
kendilerine bildirilmesinden başlayarak on gün içinde denetim
makamına itiraz edebilirler.
Bu hak, kurumdan çıkarılma isteminin reddi hâlinde de
kullanılabilir.
E. Usul
I. Genel olarak
Madde 436-
Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması, aşağıdaki kurallar saklı
kalmak üzere, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa tâbidir:
1. Karar verilirken ilgilinin bunun sebepleri hakkında
bilgilendirilmesi ve karara karşı denetim makamına itiraz
edebileceğine yazılı olarak dikkatinin çekilmesi zorunludur.
2. Bir kuruma yerleştirilen kişiye, alıkonulma kararına veya
kurumdan çıkarılma isteminin reddine karşı en geç on gün içinde
denetim makamına itiraz edebileceği derhal yazılı olarak bildirilir.
3. Mahkeme kararını gerektiren her istem, gecikmeksizin yetkili
hâkime ulaştırılır.
4. Yerleştirme kararı veren vesayet makamı veya hâkim durumun
özelliklerine göre bu istemin görüşülmesini erteleyebilir.
5. Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu Madde
bağımlılığı, ağır tehlike arzeden
bulaşıcı hastalığı olanlar hakkında, ancak resmî sağlık kurulu
raporu alındıktan sonra karar verilebilir. Vesayet makamının daha
önceden bilirkişiye başvurmuş olması hâlinde denetim makamı bundan
vazgeçebilir.
Sayfa 64
8115
II. Yargılama usulü
Madde 437-
Hâkim, basit yargılama usulüne göre karar verir.
Gerektiğinde ilgili kişiye adlî yardım sağlanır.
Hâkim, karar verirken ilgili kişiyi dinler.
İKİNCİ BÖLÜM
VESAYETİN YÜRÜTÜLMESİ
BİRİNCİ AYIRIM
VASİNİN GÖREVLERİ
A. Göreve başlama
I. Defter tutma
Madde 438-
Vasiliğe atanma kararının kesinleşmesi üzerine vasi ile vesayet
makamının görevlendireceği bir kişi tarafından, vakit
geçirilmeksizin, yönetilecek malvarlığının defteri tutulur.
Vesayet altındaki kişi ayırt etme gücüne sahipse, olanak bulunduğu
takdirde defter tutulurken hazır bulundurulur.
Koşullar gerektirdiği takdirde denetim makamı, vasi ve vesayet
makamının isteği üzerine vesayet altındaki kişinin malvarlığının
resmî defterinin tutulmasına karar verebilir. Bu defter, mirastaki
resmî defterin alacaklılara karşı doğurduğu sonuçları doğurur ve
oradaki usul uyarınca tutulur.
II. Değerli şeylerin saklanması
Madde 439-
Kıymetli evrak, değerli eşya, önemli belge ve benzerleri,
malvarlığının yönetimi bakımından bir sakınca yoksa, vesayet
makamının gözetimi altında güvenli bir yere konulur.
III. Taşınırların satılması
Madde 440-
Vesayet altındaki kişinin menfaati gerektirirse değerli şeylerin
dışındaki taşınırlar, vesayet makamının vereceği talimat uyarınca,
açık artırma ile satılır. Hâkim, özel durumları, taşınırın
niteliğini veya değerinin azlığını göz önüne alarak pazarlıkla
satışa da karar verebilir.
Vesayet altındaki kişinin kendisi veya ailesi için özel bir değer
taşıyan şeyler, zorunluluk olmadıkça satılamaz.
IV. Paraların yatırılması
1.Yatırma zorunluluğu
Madde 441-
Vesayet altındaki kişinin kendisi veya malvarlığının yönetimi için
gerekli olmayan paralar, faiz getirmek üzere, vesayet makamı
tarafından belirlenen millî bir bankaya yatırılır veya Hazine
tarafından çıkarılan menkul kıymetlere çevrilir.
Paranın yatırılmasını bir aydan fazla geciktiren vasi, faiz kaybını
ödemekle yükümlüdür.
2. Yatırımların dönüştürülmesi
Madde 442-
Yeteri kadar güven verici olmayan yatırımlar, güvenli yatırımlara
dönüştürülür.
Dönüştürme işleminin uygun zamanda ve vesayet altındaki kişinin
menfaati gözetilerek yapılması gerekir.
Sayfa 65
8116
V. Ticarî ve sınaî işletmeler
Madde 443-
Vesayet altındaki kişinin malvarlığı içinde ticarî, sınaî veya
benzeri bir işletme varsa; vesayet makamı, bunların işletilmesinin
devamı veya tasfiyesi için gerekli talimatı verir.
VI. Taşınmazların satılması
Madde 444-
Taşınmazların satışı, vesayet makamının talimatı uyarınca ve ancak
vesayet altındaki kişinin menfaati gerekli kıldığı hâllerde
mümkündür.
Satış, vesayet makamının bu iş için görevlendireceği bir kişi
tarafından vasi de hazır olduğu hâlde açık artırmayla yapılır ve
ihale vesayet makamının onamasıyla tamam olur; onamaya ilişkin
kararın ihale gününden başlayarak on gün içinde verilmesi gerekir.
Ancak denetim makamı, istisnaî olarak özel durumları, taşınmazın
niteliğini veya değerinin azlığını göz önüne alarak pazarlıkla
satışa da karar verebilir.
B. Özen ve temsil
I. Kişiye özen
1. Küçüklerde
a. Genel olarak
Madde 445-
Vesayet altındaki kişi küçük ise, vasi onun bakımı ve eğitimi için
gereken önlemleri almakla yükümlüdür.
Vesayet dairelerinin yetkilerine ilişkin hükümler saklı kalmak
kaydıyla, vasi bu konuda ana ve babanın yetkilerine sahiptir.
b. Koruma amacıyla özgürlüğün
kısıtlanması
Madde 446-
Küçüklerin koruma amacıyla bir kuruma yerleştirilmesine vasinin
başvurusu üzerine vesayet makamı veya gecikmesinde sakınca bulunan
hâllerde bizzat vasi karar verir ve durumu derhâl vesayet makamına
bildirir.
Bunun dışında usul ve yetkiyle ilgili konularda kısıtlı olsun veya
olmasın erginlerin korunması amacıyla özgürlüklerinin kısıtlanmasına
ilişkin hükümler uygulanır.
Onaltı
yaşını doldurmamış çocuk bu konuda mahkemeye bizzat başvuramaz.
2. Kısıtlılarda
Madde 447-
Vasi, kısıtlıyı korumak ve bütün kişisel işlerinde ona yardım
etmekle yükümlüdür.
Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde vasi, koruma amacıyla
özgürlüğün kısıtlanmasına ilişkin hükümlere göre kısıtlıyı bir
kuruma yerleştirebilir veya orada alıkoyabilir ve durumu derhal
vesayet makamına bildirir.
II. Temsil
1. Genel olarak
Madde 448-
Vesayet dairelerinin yetkilerine ilişkin hükümler saklı kalmak
kaydıyla vasi, vesayet altındaki kişiyi bütün hukukî işlemlerinde
temsil eder.
2. Yasak işlemler
Madde 449-
Vesayet altındaki kişi adına kefil olmak, vakıf kurmak ve önemli
bağışlarda bulunmak yasaktır.
Sayfa 66
8117
3. Vesayet altındaki kişinin görüşünün
alınması
Madde 450-
Vesayet altındaki kişi görüşlerini oluşturma ve açıklama yeteneğine
sahipse, vasi önemli işlerde karar vermeden önce olanak ölçüsünde,
onun görüşünü almakla yükümlüdür.
Vesayet altındaki kişinin işi uygun bulmuş olması vasiyi
sorumluluktan kurtarmaz.
4. Vesayet altındaki kişinin
yapabileceği işler
a. Vasinin rızası
Madde 451-
Ayırt etme gücüne sahip olan vesayet altındaki kişi, vasinin açık
veya örtülü izni veya sonraki onamasıyla yükümlülük altına girebilir
veya bir haktan vazgeçebilir.
Yapılan işlem diğer tarafın belirlediği veya başvurusu üzerine
hâkimin belirleyeceği uygun bir süre içinde onanmazsa, diğer taraf
bununla bağlı olmaktan kurtulur.
b. Onamamanın sonucu
Madde 452-
Vasinin onamadığı işlemlerde taraflardan her biri verdiğini geri
isteyebilir. Ancak, vesayet altındaki kişi, sadece kendi menfaatine
harcanan veya geri isteme zamanında malvarlığında mevcut olan
zenginleşme tutarıyla ya da
iyiniyetli olmaksızın elden çıkarmış
olduğu miktarla sorumludur.
Vesayet altındaki kişi, fiil ehliyetine sahip olduğu hususunda diğer
tarafı yanıltmış ise, onun bu yüzden uğradığı zarardan sorumlu olur.
5. Meslek veya sanat
Madde 453-
Vesayet altındaki kişiye vesayet makamı tarafından bir meslek veya
sanatın yürütülmesi için izin verilmiş ise, o kişi bununla ilgili
her türlü olağan işlemleri yapmaya yetkilidir ve bu tür işlemlerden
dolayı bütün malvarlığı ile sorumludur.
C. Malvarlığının yönetilmesi
I. Yönetim ve hesap tutma yükümlülüğü
Madde 454-
Vasi, vesayet altındaki kişinin malvarlığını iyi bir yönetici gibi
özenle yönetmek zorundadır.
Vasi, yönetimle ilgili hesap tutmak ve vesayet makamının
belirlediği tarihlerde ve her hâlde yılda bir defa hesabı onun
incelemesine sunmakla yükümlüdür.
Vesayet altındaki kişi görüşlerini oluşturma ve açıklama yeteneğine
sahip ise, hesabın hâkim tarafından incelenmesi sırasında olanak
ölçüsünde hazır bulundurulur.
II. Serbest mallar
Madde 455-
Vesayet altındaki kişi, kendi tasarrufuna bırakılmış olan mallar ile
vasinin izniyle çalışarak kazandığı malları serbestçe yönetir ve
kullanır.
D. Görevin süresi
Madde 456-
Vasi, kural olarak iki yıl için atanır.
Vesayet makamı, bu süreyi her defasında ikişer yıl uzatabilir.
Dört yıl dolunca vasi, vasilikten kaçınma hakkını kullanabilir.
E. Vasinin ücreti
Madde 457 -
Vasi, vesayet altındaki kişinin malvarlığından, olanak bulunmadığı
takdirde Hazineden karşılanmak üzere kendisine bir ücret verilmesini
isteyebilir. Ödenecek ücret, yönetimin gerektirdiği emek ve
yönetilen malvarlığının geliri göz önünde tutulmak suretiyle her
hesap dönemi için vesayet makamı tarafından belirlenir.
Sayfa 67
8118
İKİNCİ AYIRIM
KAYYIMIN GÖREVLERİ
A. Kayyımın konumu
Madde 458-
Bir kimseye kayyım atanması onun fiil ehliyetini etkilemez. Yasal
danışmanlığa ilişkin hükümler saklıdır.
Kayyımın görev süresi ve ücreti vesayet makamı tarafından
belirlenir.
B. Kayyımlığın kapsamı
I. Belli bir iş
Madde 459-
Belli bir iş için görevlendirilmiş olan kayyım, vesayet makamının
talimatına aynen uymak zorundadır.
II. Malvarlığının yönetimi
Madde 460-
Kayyım bir malvarlığının yönetimi ve gözetimi ile görevlendirilmiş
ise, yalnız o malvarlığının yönetim ve korunması için gerekli olan
işleri yapabilir.
Kayyımın, bunun dışındaki işleri yapabilmesi, temsil olunanın
vereceği özel yetkiye, temsil olunan bu yetkiyi verecek durumda
değilse vesayet makamının iznine bağlıdır.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
VESAYET DAİRELERİNİN GÖREVLERİ
A. Şikâyet ve itiraz
Madde 461-
Ayırt etme gücüne sahip olan vesayet altındaki kişi ve her ilgili,
vasinin eylem ve işlemlerine karşı vesayet makamına şikâyette
bulunabilir.
Vesayet makamının kararlarına karşı tebliğ gününden başlayarak on
gün içinde denetim makamına itiraz edilebilir.
B. İzin
I. Vesayet makamından
Madde 462-
Aşağıdaki hâllerde vesayet makamının izni gereklidir:
1. Taşınmazların alımı, satımı, rehnedilmesi
ve bunlar üzerinde başka bir aynî hak kurulması,
2. Olağan yönetim ve işletme ihtiyaçları dışında kalan taşınır veya
diğer hak ve değerlerin alımı, satımı, devri ve
rehnedilmesi,
3. Olağan yönetim sınırlarını aşan yapı işleri,
4. Ödünç verme ve alma,
5. Kambiyo taahhüdü altına girme,
6. Bir yıl veya daha uzun süreli ürün ve üç yıl veya daha uzun
süreli taşınmaz kirası sözleşmeleri yapılması,
7. Vesayet altındaki kişinin bir sanat veya meslekle uğraşması,
8. Acele hâllerde vasinin geçici önlemler alma yetkisi saklı kalmak
üzere, dava açma, sulh olma, tahkim ve konkordato yapılması,
Sayfa 68
8119
9. Mal rejimi sözleşmeleri, mirasın paylaştırılması ve miras payının
devri sözleşmeleri yapılması,
10. Borç ödemeden aciz beyanı,
11. Vesayet altındaki kişi hakkında hayat sigortası yapılması,
12. Çıraklık sözleşmesi yapılması,
13. Vesayet altındaki kişinin bir eğitim, bakım veya sağlık kurumuna
yerleştirilmesi,
14. Vesayet altındaki kişinin yerleşim yerinin değiştirilmesi.
II. Denetim makamından
Madde 463-
Aşağıdaki hâllerde vesayet makamının izninden sonra denetim
makamının da izni gereklidir:
1. Vesayet altındaki kişinin evlât edinmesi veya evlât edinilmesi,
2. Vesayet altındaki kişinin vatandaşlığa girmesi veya çıkması,
3. Bir işletmenin devralınması veya tasfiyesi, kişisel sorumluluğu
gerektiren bir ortaklığa girilmesi veya önemli bir sermaye ile bir
şirkete ortak olunması,
4. Ömür boyu aylık veya gelir bağlama veya ölünceye kadar bakma
sözleşmeleri yapılması,
5. Mirasın kabulü, reddi veya miras sözleşmesi yapılması,
6. Küçüğün ergin kılınması,
7. Vesayet altındaki kişi ile vasi arasında sözleşme yapılması.
C. Rapor ve hesapların incelenmesi
Madde 464-
Vesayet makamı, vasinin belli dönemlerde vereceği rapor ve hesapları
inceler; gerekli gördüğü hâllerde bunların tamamlanması veya
düzeltilmesini ister.
Vesayet makamı, rapor ve hesapları kabul veya reddeder; gerektiğinde
vesayet altındaki kişinin menfaatini korumak için uygun önlemleri
alır.
D. İznin bulunmaması
Madde 465-
Kanunen gerektiği hâlde vasinin yetkili vesayet dairelerinin iznini
almadan yapmış olduğu işlemler, vesayet altındaki kişinin vasinin
izni olmaksızın yaptığı işlem hükmündedir.
DÖRDÜNCÜ AYIRIM
VESAYET ORGANLARININ
SORUMLULUĞU
A. Özen yükümü
Madde 466-
Vesayet organları ve vesayet işleriyle görevlendirilmiş olan diğer
kişiler, bu görevlerini yerine getirirlerken iyi bir yönetimin
gerektirdiği özeni göstermekle yükümlüdürler.
B. Vasinin sorumluluğu
Madde 467-
Vasi, görevini yerine getirirken kusurlu davranışıyla vesayet
altındaki kişiye verdiği zarardan sorumludur.
Kayyım ve yasal danışmanlar hakkında da aynı hüküm uygulanır.
Sayfa 69
8120
C. Devletin sorumluluğu
Madde 468-
Devlet, vesayet dairelerinde görevli olanların hukuka aykırı olarak
sebebiyet verdikleri zararlardan doğrudan doğruya sorumlu olduğu
gibi; vasi, kayyım ve yasal danışmanlara tazmin ettirilemeyen
zararlardan da sorumludur.
Zararı tazmin eden Devlet, zararın meydana gelmesinde kusurlu
olanlara rücu eder.
Zararın doğmasına kusurları ile sebep olanlar,
rücu hakkını kullanan Devlete karşı
müteselsilen sorumludurlar.
D. Görev ve yetki
Madde 469-
Devletin vesayet dairelerinde görevli kişilere karşı
rücu davasına bakmaya, vesayet
dairelerinin bulunduğu yere en yakın asliye mahkemesi yetkilidir.
Vesayetle ilgili tazminat ve diğer rücu
davaları vesayet dairelerinin bulunduğu yer asliye mahkemesinde
görülür.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
VESAYETİN SONA ERMESİ
BİRİNCİ AYIRIM
VESAYETİ GEREKTİREN HÂLLERİN
SONA ERMESİ
A. Küçüklerde
Madde 470-
Küçük üzerindeki vesayet, onun ergin olmasıyla kendiliğinden sona
erer.
Erginliğe mahkemece karar verilmiş ise, mahkeme aynı zamanda küçüğün
hangi tarihte ergin olacağını tespit ve ilân eder.
B. Hükümlülerde
Madde 471-
Özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi
üzerindeki vesayet, hapis hâlinin sona ermesiyle kendiliğinden
ortadan kalkar.
C. Diğer kısıtlılarda
I. Kaldırılması
Madde 472-
Diğer kısıtlılar üzerindeki vesayet, yetkili vesayet makamının
kararıyla sona erer.
Vesayeti gerektiren sebebin ortadan kalkması üzerine vesayet makamı
vesayetin sona ermesine karar verir.
Kısıtlı ve ilgililerden her biri, vesayetin kaldırılması isteminde
bulunabilir.
II. Usulü
1. İlân
Madde 473-
Kısıtlama ilân edilmişse, kaldırılması da ilân olunur.
Fiil ehliyetinin yeniden kazanılması, ilânın yapılmasına bağlı
değildir.
2. Akıl hastalığı veya akıl
zayıflığında
Madde 474-
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı yüzünden kısıtlanmış olan kişi
üzerindeki vesayetin kaldırılmasına, ancak kısıtlama sebebinin
ortadan kalkmış olduğunun resmî sağlık kurulu raporu ile
belirlenmesi hâlinde karar verilebilir.
Sayfa 70
8121
3. Savurganlık, alkol veya uyuşturucu
Madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetimde
Madde 475-
Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu Madde bağımlılığı, kötü yaşama
tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kısıtlanmış olan
kişinin vesayetin kaldırılmasını isteyebilmesi, en az bir yıldan
beri vesayet altına alınmasını gerektiren sebeple ilgili olarak bir
şikâyete meydan vermemiş olmasına bağlıdır.
4. İstek üzerine kısıtlamada
Madde 476-
Kendi isteğiyle kısıtlanmış olan kişi üzerindeki vesayetin
kaldırılması, kısıtlamayı gerektiren sebebin ortadan kalkmasına
bağlıdır.
D. Kayyımlıkta ve yasal danışmanlıkta
I. Genel olarak
Madde 477-
Temsil kayyımlığı, kayyımın yapmakla görevlendirildiği işin
bitirilmesiyle sona erer.
Yönetim kayyımlığı, kayyımın atanmasını gerektiren sebebin ortadan
kalkması veya kayyımın görevden alınmasıyla sona erer.
Yasal danışmanlık, vesayetin kaldırılmasına ilişkin hükümler
uyarınca vesayet makamının kararıyla sona erer.
II. İlân
Madde 478-
Atamanın ilân edilmiş olması veya vesayet makamının gerekli
görmesi hâllerinde, kayyımlığın sona erdiği de ilân olunur.
İKİNCİ AYIRIM
VASİLİK GÖREVİNİN SONA ERMESİ
A. Fiil ehliyetinin yitirilmesi ve
ölüm
Madde 479-
Vasilik görevi, vasinin fiil ehliyetini yitirmesi veya ölümüyle sona
erer.
B. Sürenin sona ermesi ve uzatılmaması
I. Sürenin dolması
Madde 480-
Vasilik görevi, uzatılmadığı takdirde, sürenin dolmasıyla sona erer.
II. Engelin veya kaçınma sebebinin
ortaya çıkması
Madde 481-
Vasi, vasiliğe engel bir sebebin ortaya çıkması hâlinde görevinden
çekilmek zorundadır.
Vasi, bir kaçınma sebebi ortaya çıktığı takdirde sürenin bitiminden
önce görevinden alınmasını isteyebilir; ancak, önemli sebeplerin
varlığı hâlinde görevine devam etmek zorundadır.
III. Göreve devam zorunluluğu
Madde 482-
Görevi sona eren vasi, yenisi göreve başlayıncaya kadar zorunlu
işleri yapmakla yükümlüdür.
C. Görevden alınma
I. Sebepleri
Madde 483-
Vasi, görevini ağır surette savsaklar, yetkilerini kötüye kullanır
veya güveni sarsıcı davranışlarda bulunur ya
da borç ödemede acze düşerse, vesayet makamı tarafından görevden
alınır.
Sayfa 71
8122
Vasinin görevini yapmakta yetersizliği sebebiyle vesayet altındaki
kişinin menfaatleri tehlikeye düşerse, vesayet makamı kusuru olmasa
bile vasiyi görevden alabilir.
II. Usulü
1. İstek üzerine veya
re'sen
Madde 484-
Ayırt etme gücüne sahip olan vesayet altındaki kişi veya her ilgili,
vasinin görevden alınmasını isteyebilir.
Görevden alınmayı gerektiren sebebin varlığını başka bir yoldan
öğrenen vesayet makamı, vasiyi re'sen
görevden almakla yükümlüdür.
2. Araştırma ve uyarı
Madde 485-
Vesayet makamı, ancak gerekli araştırmayı yaptıktan ve vasiyi
dinledikten sonra onu görevden alabilir.
Vesayet makamı, ağır olmayan hâllerde vasiye görevden alınacağı
konusunda uyarıda bulunur.
3. Geçici önlemler
Madde 486-
Gecikmesinde tehlike bulunan hâllerde vesayet makamı, vasiye geçici
olarak işten el çektirip bir kayyım atayabileceği gibi; gerekirse
muhtemel zararı göz önünde bulundurarak vasinin mallarına ihtiyati
haciz koyabilir ve tutuklanmasını da isteyebilir.
4. Diğer önlemler
Madde 487-
Vesayet makamı, görevden alma ve uyarıda bulunmanın yanı sıra,
vesayet altındaki kişinin korunması için gerekli diğer önlemleri de
almakla yükümlüdür.
5. İtiraz
Madde 488-
İlgililer, vesayet makamının kararlarına karşı, tebliğ gününden
başlayarak on gün içinde denetim makamına itiraz edebilirler.
Denetim makamı, gerektiğinde duruşma da yaparak bu itirazı kesin
karara bağlar.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
VESAYETİN SONA ERMESİNİN
SONUÇLARI
A. Kesin hesap ve malvarlığının
teslimi
Madde 489-
Görevi sona eren vasi, yönetimle ilgili son raporu ve kesin hesabı
vesayet makamına vermekle yükümlü olduğu gibi; malvarlığını vesayet
altındaki kişiye, mirasçılarına veya yeni vasiye teslim edilmek
üzere hazır bulundurmak zorundadır.
B. Rapor ve hesabın incelenmesi
Madde 490-
Son rapor ve kesin hesap belli zamanlarda verilen rapor ve hesaplar
gibi vesayet makamı tarafından incelenir ve onaylanır.
C. Vasinin görevine son verilmesi
Madde 491-
Son rapor ve kesin hesap onaylandıktan ve malvarlığı vesayet
altındaki kişiye, mirasçılarına veya yeni vasiye teslim edildikten
sonra, vesayet makamı vasinin görevinin sona erdiğine karar verir.
Vesayet makamı, son rapor ve kesin hesabın onaylanması veya reddi
konusundaki kararı ile birlikte kesin hesabı vesayet altındaki
kişiye, mirasçılarına veya yeni vasiye, tazminat davası açma hakları
bulunduğunu da belirtmek suretiyle tebliğ eder. Bu tebliğde vasinin
görevine son verildiği de belirtilir.
Sayfa 72
8123
D. Sorumluluk davasında zamanaşımı
I. Olağan zamanaşımı
Madde 492-
Sorumlu vasi ve kayyıma karşı açılacak tazminat davası kesin hesabın
tebliğ edildiği tarihten başlayarak bir yıl
geçmekle zamanaşımına uğrar.
Tazmin ettirilemeyen zararlar için Devlete karşı açılacak tazminat
davasının zamanaşımı süresi, zararın vasi, kayyım ve yasal danışmana
tazmin ettirilemeyeceğinin anlaşılmasından başlayarak bir yıldır.
Vesayet dairelerinde görevli olanların sebebiyet verdikleri
zararlardan dolayı Devlete karşı açılacak davaların zamanaşımı genel
hükümlere tâbidir.
Devletin rücu
davası, rücu hakkının doğumunun
üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına
uğrar.
II. Olağanüstü zamanaşımı
Madde 493-
Olağan zamanaşımı süresi işlemeye başlamadan önce zarar gören
tarafından bilinmesi veya anlaşılması olanağı bulunmayan bir hesap
yanlışlığına veya bir sorumluluk sebebine dayanan tazminat davası,
hesap yanlışlığının veya sorumluluk sebebinin öğrenilmesinden
başlayarak bir yıl içinde açılabilir.
Vesayetten doğan tazminat davaları, her hâlde kesin hesabın
tebliğinin üzerinden on yıl geçmekle
zamanaşımına uğrar.
E. Vesayet altındaki kişinin alacağı
Madde 494-
Vesayet altındaki kişinin vasi veya Devlete karşı alacakları
imtiyazlı alacaktır.
ÜÇÜNCÜ KİTAP
MİRAS HUKUKU
BİRİNCİ KISIM
MİRASÇILAR
BİRİNCİ BÖLÜM
YASAL MİRASÇILAR
A. Kan hısımları
I. Altsoy
Madde 495-
Mirasbırakanın birinci derece
mirasçıları, onun altsoyudur.
Çocuklar eşit olarak mirasçıdırlar.
Mirasbırakandan
önce ölmüş olan çocukların yerini, her derecede
halefiyet yoluyla kendi altsoyları alır.
II. Ana ve baba
Madde 496-
Altsoyu bulunmayan mirasbırakanın
mirasçıları, ana ve babasıdır. Bunlar eşit olarak mirasçıdırlar.
Mirasbırakandan
önce ölmüş olan ana ve babanın yerlerini, her derecede
halefiyet yoluyla kendi altsoyları alır.
Bir tarafta hiç mirasçı bulunmadığı takdirde, bütün miras diğer
taraftaki mirasçılara kalır.
Sayfa 73
8124
III. Büyük ana ve büyük baba
Madde 497-
Altsoyu, ana ve babası ve onların altsoyu bulunmayan
mirasbırakanın mirasçıları, büyük ana ve
büyük babalarıdır. Bunlar, eşit olarak mirasçıdırlar.
Mirasbırakandan
önce ölmüş olan büyük ana ve büyük babaların yerlerini, her derecede
halefiyet yoluyla kendi altsoyları alır.
Ana veya baba tarafından olan büyük ana ve büyük babalardan biri
altsoyu bulunmaksızın mirasbırakandan
önce ölmüşse, ona düşen pay aynı taraftaki mirasçılara kalır.
Ana veya baba tarafından olan büyük ana ve büyük babaların ikisi de
altsoyları bulunmaksızın mirasbırakandan
önce ölmüşlerse, bütün miras diğer taraftaki mirasçılara kalır.
Sağ kalan eş varsa, büyük ana ve büyük babalardan birinin
mirasbırakandan önce ölmüş olması
hâlinde, payı kendi çocuğuna; çocuğu yoksa o taraftaki büyük ana ve
büyük babaya; bir taraftaki büyük ana ve büyük babanın her ikisinin
de ölmüş olmaları hâlinde onların payları diğer tarafa geçer.
IV. Evlilik dışı hısımlar
Madde 498-
Evlilik dışında doğmuş ve soybağı,
tanıma veya hâkim hükmüyle kurulmuş olanlar, baba yönünden evlilik
içi hısımlar gibi mirasçı olurlar.
B. Sağ kalan eş
Madde 499-
Sağ kalan eş, birlikte bulunduğu zümreye göre
mirasbırakana aşağıdaki oranlarda mirasçı olur:
1. Mirasbırakanın altsoyu ile birlikte
mirasçı olursa, mirasın dörtte biri,
2. Mirasbırakanın ana ve baba
zümresi ile birlikte mirasçı olursa, mirasın yarısı,
3. Mirasbırakanın büyük ana ve büyük
babaları ve onların çocukları ile birlikte mirasçı olursa, mirasın
dörtte üçü, bunlar da yoksa mirasın tamamı eşe kalır.
C. Evlâtlık
Madde 500-
Evlâtlık ve altsoyu, evlât edinene kan hısımı gibi mirasçı olurlar.
Evlâtlığın kendi ailesindeki mirasçılığı da devam eder.
Evlât edinen ve hısımları, evlâtlığa mirasçı olmazlar.
D. Devlet
Madde 501-
Mirasçı bırakmaksızın ölen kimsenin mirası Devlete geçer.
İKİNCİ BÖLÜM
ÖLÜME BAĞLI TASARRUFLAR
BİRİNCİ AYIRIM
TASARRUF EHLİYETİ
A. Ehliyet
I. Vasiyette
Madde 502-
Vasiyet yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip ve
onbeş yaşını doldurmuş olmak gerekir.
Sayfa 74
8125
II. Miras sözleşmesinde
Madde 503-
Miras sözleşmesi yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip ve ergin
olmak, kısıtlı bulunmamak gerekir.
B. İrade sakatlığı
Madde 504-
Mirasbırakanın yanılma, aldatma,
korkutma veya zorlama etkisi altında yaptığı ölüme bağlı tasarruf
geçersizdir. Ancak, mirasbırakan
yanıldığını veya aldatıldığını öğrendiği ya
da korkutma veya zorlamanın etkisinden kurtulduğu günden başlayarak
bir yıl içinde tasarruftan dönmediği takdirde tasarruf geçerli
sayılır.
Ölüme bağlı tasarrufta kişinin veya şeyin belirtilmesinde açık
yanılma hâlinde mirasbırakanın gerçek
arzusu kesin olarak tespit edilebilirse, tasarruf bu arzuya göre
düzeltilir.
İKİNCİ AYIRIM
TASARRUF ÖZGÜRLÜĞÜ
A. Tasarruf edilebilir kısım
I. Kapsamı
Madde 505-
Mirasçı olarak altsoyu, ana ve babası, kardeşleri veya eşi bulunan
mirasbırakan, mirasının saklı paylar
dışında kalan kısmında ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir.
Bu mirasçılardan hiç biri yoksa, mirasbırakan
mirasının tamamında tasarruf edebilir.
II. Saklı pay
Madde 506-
Saklı pay aşağıdaki oranlardan ibarettir:
1. Altsoy için yasal miras payının yarısı,
2. Ana ve babadan her biri için yasal miras payının dörtte biri,
3. Kardeşlerden her biri için yasal miras payının sekizde biri,
4. Sağ kalan eş için, altsoy veya ana ve baba zümresiyle birlikte
mirasçı olması hâlinde yasal miras payının tamamı, diğer hâllerde
yasal miras payının dörtte üçü.
III. Tasarruf edilebilir kısmın hesabı
1. Borçların indirilmesi
Madde 507-
Tasarruf edilebilir kısım, terekenin
mirasbırakanın ölümü günündeki durumuna göre hesaplanır.
Hesap yapılırken, mirasbırakanın
borçları, cenaze giderleri, terekenin mühürlenmesi ve yazımı
giderleri, mirasbırakan ile birlikte
yaşayan ve onun tarafından bakılan kimselerin üç aylık geçim
giderleri terekeden indirilir.
2. Sağlararası
karşılıksız kazandırmalar
Madde 508-
Mirasbırakanın
sağlararası karşılıksız kazandırmaları, tenkise tâbi
oldukları ölçüde, tasarruf edilebilir kısmın hesabında terekeye
eklenir.
3. Sigorta alacakları
Madde 509-
Mirasbırakanın kendi ölümünde ödenmek
üzere üçüncü kişi lehine hayat sigortası sözleşmesi yapması veya
böyle bir kişiyi sonradan lehdar olarak
tayin etmesi ya da sigortacıya karşı
olan istem hakkını sağlararası veya
ölüme bağlı tasarrufla karşılıksız olarak üçüncü kişiye devretmesi
hâlinde, sigorta alacağının mirasbırakanın
ölümü zamanındaki satın alma değeri terekeye eklenir.
Sayfa 75
8126
B. Mirasçılıktan çıkarma
I. Sebepleri
Madde 510-
Aşağıdaki durumlarda mirasbırakan, ölüme
bağlı bir tasarrufla saklı paylı mirasçısını mirasçılıktan
çıkarabilir:
1. Mirasçı, mirasbırakana veya
mirasbırakanın yakınlarından birine
karşı ağır bir suç işlemişse,
2. Mirasçı, mirasbırakana veya
mirasbırakanın ailesi üyelerine karşı
aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine
getirmemişse.
II. Hükümleri
Madde 511-
Mirasçılıktan çıkarılan kimse, mirastan pay alamayacağı gibi; tenkis
davası da açamaz.
Mirasbırakan
başka türlü tasarrufta bulunmuş olmadıkça, mirasçılıktan çıkarılan
kimsenin miras payı, o kimse mirasbırakandan
önce ölmüş gibi, mirasçılıktan çıkarılanın varsa altsoyuna, yoksa
mirasbırakanın yasal mirasçılarına
kalır.
Mirasçılıktan çıkarılan kimsenin altsoyu, o kimse
mirasbırakandan önce ölmüş gibi saklı
payını isteyebilir.
III. İspat yükü
Madde 512-
Mirasçılıktan çıkarma, mirasbırakan
ancak buna ilişkin tasarrufunda çıkarma sebebini belirtmişse
geçerlidir.
Mirasçılıktan çıkarılan kimse itiraz ederse, belirtilen sebebin
varlığını ispat, çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet
alacaklısına düşer.
Sebebin varlığı ispat edilememiş veya çıkarma sebebi tasarrufta
belirtilmemişse tasarruf, mirasçının saklı payı dışında yerine
getirilir; ancak, mirasbırakan bu
tasarrufu çıkarma sebebi hakkında düştüğü açık bir yanılma yüzünden
yapmışsa, çıkarma geçersiz olur.
IV. Borç ödemeden aciz sebebiyle
mirasçılıktan çıkarma
Madde 513-
Mirasbırakan, hakkında borç ödemeden
aciz belgesi bulunan altsoyunu, saklı payının yarısı için
mirasçılıktan çıkarabilir. Ancak, bu yarıyı mirasçılıktan
çıkarılanın doğmuş ve doğacak çocuklarına özgülemesi şarttır.
Miras açıldığı zaman borç ödemeden aciz belgesinin hükmü kalmamışsa
veya belgenin kapsadığı borç tutarı mirasçılıktan çıkarılanın miras
payının yarısını aşmıyorsa, mirasçılıktan çıkarılanın istemi üzerine
çıkarma iptal olunur.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
ÖLÜME BAĞLI TASARRUFLARIN
ÇEŞİTLERİ
A. Genel olarak
Madde 514-
Mirasbırakan, tasarruf özgürlüğünün
sınırları içinde, malvarlığının tamamında veya bir kısmında
vasiyetname ya da miras sözleşmesiyle
tasarrufta bulunabilir.
Mirasbırakanın
üzerinde tasarruf etmediği kısım yasal mirasçılarına kalır.
B. Koşullar ve yüklemeler
Madde 515-
Mirasbırakan, ölüme bağlı tasarruflarını
koşullara veya yüklemelere bağlayabilir. Tasarruf hüküm ve
sonuçlarını doğurduğu andan itibaren, her ilgili koşul veya
yüklemenin yerine getirilmesini isteyebilir.
Sayfa 76
8127
Hukuka veya ahlâka aykırı koşullar ve yüklemeler, ilişkin
bulundukları tasarrufu geçersiz kılar.
Anlamsız veya yalnız başkalarını
rahatsız edici nitelikte olan koşullar ve yüklemeler yok sayılır.
C. Mirasçı atama
Madde 516-
Mirasbırakan, mirasının tamamı veya
belli bir oranı için bir veya birden çok kişiyi mirasçı atayabilir.
Bir kişinin, mirasın tamamını veya belli bir oranını almasını içeren
her tasarruf, mirasçı atanması sayılır.
D. Belirli mal bırakma
I. Konusu
Madde 517-
Mirasbırakan, bir kimseye onu mirasçı
atamaksızın belirli bir mal bırakma yoluyla kazandırmada
bulunabilir.
Belirli mal bırakma, ölüme bağlı tasarrufla bir kimseye terekedeki
bir malın mülkiyetinin veya terekenin tamamı ya
da bir kısmı üzerinde intifa hakkının kazandırılmasına yönelik
olabileceği gibi; bir kimse lehine tereke değeri üzerinden bir
edimin yerine getirilmesinin, bir iradın bağlanmasının veya bir
kimsenin bir borçtan kurtarılmasının, mirasçılar veya belirli mal
bırakılanlara yükletilmesi suretiyle de olabilir.
Bırakılan belirli mal terekede bulunmadığı takdirde, tasarruftan
aksi anlaşılmadıkça, ölüme bağlı tasarrufu yerine getirmekle yükümlü
olanlar borçtan kurtulurlar.
II. Teslim borcu
Madde 518-
Bırakılan belirli mal, mirasın açılması anındaki durumuyla teslim
olunur; yarar ve hasar, mirasın açılması anında kendisine belirli
mal bırakılana geçer.
Tasarrufu yerine getirme ile yükümlü olan kimse, mirasın
açılmasından sonra bırakılan belirli mala yaptığı harcamalar ve mala
verdiği zararlardan dolayı, vekâletsiz iş görenin haklarına sahip ve
borçlarıyla yükümlü olur.
III. Tereke ile ilgisi
Madde 519-
Tereke mevcudunu veya tasarrufu yerine getirme yükümlüsüne yapılan
kazandırmayı ya da saklı payı zedeleyen
tasarrufların orantılı olarak tenkisi istenebilir.
Tasarrufu yerine getirme yükümlüsü, mirasçılığı veya kendisine
bırakılan kazandırmayı reddetmiş ya da
mirasbırakandan önce ölmüş veya mirastan
yoksun kalmış olsa bile tasarruf yürürlükte kalır; yerine getirme
borcu, bu durumlardan yararlananlara geçer.
Yasal veya atanmış mirasçı, mirası reddetmiş olsa bile lehine
yapılmış bir tasarrufun yerine getirilmesini isteyebilir.
E. Yedek mirasçı atama
Madde 520-
Mirasbırakan, atadığı mirasçının
kendisinden önce ölmesi veya mirası reddetmesi hâlinde onun yerine
geçmek üzere bir veya birden çok kişiyi
yedek mirasçı olarak atayabilir.
Bu kural belirli mal bırakmada da uygulanır.
Sayfa 77
8128
F. Artmirasçı
atama
I. Belirlenmesi
Madde 521-
Mirasbırakan, ölüme bağlı tasarrufuyla
önmirasçı atadığı kişiyi mirası
artmirasçıya devretmekle yükümlü
kılabilir.
Aynı yükümlülük artmirasçıya yüklenemez.
Bu kurallar belirli mal bırakmada da uygulanır.
II. Artmirasçıya
geçiş
Madde 522-
Tasarrufta geçiş anı belirtilmemişse
miras, önmirasçının ölümüyle
artmirasçıya geçer.
Tasarrufta geçiş anı gösterilmiş olup
önmirasçının ölümünde bu an henüz
gelmemişse miras, güvence göstermeleri koşuluyla
önmirasçının mirasçılarına teslim
edilir.
Mirasın artmirasçıya
geçmesine herhangi bir sebeple olanak
kalmadığı anda miras, önmirasçıya;
önmirasçı ölmüşse onun mirasçılarına
kesin olarak kalır.
III. Güvence
Madde 523-
Önmirasçıya geçen mirasın sulh
mahkemesince defteri tutulur.
Mirasbırakan
açıkça bağışık tutmadıkça, mirasın önmirasçıya
teslimi onun güvence göstermesine bağlıdır. Taşınmazlarda bu
güvence, yeterli görüldüğü takdirde mirası geçirme yükümlülüğünün
tapu kütüğüne şerh verilmesiyle de sağlanabilir.
Önmirasçı
güvence göstermez veya artmirasçının
beklenen haklarını tehlikeye düşürürse, mirasın resmen yönetimine
karar verilir.
IV. Hükümleri
1. Önmirasçı
hakkında
Madde 524-
Önmirasçı, mirası atanmış mirasçılar
gibi kazanır.
Önmirasçı,
mirasa artmirasçıya geçirme yükümlülüğü
ile sahip olur.
2. Artmirasçı
hakkında
Madde 525-
Artmirasçı, mirası belirlenmiş olan
geçiş anında sağ ise kazanır.
Artmirasçı
geçiş anından önce ölmüşse, tasarrufta
aksi öngörülmüş olmadıkça, miras önmirasçıya
kalır.
Önmirasçı
mirasbırakanın ölümünde sağ değilse veya
mirastan yoksun kalmışsa ya da mirası
reddederse, miras artmirasçıya geçer.
G. Vakıf
Madde 526-
Mirasbırakan, terekesinin tasarruf
edilebilir kısmının tamamını veya bir bölümünü özgülemek suretiyle
vakıf kurabilir.
Vakıf, ancak kanun hükümlerine uyulmak koşuluyla tüzel kişilik
kazanır.
H. Miras sözleşmeleri
I. Olumlu miras sözleşmesi
Madde 527-
Mirasbırakan, miras sözleşmesiyle
mirasını veya belirli malını sözleşme yaptığı kimseye
ya da üçüncü bir kişiye bırakma
yükümlülüğü altına girebilir.
Mirasbırakan,
malvarlığında eskisi gibi serbestçe tasarruf edebilir; ancak, miras
sözleşmesindeki yükümlülüğü ile bağdaşmayan ölüme bağlı
tasarruflarına veya bağışlamalarına itiraz edilebilir.
Sayfa 78
8129
II. Mirastan feragat sözleşmesi
1. Kapsamı
Madde 528 -
Mirasbırakan, bir mirasçısı ile
karşılıksız veya bir karşılık sağlanarak mirastan feragat sözleşmesi
yapabilir.
Feragat eden, mirasçılık sıfatını kaybeder.
Bir karşılık sağlanarak mirastan feragat, sözleşmede aksi
öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur.
2. Hükümden düşmesi
Madde 529-
Mirastan feragat sözleşmesi belli bir kişi lehine yapılmış olup bu
kişinin herhangi bir sebeple mirasçı olamaması hâlinde, feragat
hükümden düşer.
Mirastan feragat sözleşmesi belli bir kişi lehine yapılmamışsa, en
yakın ortak kökün altsoyu lehine yapılmış sayılır ve bunların
herhangi bir sebeple mirasçı olamaması hâlinde, feragat yine
hükümden düşer.
3. Tereke alacaklılarının hakları
Madde 530-
Mirasın açılması anında tereke, borçları karşılayamıyorsa ve borçlar
mirasçılar tarafından da ödenmiyorsa, feragat eden ve mirasçıları,
alacaklılara karşı feragat için ölümünden önceki beş yıl içinde
mirasbırakandan almış oldukları
karşılıktan, mirasın açılması anındaki zenginleşmeleri tutarında
sorumludurlar.
DÖRDÜNCÜ AYIRIM
ÖLÜME BAĞLI TASARRUFLARIN
ŞEKİLLERİ
A. Vasiyet
I. Şekilleri
1. Genel olarak
Madde 531-
Vasiyet, resmî şekilde veya mirasbırakanın
el yazısı ile ya da sözlü olarak
yapılabilir.
2. Resmî vasiyetname
a. Düzenlenmesi
Madde 532 -
Resmî vasiyetname, iki tanığın katılmasıyla resmî memur tarafından
düzenlenir.
Resmî memur, sulh hâkimi, noter veya
kanunla kendisine bu yetki verilmiş diğer bir görevli olabilir.
b. Memurun işlevi
Madde 533 -
Mirasbırakan, arzularını resmî memura
bildirir. Bunun üzerine memur, vasiyetnameyi yazar veya yazdırır ve
okuması için mirasbırakana verir.
Vasiyetname, mirasbırakan tarafından
okunup imzalanır.
Memur, vasiyetnameyi tarih koyarak imzalar.
c. Tanıkların katılması
Madde 534 -
Vasiyetnameye tarih ve imza konulduktan hemen sonra
mirasbırakan, vasiyetnameyi okuduğunu,
bunun son arzularını içerdiğini memurun huzurunda iki tanığa beyan
eder.
Sayfa 79
8130
Tanıklar, bu beyanın kendi önlerinde yapıldığını ve
mirasbırakanı tasarrufa ehil
gördüklerini vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak altını
imzalarlar.
Vasiyetname içeriğinin tanıklara bildirilmesi zorunlu değildir.
d. Mirasbırakan
tarafından okunmaksızın ve imzalanmaksızın düzenleme
Madde
535- Mirasbırakan vasiyetnameyi
bizzat okuyamaz veya imzalayamazsa, memur vasiyetnameyi iki tanığın
önünde ona okur ve bunun üzerine mirasbırakan
vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan eder.
Bu durumda tanıklar, hem mirasbırakanın
beyanının kendi önlerinde yapıldığını ve onu tasarrufa ehil
gördüklerini; hem vasiyetnamenin kendi önlerinde memur tarafından
mirasbırakana okunduğunu ve onun
vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan ettiğini
vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak altını imzalarlar.
e. Düzenlemeye katılma yasağı
Madde 536-
Fiil ehliyeti bulunmayanlar, bir ceza mahkemesi kararıyla kamu
hizmetinden yasaklılar, okur yazar olmayanlar,
mirasbırakanın eşi, üstsoy ve altsoy kan hısımları,
kardeşleri ve bu kişilerin eşleri, resmî vasiyetnamenin
düzenlenmesine memur veya tanık olarak katılamazlar.
Resmî vasiyetnamenin düzenlenmesine katılan memura ve tanıklara,
bunların üstsoy ve altsoy kan hısımlarına, kardeşlerine ve bu
kişilerin eşlerine o vasiyetname ile kazandırmada bulunulamaz.
f. Vasiyetnamenin saklanması
Madde 537-
Resmî vasiyetnameyi düzenleyen memur, vasiyetnamenin aslını
saklamakla yükümlüdür.
3. El yazılı vasiyetname
Madde 538-
El yazılı vasiyetnamenin yapıldığı yıl, ay ve gün gösterilerek
başından sonuna kadar mirasbırakanın el
yazısıyla yazılmış ve imzalanmış olması zorunludur.
El yazılı vasiyetname, saklanmak üzere açık veya kapalı olarak
notere, sulh hâkimine veya yetkili memura bırakılabilir.
4. Sözlü vasiyet
a. Son arzuları anlatma
Madde 539-
Mirasbırakan; yakın ölüm tehlikesi,
ulaşımın kesilmesi, hastalık, savaş gibi olağanüstü durumlar
yüzünden resmî veya el yazılı vasiyetname yapamıyorsa, sözlü vasiyet
yoluna başvurabilir.
Bunun için mirasbırakan, son arzularını
iki tanığa anlatır ve onlara bu beyanına uygun bir vasiyetname
yazmaları veya yazdırmaları görevini yükler.
Resmî vasiyetname düzenlenmesinde okur yazar olma koşulu dışında,
tanıklara ilişkin yasaklar, sözlü vasiyetteki tanıklar için de
geçerlidir.
b. Belgeleme
Madde 540-
Mirasbırakan tarafından görevlendirilen
tanıklardan biri, kendilerine beyan edilen son arzuları, yer, yıl,
ay ve günü de belirterek hemen yazar, bu belgeyi imzalar ve diğer
tanığa imzalatır. Yazılan belgeyi ikisi birlikte vakit geçirmeksizin
bir sulh veya asliye mahkemesine verirler ve
mirasbırakanı vasiyetname yapmaya ehil gördüklerini, onun son
arzularını olağanüstü durum içinde kendilerine anlattığını hâkime
beyan ederler.
Sayfa 80
8131
Tanıklar, daha önce bir belge düzenlemek yerine, vakit geçirmeksizin
mahkemeye başvurup yukarıdaki hususları beyan ederek
mirasbırakanın son arzularını bir
tutanağa geçirtebilirler.
Sözlü vasiyet yoluna başvuran kimse askerlik hizmetinde bulunuyorsa,
teğmen veya daha yüksek rütbeli bir subay; Ülke sınırları dışında
seyreden bir ulaşım aracında bulunuyorsa, o aracın sorumlu
yöneticisi; sağlık kurumlarında tedavi edilmekteyse, sağlık
kurumunun en yetkili yöneticisi hâkim yerine geçer.
c. Hükümden düşme
Madde 541-
Mirasbırakan için sonradan diğer
şekillerde vasiyetname yapma olanağı doğarsa, bu tarihin üzerinden
bir ay geçince sözlü vasiyet hükümden düşer.
II. Vasiyetten dönme
1. Yeni vasiyetname ile
Madde 542-
Mirasbırakan, vasiyetname için kanunda
öngörülen şekillerden birine uymak suretiyle yeni bir vasiyetname
yaparak önceki vasiyetnameden her zaman dönebilir.
Vasiyetnamenin tamamından veya bir kısmından dönülebilir.
2. Yok etme ile
Madde 543-
Mirasbırakan, yok etmek suretiyle de
vasiyetnameden dönebilir.
Kaza sonucunda veya üçüncü kişinin kusuruyla yok olan ve içeriğinin
aynen ve tamamen belirlenmesine olanak bulunmayan vasiyetname
hükümsüz kalır. Tazminat isteme hakkı saklıdır.
3. Sonraki tasarruflar
Madde 544-
Mirasbırakan, önceki vasiyetnamesini
ortadan kaldırmaksızın yeni bir vasiyetname yaparsa, kuşkuya yer
bırakmayacak surette önceki vasiyetnameyi tamamlamadıkça, sonraki
vasiyetname onun yerini alır.
Belirli mal bırakma vasiyeti de, vasiyetnamede aksi belirtilmedikçe,
mirasbırakanın sonradan o mal üzerinde
bu vasiyetle bağdaşmayan başka bir tasarrufta bulunmasıyla ortadan
kalkar.
B. Miras sözleşmesi
I. Şekli
Madde 545-
Miras sözleşmesinin geçerli olması için resmî vasiyetname şeklinde
düzenlenmesi gerekir.
Sözleşmenin tarafları, arzularını resmî memura aynı zamanda
bildirirler ve düzenlenen sözleşmeyi memurun ve iki tanığın önünde
imzalarlar.
II. Ortadan kaldırılması
1.
Sağlararasında
a. Sözleşme veya vasiyetname ile
Madde 546-
Miras sözleşmesi, tarafların yazılı anlaşmasıyla her zaman ortadan
kaldırılabilir.
Miras sözleşmesiyle mirasçı atanan veya kendisine belirli mal
bırakılan kişinin, mirasbırakana karşı
miras sözleşmesinin yapılmasından sonra mirasçılıktan çıkarma sebebi
oluşturan davranışta bulunduğu ortaya çıkarsa;
mirasbırakan, miras sözleşmesini tek taraflı olarak ortadan
kaldırabilir.
Tek taraflı ortadan kaldırma, vasiyetnameler için kanunda öngörülen
şekillerden biriyle yapılır.
Sayfa 81
8132
b. Sözleşmeden dönme yolu ile
Madde 547-
Miras sözleşmesi gereğince sağlararası
edimleri isteme hakkı bulunan taraf, bu edimlerin sözleşmeye uygun
olarak yerine getirilmemesi veya güvenceye bağlanmaması hâlinde
borçlar hukuku kuralları uyarınca sözleşmeden dönebilir.
2.
Mirasbırakandan önce ölme
Madde 548-
Mirasçı atanan veya kendisine belirli mal bırakılan kişi
mirasbırakanın ölümünde sağ değilse,
miras sözleşmesi kendiliğinden ortadan kalkar.
Mirasbırakandan
önce ölen kişinin mirasçıları, aksi kararlaştırılmış olmadıkça,
ölüme bağlı tasarrufta bulunandan, miras sözleşmesi uyarınca elde
ettiği ölüm tarihindeki zenginleşmeyi geri isteyebilirler.
C. Tasarruf edilebilir kısmın
daralması
Madde 549-
Miras sözleşmesi veya vasiyetnameyle yapılan ölüme bağlı
kazandırmalar, mirasbırakanın tasarruf
edebileceği kısmın sonradan daralması yüzünden hükümsüz olmaz;
sadece tenkis edilebilir.
BEŞİNCİ AYIRIM
VASİYETİ YERİNE GETİRME
GÖREVLİSİ
A. Atanması
I. Atanma ve ehliyet
Madde 550-
Mirasbırakan, vasiyetnameyle bir veya
birden çok vasiyeti yerine getirme görevlisi atayabilir.
Vasiyeti yerine getirme görevlisinin,
göreve başladığı sırada fiil ehliyetine sahip olması gerekir.
Vasiyeti yerine getirme görevlisine sulh hâkimi tarafından bu görevi
bildirilir; bildirim tarihinden başlayarak
onbeş gün içinde kabul edilmediği sulh hâkimine
bildirilmezse, görev kabul edilmiş sayılır.
Vasiyeti yerine getirme görevlisi hizmetinin karşılığında uygun bir
ücret isteyebilir.
II. Birden çok vasiyeti yerine getirme
görevlisi
Madde 551-
Birden çok vasiyeti yerine getirme görevlisinin atanmış olması
hâlinde, tasarruftan veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça
bunlar görevi birlikte yürütürler.
Bunlardan biri görevi kabul etmez veya edemez
ya da herhangi bir sebeple görevi sona ererse,
mirasbırakanın tasarrufundan aksi
anlaşılmadıkça diğerleri göreve devam eder.
Birden çok vasiyeti yerine getirme görevlisi birlikte hareket etmek
üzere atanmış olsa bile acele hâllerde her biri gerekli işlemleri
yapabilir.
B. Görev ve yetkileri
I. Genel olarak
Madde 552-
Mirasbırakan, tasarrufunda aksini
öngörmüş veya sınırlı bir görev vermiş olmadıkça vasiyeti yerine
getirme görevlisi, mirasbırakanın son
arzularının yerine getirilmesi için gerekli bütün işlemleri yapmakla
görevli ve yetkilidir.
Vasiyeti yerine getirme görevlisi, özellikle;
Sayfa 82
8133
1. Göreve başladıktan sonra gecikmeksizin terekedeki malların,
hakların ve borçların listesini düzenler. Liste düzenlenirken olanak
varsa mirasçılar hazır bulundurulur.
2. Terekeyi yönetir ve yönetimin gerektirdiği ölçüde tereke
mallarının zilyetliğinin kendisine devrini ister.
3. Tereke alacaklarını tahsil eder, borçlarını öder.
4. Vasiyetleri yerine getirir.
5. Terekenin paylaşılması için plân hazırlar.
6. Tereke ile ilgili dava ve takiplerde miras ortaklığını temsil
eder. Mirasçılar tarafından açılmış davalardan görevi ile ilgili
olanlara müdahil olarak katılabilir.
7. Açtığı veya aleyhine açılan davalar ile yapılan takipleri
mirasçılara bildirir.
II. Tereke malları üzerinde tasarruf
Madde 553-
Mirasbırakan taahhüt etmiş olmadıkça,
terekeye dahil malların, vasiyeti yerine getirme görevlisi
tarafından devri veya bunlar üzerinde sınırlı aynî haklar kurulması,
sulh hâkiminin yetki vermesine bağlıdır. Hâkim, olanak bulunduğu
takdirde mirasçıları dinledikten sonra karar verir. Olağan giderleri
karşılayacak ölçüdeki tasarruflar için yetki almaya gerek yoktur.
C. Görevin sona ermesi
Madde 554-
Vasiyeti yerine getirme görevlisinin görevi, ölümü veya atanmasını
geçersiz kılan bir sebebin varlığı hâlinde kendiliğinden sona erer.
Vasiyeti yerine getirme görevlisi sulh hâkimine yapacağı bir beyanla
görevinden ayrılabilir. Görev uygunsuz bir zamanda bırakılamaz.
D. Denetlenmesi
Madde 555-
Vasiyeti yerine getirme görevlisi, görevinin yerine getirilmesinde
sulh hâkiminin denetimine tâbidir.
Hâkim, şikâyet üzerine veya re'sen
gereken önlemleri alır.
Vasiyeti yerine getirme görevlisinin yetersiz olduğu, görevini
kötüye kullandığı veya ağır ihmali tespit edilirse, sulh hâkimi
tarafından görevine son verilir. Bu karara karşı tebliğinden
başlayarak onbeş gün içinde asliye
mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz üzerine verilen karar
kesindir.
E. Sorumluluğu
Madde 556-
Vasiyeti yerine getirme görevlisi, görevini yerine getirirken özen
göstermekle yükümlüdür; ilgililere karşı bir vekil gibi sorumludur.
ALTINCI AYIRIM
ÖLÜME BAĞLI TASARRUFLARIN
İPTALİ VE TENKİSİ
A. İptal davası
I. Sebepleri
Madde 557-
Aşağıdaki sebeplerle ölüme bağlı bir tasarrufun iptali için dava
açılabilir:
1. Tasarruf mirasbırakanın tasarruf
ehliyeti bulunmadığı bir sırada yapılmışsa,
2. Tasarruf yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda
yapılmışsa,
3. Tasarrufun içeriği, bağlandığı koşullar veya yüklemeler hukuka
veya ahlâka aykırı ise,
4. Tasarruf kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmışsa.
Sayfa 83
8134
II. Dava hakkı
Madde 558-
İptal davası, tasarrufun iptal edilmesinde menfaati bulunan mirasçı
veya vasiyet alacaklısı tarafından açılabilir.
Dava, ölüme bağlı tasarrufun tamamının veya bir kısmının iptaline
ilişkin olabilir.
İptal davası, ölüme bağlı tasarrufla kendilerine, eşlerine veya
hısımlarına kazandırma yapılanların tasarrufun düzenlenmesine
katılmalarının yol açtığı sakatlığa dayandığı takdirde tasarrufun
tamamı değil, yalnız bu kazandırmalar iptal edilir.
III. Hak düşürücü süreler
Madde 559-
İptal davası açma hakkı, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve
kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl
ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda
mirasın geçmesi tarihinin üzerinden,
iyiniyetli davalılara karşı on yıl,
iyiniyetli olmayan davalılara karşı
yirmi yıl geçmekle düşer.
Hükümsüzlük, def"i yoluyla her zaman ileri sürülebilir.
B. Tenkis davası
I. Koşulları
1. Genel olarak
Madde 560-
Saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar,
mirasbırakanın tasarruf edebileceği
kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilirler.
Yasal mirasçıların paylarına ilişkin olarak tasarrufta yer alan
kurallar, mirasbırakanın arzusunun başka
türlü olduğu tasarruftan anlaşılmadıkça, sadece paylaştırma
kuralları sayılır.
2. Saklı paylı mirasçılar lehine
kazandırmalar
Madde 561-
Saklı pay sahibi mirasçılara ölüme bağlı tasarrufla yapılan ve
tasarruf edilebilir kısmı aşan kazandırmaların onların saklı
paylarını aşan kısmı orantılı olarak tenkise tâbi olur. Tenkise tâbi
birden fazla ölüme bağlı tasarrufun bulunması hâlinde, saklı pay
sahibi mirasçıya yapılan kazandırmanın saklı payı aşan kısmı ile
saklı pay sahibi olmayan kimselere yapılan kazandırmalar orantılı
olarak tenkis edilir.
3. Mirasçının alacaklılarının hakları
Madde 562-
Mirasbırakan, tasarruf edebileceği kısmı
aştığında, saklı payı zedelenen mirasçı, iflâsı hâlinde iflâs
dairesinin veya mirasın geçtiği tarihte
kendisine karşı ellerinde ödemeden aciz belgesi bulunan
alacaklıların ihtarına rağmen tenkis davası açmazsa, iflâs idaresi
veya bu alacaklılar, alacaklarının elde edilmesi için gerekli olan
oranda ve mirasçıya tanınan süre içinde tenkis davası açabilirler.
Mirasçılıktan çıkarılanın çıkarma tasarrufuna itiraz etmemesi
durumunda da iflâs idaresi veya alacaklılar, aynı koşullarla tenkis
davası açabilirler.
II. Hükümleri
1. Genel olarak
Madde 563-
Tenkis,
mirasbırakanın arzusunun başka türlü
olduğu tasarruftan anlaşılmadıkça, mirasçı atanması yoluyla veya
diğer bir ölüme bağlı tasarrufla elde edilen kazandırmaların
tamamında, orantılı olarak yapılır.
Ölüme bağlı tasarrufla kazandırma elde eden kimse, bazı vasiyetleri
yerine getirmekle yükümlü kılınmışsa, kazandırmanın tenkise tâbi
tutulması hâlinde, bu kimse mirasbırakanın
arzusunun başka türlü olduğu tasarruftan anlaşılmadıkça vasiyet
borçlarının da aynı oranda tenkis edilmesini isteyebilir.
Sayfa 84
8135
2. Bölünmez mal vasiyetinde
Madde 564-
Değerinde azalma meydana gelmeksizin bölünmesine olanak bulunmayan
belirli bir mal vasiyeti tenkise tâbi olursa, vasiyet alacaklısı,
dilerse tenkisi gereken kısmın değerini ödeyerek malın verilmesini,
dilerse tasarruf edilebilir kısmın değerini karşılayan parayı
isteyebilir.
Tasarruf konusu malın vasiyet alacaklısında kalması durumunda, malın
tenkis sebebiyle vasiyet borçlusuna verilmesi gereken, aksi hâlde
tasarruf oranı içinde kalan kısmının karar günündeki değerinin para
olarak ödetilmesine karar verilir.
Bu kurallar, sağlararası kazandırmaların
tenkisinde de uygulanır.
3. Sağlararası
kazandırmalar
a. Tenkise tâbi kazandırmalar
Madde 565-
Aşağıdaki karşılıksız kazandırmalar, ölüme bağlı tasarruflar gibi
tenkise tâbidir:
1. Mirasbırakanın, mirasçılık sıfatını
kaybeden yasal mirasçıya miras payına mahsuben yapmış olduğu
sağlararası kazandırmalar,geri
verilmemek kaydıyla altsoyuna malvarlığı devri veya borçtan kurtarma
yoluyla yaptığı kazandırmalar ya da
alışılmışın dışında verilen çeyiz ve kuruluş sermayesi,
2. Miras haklarının ölümden önce tasfiyesi maksadıyla yapılan
kazandırmalar,
3. Mirasbırakanın serbestçe dönme
hakkını saklı tutarak yaptığı bağışlamalar ve ölümünden önceki bir
yıl içinde âdet üzere verilen hediyeler dışında yapmış olduğu
bağışlamalar,
4. Mirasbırakanın saklı pay kurallarını
etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar.
b. Geri verme borcu
Madde 566-
Kendisine tenkise tâbi bir kazandırma yapılmış olan kimse
iyiniyetli ise, sadece mirasın
geçmesi anında kazandırmadan elinde
kalanı geri vermekle yükümlüdür; iyiniyetli
değilse, iyiniyetli olmayan zilyedin
geri verme borcuna ilişkin hükümlere göre sorumlu olur.
Miras sözleşmesiyle elde ettiği kazandırma tenkise tâbi tutulan
kimse, bu kazandırma için mirasbırakana
verdiği karşılığın tenkis oranında geri verilmesini isteyebilir.
4. Hayat sigortalarında
Madde 567-
Mirasbırakanın kendi ölümünde ödenmek
üzere üçüncü kişi lehine hayat sigortası yaptığı veya böyle bir
kişiyi lehdar olarak sonra belirlediği
ya da sigortacıya karşı olan istem
hakkını sağlararası veya ölüme bağlı
tasarrufla karşılıksız olarak üçüncü kişiye devrettiği hâllerde,
sigorta alacağının mirasbırakanın ölümü
zamanındaki satınalma değeri tenkise
tâbi olur.
5. İntifa hakkı veya irat bakımından
Madde 568-
Mirasbırakan, tahmin edilen devam
sürelerine göre sermayeye çevrilmeleri hâlinde tasarruf edilebilir
kısmı aşan intifa hakkı veya irat borcu ile terekesini yükümlü
kılarsa, mirasçıları, intifa hakkının veya irat borcunun tenkisini
ya da tasarruf edilebilir kısmı vererek
bu yükümlülüğün kaldırılmasını isteyebilirler.
6. Artmirasçı
bakımından
Madde 569-
Mirası artmirasçıya geçirme yükümlülüğü
ile saklı payı zedelenen mirasçı, aşan kısmın tenkisini isteyebilir.
Sayfa 85
8136
III. Tenkiste sıra
Madde 570-
Tenkis, saklı pay tamamlanıncaya kadar, önce ölüme bağlı
tasarruflardan; bu yetmezse, en yeni tarihlisinden en eskisine doğru
geriye gidilmek üzere sağlararası
kazandırmalardan yapılır.
Kamu tüzel kişileri ile kamuya yararlı dernek ve vakıflara yapılan
ölüme bağlı tasarruflar ve sağlararası
kazandırmalar en son sırada tenkis edilir.
IV. Hak düşürücü süreler
Madde 571-
Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının
zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde
vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın
açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle
düşer.
Bir tasarrufun iptali bir öncekinin yürürlüğe girmesini sağlarsa,
süreler iptal kararının kesinleşmesi tarihinde işlemeye başlar.
Tenkis iddiası, def'i yoluyla her zaman ileri sürülebilir.
YEDİNCİ AYIRIM
MİRAS SÖZLEŞMESİNDEN
DOĞAN DAVALAR
A. Mirasbırakanın
sağlığında mallarını vermesi durumunda
Madde 572-
Mirasbırakan, sağlığında bütün
malvarlığını miras sözleşmesiyle atadığı mirasçıya devretmişse, bu
mirasçı resmî defter düzenlenmesini isteyebilir.
Mirasbırakan,
malvarlığının tamamını devretmemişse veya tamamını devrettikten
sonra yeni mallar edinmişse; miras sözleşmesi, aksine bir kural
içermedikçe, yalnız sağlıkta devredilmiş olan malları kapsar.
Mirasbırakanın
sağlığında malvarlığını devretmesi hâlinde, miras sözleşmesinde
başka türlü bir kural yoksa, miras sözleşmesinden doğan hak ve
borçlar atanmış mirasçının mirasçılarına geçer.
B. Mirastan feragat durumunda
I. Tenkis
Madde 573-
Mirasbırakan, mirastan feragat eden
mirasçıya, sağlığında terekenin tasarruf edilebilir kısmını aşan
edimlerde bulunmuşsa; diğer mirasçılar bunun tenkisini
isteyebilirler. Bu durumda, mirastan feragat edenin sadece saklı
payını aşan miktar tenkise tâbi olur.
Edimlerin değerlerinin mahsubu, mirasta denkleştirme kurallarına
göre yapılır.
II. Geri verme
Madde 574-
Mirastan feragat eden, tenkis sebebiyle terekeye bir malı veya diğer
bir değeri geri vermekle yükümlü olursa; dilerse tenkise tâbi değeri
geri verir, dilerse almış olduklarının tamamını terekeye geri
vererek mirastan feragat etmemiş gibi paylaşmaya katılır.
Sayfa 86
8137
İKİNCİ KISIM
MİRASIN GEÇMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
MİRASIN AÇILMASI
A. Açılma ve değerlendirme anı
Madde 575-
Miras, mirasbırakanın ölümüyle açılır.
Mirasbırakanın sağlığında yapmış olduğu
mirasla ilgili kazandırmalar ve paylaştırmalar, terekenin ölüm
anındaki durumuna göre değerlendirilir.
B. Açılma yeri ve yetkili mahkeme
Madde 576-
Miras, malvarlığının tamamı için mirasbırakanın
yerleşim yerinde açılır.
Mirasbırakanın
tasarruflarının iptali veya tenkisi, mirasın paylaştırılması ve
miras sebebiyle istihkak davaları bu yerleşim yeri mahkemesinde
görülür.
C. Açılmanın hükümleri
I. Mirasa ehliyet
1.Hak ehliyeti
Madde 577-
Bu Kanuna göre mirasa ehil olmayanlar dışındaki herkes mirasçı
olabileceği gibi, vasiyet alacaklısı da olabilir.
Tüzel kişiliği bulunmayan bir topluluğa belli bir amaç için yapılan
kazandırmaları, o topluluk içindeki kişiler,
mirasbırakan tarafından belirlenen bu amacı gerçekleştirme
kaydıyla birlikte edinmiş olurlar; amacın bu yolla
gerçekleştirilmesine olanak yoksa, yapılan kazandırma vakıf kurma
sayılır.
2. Mirastan yoksunluk
a. Sebepleri
Madde 578-
Aşağıdaki kimseler, mirasçı olamayacakları gibi; ölüme bağlı
tasarrufla herhangi bir hak da edinemezler:
1. Mirasbırakanı kasten ve hukuka aykırı
olarak öldüren veya öldürmeye teşebbüs edenler,
2. Mirasbırakanı kasten ve hukuka aykırı
olarak sürekli şekilde ölüme bağlı tasarruf yapamayacak duruma
getirenler,
3. Mirasbırakanın ölüme bağlı bir
tasarruf yapmasını veya böyle bir tasarruftan dönmesini aldatma,
zorlama veya korkutma yoluyla sağlayanlar ve engelleyenler,
4. Mirasbırakanın artık yeniden
yapamayacağı bir durumda ve zamanda ölüme bağlı bir tasarrufu kasten
ve hukuka aykırı olarak ortadan kaldıranlar veya bozanlar.
Mirastan yoksunluk, mirasbırakanın
affıyla ortadan kalkar.
b. Altsoya etkisi
Madde 579-
Mirastan yoksunluk, yalnız yoksun olanı etkiler.
Mirastan yoksun olanın altsoyu, mirasbırakandan
önce ölen kimsenin altsoyu gibi mirasçı olur.
Sayfa 87
8138
II. Sağ olmak
1. Mirasçı olarak
Madde 580-
Mirasçı olabilmek için mirasbırakanın
ölümü anında mirasa ehil olarak sağ olmak şarttır.
Mirasın açıldığı anda sağ olan mirasçı sonradan ölürse, onun miras
hakkı kendi mirasçılarına kalır.
2. Vasiyet alacaklısı olarak
Madde 581-
Vasiyet alacaklısı olabilmek için
mirasbırakanın ölümü anında mirasa ehil olarak sağ olmak
şarttır.
Vasiyet alacaklısı mirasbırakandan önce
ölmüş ise, tasarruftan aksi anlaşılmadıkça, vasiyeti yerine getirme
yükümlülüğü, vasiyet yükümlüsünün yararına ortadan kalkar.
3. Cenin
Madde 582-
Cenin, sağ doğmak koşuluyla mirasçı olur.
Ölü doğan çocuk mirasçı olamaz.
4. İleride doğacak çocuk
Madde 583-
Mirasın açıldığı anda henüz var olmayan bir kimseye
artmirasçı veya art vasiyet alacaklısı
olarak, tereke veya tereke malı bırakılabilir.
Mirasbırakan
tarafından önmirasçı atanmamışsa, yasal
mirasçı, önmirasçı sayılır.
D. Gaiplik
I. Gaibin mirası
1. Güvence karşılığı teslim
Madde 584-
Hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimsenin mirasçıları veya
mirasında hak sahibi olan kişiler, tereke malları kendilerine teslim
edilmeden önce bu malları ileride ortaya çıkabilecek üstün hak
sahiplerine veya gaibin kendisine geri vereceklerine ilişkin güvence
göstermek zorundadırlar.
Bu güvence, ölüm tehlikesi içinde kaybolma durumunda beş yıl, uzun
zamandan beri haber alınamama durumunda onbeş
yıl ve her hâlde en çok gaibin yüz yaşına varmasına kadar
geçecek süre için gösterilir.
Beş yıl, tereke mallarının tesliminden; onbeş
yıl, son haber tarihinden başlayarak hesaplanır.
2. Geri verme
Madde 585-
Gaip ortaya çıkarsa veya üstün hak sahibi olduklarını ileri sürenler
bu sıfatlarını ispat ederlerse, tereke mallarını teslim almış
olanlar, aldıkları malları zilyetlik kuralları uyarınca geri
vermekle yükümlüdürler.
İyiniyetli
olanların üstün hak sahiplerine geri verme yükümlülükleri, miras
sebebiyle istihkak davasına ilişkin zamanaşımı süresine tâbidir.
II. Gaibe düşen miras
Madde 586-
Ortada bulunmayan ve mirasın açıldığı anda sağ olup olmadığı ispat
edilemeyen mirasçının miras payı resmen yönetilir.
Sayfa 88
8139
Mirasın açıldığı anda ortada bulunmayanın sağ olmaması hâlinde onun
miras payı kendilerine kalacak olanlar, gaipliğe ilişkin sürelere ve
usule uyarak o kimsenin gaipliğine karar verilmesini ve miras
payının kendilerine teslimini isteyebilirler.
Miras payının teslimi, gaipliğine karar verilen kimsenin mirasının
mirasçılara teslimine ilişkin kurallara tâbidir.
III. Gaibin hem
mirasbırakan, hem mirasçı olması
Madde 587-
Gaibin mirasçıları tereke mallarını teslim aldıktan sonra gaibe bir
miras düşerse, ona düşen miras payı gaiplik sebebiyle kendilerine
kalacak olanlar, ayrıca bir gaiplik kararı almak zorunda kalmaksızın
bu miras payının teslimini isteyebilirler.
Gaibe düşen miras payını teslim alanların elde ettikleri gaiplik
kararına aynı şekilde gaibin mirasçıları da dayanabilirler.
IV. Hazinenin istemi
Madde 588-
Sağ olup olmadığı bilinmeyen bir kimsenin malvarlığı veya ona düşen
miras payı on yıl resmen yönetilirse ya
da malvarlığı böyle yönetilenin yüz yaşını dolduracağı süre geçerse,
Hazinenin istemi üzerine o kimsenin gaipliğine karar verilir.
Gaiplik kararı verilebilmesi için gerekli ilân süresinde hiçbir hak
sahibi ortaya çıkmazsa, aksine hüküm bulunmadıkça, gaibin mirası
Devlete geçer.
Devlet, gaibe veya üstün hak sahiplerine karşı, aynen gaibin
mirasını teslim alanlar gibi geri vermekle yükümlüdür.
İKİNCİ BÖLÜM
MİRASIN GEÇMESİNİN SONUÇLARI
BİRİNCİ AYIRIM
KORUMA ÖNLEMLERİ
A. Genel olarak
Madde 589-
Mirasbırakanın yerleşim yeri sulh
hâkimi, istem üzerine veya re'sen tereke
mallarının korunması ve hak sahiplerine
geçmesini sağlamak üzere gerekli olan bütün önlemleri alır.
Bu önlemler, özellikle kanunda belirtilen hâllerde terekede bulunan
mal ve hakların yazımına, terekenin mühürlenmesine, terekenin resmen
yönetilmesine ve vasiyetnamelerin açılmasına ilişkindir.
Önlemlerle ilgili giderler, ileride terekeden alınmak üzere,
başvuran kişi tarafından; önleme hâkimin re'sen
karar verdiği hâllerde Devlet tarafından karşılanır.
Mirasbırakan,
yerleşim yerinden başka bir yerde ölmüş ise, o yerin sulh hâkimi bu
ölümü yerleşim yeri sulh hâkimine gecikmeksizin bildirir ve
mirasbırakanın ölüm yerinde bulunan
mallarının korunması için gerekli önlemleri alarak bununla ilgili
dosyayı ve varsa vasiyetnameyi yerleşim yeri sulh hâkimine gönderir.
B. Defter tutma
Madde 590-
Aşağıdaki sebeplerden birinin gerçekleşmesi hâlinde sulh hâkimi
terekenin defterinin tutulmasına karar verir:
1. Mirasçılar arasında vesayet altına alınmış olan veya alınması
gereken kimse varsa,
Sayfa 89
8140
2. Mirasçılardan biri uzun süreden beri bulunamıyorsa ve temsilcisi
de yoksa,
3. Mirasçılardan veya ilgililerden biri, ölüm tarihinden başlayarak
bir ay içinde istemde bulunursa,
Defter tutma işlemi gecikmeksizin tamamlanır.
C. Mühürleme
Madde 591-
Yazımı yapılan tereke mallarından gerekenler mühürlenir.
Mühürlenmeyen mallar için uygun koruma önlemi alınır. Mühür altına
alma yazımdan önce de yapılabilir.
Tereke mühürlenirken mirasbırakanla
birlikte oturanların ihtiyaçları için gerekli eşya bir tutanakla
tespit edilip güvenilir kişi olarak kendilerine bırakılır;
taşınmazların onların oturmaları için zorunlu olan bölümleri,
mühürlemenin dışında tutulur.
Alacaklıların istemi üzerine yapılan mühürleme, güvence altına
alınan miktarla sınırlıdır. Alacaklıya güvence gösterildiği takdirde
mühürleme yapılmaz, yapılmışsa kaldırılır.
D. Terekenin resmen yönetilmesi
I. Genel olarak
Madde 592-
Aşağıdaki hâllerde sulh hâkimi re'sen
mirasın resmen yönetilmesine karar verir:
1. Mirasçılardan birinin uzun süreden beri bulunamaması ve temsilci
de bırakmaması hâlinde menfaati gerektiriyorsa,
2. Mirasta hak sahibi olduğunu ileri sürenlerden hiçbiri mirasçılık
sıfatını yeterince ispatlayamazsa veya bir mirasçı bulunup
bulunmadığı şüpheli olursa,
3. Mirasçıların tamamı bilinmiyorsa,
4. Kanunda özel olarak öngörülmüşse.
Mirasbırakan
terekenin tamamı üzerinde yetkili olmak üzere vasiyeti yerine
getirme görevlisi atamış ise, önemli bir engel bulunmadıkça
terekenin yönetimi ona verilir.
Mirasbırakan
velâyet veya vesayet altında idiyse; veli veya vasi bir sakınca
olmadıkça terekenin yönetimiyle görevlendirilir.
Sulh hâkimi, terekeyi yönetmekle görevlendirilen kimseye, istemi
hâlinde terekeden karşılanmak üzere uygun bir ücret ödenmesine karar
verir.
II. Görev, temsil ve sorumluluk
Madde 593-
Terekeyi resmen yöneten sulh hâkimi veya onun yönetimle
görevlendirdiği kimse, resmen yönetme sebeplerinin ortadan
kalkmasına ya da paylaştırmaya kadar,
terekeyi hak sahiplerinin haklarının kaybına meydan vermeyecek
biçimde iyi bir yönetici gibi özenle yönetmek ve özellikle aşağıda
yazılı işleri görmekle yükümlüdür:
1. Henüz yapılmamışsa, terekenin yazımı,
2. Gereken koruma önlemlerinin alınması,
3. Mirasçıların menfaatlerine veya iyi bir yönetimin gereklerine
uygun düştüğü takdirde terekedeki malların satılması,
4. Mirasbırakanın alacaklarının tahsili
ve borçlarının ödenmesi,
5. Mirasçıların yasal haklarını zedelemediği anlaşılan vasiyetlerin,
sulh hâkiminin izni ve asliye hâkiminin onayı ile yerine
getirilmesi,
Sayfa 90
8141
6. Terekeye ait paraların faiz getirmek üzere tüzükte belirtilen bir
bankaya yatırılması veya bu paralarla Devlet tahvili alınması ve
yeterli güvencesi bulunmayan yatırımların güvenceli yatırımlara
dönüştürülmesi,
7. Terekede ticarethane, imalâthane veya başka bir işletme varsa,
bunların olduğu gibi sürdürülmesi; sürdürmede yarar yoksa, tasfiyesi
için gerekli önlemlerin alınması.
Tereke yöneticisi, görevine giren hususlarda miras ortaklığının
temsilcisi olup, ortaklık aleyhine açılan davalarda ve yapılan icra
takiplerinde ortaklığı temsil eder ve gereken hâllerde ortaklık
adına dava açmaya, icra takibinde bulunmaya, davadan feragate,
kabule, sulh olmaya ve tahkime yetkilidir; davaları ve takipleri
mirasçılara ihbar eder.
Terekenin resmen yönetilmesinde, sulh hâkimi ile yöneticinin
işlemleri konusunda, niteliklerine uygun olduğu ölçüde, vesayete
ilişkin hükümler uygulanır.
III. Mirasçıların bilinmemesi
Madde 594-
Mirasbırakanın mirasçısı bulunup
bulunmadığı veya mirasçıların tamamı bilinmiyorsa, sulh hâkimi uygun
araçlarla ve bir ay ara ile iki defa ilân yapıp hak sahiplerini son
ilândan başlayarak en geç bir yıl içinde mirasçılık sıfatlarını
bildirmeye çağırır.
İlân süresinde kimse başvurmazsa ve sulh hâkimi de hiçbir mirasçı
tespit edememişse, miras sebebiyle istihkak davası açma hakkı saklı
kalmak üzere miras Devlete geçer.
E. Vasiyetname ile ilgili işlemler
I. Teslim görevi ve alınacak önlemler
Madde 595-
Mirasbırakanın ölümünden sonra ele geçen
vasiyetnamesinin, geçerli olup olmadığına bakılmaksızın hemen sulh
hâkimine teslim edilmesi zorunludur.
Vasiyetnameyi düzenleyen veya muhafaza eden görevli
ya da
mirasbırakanın arzusu üzerine saklayan veya başka surette ele
geçiren ya da ölenin eşyası arasında
bulan kimse, ölümü öğrenir öğrenmez teslim görevini yerine
getirmekle yükümlüdür; aksi takdirde bu yüzden doğacak zarardan
sorumludur.
Sulh hâkimi, teslim edilen vasiyetnameyi derhâl inceler, gerekli
koruma önlemlerini alır; olanak varsa ilgilileri dinleyerek
terekenin yasal mirasçılara geçici olarak teslimine veya resmen
yönetilmesine karar verir.
II. Vasiyetnamenin açılması
Madde 596-
Vasiyetname, geçerli olup olmadığına bakılmaksızın tesliminden
başlayarak bir ay içinde mirasbırakanın
yerleşim yeri sulh hâkimi tarafından açılır ve ilgililere okunur.
Bilinen mirasçılar ve diğer ilgililer vasiyetnamenin açılması
sırasında diledikleri takdirde hazır bulunmak üzere çağrılır.
Mirasbırakanın
sonradan ortaya çıkan vasiyetnameleri için de aynı işlemler yapılır.
III. İlgililere tebliğ
Madde 597-
Mirasta hak sahibi olanların her birine gideri terekeye ait olmak
üzere, vasiyetnamenin kendilerine ilişkin kısımlarının onaylı bir
örneği hâkim tarafından tebliğ edilir.
Nerede olduğu bilinmeyenlere
vasiyetnamenin kendilerine ilişkin kısımları ilân yolu ile tebliğ
olunur.
IV. Mirasçılık belgesi
Madde 598-
Başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere, sulh
mahkemesince mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verilir.
Sayfa 91
8142
Mirasçı atamaya veya vasiyete ilişkin ölüme bağlı tasarrufa
mirasçılar veya başka vasiyet alacaklıları tarafından kendilerine
bildirilmesinden başlayarak bir ay içinde itiraz edilmedikçe, lehine
tasarrufta bulunulan kimseye, sulh mahkemesince atanmış mirasçı veya
vasiyet alacaklısı olduğunu gösteren bir belge verilir.
Mirasçılık belgesinin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir.
Ölüme bağlı tasarrufun iptaline ilişkin dava hakkı saklıdır.
İKİNCİ AYIRIM
MİRASIN KAZANILMASI
A. Kazanma
I. Mirasçılar tarafından
Madde 599-
Mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile
mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar.
Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar,
mirasbırakanın aynî haklarını,
alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar
üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve
mirasbırakanın borçlarından kişisel
olarak sorumlu olurlar.
Atanmış mirasçılar da mirası, mirasbırakanın
ölümü ile kazanırlar. Yasal mirasçılar, atanmış mirasçılara düşen
mirası onlara zilyetlik hükümleri uyarınca teslim etmekle
yükümlüdürler.
II. Vasiyet alacaklıları tarafından
1. İstem
Madde 600-
Vasiyet alacaklısı, vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa ona;
yoksa yasal veya atanmış mirasçılara karşı kişisel bir istem hakkına
sahip olur.
Bu alacak, tasarruftan aksi anlaşılmıyorsa vasiyet yükümlüsünün
mirası kabul etmesi veya ret hakkının düşmesiyle muaccel olur.
Vasiyet alacaklısı, yükümlülüğünü yerine getirmeyen vasiyet
yükümlüsüne karşı, vasiyet edilen malın teslimini veya hakkın
devrini; vasiyet konusu bir davranış ise, bunun yerine
getirilmemesinden doğan zararın giderilmesini dava edebilir.
2. Özel durumlar
Madde 601-
Kendisine bir intifa hakkı veya bir irat hakkı
ya da belli aralıklarla tekrarlanan diğer bir edim vasiyet
edilen kimsenin istem hakkı, tasarrufta başka bir esas öngörülmüş
olmadıkça, eşya hukuku ve borçlar hukuku kurallarına tâbidir.
Kendisine mirasbırakanın ölümünde
ödenecek bir sigorta alacağı vasiyet edilen kimse, sigorta
sözleşmesinden doğan istem hakkını sigortacıya karşı doğrudan
doğruya kullanabilir.
3. Zamanaşımı
Madde 602-
Vasiyet alacaklısının dava hakkı, ölüme bağlı kazandırmayı
öğrenmesinin veya vasiyet borcu daha sonra muaccel olacaksa muaccel
olma tarihinin üzerinden on yıl geçmekle
zamanaşımına uğrar.
III. Alacaklıların durumu
Madde 603-
Mirasbırakanın alacaklılarının hakları,
vasiyet alacaklılarının haklarından, vasiyet alacaklılarının hakları
da mirasçıların alacaklılarının haklarından önce gelir.
Mirası kayıtsız şartsız kabul eden mirasçıların alacaklıları ile
mirasbırakanın alacaklıları aynı haklara
sahiptirler.
Sayfa 92
8143
IV. Tenkis ve geri isteme
Madde 604-
Mirasçılar, vasiyet yükümlülüğünü yerine getirdikten sonra
mirasbırakanın daha önce bilmedikleri
borçlarını öderlerse, vasiyet alacaklısından vasiyetin tenkisini
isteyebilecekleri oranda verileni geri isteme hakkına sahiptirler.
Vasiyet alacaklısı, ancak geri isteme zamanında var olan
zenginleşmesi ölçüsünde sorumlu tutulabilir.
B. Ret
I. Ret beyanı
1. Ret hakkı
Madde 605-Yasal
ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler.
Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden
aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş
sayılır.
2. Süre
a. Genel olarak
Madde 606-
Miras, üç ay içinde reddolunabilir.
Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra
öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın
ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için
mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine
resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar.
b. Terekenin yazımında
Madde 607-
Koruma önlemi olarak terekenin yazımı hâlinde mirası ret süresi,
yasal ve atanmış mirasçılar için yazım işleminin sona erdiğinin sulh
hâkimi tarafından kendilerine bildirilmesiyle başlar.
3. Ret hakkının
geçmesi
Madde 608-
Mirası reddetmeden ölen mirasçının ret hakkı kendi mirasçılarına
geçer.
Bu mirasçılar için ret süresi, kendilerinin
mirasbırakanına mirasın geçtiğini
öğrendikleri tarihten başlar. Ancak bu süre, kendilerinin
mirasbırakanından geçen mirasın reddi
için mirasçıya tanınan süre dolmadıkça sona ermez.
Ret sonucunda miras daha önce mirasçı olmayanlara geçerse; bunlar
için ret süresi, önceki mirasçılar tarafından mirasın reddedildiğini
öğrendikleri tarihten işlemeye başlar.
4. Reddin şekli
Madde 609-
Mirasın reddi, mirasçılar tarafından sulh mahkemesine sözlü veya
yazılı beyanla yapılır.
Reddin kayıtsız ve şartsız olması gerekir.
Sulh hâkimi, sözlü veya yazılı ret beyanını bir tutanakla tespit
eder.
Süresi içinde yapılmış olan ret beyanı, mirasın açıldığı yerin sulh
mahkemesince özel kütüğüne yazılır ve reddeden mirasçı isterse
kendisine reddi gösteren bir belge verilir.
Tutanağın ve kütüğün nasıl tutulacağı tüzükle düzenlenir.
II. Ret hakkının düşmesi
Madde 610-
Yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız
şartsız kazanmış olur.
Sayfa 93
8144
Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan,
terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya
mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi
için gerekli olanın dışında işler yapan ya
da tereke mallarını gizleyen veya kendisine
maleden mirasçı, mirası reddedemez.
Zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasına engel olmak için
dava açılması ve cebrî icra takibi yapılması, ret hakkını ortadan
kaldırmaz.
III. Mirasçılardan biri tarafından ret
Madde 611-
Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı, miras açıldığı
zaman kendisi sağ değilmiş gibi, hak sahiplerine geçer.
Mirası reddeden atanmış mirasçının payı,
mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufundan arzusunun başka
türlü olduğu anlaşılmadıkça, mirasbırakanın
en yakın yasal mirasçılarına kalır.
IV. En yakın mirasçıların tamamı
tarafından ret
1. Genel olarak
Madde 612-
En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından
reddolunan miras, sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre
tasfiye edilir.
Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak
sahiplerine verilir.
2. Mirasın sağ kalan eşe
geçmesi
Madde 613-
Altsoyun tamamının mirası reddetmesi hâlinde, bunların payı sağ
kalan eşe geçer.
3. Sonra gelen mirasçılar yararına ret
Madde 614-
Mirasçılar, mirası reddederken, kendilerinden sonra gelen
mirasçılardan mirası kabul edip etmeyeceklerinin sorulmasını
tasfiyeden önce isteyebilirler.
Bu takdirde ret, sulh hâkimi tarafından daha sonra gelen mirasçılara
bildirilir; bunlar bir ay içinde mirası kabul etmezlerse reddetmiş
sayılırlar.
Bunun üzerine miras, iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir ve
tasfiye sonunda arta kalan değerler, önce gelen mirasçılara verilir.
V. Ret süresinin uzatılması
Madde 615-
Önemli sebeplerin varlığı hâlinde sulh hâkimi, yasal ve atanmış
mirasçılara tanınmış olan ret süresini uzatabilir veya yeni bir süre
tanıyabilir.
VI. Vasiyetin reddi
Madde 616-
Vasiyet alacaklısının vasiyeti reddetmesi hâlinde,
mirasbırakanın arzusunun başka türlü
olduğu tasarruftan anlaşılmadıkça, bu redden
vasiyet yükümlüsü yararlanır.
VII. Mirasçıların alacaklılarının
korunması
Madde 617-
Malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı, alacaklılarına zarar vermek
amacıyla mirası reddederse; alacaklıları veya iflâs idaresi,
kendilerine yeterli bir güvence verilmediği takdirde, ret tarihinden
başlayarak altı ay içinde reddin iptali hakkında dava açabilirler.
Reddin iptaline karar verilirse, miras resmen tasfiye edilir.
Bu suretle tasfiye edilen mirastan reddeden mirasçının payına bir
şey düşerse bundan, önce itiraz eden alacaklıların, daha sonra diğer
alacaklıların alacakları ödenir. Arta kalan değerler ise, ret
geçerli olsa idi bundan yararlanacak olan mirasçılara verilir.
Sayfa 94
8145
VIII. Ret hâlinde sorumluluk
Madde 618-
Ödemeden âciz bir mirasbırakanın
mirasını reddeden mirasçılar, onun alacaklılarına karşı, ölümünden
önceki beş yıl içinde ondan almış oldukları ve mirasın
paylaşılmasında geri vermekle yükümlü olacakları değer ölçüsünde
sorumlu olurlar.
Olağan eğitim ve öğrenim giderleriyle âdet üzere verilen çeyiz, bu
sorumluluğun dışındadır.
İyiniyetli
mirasçılar, ancak geri verme zamanındaki zenginleşmeleri ölçüsünde
sorumlu olurlar.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
RESMÎ DEFTER TUTMA
A. Koşulları
Madde 619-
Mirası reddetmeye hakkı olan her mirasçı, terekenin resmî defterinin
tutulmasını isteyebilir.
Defter tutma, mirasın reddine ilişkin usule uyulmak suretiyle, bir
ay içinde sulh hâkiminden istenir.
Mirasçılardan birinin defter tutma istemi, diğerleri hakkında da
etkili olur.
B. Usul
I. Deftere geçirme
Madde 620-
Resmî defter, sulh mahkemesi tarafından düzenlenir; bu deftere
terekeye ait aktif ve pasifler takdir edilen değerleriyle yazılır.
Mirasbırakanın
malî durumu hakkında bilgi sahibi olan herkes, sulh mahkemesi
tarafından istenilen bilgiyi vermekle yükümlüdür. Haklı bir sebep
olmaksızın bilgi vermeyenler veya yanlış ya
da eksik bilgi verenler, bundan doğacak zararları mirasçılara,
vasiyet alacaklılarına veya üçüncü kişilere tazminle yükümlüdürler.
Mirasçılar, özellikle mirasbırakanın
kendilerince bilinen borçlarını sulh mahkemesine bildirmek
zorundadırlar.
Resmî defterin nasıl tutulacağı tüzükle düzenlenir.
II. İlân yoluyla çağrı
Madde 621-
Sulh mahkemesi, mirasbırakanın
alacaklıları ile borçlularını belli bir süre içinde alacaklarını ve
borçlarını bildirmeleri için bir ay arayla iki defa yapılacak ilân
yoluyla çağırır. Çağrı, kefalet sebebiyle alacaklı ve borçlu
olanları da kapsar.
İlânda bildirimde bulunmamanın sonuçları hakkında alacaklıların
dikkatleri çekilir.
Bildirim süresi, ikinci ilândan başlayarak en az bir aydır.
III. Doğrudan doğruya deftere geçirme
Madde 622-
Resmî kayıtlardan veya mirasbırakanın
belgelerinden varlığı anlaşılan alacaklar ve borçlar, deftere
doğrudan doğruya geçirilir.
Deftere geçirilenler, alacaklılara ve borçlulara bildirilir.
IV. Defter tutmanın sona ermesi
Madde 623-
İlânda belirtilen sürenin dolmasıyla defterin tutulması sona erer ve
defter, bu tarihten başlayarak tanınacak en az bir aylık süre içinde
ilgililerce incelenebilir.
Sayfa 95
8146
Defter tutma giderleri terekeden ödenir. Giderler terekeden
karşılanamazsa defter tutulmasını istemiş olan mirasçılardan alınır.
C. Defter tutma sırasında mirasçıların
durumu
I. Yönetim
Madde 624-
Defter tutma süresince ancak zorunlu yönetim işleri yapılabilir.
Miras bırakanın işlerinin yürütülmesi sulh mahkemesince kendisine
bırakılan mirasçıdan diğer mirasçılar güvence göstermesini
isteyebilirler.
II. İcra takibi, dava ve zamanaşımı
Madde 625-
Resmî defter tutulması devam ettiği sürece
mirasbırakanın borçları için icra takibi yapılamaz.
Bu süre içinde zamanaşımı işlemez.
Acele hâller dışında, davalara devam
edilemiyeceği gibi, yeni dava da açılamaz.
D. Sonuçları
I. Beyana çağrı
Madde 626-
Defteri inceleme süresi bittikten sonra her mirasçı, mahkemece bir
ay içinde beyanda bulunmaya çağrılır.
Koşullar gerektirdiği takdirde sulh mahkemesi, tereke mallarına yeni
değer biçilmesi, uyuşmazlıkların çözümü ve benzeri durumlar için ek
süre verebilir.
II. Beyan
Madde 627-
Mirasçılardan her biri, tanınan süre içinde mirası reddettiğini veya
resmî tasfiye istediğini ya da deftere
göre veya kayıtsız şartsız kabul ettiğini beyan edebilir.
Süresi içinde herhangi bir beyanda bulunmayan mirasçı, mirası
tutulan deftere göre kabul etmiş sayılır.
III. Resmî deftere göre kabulün
sonuçları
1. Deftere yazılanlardan sorumluluk
Madde 628-
Resmî deftere göre kabul edilen miras, mirasçıya sadece deftere
yazılmış borçlarla geçer.
Bu suretle mirasın geçmesi, mirasın
açıldığı tarihten başlayarak hüküm ifade eder.
Mirasçı, mirasbırakanın deftere yazılmış
olan borçlarından hem tereke malları, hem kendi malvarlığı ile
sorumludur.
2. Deftere yazılmayanlardan sorumluluk
Madde 629-
Alacaklarını süresi içinde yazdırmayan alacaklılara karşı mirasçı,
kendi kişisel mallarıyla sorumlu olmadığı gibi; terekeden kendisine
geçen mallarla da sorumlu tutulamaz.
Ancak, alacaklının kusuru olmadan deftere yazdıramadığı veya
bildirdiği hâlde deftere yazılmamış alacakları için mirasçı,
zenginleşmesi ölçüsünde sorumlu kalır.
Alacakları, tereke mallarıyla güvence altına alınmış olan
alacaklılar deftere geçirilmemiş olsa bile bu haklarını güvenceden
alabilirler.
3. Kefalet borçlarından sorumluluk
Madde 630-
Mirasbırakanın kefaletten doğan borçları
defterde ayrı bir yere yazılır ve mirasçılar, mirası kayıtsız ve
şartsız kabul etmiş olsalar bile, bu borçlardan terekenin iflâs
hükümlerine göre tasfiyesi hâlinde kefalet sebebiyle alacaklı
olanlara ne düşecek idiyse ancak o miktarla sorumlu olurlar.
Sayfa 96
8147
E. Mirasın Devlete
geçmesi hâli
Madde 631-
Mirasın Devlete geçmesi hâlinde sulh
mahkemesi, re'sen yukarıdaki usuller
uyarınca terekenin resmî defterini düzenler.
Devlet, deftere yazılan borçlardan sadece miras yoluyla edindiği
değerler ölçüsünde sorumludur.
DÖRDÜNCÜ AYIRIM
RESMÎ TASFİYE
A. Koşulları
I. Mirasçıların istemi ile
Madde 632-
Her mirasçı, mirası ret veya resmî deftere göre kabul edeceği yerde
terekenin resmî tasfiyesini isteyebilir.
Bu istem, birlikte mirasçı olanlardan birinin mirası kabul etmesi
hâlinde dikkate alınmaz.
Resmî tasfiye hâlinde mirasçılar, terekenin borçlarından sorumlu
olmazlar.
II.
Mirasbırakanın alacaklılarının istemi ile
Madde 633-
Mirasbırakanın alacaklarını elde
edemeyeceklerinden inandırıcı sebeplerle kuşku duyan alacaklıları,
istedikleri hâlde alacakları ödenmediği veya kendilerine güvence
verilmediği takdirde, mirasbırakanın
ölümünden ya da vasiyetnamenin
açılmasından başlayarak üç ay içinde, terekenin resmî tasfiyesini
isteyebilirler.
Aynı koşulların varlığı hâlinde vasiyet alacaklıları da, haklarının
korunması için gerekli önlemlerin alınmasını isteyebilirler.
B. Usul
I. Yönetim
Madde 634-
Resmî tasfiye, sulh mahkemesince veya atayacağı bir
ya da birkaç tasfiye memuru tarafından
yapılır.
Resmî tasfiyeye terekenin defterinin düzenlenmesiyle başlanır ve
aynı zamanda yapılacak ilânla mirasbırakanın
alacaklılarından ve borçlularından, belirtilen süre içinde
alacaklarını ve borçlarını bildirmeleri istenir.
Terekenin daha önce resmî defteri düzenlenmiş ise resmî tasfiye bu
deftere göre yapılır.
Tasfiye memuru, göreviyle ilgili işlerini sulh mahkemesinin gözetim
ve denetimi altında yürütür. Mirasçılar ve tereke alacaklıları, sulh
mahkemesine, tasfiye memuru tarafından yapılan veya tasarlanan
işlemlerden dolayı bunu öğrendikleri tarihten başlayarak yedi gün
içinde yazılı olarak şikâyette bulunabilirler.
II. Olağan usul ile tasfiye
Madde 635-
Resmî tasfiye, mirasbırakanın yürüyen
işlerinin tamamlanmasını, borçlarının yerine getirilmesini,
alacaklarının tahsilini, vasiyet borçlarının terekenin olanağı
ölçüsünde yerine getirilmesini, zorunlu olduğu takdirde
mirasbırakanın haklarının ve borçlarının
mahkemece tespitini ve mallarının paraya çevrilmesini kapsar.
Tasfiye memuru, tereke ile ilgili dava, takip ve idarî işlemler
hakkında mirasçılara bilgi vermekle yükümlüdür.
Sayfa 97
8148
Terekedeki taşınmazlar, açık artırma veya bütün mirasçıların kabulü
hâlinde pazarlık yoluyla satılır.
Mirasçılar, tasfiye devam ederken tasfiye için gerekli olmayan
tereke mallarının ve paranın kısmen veya tamamen kendilerine
verilmesini isteyebilirler.
III. İflâs usulü ile tasfiye
Madde 636-
Mevcudu borçlarını ödemeye yetmeyen terekenin tasfiyesi, sulh
mahkemesince iflâs hükümlerine göre yapılır.
BEŞİNCİ AYIRIM
MİRAS SEBEBİYLE İSTİHKAK DAVASI
A. Koşulları
Madde 637-
Yasal veya atanmış mirasçı, terekeyi veya bazı tereke mallarını
elinde bulunduran kimseye karşı mirasçılıktaki üstün hakkını ileri
sürerek miras sebebiyle istihkak davası açabilir.
Bu davada hâkim, mirasçılık sıfatıyla ilgili uyuşmazlıkları da
çözer.
Hâkim, davacının istemi üzerine hakkın korunması için davalının
güvence göstermesi veya tapu kütüğüne şerh verilmesi gibi gerekli
her türlü önlemi alır.
B. Hükümleri
Madde 638-
Miras sebebiyle istihkak davasının kabulü hâlinde, tereke veya
terekeye dahil mal, davacıya zilyetliğe ilişkin hükümler uyarınca
verilir.
Miras sebebiyle istihkak davasında davalı, tereke malını zamanaşımı
yoluyla kazandığını ileri süremez.
C. Zamanaşımı
Madde 639-
Miras sebebiyle istihkak davası, davacının kendisinin mirasçı
olduğunu ve iyiniyetli davalının
terekeyi veya tereke malını elinde bulundurduğunu öğrendiği tarihten
başlayarak bir yıl ve her hâlde mirasbırakanın
ölümünün veya vasiyetnamenin açılmasının üzerinden on yıl
geçmekle zamanaşımına uğrar.
İyiniyetli
olmayanlara karşı zamanaşımı süresi yirmi yıldır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
MİRASIN PAYLAŞILMASI
BİRİNCİ AYIRIM
PAYLAŞIMDAN ÖNCE MİRAS
ORTAKLIĞI
A. Mirasın
geçmesinin sonucu
I. Miras ortaklığı
Madde 640-
Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın
geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında
terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana
gelir.
Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya
kanundan doğan temsil ya da yönetim
yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde
birlikte tasarruf ederler.
Sayfa 98
8149
Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras
ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir.
Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir.
Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır.
Bir mirasçı ödemeden aciz hâlinde ise, mirasın açılması üzerine
diğer mirasçılar, haklarının korunması için gerekli önlemlerin
gecikmeksizin alınmasını sulh mahkemesinden isteyebilirler.
II. Mirasçıların sorumluluğu
Madde 641-
Mirasçılar, tereke borçlarından müteselsilen
sorumludurlar.
Ana ve baba veya büyük ana ve büyük baba ile birlikte yaşayan ve
emeklerini veya gelirlerini aileye özgüleyen ergin çocuklar ile
torunlara verilecek uygun miktardaki tazminat, bu yüzden terekenin
borç ödemeden acze düşmemesi kaydıyla tereke borcu sayılır.
B. Paylaşmayı isteme hakkı
Madde 642-
Mirasçılardan her biri, sözleşme veya kanun gereğince ortaklığı
sürdürmekle yükümlü olmadıkça, her zaman mirasın paylaşılmasını
isteyebilir.
Her mirasçı, terekedeki belirli malların aynen, olanak yoksa satış
yoluyla paylaştırılmasına karar verilmesini sulh mahkemesinden
isteyebilir. Mirasçılardan birinin istemi üzerine hâkim, terekenin
tamamını ve terekedeki malların her birini göz önünde tutarak,
olanak varsa taşınmazlardan her birinin tamamının bir mirasçıya
verilmesi suretiyle paylaştırmayı yapar. Mirasçılara verilen
taşınmazların değerleri arasındaki fark para ödenmesi yoluyla
giderilerek miras payları arasında denkleştirme sağlanır.
Paylaşmanın derhâl yapılması, paylaşım konusu malın veya terekenin
değerini önemli ölçüde azaltacaksa; sulh hâkimi, mirasçılardan
birinin istemi üzerine bu malın veya terekenin paylaşılmasının
ertelenmesine karar verebilir.
C. Cenin nedeniyle erteleme
Madde 643-
Mirasın açıldığı tarihte, mirasçı olabilecek bir cenin varsa
paylaşma doğumuna kadar ertelenir.
Ana muhtaç ise, doğuma kadar geçim giderlerinin terekeden
sağlanmasını isteyebilir.
D. Elbirliği mülkiyetinin paylı
mülkiyete dönüştürülmesi
Madde 644-
Bir mirasçı, terekeye dahil malların tamamı veya bir kısmı
üzerindeki elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi
isteminde bulunduğu takdirde sulh hâkimi, diğer mirasçılara çağrıda
bulunarak belirleyeceği süre içinde varsa itirazlarını bildirmeye
davet eder.
Elbirliği mülkiyetinin devamını haklı kılacak bir itiraz ileri
sürülmediği veya mirasçılardan biri belirlenen süre içinde paylaşma
davası açmadığı takdirde, istem konusu mal üzerindeki elbirliği
mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesine karar verilir.
Terekeye dahil diğer hakların ve alacakların paylar oranında
bölünmesi hususunda da yukarıdaki hükümler uygulanır.
E. Birlikte yaşayanların hakkı
Madde 645-
Mirasbırakanın ölümünde onunla birlikte
yaşayan ve onun tarafından bakılan kimseler, ölüm tarihinden
başlayarak üç aylık bakım ve geçim giderlerinin terekeden
sağlanmasını isteyebilirler.
Sayfa 99
8150
İKİNCİ AYIRIM
PAYLAŞMANIN NASIL YAPILACAĞI
A. Genel olarak
Madde 646-
Yasal mirasçılar, gerek kendi aralarında, gerek atanmış mirasçılarla
birlikte mirası aynı kurallara göre paylaşırlar.
Aksine düzenleme olmadıkça mirasçılar, paylaşmanın nasıl
yapılacağını serbestçe kararlaştırırlar.
Tereke mallarına zilyet olan veya mirasbırakana
borçlu bulunan mirasçılar, paylaşma sırasında bu konuda eksiksiz
bilgi vermekle yükümlüdürler.
B. Paylaşma kuralları
I. Mirasbırakanın
tasarrufu
Madde 647-
Mirasbırakan, ölüme bağlı tasarrufuyla
paylaşmanın nasıl yapılacağı ve payların nasıl oluşturulacağı
hakkında kurallar koyabilir.
Bu kurallar, mirasbırakan tarafından
kastedilmemiş olan bir eşitsizlik hâlinde payların denkleştirilmesi
olanağı saklı kalmak kaydıyla, mirasçılar için bağlayıcıdır.
Aksini arzu ettiği tasarruftan anlaşılmadıkça,
mirasbırakanın tereke malını bir mirasçıya özgülemesi,
vasiyet olmayıp sadece paylaştırma kuralı sayılır.
II. Paylaşmaya kayyımın katılması
Madde 648-
Açılmış mirasta bir mirasçının payını devralmış veya haczettirmiş
olan ya da elinde mirasçıya karşı
alınmış borç ödemeden aciz belgesi bulunan alacaklı, sulh hâkiminden
bu mirasçının yerine paylaşmaya katılmak üzere bir kayyım atanmasını
isteyebilir.
C. Paylaşmanın gerçekleşmesi
I. Mirasçıların eşitliği
Madde 649-
Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça mirasçılar, paylaşmada
terekenin bütün malları üzerinde eşit hakka sahiptirler.
Mirasçılar, mirasbırakan ile
aralarındaki ilişkiler hakkında paylaşmanın eşitliğe ve adalete
uygun olması için göz önüne alınması gereken bütün bilgileri
birbirlerine vermekle yükümlüdürler.
Mirasçılardan her biri, tereke borçlarının paylaşmadan önce
ödenmesini veya güvenceye bağlanmasını isteyebilir.
II. Payların oluşturulması
Madde 650-
Mirasçılar, tereke mallarından mirasçı veya ortak kök sayısınca pay
oluştururlar.
Anlaşma olmazsa, mirasçılardan her biri, payların oluşturulmasını
sulh mahkemesinden isteyebilir. Payların oluşturulmasında hâkim,
yerel âdetleri, mirasçıların kişisel durumlarını ve çoğunluğun
arzusunu göz önünde bulundurur.
Payların özgülenmesi mirasçıların anlaşması uyarınca yapılır. Buna
olanak bulunmazsa kur'a çekilir.
III. Bazı malların özgülenmesi veya
satılması
Madde 651-
Değerinde önemli azalma olmadan bölünemeyen tereke malı, bütün
olarak mirasçılardan birine özgülenir.
Sayfa 100
8151
Mirasçılar bir tereke malının bölünmesi veya özgülenmesi konusunda
anlaşamazlarsa, o mal satılır ve bedeli bölüştürülür.
Mirasçılardan biri istemde bulunursa satış artırma yoluyla yapılır.
Mirasçılar artırmanın şekli konusunda anlaşamazlarsa sulh hâkimi,
artırmanın mirasçılar arasında veya herkese açık yapılmasına karar
verir.
D. Aile konutu ve ev eşyasının sağ
kalan eşe özgülenmesi
Madde 652-
Eşlerden birinin ölümü hâlinde tereke malları arasında ev eşyası
veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa; sağ kalan eş, bunlar
üzerinde kendisine miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını
isteyebilir.
Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya
mirasbırakanın diğer yasal
mirasçılarından birinin istemi üzerine, mülkiyet yerine intifa veya
oturma hakkı tanınmasına da karar verilebilir.
Mirasbırakanın
bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek
ve sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde, sağ kalan eş bu
hakları kullanamaz. Tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hukuku
hükümleri saklıdır.
E. Özellikleri olan eşya
I. Bütünlük oluşturan veya aile
belgeleri ile özel anı değeri olan eşya
Madde 653-
Mirasçılardan birinin karşı çıkması hâlinde, nitelikleri veya
özgülendikleri amaç gereği bir bütünlük oluşturan eşya birbirinden
ayrılamaz.
Aile belgeleri ile aile için özel anı değeri olan eşya,
mirasçılardan birinin karşı çıkması hâlinde satılamaz. Mirasçılar
arasında anlaşmazlık çıkarsa sulh hâkimi,yerel âdetleri, âdet yoksa
kişisel durumları göz önünde tutarak bu eşyanın, payına mahsup
edilmek veya edilmemek suretiyle mirasçılardan birine özgülenmesine
ya da satılmasına karar verir.
Özel kanun hükümleri saklıdır.
II.
Mirasbırakanın mirasçılardaki alacakları
Madde 654-
Mirasbırakanın bir mirasçıdaki alacağı,
paylaşma sırasında o mirasçının payına mahsup edilir.
III. Rehnedilmiş
tereke malları
Madde 655-
Paylaşmada kendisine mirasbırakanın
borçları için rehnedilmiş bir tereke
malı düşen mirasçı, o malın güvence altına aldığı borcu üstlenmiş
olur.
IV. Taşınmazlar
1. Bölünme
Madde 656-
Taşınmazların bölünmelerine ilişkin kanun hükümleri saklıdır.
2. Özgülenme
a. Özgülenmeye esas olan değer
Madde 657-
Taşınmazlar, paylaşmanın yapıldığı zamandaki gerçek değerleri esas
alınarak mirasçılara özgülenir.
Tarımsal taşınmazlar gelir değerine, diğer taşınmazlar sürüm
değerine göre özgülenir.
b. Değerin belirlenmesi
Madde 658-
Mirasçılar özgülenme değeri üzerinde uyuşamazlarsa, bu değer sulh
hâkimi tarafından belirlenir.
Sayfa 101
8152
V. Tarımsal işletmeler
1. Paylaştırma dışında bırakma
a. Koşulları
Madde 659-
Terekede bulunan, ekonomik bütünlüğe ve yeterli tarımsal varlığa
sahip bir tarımsal işletme, işletmeye ehil mirasçılardan birinin
istemde bulunması hâlinde bu mirasçıya gelir değeri üzerinden
bölünmeksizin özgülenir.
Bir işletme, değerinde azalma olmaksızın birden çok yeterli tarımsal
varlığa sahip işletmeye bölünebilecek nitelikte ise, sulh hâkimi
bunları, istemde bulunan ve işletmeye ehil olan birden çok
mirasçıya ayrı ayrı özgüleyebilir.
İşletmenin yeterli tarımsal varlığa sahip olup olmadığı, tarım
bölgeleriyle tarım türlerinin özellikleri göz önünde tutularak
ilgili bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.
b. Taşınırların özgülenmesi
Madde 660-
Mirasçı, işletme için gerekli olan araç, gereç ve hayvanların
işletme için taşıdığı değer üzerinden kendisine özgülenmesini
isteyebilir.
c. Özgülenmenin hangi mirasçıya
yapılacağı
Madde 661-
Mirasçılardan birinin özgüleme istemine itiraz etmesi veya
isteklilerin birden çok olması hâlinde, sulh hâkimi, kişisel yetenek
ve durumları göz önünde tutmak suretiyle işletmenin hangi mirasçıya
özgüleneceğine karar verir.
İşletmeyi kendisi işletmek isteyen ve bunun için ehil olduğu
anlaşılan mirasçıya özgülemede öncelik tanınır.
İşletmeye ehil olmanın belirlenmesinde, özgülenme isteyen mirasçının
eşinin yetenekleri de göz önünde tutulur.
d. Ölüme bağlı tasarruf ile düzenleme
Madde 662-
İşletmenin kendisine özgülenmesini isteyen ve buna ehil olduğu
anlaşılan mirasçının bu konudaki istem hakkı, ölüme bağlı tasarrufla
ortadan kaldırılamaz.
Mirasçılıktan çıkarma ve mirastan feragat hâlleri saklıdır.
Birden çok mirasçıda özgülenme koşullarının bulunması hâlinde,
kendisine özgülenme yapılacak mirasçı ölüme bağlı tasarrufla
belirlenebilir.
e. Ergin olmayan mirasçılar
Madde 663-
Mirasçılar arasında ergin olmayan ayırt etme gücüne sahip altsoy
varsa; paylaşma, bunlar ergin oluncaya kadar ertelenebilir veya
mirasçılar arasında özgülemeye karar verilebilecek tarihe kadar aile
malları ortaklığı kurulur.
2. Aile malları ortaklığı
a. İstem hakkı
Madde 664-
Kendisine işletme özgülenen mirasçının, diğer mirasçıların payları
karşılığında ödemesi gereken miktar ile daha önce işletme üzerinde
kurulmuş bulunan rehinlerle güvence altına alınmış olan borçların
toplamı, işletmenin gelir değerinin dörtte üçünü aşarsa, kendisine
özgüleme yapılan mirasçının istemi üzerine özgülenen işletmenin
paylaşılması uygun bir süre ertelenebilir.
Bu takdirde mirasçılar arasında kazanç paylı aile malları ortaklığı
kurulmuş olur.
Sayfa 102
8153
b. Ortaklığın sona erdirilmesi
Madde 665-
Kendisine işletme özgülenen mirasçı, aşırı borçlanma zorunda
kalmaksızın diğer mirasçıların paylarının karşılığını ödeyecek
duruma gelirse; mirasçılardan her biri, ortaklıktan çıktığını
bildirerek payının karşılığının kendisine ödenmesini isteyebilir.
Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, kendisine özgülenme yapılan mirasçı
ortaklığın sona erdirilmesini her zaman isteyebilir.
3. Diğer mirasçıların paylarının
mirasçı irat senediyle karşılanması
Madde 666-
Kendisine işletme özgülenen mirasçı paylaşmanın ertelenmesini
isterse, diğer mirasçılardan her biri, kazanç paylı ortaklığa girme
yerine, payının tarımsal işletmeye ait taşınmazlarla güvence altına
alınan bir alacak hakkına dönüştürülmesini isteyebilir.
Bu alacaklar karşılığı olarak mirasçılara beş yıldan önce paraya
çevrilemeyen ve en fazla irat senetleri için geçerli oran üzerinden
faizlendirilerek bir mirasçı irat senedi
verilir.
İrat senetlerindeki yükün üst sınırına ve Devletin sorumluluğuna
ilişkin kurallar mirasçı irat senetlerinde uygulanmaz.
4. Yan sınaî işletme
Madde 667-
Tarımsal işletmeye sıkı şekilde bağlı bir yan sınaî işletme bulunur
ve bunlar birlikte yeterli ekonomik varlığa sahip olurlarsa, ikisi
bir bütün olarak istekli olan ve ehil görülen mirasçıya özgülenir.
Bu durumda tarımsal işletme gelir değeriyle, sınaî işletme sürüm
değeriyle özgülenir.
Mirasçılardan birinin itiraz etmesi veya birden çok mirasçının
özgülenme istemesi hâlinde, sulh hâkimi her iki işletmenin ekonomik
varlıklarını sürdürme olanaklarını ve mirasçıların kişisel
durumlarını göz önünde bulundurarak yan işletmenin birlikte veya
ayrı olarak özgülenmesine ya da satışına
karar verir.
5. İşletmenin satılması
Madde 668-
Mirasçılardan hiç biri tarımsal işletmenin bir bütün olarak
kendisine özgülenmesini istemez veya özgülenme istemi reddedilirse,
mirasçılardan her biri işletmenin bir bütün olarak satılmasını
isteyebilir.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
MİRASTA DENKLEŞTİRME
A. Mirasçılar arasında
Madde 669-
Yasal mirasçılar, mirasbırakandan miras
paylarına mahsuben elde ettikleri sağlararası
karşılıksız kazandırmaları, denkleştirmeyi sağlamak için terekeye
geri vermekle birbirlerine karşı yükümlüdürler.
Mirasbırakanın
çeyiz veya kuruluş sermayesi vermek ya
da bir malvarlığını devretmek veya borçtan kurtarmak ve benzerleri
gibi karşılık almaksızın altsoyuna yapmış olduğu kazandırmalar, aksi
mirasbırakan tarafından açıkça
belirtilmiş olmadıkça, denkleştirmeye tâbidir.
B. Mirasçılık sıfatının kaybı hâlinde
Madde 670-
Mirasın açılmasından önce veya sonra mirasçılık sıfatını kaybeden
mirasçıya ait geri verme yükümlülüğü, onun yerini alan mirasçılara,
miras paylarında meydana gelen artış oranında geçer.
Sayfa 103
8154
C. Denkleştirme şekli
I. Geri verme veya mahsup
Madde 671-
Geri vermekle yükümlü olan mirasçı, dilerse aldığını aynen geri
verir; dilerse payından fazla olsa bile değerini miras payına mahsup
ettirir.
Mirasbırakanın
bu kurala aykırı tasarrufları ve mirasçıların tenkise ilişkin
hakları saklıdır.
II. Miras payını aşan kazandırmalar
Madde 672-
Yapılan kazandırma miras payını aştığı takdirde mirasçı,
mirasbırakanın bunu kendisine bırakmak
istediğini ispat ederse, bu fazlalık denkleştirmeye tâbi olmaz.
Diğer mirasçıların tenkise ilişkin hakları saklıdır.
III. Denkleştirme değeri
Madde 673-
Denkleştirme, kazandırmanın denkleştirme anındaki değerine göre
yapılır.
Yarar ve zarar ile gelir ve giderler hakkında mirasçılar arasında
sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır.
D. Eğitim ve öğrenim giderleri
Madde 674-
Çocukların eğitim ve öğrenimi için yapılan giderler sebebiyle geri
verme yükümlülüğü, mirasbırakanın aksini
arzu ettiği ispat edilmedikçe, ancak alışılmış ölçüleri aşan kısım
için mevcuttur.
Eğitim ve öğrenimini tamamlamamış olan veya sakatlıkları bulunan
çocuklara, paylaşmada hakkaniyete uygun bir ödeme yapılır.
E. Hediyeler ve evlenme giderleri
Madde 675-
Olağan hediyeler ile evlenme sırasında yapılan geleneğe uygun
giderler denkleştirmeye tâbi değildir.
Altsoy hısımlarının evlenmelerinde, alışılmış ölçüler içinde yapılan
çeyiz giderleri hakkında denkleştirmeye tâbi tutmama arzusunun
bulunduğu asıldır.
DÖRDÜNCÜ AYIRIM
PAYLAŞMANIN TAMAMLANMASI
VE SONUCU
A. Paylaşmanın sonuçlandırılması
I. Paylaşma sözleşmesi
Madde 676-
Mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması veya
aralarında yapacakları paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar.
Paylaşma sözleşmesiyle mirasçılar, tereke mallarının tamamı veya bir
kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı
mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edebilirler.
Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına
bağlıdır.
II. Miras payı üzerinde sözleşme
Madde 677-
Terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde miras payının devri
konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmelerin geçerliliği
yazılı şekle bağlıdır.
Bir mirasçının üçüncü kişiyle yapacağı böyle bir sözleşmenin
geçerliliği, noterlikçe düzenlenmesine bağlıdır. Sözleşme bu kişiye
paylaşmaya katılma yetkisi vermez; sadece paylaşma sonunda mirasçıya
özgülenen payın kendisine verilmesini isteme hakkını sağlar.
Sayfa 104
8155
III. Mirasın açılmasından önce yapılan
sözleşmeler
Madde 678-
Mirasbırakanın katılması veya izni
olmaksızın bir mirasçının henüz açılmamış bir miras hakkında diğer
mirasçılar veya üçüncü bir kişi ile yapacağı sözleşmeler geçerli
değildir.
Böyle bir sözleşme gereğince yerine getirilmiş olan edimlerin geri
verilmesi istenebilir.
B. Mirasçıların birbirine karşı
sorumluluğu
I. Garanti borcu
Madde 679-
Paylaşmanın tamamlanmasından sonra mirasçılar, paylarına düşen
mallar için birbirlerine karşı satım hükümlerine göre sorumludurlar.
Mirasçılar, paylaşmada her birine özgülenmiş olan alacakların
varlığını birbirlerine karşı garanti ettikleri gibi; borsaya kayıtlı
olan kıymetli evrak dışında, alacağın mirasçının hakkına mahsup
edilen miktarı için borçlunun ödeme gücünden adî kefil gibi
sorumludurlar.
Garantiye ve kefalete dayanan dava, paylaşma tarihinin veya daha
sonra yerine getirilecek alacaklarda
muacceliyet tarihinin üzerinden bir yıl
geçmekle zamanaşımına uğrar.
II. Paylaşma sözleşmesinin
geçersizliği
Madde 680-
Borçlar Kanununun geçersizliğe ilişkin genel hükümleri, paylaşma
sözleşmeleri hakkında da uygulanır.
C. Mirasçıların üçüncü kişilere karşı
sorumluluğu
I. Müteselsil sorumluluk
Madde 681-
Mirasçılar, bölünmesine veya nakline alacaklı tarafından açık veya
örtülü olarak rıza gösterilmemiş olan tereke borçlarından dolayı,
paylaşmadan sonra da bütün malvarlıklarıyla
müteselsilen sorumludurlar.
Paylaşmanın gerçekleştiği tarihin veya daha sonra yerine getirilecek
borçlarda muacceliyet tarihinin
üzerinden beş yıl geçmekle teselsül sona
erer.
II. Mirasçılara
rücu
Madde 682-
Paylaşma sözleşmesinde ödenmesi kendisine yükletilmemiş olan bir
tereke borcunu veya üzerine aldığı miktardan fazlasını ödeyen
mirasçı, diğer mirasçılara rücu
edebilir.
Rücu
hakkı, ilk önce, ödenmiş olan borcu paylaşma sözleşmesiyle üstlenmiş
bulunan mirasçıya karşı kullanılır.
Diğer hâllerde, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, mirasçılardan her
biri terekedeki borçları miras payı oranında ödemekle yükümlüdür.
DÖRDÜNCÜ KİTAP
EŞYA HUKUKU
BİRİNCİ KISIM
MÜLKİYET
BİRİNCİ BÖLÜM
GENEL HÜKÜMLER
A. Mülkiyet hakkının içeriği
Madde 683-
Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey
üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma
yetkisine sahiptir.
Sayfa 105
8156
Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak
davası açabileceği gibi, her türlü haksız
elatmanın önlenmesini de dava edebilir.
B. Mülkiyet hakkının kapsamı
I. Bütünleyici parça
Madde 684-
Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik
olur.
Bütünleyici parça, yerel âdetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan
ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı
değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parçadır.
II. Doğal ürünler
Madde 685-
Bir şeyin maliki, onun ürünlerinin de maliki olur.
Ürünler, dönemsel olarak elde edilen doğal veya hukukî ürünler ile
bir şeyin özgülendiği amaca göre âdetler gereği ondan elde edilmesi
uygun görülen diğer verimlerdir.
Doğal ürünler asıl şeyden ayrılıncaya kadar onun bütünleyici
parçasıdır.
III. Eklenti
1. Tanım
Madde 686-
Bir şeye ilişkin tasarruflar, aksi belirtilmedikçe onun eklentisini
de kapsar.
Eklenti, asıl şey malikinin anlaşılabilen arzusuna veya yerel
âdetlere göre, işletilmesi, korunması veya yarar sağlaması için asıl
şeye sürekli olarak özgülenen ve kullanılmasında birleştirme, takma
veya başka bir biçimde asıl şeye bağlı kılınan taşınır maldır.
Eklenti, asıl şeyden geçici olarak ayrılmakla bu niteliğini
kaybetmez.
2. Eklenti sayılmayanlar
Madde 687-
Asıl şeye zilyet olan kimsenin sadece geçici olarak kullanması veya
tüketmesi için özgülenen ya da asıl
şeyin özel niteliği ile herhangi bir ilişkisi bulunmadan sadece
korunmak, satılmak veya kiraya verilmek üzere onunla birleştirilen
şeyler eklenti sayılmaz.
C. Birlikte mülkiyet
I. Paylı mülkiyet
1. Genel kurallar
Madde 688-
Paylı mülkiyette birden çok kimse, maddî olarak bölünmüş olmayan bir
şeyin tamamına belli paylarla maliktir.
Başka türlü belirlenmedikçe, paylar eşit sayılır.
Paydaşlardan her biri kendi payı bakımından malik hak ve
yükümlülüklerine sahip olur. Pay devredilebilir,
rehnedilebilir ve alacaklılar tarafından
haczettirilebilir.
2. Yönetim ve tasarruf
a. Anlaşmalar
Madde 689-
Paydaşlar, kendi aralarında oybirliğiyle anlaşarak yararlanma,
kullanma ve yönetime ilişkin konularda kanun hükümlerinden farklı
bir düzenleme yapabilirler. Ancak, böyle bir anlaşmayla paydaşların
aşağıdaki hak ve yetkileri kaldırılamaz ve sınırlandırılamaz:
1. Paylı mülkiyet konusu eşyanın kullanılabilirliğinin ve değerinin
korunması için zorunlu olan yönetim işlerini yapmak ve gerektiğinde
mahkemeden buna ilişkin önlemlerin alınmasını istemek,
Sayfa 106
8157
2. Eşyayı bir zarar tehlikesinden veya zararın artmasından korumak
için derhâl alınması gereken önlemleri bütün paydaşlar hesabına
almak.
Taşınmazlarla ilgili anlaşmalar imzalarının noterlikçe onaylanması
koşuluyla paydaşlardan birinin başvurusu üzerine tapu kütüğüne şerh
verilebilir.
b. Olağan yönetim işleri
Madde 690-
Paydaşlardan her biri olağan yönetim işlerini yapmaya, özellikle
küçük onarımları yaptırmaya ve tarımsal işleri yürütmeye yetkilidir.
Zorunlu ve ivedi işlerin yapılmasına ilişkin kanun hükümleri saklı
kalmak kaydıyla, paydaşların çoğunlukla alacağı kararla olağan
yönetim işlerinde yetkiyle ilgili farklı düzenleme getirilebilir.
c. Önemli yönetim işleri
Madde 691-
İşletme usulünün veya tarım türünün değiştirilmesi, adî kiraya veya
ürün kirasına ilişkin sözleşmelerin yapılması veya feshi, toprağın
ıslahı gibi önemli yönetim işleri için pay ve paydaş çoğunluğuyla
karar verilmesi gerekir.
Olağan yönetim sınırlarını aşan ve paylı malın değerinin veya yarar
sağlamaya elverişliliğinin korunması için gerekli bakım, onarım ve
yapı işlerinde de aynı çoğunluk aranır.
Pay ve paydaşların eşitliği hâlinde hâkim, paydaşlardan birinin
istemi üzerine bütün paydaşların menfaatini gözeterek hakkaniyete
uygun bir karar verir; gerekli gördüğü işlerin yapılması için
paydaşlar arasından veya dışarıdan bir kayyım atayabilir.
d. Olağanüstü yönetim işleri ve
tasarruflar
Madde 692-
Paylı malın özgülendiği amacın değiştirilmesi, korumanın veya olağan
şekilde kullanmanın gerekli kıldığı ölçüyü aşan yapı işlerine
girişilmesi veya paylı malın tamamı üzerinde tasarruf işlemlerinin
yapılması, oybirliğiyle aksi kararlaştırılmış olmadıkça, bütün
paydaşların kabulüne bağlıdır.
Paylar üzerinde taşınmaz rehni veya
taşınmaz yükü kurulmuşsa, paydaşlar malın tamamını benzer haklarla
kayıtlayamazlar.
3. Yararlanma, kullanma ve koruma
Madde 693-
Paydaşlardan her biri, diğerlerinin hakları ile bağdaştığı ölçüde
paylı maldan yararlanabilir ve onu kullanabilir.
Uyuşmazlık hâlinde yararlanma ve kullanma şeklini hâkim belirler. Bu
belirleme, paylı malın kullanılmasının zaman veya yer itibarıyla
paydaşlar arasında bölünmesi biçiminde de olabilir.
Paydaşlardan her biri, bölünemeyen ortak menfaatlerin korunmasını
diğer paydaşları temsilen sağlayabilir.
4. Giderler ve yükümlülükler
Madde 694-
Paylı mülkiyetten doğan veya paylı malı ilgilendiren yönetim
giderleri, vergiler ve diğer yükümlülükler, aksine bir hüküm
bulunmadıkça, paydaşlar tarafından payları oranında karşılanır.
Payına düşenden fazlasını ödemiş bulunan paydaş, diğerlerine payları
oranında rücu edebilir.
5. Kararların bağlayıcılığı
Madde 695-
Yararlanma, kullanma ve yönetime ilişkin konularda paydaşların
yaptıkları düzenleme ve aldıkları kararlar ile mahkemece verilen
kararlar, sonradan paydaş olan veya pay üzerinde aynî hak kazanan
kimseleri de bağlar.
Sayfa 107
8158
Taşınmazlarda yararlanma, kullanma ve yönetime ilişkin kararların
sonradan paydaş olan veya pay üzerinde aynî hak kazananları
bağlaması için, bunların tapu kütüğüne şerh edilmesi gerekir.
6. Paydaşlıktan çıkarma
a. Paydaşın çıkarılması
Madde 696-
Kendi tutum ve davranışlarıyla veya malın kullanılmasını bıraktığı
ya da fiillerinden sorumlu olduğu
kişilerin tutum ve davranışlarıyla diğer paydaşların tamamına veya
bir kısmına karşı olan yükümlülüklerini ağır biçimde çiğneyen
paydaş, bu yüzden onlar için paylı mülkiyet ilişkisinin devamını
çekilmez hâle getirmişse, mahkeme kararıyla paydaşlıktan
çıkarılabilir.
Davanın açılması, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, pay ve paydaş
çoğunluğuyla karar verilmesine bağlıdır.
Hâkim, çıkarma istemini haklı gördüğü takdirde, çıkarılacak paydaşın
payını karşılayacak kısmı maldan ayırmaya
olanak varsa, bu ayırmayı yaparak
ayrılan parçanın paylı mülkiyetten çıkarılana özgülenmesine karar
verir.
Aynen ayrılmasına olanak bulunmayan maldaki payın dava tarihindeki
değeriyle kendilerine devrini isteyen paydaş veya paydaşlar bu
istemlerini paydaşlıktan çıkarma istemi ile birlikte ileri sürmek
zorundadırlar. Hâkim, hüküm vermeden önce
re'sen belirleyeceği uygun bir süre içinde pay değerinin
ödenmesine veya tevdiine karar verir. Davanın kabulü hâlinde payın
istemde bulunan adına tesciline hükmolunur.
Payı karşılayacak kısım maldan aynen ayrılamaz ve bu payı isteyen
paydaş da bulunmazsa hâkim, davalıya payını devretmesi için bir süre
belirler ve bu süre içinde devredilmeyen payın açık artırmayla
satışına karar verir. Satış kararı, cebrî icra yoluyla paraya
çevirmeye ilişkin hükümler uyarınca yerine getirilir.
b. Diğer hak sahiplerinin çıkarılması
Madde 697-
Bir paydaşın çıkarılmasına ilişkin hükümler, kıyas yoluyla, pay
üzerinde intifa veya diğer bir aynî ya
da tapuya şerh edilmiş kişisel yararlanma hakkı sahipleri hakkında
da uygulanır. Ancak, devri caiz olmayan bir hakkın uygun bir
tazminat karşılığında sona ermesine karar verilir.
7. Paylı mülkiyetin sona ermesi
a. Paylaşma istemi
Madde 698-
Hukukî bir işlem gereğince veya paylı malın sürekli bir amaca
özgülenmiş olması sebebiyle paylı mülkiyeti devam ettirme
yükümlülüğü bulunmadıkça, paydaşlardan her biri malın paylaşılmasını
isteyebilir.
Paylaşmayı isteme hakkı, hukukî bir işlemle en çok on yıllık süre
ile sınırlandırılabilir. Taşınmazlarda paylı mülkiyetin devamına
ilişkin sözleşmeler, resmî şekle bağlıdır ve tapu kütüğüne şerh
verilebilir.
Uygun olmayan zamanda paylaşma isteminde bulunulamaz.
b. Paylaşma biçimi
Madde 699-
Paylaşma, malın aynen bölüşülmesi veya pazarlık
ya da artırmayla satılarak bedelinin bölüşülmesi biçiminde
gerçekleştirilir.
Paylaşma biçiminde uyuşma sağlanamazsa, paydaşlardan birinin istemi
üzerine hâkim, malın aynen bölünerek paylaştırılmasına, bölünen
parçaların değerlerinin birbirine denk düşmemesi hâlinde eksik
değerdeki parçaya para eklenerek denkleştirme sağlanmasına karar
verir.
Sayfa 108
8159
Bölme istemi durum ve koşullara uygun görülmezse ve özellikle paylı
malın önemli bir değer kaybına uğramadan bölünmesine olanak yoksa,
açık artırmayla satışa hükmolunur.
Satışın paydaşlar arasında artırmayla yapılmasına karar verilmesi,
bütün paydaşların rızasına bağlıdır.
c. İntifa hakkı sahibinin durumu
Madde 700-
Bir paydaşın kendi payı üzerinde intifa hakkı kurması hâlinde, diğer
paydaşlardan biri intifa hakkının kurulduğunun kendisine tebliğinden
başlayarak üç ay içinde paylaşma isteminde bulunursa; satış yoluyla
paylaşmada intifa hakkı, buna ilişkin paya düşecek bedel üzerinde
devam eder.
II. Elbirliği mülkiyeti
1. Kaynakları ve niteliği
Madde 701-
Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk
dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği
mülkiyetidir.
Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her
birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.
2. Hükümleri
Madde 702-
Ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran kanun veya
sözleşme hükümleri ile belirlenir.
Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek
yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar
vermeleri gerekir.
Sözleşmeden doğan topluluk devam ettiği sürece, paylaşma yapılamaz
ve bir pay üzerinde tasarrufta bulunulamaz.
Ortaklardan her biri, topluluğa giren hakların korunmasını
sağlayabilir. Bu korumadan bütün ortaklar yararlanır.
3. Sona ermesi
Madde 703-
Elbirliği mülkiyeti, malın devri, topluluğun dağılması veya paylı
mülkiyete geçilmesiyle sona erer.
Paylaştırma, aksine bir hüküm bulunmadıkça, paylı mülkiyet
hükümlerine göre yapılır.
İKİNCİ BÖLÜM
TAŞINMAZ MÜLKİYETİ
BİRİNCİ AYIRIM
TAŞINMAZ MÜLKİYETİNİN
KONUSU, KAZANILMASI VE KAYBI
A. Taşınmaz mülkiyetinin konusu
Madde 704-
Taşınmaz mülkiyetinin konusu şunlardır:
1. Arazi,
2. Tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli
haklar,
3. Kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler.
Sayfa 109
8160
B. Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması
I. Tescil
Madde 705-
Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur.
Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile
kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır.
Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi,
mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.
II. Kazanma yolları
1.Hukukî işlem
Madde 706-
Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli
olması, resmî şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır.
Ölüme bağlı tasarruflar ve mal rejimi sözleşmeleri, kendilerine özgü
şekillere tâbidir.
2. İşgal
Madde 707-
Tapu kütüğüne kayıtlı bir taşınmazın mülkiyetinin işgal yoluyla
kazanılması, ancak kaydının malikin istemiyle terkin edilmiş
olmasına bağlıdır.
Tapuya kayıtlı olmayan taşınmazlar üzerinde işgal yoluyla mülkiyet
kazanılamaz.
3. Yeni arazi oluşması
Madde 708-
Birikme, dolma, toprak kayması veya kamuya ait suların yatağında
ya da seviyesinde değişme gibi
sebeplerle sahipsiz yerlerde yeniden oluşan yararlanmaya elverişli
arazi Devlete ait olur.
Devlet, bu araziyi kamusal bir sakınca bulunmadığı takdirde
öncelikle arazisi kayba uğrayana veya bitişik arazi malikine
devredebilir.
Toprak parçalarının kendi arazisinden koptuğunu ispat eden malik,
bunları, durumu öğrendiği tarihten başlayarak bir ve her hâlde
oluşumun gerçekleştiği tarihten başlayarak on yıl içinde geri
alabilir.
4. Arazi kayması
a. Genel olarak
Madde 709-
Arazi kayması sınır değişikliğini gerektirmez.
Arazi kayması sebebiyle bir taşınmazdan diğerine geçmiş olan arazi
parçaları ve diğer cisimler hakkında sürüklenen şeylere ve karışmaya
ilişkin hükümler uygulanır.
b. Heyelân
Madde 710-
Arazi kaymasının sınır değişikliğine yol açmayacağı ilkesi, yetkili
makamlarca heyelân bölgesi olduğu belirlenen yörelerde uygulanmaz.
Bu yörelerin belirlenmesi sırasında yöredeki arazinin yapısı göz
önünde tutulur.
Bir taşınmazın böyle bir yörede bulunduğu, ilgililere uygun biçimde
bildirilir ve tapu kütüğünün beyanlar sütununa yazılır.
c. Sınırın yeniden belirlenmesi
Madde 711-
Sınır, arazi kayması sebebiyle gerçeği yansıtmıyorsa; ilgili
taşınmaz maliki, sınırın yeniden belirlenmesini isteyebilir.
Fazlalık ve eksiklikler denkleştirilir.
Sayfa 110
8161
5. Kazandırıcı zamanaşımı
a. Olağan zamanaşımı
Madde 712-
Geçerli bir hukukî sebep olmaksızın tapu kütüğüne malik olarak
yazılan kişi, taşınmaz üzerindeki zilyetliğini davasız ve aralıksız
olarak on yıl süreyle ve iyiniyetle
sürdürürse, onun bu yolla kazanmış olduğu mülkiyet hakkına itiraz
edilemez.
b. Olağanüstü zamanaşımı
Madde 713-
Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız
olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran
kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki
mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini
isteyebilir.
Aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya
yirmi yıl önce ölmüş ya da hakkında
gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın
tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi
de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki
mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini
isteyebilir.
Tescil davası, Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine veya varsa
tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı açılır.
Davanın konusu, mahkemece gazeteyle bir defa ve ayrıca taşınmazın
bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç defa ilân olunur.
Son ilândan başlayarak üç ay içinde yukarıdaki koşulların
gerçekleşmediğini ileri sürerek itiraz eden bulunmaz
ya da itiraz yerinde görülmez ve
davacının iddiası ispatlanmış olursa, hâkim tescile karar verir.
Mülkiyet, birinci fıkrada öngörülen koşulların gerçekleştiği anda
kazanılmış olur.
Davalılar ve itiraz edenler, aynı davada kendi adlarına tescile
karar verilmesini isteyebilirler.
Kararda, tescili istenilen taşınmazın niteliği, yeri, sınırları ve
yüzölçümü belirtilir ve karara, uzmanlarca düzenlenen teknik
bilgileri içeren krokisi de eklenir.
Özel kanun hükümleri saklıdır.
c. Sürelerin hesabı
Madde 714-
Kazandırıcı zamanaşımı sürelerinin hesaplanmasında, kesilmesinde ve
durmasında, Borçlar Kanununun zamanaşımına ilişkin hükümleri kıyas
yoluyla uygulanır.
6. Sahipsiz yerler ve yararı kamuya
ait mallar
Madde 715-
Sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait mallar, Devletin hüküm ve
tasarrufu altındadır.
Aksi ispatlanmadıkça, yararı kamuya ait sular ile kayalar, tepeler,
dağlar, buzullar gibi tarıma elverişli olmayan yerler ve bunlardan
çıkan kaynaklar, kimsenin mülkiyetinde değildir ve hiçbir şekilde
özel mülkiyete konu olamaz.
Sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait malların kazanılması, bakımı,
korunması, işletilmesi ve kullanılması özel kanun hükümlerine
tâbidir.
III. Tescili isteme hakkı
Madde 716-
Mülkiyetin kazanılmasına esas olacak bir hukukî sebebe dayanarak
malikten mülkiyetin kendi adına tescilini istemek hususunda kişisel
hakka sahip olan kimse, malikin kaçınması hâlinde hâkimden,
mülkiyetin hükmen geçirilmesini isteyebilir.
Sayfa 111
8162
Bir taşınmazın mülkiyetini işgal, miras, kamulaştırma, cebrî icra
veya mahkeme kararına dayanarak kazanan kişi tescili doğrudan
doğruya yaptırabilir.
Bir taşınmazın mülkiyetinde eşler arasındaki mal rejimi dolayısıyla
meydana gelen değişiklikler, eşlerden birinin istemiyle tapu
kütüğüne doğrudan tescil olunur.
C. Taşınmaz mülkiyetinin kaybı
Madde 717-
Taşınmaz mülkiyeti, terkin veya taşınmazın tamamen yok olmasıyla
sona erer.
Kamulaştırma hâlinde mülkiyetin ne zaman sona ereceği özel kanunla
belirlenir
İKİNCİ AYIRIM
TAŞINMAZ MÜLKİYETİNİN İÇERİĞİ
VE KISITLAMALARI
A. Taşınmaz mülkiyetinin içeriği
I. Kapsam
Madde 718-
Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde,
üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar.
Bu mülkiyetin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere
yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer.
II. Sınırlar
1. Sınırların belirlenmesi
Madde 719-
Taşınmazın sınırları, tapu plânları ve arz üzerindeki sınır
işaretleriyle belirlenir.
Tapu plânları ile arz üzerindeki işaretler birbirini tutmazsa, asıl
olan plândaki sınırdır. Bu kural, yetkili makamlarca heyelân bölgesi
olduğu belirlenen yörelerde uygulanmaz.
2. Sınır belirleme yükümlülüğü
Madde 720-
Her arazi maliki, komşusunun istemi üzerine belli olmayan sınırların
belirlenmesi için tapu plânlarının düzeltilmesine veya arz üzerine
sınır işaretleri konulmasına katkıda bulunmakla yükümlüdür.
3. Sınırlıklar üzerinde paylı mülkiyet
Madde 721-
İki taşınmazı birbirinden ayırmaya
yarayan duvar, parmaklık, çit gibi sınırlıklar, aksi ispat
edilmedikçe, her iki komşunun paylı malı sayılır.
III. Arazideki yapılar
1. Arazi ve yapı malzemesi
a. Mülkiyet ilişkisi
Madde 722-
Bir kimse kendi arazisindeki yapıda başkasının malzemesini
ya da başkasının arazisindeki yapıda
kendisinin veya bir başkasının malzemesini kullanırsa, bu malzeme
arazinin bütünleyici parçası olur.
Ancak, sahibinin rızası olmaksızın kullanılmış olan malzemenin
sökülmesi aşırı zarara yol açmayacaksa, malzeme sahibi, gideri
yapıyı yaptırana ait olmak üzere bunların sökülüp kendisine
verilmesini isteyebilir.
Sayfa 112
8163
Aynı koşullar altında arazinin maliki de, rızası olmaksızın yapılan
yapıda kullanılan malzemenin, gideri yapıyı yaptırana ait olmak
üzere sökülüp kaldırılmasını isteyebilir.
b. Tazminat
Madde 723-
Malzeme sökülüp alınmazsa arazi maliki, malzeme sahibine uygun bir
tazminat ödemekle yükümlüdür.
Yapıyı yaptıran arazi maliki iyiniyetli
değilse hâkim, malzeme sahibinin uğradığı zararın tamamının tazmin
edilmesine karar verebilir.
Yapıyı yaptıran malzeme sahibi iyiniyetli
değilse, hâkimin hükmedeceği miktar bu malzemenin arazi maliki için
taşıdığı en az değeri geçmeyebilir.
c. Arazinin mülkiyetinin malzeme
sahibine verilmesi
Madde 724-
Yapının değeri açıkça arazinin değerinden fazlaysa,
iyiniyetli taraf uygun bir bedel
karşılığında yapının ve arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının
mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesini isteyebilir.
2. Taşkın yapılar
Madde 725-
Bir yapının başkasına ait araziye taşırılan kısmı, eğer yapıyı yapan
malik taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkına sahip
bulunuyorsa, ona ait taşınmazın bütünleyici parçası olur.
Böyle bir irtifak hakkı yoksa, zarar gören malik taşmayı öğrendiği
tarihten başlayarak onbeş gün içinde
itiraz etmediği, aynı zamanda durum ve koşullar da haklı gösterdiği
takdirde, taşkın yapıyı iyiniyetle yapan
kimse, uygun bir bedel karşılığında taşan kısım için bir irtifak
hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının
mülkiyetinin kendisine devredilmesini isteyebilir.
3. Üst hakkı
Madde 726-
Bir üst irtifakına dayalı olarak başkasına ait bir arazinin altında
veya üstünde sürekli kalmak üzere inşa edilen yapıların mülkiyeti,
irtifak hakkı sahibine ait olur.
Bir binanın başlı başına kullanılmaya elverişli bağımsız bölümleri
üzerinde kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulması, Kat Mülkiyeti
Kanununa tâbidir.
Bağımsız bölümler üzerinde ayrıca üst hakkı kurulamaz.
4. Mecralar
Madde 727-
Su, gaz, elektrik ve benzerlerinin mecraları, işletmenin bulunduğu
taşınmazın dışında olsalar bile, aksine bir düzenleme olmadıkça o
işletmenin eklentisi ve işletme malikinin malı sayılır.
Komşuluk hukukunun gerektirdiği hâller dışında bir taşınmazın böyle
bir mecra ile aynî hak olarak yüklenmesi, ancak bir irtifak hakkı
kurulması suretiyle olabilir.
İrtifak hakkı, mecra dışarıdan görülmüyorsa tapu kütüğüne
tesciliyle, dışarıdan görülüyorsa noterce düzenlenecek sözleşmeye
dayanılarak mecranın yapılmasıyla doğar.
5. Taşınır yapılar
Madde 728-
Başkasının arazisi üzerinde kalıcı olması amaçlanmaksızın yapılan
kulübe, büfe, çardak, baraka ve benzeri hafif yapılar, bunların
malikine aittir.
Bu tür yapılar, taşınır mal hükümlerine tâbi olur ve tapu kütüğünde
gösterilmez.
Sayfa 113
8164
IV. Araziye dikilen fidanlar
Madde 729-
Bir kimse başkasının fidanını kendi arazisine
ya da kendisinin veya bir üçüncü kişinin fidanını başkasının
arazisine dikerse, başkasının malzemesini kullanarak yapılan
yapılara veya taşınır yapılara ilişkin hükümler bunlar hakkında da
uygulanır.
Ağaçlar ve ormanlar üst hakkına konu olamaz.
V. Taşınmaz malikinin sorumluluğu
Madde 730-
Bir taşınmaz malikinin mülkiyet hakkını bu hakkın yasal
kısıtlamalarına aykırı kullanması sonucunda zarar gören veya zarar
tehlikesi ile karşılaşan kimse, durumun eski hâline getirilmesini,
tehlikenin ve uğradığı zararın giderilmesini dava edebilir.
Hâkim, yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan
zararların uygun bir bedelle denkleştirilmesine karar verebilir.
B. Taşınmaz mülkiyetinin kısıtlamaları
I. Genel olarak
Madde 731-Taşınmaz
mülkiyetinin kanundan doğan kısıtlamaları, tapu siciline tescil
edilmeksizin etkili olur.
Bu kısıtlamaların ortadan kaldırılması veya değiştirilmesi, buna
ilişkin sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesine ve tapu kütüğüne
şerh verilmesine bağlıdır.
Kamu yararı için konulan kısıtlamalar kaldırılamaz ve
değiştirilemez.
II. Devir hakkının kısıtlamaları
1. Yasal önalım hakkı
a. Önalım hakkı sahibi
Madde 732-
Paylı mülkiyette bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını tamamen
veya kısmen üçüncü kişiye satması hâlinde, diğer paydaşlar önalım
hakkını kullanabilirler.
b. Kullanma yasağı, feragat ve hak düşürücü süre
Madde 733-
Cebrî artırmayla satışlarda önalım hakkı kullanılamaz.
Önalım hakkından feragatin resmî şekilde yapılması ve tapu kütüğüne
şerh verilmesi gerekir. Belirli bir satışta önalım hakkını
kullanmaktan vazgeçme, yazılı şekle tâbidir ve satıştan önce veya
sonra yapılabilir.
Yapılan satış, alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter
aracılığıyla bildirilir.
Önalım hakkı, satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç
ay ve her hâlde satışın üzerinden iki yıl
geçmekle düşer.
c. Kullanılması
Madde 734-
Önalım hakkı, alıcıya karşı dava açılarak kullanılır.
Önalım hakkı sahibi, adına payın tesciline karar verilmeden önce,
satış bedeli ile alıcıya düşen tapu giderlerini, hâkim tarafından
belirlenen süre içinde hâkimin belirleyeceği yere nakden yatırmakla
yükümlüdür.
2. Sözleşmeden doğan önalım hakkı
Madde 735-
Tapu kütüğüne şerh verilen sözleşmeden doğan önalım hakkı, şerhte
belirtilen sürede ve belirtilen koşullara göre her malike karşı
kullanılabilir. Kütükte koşullar belirtilmemişse taşınmazın üçüncü
kişiye satışındaki koşullar esas alınır.
Sayfa 114
8165
Şerhin etkisi her durumda, şerhin verildiği tarihin üzerinden on yıl
geçmekle sona erer.
Yasal önalım hakkının kullanılmasına ve vazgeçmeye ilişkin hükümler
sözleşmeden doğan önalım hakkında da uygulanır.
3. Alım ve geri alım hakları
Madde 736-
Tapu kütüğüne şerh verilen alım ve geri alım hakları,
şerhde belirtilen süre içinde her malike
karşı kullanılabilir.
Şerhin etkisi, her durumda, şerhin verildiği tarihin üzerinden on
yıl geçmekle sona erer.
III. Komşu hakkı
1. Kullanma biçimi
Madde 737-
Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkileri kullanırken ve
özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını olumsuz
şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür.
Özellikle, taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel âdete göre
komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu,
kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü veya sarsıntı yaparak
rahatsızlık vermek yasaktır.
Yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye
ilişkin haklar saklıdır.
2. Kazı ve yapılar
a. Kural
Madde 738-
Malik, kazı ve yapı yaparken komşu taşınmazlara, onların
topraklarını sarsmak veya tehlikeye düşürmek ya
da üzerlerindeki tesisleri etkilemek suretiyle zarar vermekten
kaçınmak zorundadır.
Komşuluk hukuku kurallarına aykırı yapılar hakkında taşkın yapılara
ilişkin hükümler uygulanır.
b. Özel kurallar
Madde 739-
Kazı ve yapılarda uyulması gerekli kurallar özel kanunlarla
belirlenir.
3. Bitkiler
a. Kural
Madde 740-
Komşunun arazisine taşarak zarar veren dal ve kökler, onun istemi
üzerine uygun bir süre içinde kaldırılmazsa, komşu bu dal ve kökleri
kesip kendi mülkiyetine geçirebilir.
Ekilmiş veya üzerine yapı yapılmış arazisine dalların taşmasına
katlanan komşu, bu dallarda yetişen meyvaları
toplama hakkına sahip olur.
Komşu ormanlar hakkında bu hükümler uygulanmaz.
b. Özel kurallar
Madde 741-
Komşu taşınmaz maliklerinin bitki dikerken uymak zorunda oldukları
kurallar özel kanunlarla belirlenir.
4. Doğal olarak akan su
Madde 742-
Taşınmaz maliki, üst taraftaki araziden kendi arazisine doğal olarak
akan suların ve özellikle yağmur, kar ve tutulmamış kaynak sularının
akışına katlanmak zorundadır.
Sayfa 115
8166
Komşulardan hiçbiri bu suların akışını diğerinin zararına
değiştiremez.
Üstteki arazi maliki, alt taraftaki taşınmaza gerekli olan suyu,
ancak kendi taşınmazı için zorunlu olduğu ölçüde tutabilir.
5. Fazla suyun akıtılması
Madde 743-
Bir arazinin suyu öteden beri alt taraftaki araziye doğal bir
şekilde akmakta ise, alt taraftaki arazi maliki, üst taraftaki
araziden fazla suyun boşaltılması sırasında da bu suları tazminat
isteme hakkı olmaksızın kabul etmek zorundadır.
Alt taraftaki arazi maliki boşaltma dolayısıyla akan sulardan zarar
görmekte ise, gideri üstteki arazi malikine ait olmak üzere, kendi
arazisinde yapılacak mecrayla suyun akıtılmasını isteyebilir.
Bataklıkların kurutulması hakkındaki özel kanun hükümleri saklıdır.
6. Mecra geçirilmesi
a. Katlanma yükümlülüğü
Madde 744-
Her taşınmaz maliki, uğrayacağı zararın tamamının önceden ödenmesi
koşuluyla, su yolu, kurutma kanalı, gaz ve benzerlerine ait
boruların, elektrik hat ve kablolarının, başka yerden geçirilmesi
olanaksız veya aşırı ölçüde masraflı olduğu takdirde, kendi
arazisinin altından veya üstünden geçirilmesine katlanmakla
yükümlüdür.
Mecra geçirilmesinin kamulaştırma kurallarına bağlı olması hâlinde,
bu Kanunun mecralara ilişkin komşuluk hükümleri uygulanmaz.
Mecrayı geçirme hakkı, hak sahibinin istemi üzerine ve giderleri
ödemesi koşuluyla tapu kütüğüne tescil edilir.
b. Yükümlü taşınmaz malikinin
menfaatinin korunması
Madde 745-
Yükümlü taşınmaz maliki, kendi menfaatinin hakkaniyete uygun bir
biçimde gözetilmesini isteyebilir.
Arazinin üzerinden geçecek mecralarda
olağanüstü durumlar varsa malik, bu mecraların üzerinden
geçirileceği arazi parçasının uygun bir kısmının, zararını tam
olarak karşılayacak bir bedelle satın alınmasını isteyebilir.
c. Durumun değişmesi
Madde 746-
Durum değişirse, yükümlü taşınmaz maliki, mecranın kendi yararına
olarak başka bir yere nakledilmesini isteyebilir.
Yer değiştirme giderleri, kural olarak mecra hakkı sahibine aittir.
Özel durumlar haklı gösterdiği takdirde, taşınmaz maliki de
giderlerin uygun bir kısmına katılmakla yükümlü tutulabilir.
7. Geçit hakları
a. Zorunlu geçit
Madde 747-
Taşınmazından genel yola çıkmak için yeterli geçidi bulunmayan
malik, tam bir bedel karşılığında bir geçit hakkı tanınmasını
komşularından isteyebilir.
Bu hak, ilk önce kendisinden bu geçidin istenmesi önceki mülkiyet ve
yol durumuna göre en uygun düşen komşuya karşı ve daha sonra bundan
en az zarar görecek olana karşı kullanılır.
Zorunlu geçit iki tarafın menfaati gözetilerek belirlenir.
Sayfa 116
8167
b. Diğer geçit hakları
Madde 748-
Taşınmaz malikinin taşınmazını işletme veya iyileştirme
ya da taşınmazı üzerinde yapı yapma
amacıyla komşu taşınmaza geçici olarak girme hakkı ile tarla yolu,
hayvan sulama yolu, kış geçidi, tomruk kaydırma yolu ve oluğu ve
bunlara benzer diğer geçitler özel kanun hükümlerine tâbidir.
Özel kanun hükmü yoksa yerel âdet uygulanır.
Doğrudan doğruya kanundan kaynaklanan geçit hakları, tapu kütüğüne
tescil edilmeksizin doğar. Ancak, bunlardan sürekli nitelikte
olanlar beyanlar sütununda gösterilir.
8. Sınırlıklar
Madde 749-
Sınırlıklar üzerinde paylı mülkiyete ilişkin hükümler saklı kalmak
üzere; her arazi maliki, taşınmazının sınırının çit veya duvar gibi
sınırlıklarla çevrilmesi için yapılan giderleri karşılar.
Arazinin sınırlıklarla çevrilmesi yükümlülüğü ve biçimine ilişkin
özel kanun hükümleri saklıdır.
9. Katılma yükümlülüğü
Madde 750-
Her taşınmaz maliki, komşuluk hukukundan doğan yetkilerin
kullanılması için gerekli işlere ve bunların giderlerine, kendi
yararlanması oranında katılmakla yükümlüdür.
IV. Başkasının arazisine girme hakkı
1. Orman ve
mer'aya girme
Madde 751-
Yetkili makamlar tarafından bitki örtüsünü korumak amacıyla
yasaklanmadıkça, herkes başkasının orman ve
mer'asına girebilir ve oralarda yetişen yabanî meyve, mantar
ve benzeri şeyleri, yerel âdetlerin izin verdiği ölçüde toplayıp
alabilir.
Avlanmak ve balık tutmak için başkasının arazisine girme, özel kanun
hükümlerine tâbidir.
2. Sürüklenen şeyler ile benzerlerinin
alınması
Madde 752-
Su, rüzgâr, çığ veya diğer doğal güçlerin etkisiyle
ya da rastlantı sonucunda başkasının
arazisine sürüklenen veya düşen şeyler ile buraya giren büyük ve
küçük baş hayvan, arı oğulu, kanatlı
hayvan ve balık gibi hayvanların hak sahipleri tarafından aranıp
alınmasına, arazi maliki izin vermek zorundadır.
Arazi maliki, bu yüzden uğradığı zararın denkleştirilmesini istemek
ve denkleştirme bedeli kendisine ödeninceye kadar o şeyleri
hapsetmek hakkına sahiptir.
3. Zorunluluk hâlinde
Madde 753-
Bir kimse kendisini veya başkasını tehdit eden bir zararı veya o
anda mevcut bir tehlikeyi ancak başkasının taşınmazına müdahale ile
önleyebilecek ve bu zarar ya da tehlike
taşınmaza müdahaleden doğacak zarardan önemli ölçüde büyük ise,
malik buna katlanmak zorundadır.
Malik, bu yüzden uğradığı zarar için hakkaniyete uygun bir
denkleştirme bedeli isteyebilir.
V. Kamu hukuku
kısıtlamaları
1. Genel olarak
Madde 754-
Taşınmaz mülkiyeti hakkının kamu yararı için kısıtlanması, özellikle
yapı, yangın, doğal afetler ve sağlıkla ilgili kolluk hizmetlerine;
orman ve yollara, deniz ve göl kıyılarındaki
ana ve tali
yollara sınır işaretleri ve nirengi noktaları konulmasına; toprağın
iyileştirilme-
Sayfa 117
8168
sine veya bölünmesine, tarım topraklarının veya yapıya özgü
arsaların birleştirilmesine; eski eserler, doğal güzellikler,
manzaralar, seyirlik noktaları ve ender doğa anıtları ile içmeler,
ılıcalar, maden ve kaynak sularının korunmasına ilişkin mülkiyet
kısıtlamaları, özel kanun hükümlerine tâbidir.
2. Toprağın iyileştirilmesi
Madde 755-
Su yollarını düzeltme, sulama, bataklık yerlerini kurutma, yol açma,
orman yetiştirme, arazileri toplulaştırma gibi iyileştirme işleri,
ancak ilgili maliklerin ortak girişimleriyle yapılabilecekse,
arazinin yarısından fazlasına sahip bulunmak koşuluyla maliklerin
üçte ikisinin bu yolda karar vermeleri gerekir. Diğer malikler de bu
karara uymak zorundadır. Alınan karar, tapu kütüğünün beyanlar
sütununda gösterilir.
Bu konulara ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır.
C. Kaynak ve yeraltı suları
I. Mülkiyet ve irtifak hakkı
Madde 756-
Kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup, bunların mülkiyeti
ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabilir.
Başkasının arazisinde bulunan kaynaklar üzerindeki hak, bir irtifak
hakkı olarak tapu kütüğüne tescil ile kurulur.
Yeraltı suları, kamu yararına ait sulardandır. Arza malik olmak,
onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz.
Arazi maliklerinin yeraltı sularından yararlanma biçimi ve ölçüsüne
ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır.
II. Kaynaklara zarar verilmesi
1. Tazminat
Madde 757-
Önemli ölçüde yararlanılan veya yararlanmak amacıyla suyu
biriktirilen kaynakları veya kuyuları kazı, yapı veya benzeri
faaliyetler yüzünden kısmen olsun keserek ya
da kirleterek malikine veya onda hak sahibi olana zarar veren kimse,
bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar kasten veya ihmal yoluyla verilmemişse ya
da zarar görenin de kusuru varsa hâkim, tazminatın gerekip
gerekmediğini, gerekiyorsa miktar ve türünü takdir eder.
2. Eski duruma getirme
Madde 758-
Bir taşınmazda oturmak, onu işletmek veya bir yerin içme
ya da kullanma suyunu sağlamak için
gerekli olan kaynaklar kesilir ve kirletilirse, kaynağın olabildiği
ölçüde eski duruma getirilmesi istenebilir.
Bunlar dışında eski duruma getirme, ancak özel hâller haklı
gösterdiği takdirde istenebilir.
III. Aynı yataktan beslenen kaynaklar
Madde 759-
Değişik maliklere ait komşu kaynaklar, ortak bir ana kaynaktan
beslenmekte ise maliklerden her biri, bu kaynakların birlikte
tutulmasını ve suyun hak sahiplerine o zamana kadarki yararlanmaları
oranında dağıtılmasını isteyebilir.
Hak sahipleri, ortak tesis masraflarını yararlanmaları oranında
üstlenirler.
Birinin karşı çıkması hâlinde, hak sahiplerinden her biri, diğer
kaynaklardaki su azalacak olsa bile, kendi kaynağındaki suyun
tutulup akıtılması için gerekli işleri yapabilir ve kendi kaynağına
gelen suyun miktarı bu işler sonunda çoğaldığı takdirde, ancak bu
çoğalma oranında bir bedel vermekle yükümlü olur.
Sayfa 118
8169
IV. Özel kanun hükümleri ve yerel âdet
Madde 760-
Özel mülkiyete tâbi arazide bulunan kaynak, kuyu veya derelerden
komşuların ve diğer kişilerin su içme, su alma veya hayvan sulama
ya da benzer yollarla yararlanmaları
özel kanun hükümlerine tâbidir. Özel kanun hükmü yoksa yerel âdet
uygulanır.
V. Zorunlu su
Madde 761-
Evi, arazisi veya işletmesi için gerekli sudan yoksun olup, bunu
aşırı zahmet ve gidere katlanmaksızın başka yoldan sağlayamayan
taşınmaz maliki, komşusundan, onun ihtiyacından fazla olan suyu tam
bir bedel karşılığında almasını sağlayacak bir irtifak kurulmasını
isteyebilir.
Zorunlu su irtifakının kurulmasında öncelikle kaynak sahibinin
menfaati gözetilir.
Durum değişirse, kurulmuş irtifak hakkının değiştirilmesi veya
kaldırılması istenebilir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
TAŞINIR MÜLKİYETİ
A. Konusu
Madde 762-
Taşınır mülkiyetinin konusu, nitelikleri itibarıyla taşınabilen
maddî şeyler ile edinmeye elverişli olan ve taşınmaz mülkiyetinin
kapsamına girmeyen doğal güçlerdir.
B. Kazanılması
I. Mülkiyetin nakli
1. Zilyetliğin devri
Madde 763- Taşınır mülkiyetinin nakli için zilyetliğin devri
gerekir.
Bir taşınırın zilyetliğini
iyiniyetle ve malik olmak üzere devralan
kimse, devredenin mülkiyeti devir yetkisi olmasa bile, zilyetlik
hükümlerine göre kazanmanın korunduğu hâllerde o şeyin maliki olur.
2. Mülkiyetin saklı tutulması
a. Genel olarak
Madde 764-
Başkasına devredilen bir malın mülkiyetinin saklı tutulması kaydı,
ancak resmî şekilde yapılacak sözleşmenin devralanın yerleşim yeri
noterliğinde özel siciline kaydedilmesiyle geçerli olur.
Hayvan satışlarında mülkiyeti saklı tutma sözleşmesi yapılamaz.
b. Taksitle satış
Madde 765-
Taksitle mal satan kimse, bu satımlara ilişkin özel hükümlere uymak
koşuluyla, mülkiyeti saklı tutma sözleşmesine dayanarak, sattığı
malın geri verilmesini isteyebilir.
3. Hükmen teslim
Madde 766-
Bir taşınırın mülkiyetini nakleden kimse özel bir hukukî ilişkiye
dayanarak o şeyin zilyetliğini korursa, mülkiyet teslimsiz geçmiş
olur. Ancak, bu işlem üçüncü kişileri zarara sokmak veya taşınır
rehni kurallarından kurtulmak için
yapılmışsa, mülkiyetin nakli sonuç doğurmaz.
Böyle bir amaç güdülüp güdülmediğini hâkim takdir eder.
Sayfa 119
8170
II. Sahiplenme
1. Sahipsiz şeyler
Madde 767-
Sahipsiz bir taşınırı malik olmak iradesiyle zilyetliğine geçiren
kimse, onun maliki olur.
2. Sahipsiz duruma gelen hayvanlar
Madde 768-
Tutulan av hayvanları, yeniden serbest kalır ve sahipleri onları
gecikmeksizin ve ara vermeksizin aramaz ve tekrar tutmak için
uğraşmazsa, sahipsiz duruma gelirler.
Ehlileştirilmiş hayvanlar tekrar vahşileşir ve sahiplerine
dönmezlerse, sahipsiz duruma gelirler.
Arı oğulu başkasının taşınmazına uçmuş
olmakla sahipsiz duruma gelmez.
III. Bulunmuş eşya
1. Arama ve ilân
Madde 769-
Kaybedilmiş bir şeyi bulan kimse, malın sahibine, sahibini
bilmiyorsa kolluk kuvvetlerine, köylerde muhtara bildirmek veya
araştırma yapmak ve gerektiğinde ilân etmek zorundadır.
Bulunan şey önemli ölçüde değerli ise, her hâlde kolluk kuvvetlerine
veya muhtara bildirmek gerekir.
Oturulan bir evde veya işyerinde ya da
kamu hizmeti görülen yerde bir şey bulan kimse, bunu o yer sahibine
veya kiracıya ya da kamu hizmeti görülen
yerde denetim ve gözetim ile görevli olanlara teslim etmek
zorundadır.
2. Koruma ve satma
Madde 770-
Bulunan şeyin özenle korunması gerekir.
Korunması aşırı gideri gerektirir veya çabuk bozulabilir bir nitelik
taşır ya da kolluk kuvvetleri veya kamu
kurumu tarafından bir yıldan fazla saklanmış olursa, bulunan şey
satılabilir. Satış, gerektiğinde önceden ilân edilerek açık artırma
yoluyla yapılır.
Satış bedeli, bulunan şeyin yerine geçer.
3. Mülkiyetin kazanılması, geri verme
Madde 771-
Bulunan şeyin maliki, ilân veya kolluk kuvvetlerine
ya da muhtara bildirme tarihinden
başlayarak beş yıl içinde ortaya çıkmazsa; bulan kimse,
yükümlülüklerini yerine getirmiş olmak koşuluyla o şeyin mülkiyetini
kazanır.
Bulunan şey malikine geri verilirse, bulan kimse yaptığı giderlerin
ödenmesini ve uygun bir ödül verilmesini isteyebilir.
Kaybedilmiş şey oturulan bir evde veya işyerinde
ya da kamu hizmeti görülen yerde
bulunmuşsa; o yerin sahibi, kiracı veya kurum, o şeyi bulan sayılır.
Ancak bunlar ödül isteyemezler.
4. Define
Madde 772-
Bulunmalarından çok zaman önce gömülmüş veya saklanmış olduğu ve
duruma göre artık malikinin bulunmadığı kesin olarak anlaşılan
değerli şeyler, define sayılır.
Sayfa 120
8171
Bilimsel değer taşıyan eşyaya ilişkin hükümler saklı kalmak üzere
define, içinde bulunduğu taşınmaz veya taşınır malın malikinin olur.
Defineyi bulan kimse, değerinin yarısını aşmamak üzere uygun bir
ödül isteyebilir.
5. Bilimsel değeri olan eşya
Madde 773-
Bilimsel değeri olan sahipsiz doğal şeyler ile eski eserlerin
bulunması hâlinde özel kanun hükümleri uygulanır.
IV. Düşen veya sürüklenen şeyler
Madde 774-
Su, rüzgâr, çığ veya diğer doğal güçlerin etkisiyle veya rastlantı
sonucunda taşınır mallar veya hayvanlar kimin egemenlik alanına
girerse, o kimse kaybolan eşyayı bulanın haklarına sahip ve
yükümlülüklerine tâbi olur.
Başkasının kovanına göçen arı oğulu, bir
bedel ödenmesi gerekmeksizin kovan malikinin olur.
V. İşleme
Madde 775-
Bir kimse başkasına ait bir şeyi işler veya başka bir şekle sokarsa,
emeğin değerinin o şeyin değerinden fazla olması hâlinde, yeni şey
işleyenin, aksi hâlde malikin olur.
İşleyen iyiniyetli değilse, emeğin
değeri işlenen şeyin değerinden daha fazla olsa bile hâkim, yeni
şeyi malike bırakabilir.
Tazminat ve sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakları saklıdır.
VI. Karışma ve birleşme
Madde 776-
Birden çok kişinin taşınır malları önemli bir zarara uğratılmadan
veya aşırı bir emek ve para harcanmadan ayrılmayacak şekilde
birbiriyle birleşmiş veya karışmışsa o kişiler, yeni şey üzerinde
kendi taşınırlarının birleşme veya karışma zamanındaki değerleri
oranında paylı mülkiyete sahip olurlar.
Bir taşınır diğer bir taşınırla onun ikincil nitelikte bütünleyici
parçası olacak şekilde karışır veya birleşirse; eşyanın tamamı, ana
parçanın malikine ait olur.
Tazminat ve sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakları saklıdır.
VII. Kazandırıcı zamanaşımı
Madde 777-
Başkasının taşınır bir malını davasız ve aralıksız beş yıl
iyiniyetle ve malik sıfatıyla
zilyetliğinde bulunduran kimse, zamanaşımı yoluyla o taşınırın
maliki olur.
Zilyetliğin irade dışı kaybedilmesi hâlinde zilyet, bir yıl içinde
eşyayı ele geçirir veya açacağı bir dava yoluyla onu yeniden elde
ederse kazandırıcı zamanaşımı kesilmiş olmaz.
Kazandırıcı zamanaşımı süresinin hesaplanmasında, kesilmesinde ve
durmasında Borçlar Kanununun zamanaşımına ilişkin hükümleri kıyas
yoluyla uygulanır.
C. Kaybedilmesi
Madde 778-
Taşınır mülkiyeti, malik tarafından terk edilmedikçe veya başkası
tarafından kazanılmadıkça yalnız zilyetliğin kaybıyla sona ermez.
Sayfa 121
8172
İKİNCİ KISIM
SINIRLI AYNÎ HAKLAR
BİRİNCİ BÖLÜM
İRTİFAK HAKLARI VE TAŞINMAZ YÜKÜ
BİRİNCİ AYIRIM
TAŞINMAZ LEHİNE İRTİFAK HAKKI
A. Konusu
Madde 779-
Taşınmaz lehine irtifak hakkı, bir taşınmaz üzerinde diğer bir
taşınmaz lehine konulmuş bir yük olup, yüklü taşınmazın malikini
mülkiyet hakkının sağladığı bazı yetkileri kullanmaktan kaçınmaya
veya yararlanan taşınmaz malikinin yüklü taşınmazı belirli şekilde
kullanmasına katlanmaya mecbur kılar.
Yapma borçları, irtifaka başlı başına konu olamaz; ona ancak yan
edim olarak bağlanabilir.
B. Kurulması ve sona ermesi
I. Kurulması
1. Tescil
Madde 780-
İrtifak hakkının kurulması için tapu kütüğüne tescil şarttır.
İrtifak hakkının kazanılmasında ve tescilinde, aksi öngörülmüş
olmadıkça taşınmaz mülkiyetine ilişkin hükümler uygulanır.
İrtifak hakkının zamanaşımı yoluyla kazanılması, ancak mülkiyeti bu
yolla elde edilebilecek taşınmazlarda mümkündür.
2. Sözleşme
Madde 781-
İrtifak hakkının kurulmasına ilişkin sözleşmenin geçerli olması,
resmî şekilde düzenlenmesine bağlıdır.
3. Kendi taşınmazı üzerinde irtifak
hakkı
Madde 782-
Malik kendisine ait iki taşınmazdan biri üzerinde diğerinin lehine
irtifak hakkı kurabilir.
II. Sona ermesi
1. Genel olarak
Madde 783-
İrtifak hakkı, tescilin terkini veya yüklü ya
da yararlanan taşınmazın yok olmasıyla sona erer.
2. Her iki taşınmaza aynı kimsenin
malik olması
Madde 784-
Yüklü ve yararlanan taşınmazlara aynı kimse malik olursa, bu kişi,
irtifak hakkını terkin ettirebilir.
Terkin edilmedikçe irtifak, aynî hak olarak varlığını sürdürür.
3. Mahkeme kararı
Madde 785-
Lehine irtifak kurulan taşınmaz için bu hakkın sağladığı hiç bir
yarar kalmamışsa, yüklü taşınmazın maliki bu hakkın terkinini
isteyebilir.
Sayfa 122
8173
Yüküne oranla çok az yarar sağlayan bir irtifak hakkının, bedel
karşılığında kısmen veya tamamen terkini istenebilir.
C. Hükümleri
I. Kapsamı
1. Genel olarak
Madde 786-
İrtifak hakkı sahibi, hakkının korunması ve kullanılması için
gerekli olan önlemleri alabilir; ancak, hakkını yüklü taşınmazın
malikine en az zarar verecek biçimde kullanmak zorundadır.
Yüklü taşınmazın maliki, irtifak hakkının kullanılmasını
engelleyecek ya da zorlaştıracak
davranışlarda bulunamaz.
2. Tescile göre
Madde 787-
İrtifaktan doğan yetki ve yükümlülükleri açıkça belirlediği ölçüde
tescil, irtifakın kapsamını belirlemede esas oluşturur.
Tescilden açıkça anlaşılmadığı hâllerde kapsam, tescilin sınırları
içinde, irtifak hakkının kazanılma sebebine veya uzun süreden beri
davasız ve iyiniyetle kullanılış
biçimine göre belirlenir.
3. İhtiyaçların değişmesi
Madde 788-
Yararlanan taşınmazın ihtiyaçlarındaki değişiklik, yüklü taşınmazın
irtifaktan doğan yükünü ağırlaştıramaz.
4. Özel kanun hükümleri ve yerel âdet
Madde 789-
Tarla yolu, yaya veya araba geçidi gibi geçit hakları ile hayvan
otlatma, hayvan sulama, tarlalara veya arklara su alma hakları ve
benzeri hakların kapsamını belirlemede taraflar arasındaki anlaşma
veya özel kanun hükümleri, yoksa yerel âdet uygulanır.
II. Bakım giderleri
Madde 790-
İrtifak hakkının kullanılması için gerekli tesislerin bakımı,
yararlanan taşınmaz malikine aittir.
Tesisler yüklü taşınmazın malikine de yararlı ise, bunların bakım
giderlerine her iki malik yararları oranında katılır.
III. Değişiklikler
1. İrtifak hakkının ilişkin olduğu
yerin değiştirilmesi
Madde 791-
İrtifak hakkı yüklü taşınmazın yalnız belli bir kısmının
kullanılması koşuluyla kurulmuşsa, bu taşınmazın maliki, menfaatini
ispat etmek ve giderleri üstlenmek kaydıyla; irtifakın, hakkın
kullanılmasını güçleştirmeyecek biçimde taşınmazın başka bir yerine
naklini isteyebilir.
İrtifak hakkının kullanılacağı yer tapu kütüğünde belirtilmiş olsa
bile yüklü taşınmaz maliki bu yetkiyi kullanabilir.
Mecraların bir yerden başka bir yere
naklinde komşuluk hukuku kuralları da göz önünde tutulur.
2. Bölünme
a. Yararlanan taşınmazın bölünmesi
Madde 792-
Yararlanan taşınmazın parsellere bölünmesi hâlinde kural, irtifak
hakkının her parsel yararına devam etmesidir.
Sayfa 123
8174
Ancak, durum ve koşullara göre irtifak hakkı yalnız bir parselin
yararına kullanılabiliyorsa, yüklü taşınmazın maliki diğer parseller
için irtifak hakkının terkinini isteyebilir.
Tapu sicil memuru, bu istemi irtifak hakkı sahibine bildirir ve onun
bir ay içinde itiraz etmemesi hâlinde irtifak hakkını terkin eder.
b. Yüklü taşınmazın bölünmesi
Madde 793-
Yüklü taşınmazın parsellere bölünmesi hâlinde kural, irtifak
hakkının her parsel üzerinde devam etmesidir.
Ancak, irtifak hakkı belirli parseller üzerinde kullanılmıyorsa,
durum ve koşullara göre de kullanılamayacaksa, bu parsellerin
maliklerinden her biri, kendi taşınmazı üzerindeki irtifak hakkının
terkinini isteyebilir.
Tapu sicil memuru, bu istemi irtifak hakkı sahibine bildirir ve onun
bir ay içinde itiraz etmemesi hâlinde irtifak hakkını terkin eder.
İKİNCİ AYIRIM
İNTİFA HAKKI VE DİĞER İRTİFAK
HAKLARI
A. İntifa hakkı
I. Konusu
Madde 794-
İntifa hakkı, taşınırlar, taşınmazlar, haklar veya bir malvarlığı
üzerinde kurulabilir.
Aksine düzenleme olmadıkça bu hak, sahibine, konusu üzerinde tam
yararlanma yetkisi sağlar.
II. Kurulması
Madde 795-
İntifa hakkı, taşınırlarda zilyetliğin devri, alacaklarda alacağın
devri, taşınmazlarda tapu kütüğüne tescil ile kurulur.
Taşınır ve taşınmazlarda intifa hakkının kazanılması ve tescilinde,
aksine düzenleme olmadıkça, mülkiyete ilişkin hükümler uygulanır.
Taşınmaz üzerindeki yasal intifa hakkı tapu kütüğüne tescil
edilmemiş olsa bile, durumu bilenlere karşı ileri sürülebilir.
Tescil edilmiş ise, herkese karşı ileri sürülebilir.
III. Sona ermesi
1. Sona erme sebepleri
Madde 796-
İntifa hakkı, konusunun tamamen yok olması ve taşınmazlarda tescilin
terkini; yasal intifa hakkı, sebebinin ortadan kalkması ile sona
erer.
Sürenin dolması veya hak sahibinin vazgeçmesi
ya da ölümü gibi diğer sona erme sebepleri, taşınmazlarda
malike terkini isteme yetkisi verir.
2. Süresi
Madde 797-
İntifa hakkı, gerçek kişilerde hak sahibinin ölümü; tüzel kişilerde
kararlaştırılan sürenin dolması, süre kararlaştırılmamışsa kişiliğin
ortadan kalkmasıyla sona erer.
Tüzel kişilerin intifa hakkı, en çok yüz yıl devam edebilir.
Sayfa 124
8175
3. Harap olma veya kamulaştırma
Madde 798-
Malik, yararlanılamayacak derecede harap olan intifa konusu malı
yararlanılacak hâle getirmekle yükümlü değildir; getirirse intifa
hakkı yeniden kurulmuş olur.
Sigorta ve kamulaştırma gibi durumlarda intifa hakkı, hakkın konusu
yerine geçen karşılık üzerinde devam eder.
4. Geri verme
a. Yükümlülük
Madde 799-
İntifa hakkı sona erince hak sahibi, hakkın konusu olan malı malike
geri vermekle yükümlüdür.
b. Sorumluluk
Madde 800-
İntifa hakkı sahibi, zararın kendi kusurundan ileri gelmediğini
ispat etmedikçe, malın yok olmasından veya değerinin azalmasından
sorumludur.
İntifa hakkı sahibi, yararlanması için gerekli olmadığı hâlde
tükettiği şeyleri tazmin etmekle yükümlüdür.
İntifa hakkı sahibi, malın olağan kullanılması sonucunda meydana
gelen değer azalmalarından sorumlu değildir.
c. Giderler
Madde 801-
İntifa hakkı sahibi, yükümlü olmadığı hâlde yaptığı giderler,
yenilemeler ve eklemeler için, hak sona erdiğinde, vekâletsiz iş
görme hükümleri uyarınca tazminat isteyebilir.
Malikin tazminat vermekten kaçınması hâlinde intifa hakkı sahibi,
yaptığı eklemeleri, malı eski hâline getirmek kaydıyla söküp
alabilir.
5. Zamanaşımı
Madde 802-
Geri verme anında malik ve intifa hakkı sahibi tarafından ileri
sürülebilecek bütün istem hakları, bu andan başlayarak bir yıl
geçmekle zamanaşımına uğrar.
IV. İntifa hakkının
hükümleri
1. İntifa hakkı sahibinin hakları
a. Genel olarak
Madde 803-
İntifa hakkı sahibi, hakkın konusu olan malı zilyetliğinde
bulundurma, yönetme, kullanma ve ondan yararlanma yetkilerine
sahiptir.
İntifa hakkı sahibi, bu yetkilerini kullanırken iyi bir yönetici
gibi özen göstermek zorundadır.
b. Doğal ürünler
Madde 804-
İntifa hakkı süresi içinde olgunlaşan doğal ürünler, intifa hakkı
sahibine aittir.
Ekimi veya dikimi yapan malik veya intifa hakkı sahibi, olgunlaşan
ürünleri toplayan diğer taraftan, yaptığı giderler için ürünün
değerini aşmamak üzere uygun bir bedel isteyebilir.
Nitelikleri itibarıyla malın doğal verimi veya ürünü sayılmayan
bütünleyici parçaları malike aittir.
Sayfa 125
8176
c. Faizler
Madde 805-
İntifa hakkına konu olan sermayenin faizleri ve diğer dönemsel
gelirleri, daha geç muaccel olsalar bile, intifa hakkının başladığı
tarihten sona erdiği tarihe kadar intifa hakkı sahibine ait olur.
d. Hakkın kullanılmasının devri
Madde 806-
Sözleşmede aksine hüküm yoksa veya durum ve koşullardan hak
sahibince şahsen kullanılması gerektiği anlaşılmıyorsa, intifa
hakkının kullanılması başkasına devredilebilir.
Bu takdirde malik, haklarını, devralana karşı doğrudan doğruya ileri
sürebilir.
2. Malikin hakları
a. Gözetim
Madde 807-
Malik, hakkın konusu olan malın hukuka aykırı
ya da niteliğine uygun düşmeyen kullanılış biçimine itiraz
edebilir.
b. Güvence isteme
Madde 808-
Haklarının tehlikeye düştüğünü ispat eden malik, intifa hakkı
sahibinden güvence isteyebilir.
İntifa hakkının konusu tüketilebilen şey veya kıymetli evrak ise,
malik tehlikenin ispatına gerek olmaksızın teslimden önce de güvence
isteyebilir.
Kıymetli evrakın güvenilir bir yere tevdi edilmesi güvence yerine
geçer.
c. Bağışlamada güvence
Madde 809-
İntifa hakkı kendisinde kalmak üzere yapılan bağışlamalarda
bağışlayandan güvence istenemez.
d. Güvence verilmemesinin sonuçları
Madde 810-
İntifa hakkı sahibi, kendisine tanınan uygun süre içinde güvence
göstermez veya hakkın konusu olan malı malikin itiraz etmesine
rağmen hukuka aykırı şekilde kullanmaya devam ederse; sulh hâkimi,
yeni bir karara kadar intifa hakkı sahibinin zilyetliğini kaldırarak
hakkın konusunu atayacağı bir kayyıma tevdi eder.
3. Defter tutma
Madde 811-
Malik veya intifa hakkı sahibi, diğerinden giderleri paylaşmak üzere
intifa hakkına konu olan malların noterlikçe resmen defterinin
tutulmasını her zaman isteyebilir.
4. İntifa hakkı sahibinin
yükümlülükleri
a. Malın korunması
Madde 812-
İntifa hakkı sahibi, hakkın konusu olan malın muhafazası ve olağan
bakımı için gerekli onarım ve yenilemeleri yapmakla yükümlüdür.
Malın muhafazası, daha önemli işlerin yapılmasını veya önlemlerin
alınmasını gerektiriyorsa; intifa hakkı sahibi, durumu malike
bildirmek ve bunların gerçekleştirilmesine izin vermek zorundadır.
Malikin gereken işleri yapmaktan kaçınması hâlinde intifa hakkı
sahibi, bunları onun hesabına kendisi yapabilir.
b. Bakım ve işletme giderleri
Madde 813-
İntifa hakkı konusu olan malın olağan bakım ve işletme giderleri,
güvencesini oluşturduğu borçların faizleri, vergi ve resimleri,
intifa süresince intifa hakkı sahibine aittir.
Sayfa 126
8177
Vergi ve resimleri malik ödemişse, intifa hakkı sahibi, yukarıda
belirtilen esasa göre bunları malike tazmin etmek zorundadır.
Diğer bütün yükümlülükler malike aittir. Ancak, intifa hakkı sahibi
bunların yerine getirilmesi için gereken parayı, istemi üzerine
malike karşılıksız olarak sağlamazsa; malik, intifa hakkı konusu
malı bu yükümlülüklerin yerine getirilmesi için kısmen veya tamamen
paraya çevirebilir.
c. Malvarlığı
intifaında borçların faizi
Madde 814-
Malvarlığı intifaında, intifa hakkı
sahibi bu malvarlığındaki borçların faizlerini ödemekle yükümlüdür.
Ancak, durum ve koşullar haklı gösteriyorsa, intifa hakkı sahibi bu
yükümlülükten kurtarılmasını isteyebilir. Bu takdirde intifa hakkı,
borçların ödenmesinden sonra kalan kısım üzerinde devam eder.
d. Sigorta ettirme
Madde 815-
Yerel âdetlere göre iyi bir yönetimin gereği olduğu takdirde intifa
hakkı sahibi, malikin lehine malı yangına ve diğer tehlikelere karşı
sigorta ettirmekle yükümlüdür.
Bu durumda veya intifa hakkının sigortalı bir mal üzerinde kurulmuş
olması hâlinde intifa hakkı sahibi, hakkının devamı süresince
sigorta primlerini ödemekle yükümlüdür.
V. Özel hâller
1. Taşınmazlar
a. Ürünler
Madde 816-
Bir taşınmaz üzerinde intifa hakkına sahip olan kimse, yararlanmanın
olağan sınırlar içerisinde kalmasına özen göstermekle yükümlüdür.
Bu ölçü aşılarak elde edilen ürünler malike ait olur.
b. Özgülenme yönü
Madde 817-
İntifa hakkı sahibi, intifa konusu taşınmazın ekonomik özgülenme
yönünü malike önemli zarar verecek şekilde değiştiremez; özellikle
onu yeni bir şekle dönüştüremeyeceği gibi, onda önemli bir
değişiklik de yapamaz.
İntifa hakkı sahibi, malike önceden haber vermek ve taşınmazın
ekonomik özgülenme yönünde önemli değişiklik yapmamak koşuluyla taş,
kireç, mermer ve turba ocakları ile benzerlerini açabilir.
c. Ormanlar
Madde 818-
Bir orman üzerinde intifa hakkına sahip olan kimse, ondan özel kanun
hükümlerine uygun bir işletme plânı çerçevesinde yararlanabilir.
Malik ile intifa hakkı sahibi, işletme plânı yapılırken kendi
haklarının gözetilmesini isteyebilirler.
Fırtına, kar, yangın, sel, zararlı böcek akını veya diğer sebepler
yüzünden olağan yararlanma önemli ölçüde aşılmışsa orman, bu kaybı
giderek azaltacak şekilde işletilir veya işletme plânı yeni duruma
uygun hâle getirilir. Aşırı yararlanma dolayısıyla elde edilen
bedel, faiz getirecek şekilde yatırılır ve verim noksanını gidermeye
ayrılır.
2. Tüketilebilen ve değeri biçilen
şeyler
Madde 819-
Tüketilebilen şeylerin mülkiyeti, aksi kararlaştırılmadıkça, intifa
hakkı sahibine geçer; ancak, intifa hakkı sahibi geri verme
sırasında bu şeylerin o günkü değerini ödemekle yükümlü olur.
Sayfa 127
8178
İntifa hakkı sahibi, değeri biçilerek kendisine teslim olunan diğer
taşınırlar üzerinde, aksi kararlaştırılmadıkça, serbestçe tasarrufta
bulunabilir; ancak, bu yetkisini kullandığı takdirde bu şeylerin
biçilen değerlerini geri verme sırasında ödemekle yükümlü olur. Bu
ödeme, tarım işletmesi gereçleri, hayvan sürüleri, ticarî mallar
veya benzeri şeylerde aynı cins ve nitelikte eşya verilmesi
suretiyle yerine getirilebilir.
3. Alacaklar
a. Yararlanmanın kapsamı
Madde 820-
Bir alacak üzerindeki intifa hakkı, onun getirisini edinme yetkisi
verir.
Borçluya karşı yapılacak ödeme isteminin ve kıymetli evrak
üzerindeki tasarrufların alacaklı ve intifa hakkı sahibi tarafından
birlikte yapılması, borcunu ödemek üzere borçlu tarafından yapılacak
bildirimin de bunların her ikisine yöneltilmesi gerekir.
Alacak tehlikeye düşerse, alacaklı ve intifa hakkı sahibinden her
biri, diğerinden iyi bir yönetimin gerektirdiği önlemleri almaya
katılmasını isteyebilir.
b. Ödeme ve işletme
Madde 821-
Alacaklı ve intifa hakkı sahibinden birine ödemeye yetkili
kılınmamış olan borçlu, borcunu ikisine birlikte ödemek veya hâkimin
belirleyeceği yere tevdi etmek zorundadır.
Yerine getirilen edimin konusu ve özellikle geri ödenecek ana para,
intifa hakkına tâbi olur.
Alacaklı veya intifa hakkı sahibi, ana paranın güvenilir ve getiri
sağlayan bir yere yatırılmasını isteyebilir.
c. Devir isteme hakkı
Madde 822-
İntifa hakkı sahibi, intifaın
başlangıcını izleyen üç ay içinde, hakkın konusu olan alacağın ve
kıymetli evrakın kendisine devrini isteyebilir.
İntifa hakkı sahibi, alacağın ve kıymetli evrakın devri sırasındaki
değeri tutarında devredene karşı bunların bedelini ödeme borcu
altına girer ve feragat edilmedikçe bu borç için ayrıca güvence
göstermekle yükümlü olur.
Güvence istemekten feragat edilmemiş ise devir, ancak güvence
gösterildikten sonra hüküm ifade eder.
B. Oturma hakkı
I. Genel olarak
Madde 823-
Oturma hakkı, bir binadan veya onun bir bölümünden konut olarak
yararlanma yetkisi verir.
Oturma hakkı, başkasına devredilemez ve mirasçılara
geçmez.
Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, intifa hakkına ilişkin hükümler
oturma hakkına da uygulanır.
II. Oturma hakkının kapsamı
Madde 824-
Oturma hakkının kapsamı, genel olarak hak sahibinin kişisel
ihtiyaçlarına göre belirlenir.
Oturma hakkı sahibi, hakkın şahsına özgülendiği açıkça
belirtilmedikçe, bina veya onun bir bölümünde ailesi ve ev halkı ile
birlikte oturabilir.
Sayfa 128
8179
Binanın bir bölümü üzerinde oturma hakkına sahip olan kimse,
ortaklaşa kullanmaya özgülenen yerlerden de yararlanabilir.
III. Giderler
Madde 825-
Oturma hakkı, binanın veya bir bölümünün tamamından yararlanma
yetkisi veriyorsa; bina veya bölümün muhafazası ve olağan bakımı
için gerekli onarım ve yenileme giderleri, oturma hakkı sahibine
aittir.
Oturma hakkı sahibi bina veya onun bir bölümünü malik ile birlikte
kullanıyorsa, bakım ve onarım giderleri malike ait olur.
C. Üst hakkı
I. Konu ve tapu kütüğüne kayıt
Madde 826-
Bir taşınmaz maliki, üçüncü kişi lehine arazisinin altında veya
üstünde yapı yapmak veya mevcut bir yapıyı muhafaza etmek yetkisi
veren bir irtifak hakkı kurabilir.
Aksi kararlaştırılmış olmadıkça bu hak, devredilebilir ve
mirasçılara geçer.
Üst hakkı, bağımsız ve sürekli nitelikte ise üst hakkı sahibinin
istemi üzerine tapu kütüğüne taşınmaz olarak kaydedilebilir. En az
otuz yıl için kurulan üst hakkı, sürekli niteliktedir.
II. İçerik ve kapsam
Madde 827-
Üst hakkının içerik ve kapsamıyla ilgili olarak resmî senette yer
alan, özellikle yapının konumuna, şekline, niteliğine, boyutlarına,
özgülenme amacına ve üzerinde yapı bulunmayan alandan faydalanmaya
ilişkin sözleşme kayıtları herkes için bağlayıcıdır.
III. Sona ermenin sonuçları
1. Yapı mülkiyetinin malike
geçmesi
Madde 828-
Üst hakkı sona erince yapılar, arazi malikine kalır ve arazinin
bütünleyici parçası olur.
Bağımsız ve sürekli üst hakkı tapu kütüğüne taşınmaz olarak
kaydedilmişse, üst hakkı sona erince bu sayfa kapatılır. Taşınmaz
olarak kaydedilmiş olan üst hakkı üzerindeki rehin hakları, diğer
bütün hak, kısıtlama ve yükümlülükler de sayfanın kapatılmasıyla
birlikte sona erer. Bedele ilişkin hükümler saklıdır.
2. Bedel
Madde 829-
Taşınmaz maliki, aksi kararlaştırılmadıkça, kendisine kalan yapılar
için üst hakkı sahibine bir bedel ödemez. Uygun bir bedel ödenmesi
kararlaştırılmışsa, miktarı ve hesaplanış biçimi belirlenir.
Ödenmesi kararlaştırılan bedel, üst hakkı kendileri için
rehnedilmiş olan alacaklıların henüz
ödenmemiş alacaklarının güvencesini oluşturur ve rızaları olmaksızın
üst hakkı sahibine ödenmez.
Kararlaştırılan bedel ödenmez veya güvence altına alınmazsa, üst
hakkı sahibi veya bu hak kendisine rehnedilmiş
olan alacaklı, bedel alacağına güvence olmak üzere, terkin edilen
üst hakkı yerine aynı derecede ve sırada bir ipoteğin tescilini
isteyebilir.
Bu ipotek, üst hakkının sona ermesinden başlayarak üç ay içinde
tescil edilir.
3. Diğer hükümler
Madde 830-
Taşınmaz malikine kalan yapılar için üst hakkı sahibine ödenmesi
kararlaştırılan bedelin miktarı ve bunun hesaplanış biçimi ile bu
bedel borcunun kaldırılmasına ve arazinin ilk hâline getirilmesine
ilişkin anlaşmalar, üst hakkının kurulması için gerekli olan resmî
şekle tâbidir ve tapu kütüğüne şerh verilebilir.
Sayfa 129
8180
IV. Süresinden önce devir istemi
1. Koşulları
Madde 831-
Üst hakkı sahibi, bu haktan doğan yetkilerinin sınırını ağır şekilde
aşar veya sözleşmeden doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı
davranırsa; malik, üst hakkının ona bağlı bütün hak ve
yükümlülükleri ile birlikte süresinden önce kendisine devrini
isteyebilir.
2. Hakkın kullanılması
Madde 832-
Malik, üst hakkının devrini, kendisine geçecek
yapılar için uygun bir bedel ödemek kaydıyla isteyebilir. Üst hakkı
sahibinin kusuru, bedelin belirlenmesinde indirim sebebi olarak göz
önüne alınabilir.
Üst hakkının malike devri, bedelin ödenmesine veya güvence altına
alınmış olmasına bağlıdır.
3. Diğer hâller
Madde 833-
Üst hakkı sahibinin yükümlülüklerine aykırı davranması hâlinde
sözleşmede malik lehine saklı tutulan, üst hakkını süresinden önce
sona erdirme veya devrini isteme yetkisi, süresinden önce devir
istemine ilişkin hükümlere tâbidir.
V. Üst hakkı iradının güvencesi
1. İpotek kurulmasını isteme hakkı
Madde 834-
Malik, üst hakkı karşılığı olarak irat biçiminde borçlanılan
edimleri güvence altına almak amacıyla, o tarihteki üst hakkı
sahibinden en çok üç yıllık irat için tapu kütüğüne taşınmaz olarak
kaydedilmiş üst hakkının ipotek edilmesini isteyebilir.
İrat, her yıl için eşit edimler biçiminde belirlenmemiş ise; bu
kanunî ipoteğin tescili, iradın eşit olarak dağıtılmasında üç yıla
düşecek miktarı için istenebilir.
2. Tescil
Madde 835-
İpotek, üst hakkı devam ettiği sürece, her zaman tescil edilebilir
ve icra yoluyla satışta terkin olunmaz.
Yapı alacaklıları ipoteğinin kurulmasına ilişkin hükümler kıyas
yoluyla uygulanır.
VI. Sürenin üst sınırı
Madde 836-
Üst hakkı, bağımsız bir hak olarak en çok yüz yıl için kurulabilir.
Üst hakkı, süresinin dörtte üçü dolduktan sonra,
kurulması için öngörülen şekle uyularak her zaman en çok yüz yıllık
yeni bir süre için uzatılabilir. Bu konuda önceden yapılan taahhüt
bağlayıcı değildir.
D. Kaynak hakkı
Madde 837-
Başkasının arazisinde bulunan kaynak üzerinde irtifak hakkı, bu
arazinin malikini suyun alınmasına ve akıtılmasına katlanmakla
yükümlü kılar.
Bu hak, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, başkasına devredilebilir ve
mirasçıya geçer.
Kaynak hakkı, bağımsız nitelikte ve en az otuz yıl için kurulmuş ise
tapu kütüğüne taşınmaz olarak kaydedilebilir.
E. Diğer irtifak hakları
Madde 838-
Malik, taşınmazı üzerinde herhangi bir kişi veya topluluk lehine
atış eğitimi veya spor alanı ya da geçit
olarak kullanılmak gibi belirli bir yararlanmaya hizmet etmek üzere
başka irtifak hakları da kurabilir.
Sayfa 130
8181
Bu haklar, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, başkasına devredilemez
ve mirasçılara geçmez. Bu hakların
kapsamı, hak sahibinin olağan ihtiyaçlarına göre belirlenir.
Taşınmaz lehine irtifaklara ilişkin hükümler, bu tür irtifak
haklarına da uygulanır.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
TAŞINMAZ YÜKÜ
A. Konusu
Madde 839-
Taşınmaz yükü, bir taşınmazın malikini yalnız o taşınmazla sorumlu
olmak üzere diğer bir kimseye bir şey vermek veya yapmakla yükümlü
kılar.
Hak sahibi olarak, bir başka taşınmazın maliki de gösterilebilir.
İrat senedi ve kamu hukukuna ilişkin taşınmaz yükleri saklı kalmak
kaydıyla, taşınmaz yükünün konusu ancak yüklü taşınmazın ekonomik
niteliğinden doğan veya yararlanan taşınmazın ekonomik ihtiyaçlarını
karşılayan bir edim olabilir.
B. Kurulması ve sona ermesi
I. Kurulması
1. Tescil ve kazanma
Madde 840-
Taşınmaz yükünün kurulması için tapu kütüğüne tescil şarttır.
Tescilde, taşınmaz yükünün değeri olarak Türk parası veya yabancı
para ile belirlenmiş bir miktar gösterilir. Dönemsel edimlerde
sicilde gösterilecek miktar, aksi kararlaştırılmış değilse, yıllık
edimlerin yirmi katıdır.
Aksine bir hüküm yoksa, taşınmaz yükünün kazanılmasında ve
tescilinde taşınmaz mülkiyetine ilişkin hükümler uygulanır.
2. Kamu hukukuna ilişkin taşınmaz yükü
Madde 841-
Aksine hüküm yoksa, kamu hukukuna ilişkin taşınmaz yükünün tapu
kütüğüne tescili gerekli değildir.
Kanunun alacaklıya yalnızca taşınmaz yükünün kurulmasını isteme
yetkisini tanıdığı hâllerde taşınmaz yükü ancak tescille doğar.
3. Güvence amacıyla kurulma
Madde 842-
Bir para alacağını güvence altına almak amacıyla kurulan taşınmaz
yükü hakkında irat senedine ilişkin hükümler uygulanır.
II. Sona ermesi
1. Genel olarak
Madde 843-
Taşınmaz yükü tescilin terkini veya yüklü taşınmazın tamamen yok
olmasıyla sona erer.
Feragat, yükten kurtarma ve diğer sona erme sebepleri, yüklü
taşınmaz malikine, hak sahibinden terkini isteme yetkisi verir.
2. Yükten kurtarma
a. Alacaklının yetkisi
Madde 844-
Alacaklı, sözleşmeyle yetkili kılınmış olduğu takdirde veya
aşağıdaki durumlarda, malikten taşınmazın yükten kurtarılmasını
isteyebilir:
Sayfa 131
8182
1. Yüklü taşınmaz, alacaklının haklarını önemli ölçüde tehlikeye
düşürecek şekilde bölünmüşse;
2. Malik, yüklü taşınmazın değerini düşürür ve yerine başka bir
güvence göstermezse;
3. Malik, birbiri ardına üç yılın edimlerini yerine getirmemişse.
b. Yükümlünün yetkisi
Madde 845 -
Yükümlü, sözleşmeyle yetkili kılınmış olduğu takdirde veya aşağıdaki
durumlarda, taşınmazın yükten kurtarılmasını isteyebilir:
1. Alacaklı, taşınmaz yükünü kuran sözleşmeye uymuyorsa;
2. Satın alınmamak kaydıyla veya otuz yıldan fazla bir süre için
kurulmuş olsa bile yükün kurulmasının üzerinden otuz yıl geçmiş ise.
Otuz yıl geçtikten sonra yükümlünün
satın alma yetkisini kullanabilmesi, alacaklıya bunu bir yıl önceden
bildirmesine bağlıdır.
İrtifak taşınmaz lehine sona erdirilmeyen biçimde kurulmuşsa, yüklü
taşınmazın bu yükten kurtarılması istenemez.
c. Yükten kurtarma bedeli
Madde 846-
Gerçek değerinin daha düşük olduğunu ispat etme hakkı saklı kalmak
kaydıyla, yükten kurtarma, taşınmaz yükünün değeri olarak tapu
kütüğünde gösterilen miktar üzerinden gerçekleştirilir.
3. Zamanaşımı
Madde 847-
Taşınmaz yükü zamanaşımına tâbi değildir.
Muaccel olan edimler, borçlunun
kişisel borcu hâline geldiği tarihten başlayarak zamanaşımına tâbi
olur.
C. Hükümleri
I. Alacaklının hakkının niteliği
Madde 848-
Taşınmaz yükü, alacaklıya yükümlüye karşı hiçbir kişisel alacak
hakkı sağlamaz; sadece alacağını yüklü taşınmazın değerinden elde
etme yetkisi verir.
Her edim, muaccel olmasından başlayarak üç yıl sonra kişisel borç
hâline gelir ve taşınmaz bu borcun güvencesi olmaktan çıkar.
II. Yükün niteliği
Madde 849-
Taşınmaz maliki değişirse yeni malik, başka bir işleme gerek
bulunmaksızın taşınmaz yükünün yükümlüsü olur.
Yüklü taşınmazın bölünmesinin taşınmaz yüküne etkisi hakkında irat
senedine ilişkin hükümler uygulanır.
İKİNCİ BÖLÜM
TAŞINMAZ REHNİ
BİRİNCİ AYIRIM
GENEL HÜKÜMLER
A. Koşullar
I. Taşınmaz
rehninin türleri
Madde 850-
Taşınmaz rehni, ancak ipotek, ipotekli
borç senedi veya irat senedi şeklinde kurulabilir.
Sayfa 132
8183
II. Güvence altına alınan alacak
1. Ana para
Madde 851-
Taşınmaz rehni, miktarı Türk parası ile
gösterilen belli bir alacak için kurulabilir. Alacağın miktarının
belli olmaması hâlinde, alacaklının bütün istemlerini karşılayacak
şekilde taşınmazın güvence altına alacağı üst sınır taraflarca
belirtilir.
Yurt içinde veya dışında faaliyette bulunan kredi kuruluşlarınca
yabancı para üzerinden veya yabancı para ölçüsü ile verilen
kredileri güvence altına almak için yabancı para üzerinden taşınmaz
rehni kurulabilir. Bu hâlde her
derecenin ifade ettiği miktar, rehin konusu alacağın tespit edildiği
para türü üzerinden gösterilir. Ancak, aynı derecede birden fazla
para türü kullanılarak rehin kurulamaz.
Yabancı para üzerinden kurulan rehne ait
bir derecenin boşalması hâlinde, yerine, tescil edileceği tarihteki
karşılığı Türk parası veya yabancı para üzerinden rehin kurulabilir.
Türk parası ile kurulmuş bir rehne ait
derecenin boşalması hâlinde ise, yerine tescil edileceği tarihteki
karşılığı yabancı para üzerinden rehin kurulabilir.
Yabancı veya Türk parası karşılıklarının hesabında hesap günündeki
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının döviz alış kuru esas alınır.
Rehin haklarının hangi yabancı paralar üzerinden kurulabileceği
Bakanlar Kurulunca belirlenir.
2. Faiz
Madde 852-
Sınırlayıcı hükümler saklı kalmak kaydıyla, taraflar faiz oranını
diledikleri gibi kararlaştırabilirler.
III. Taşınmaz
1. Rehne
konu olabilme
Madde 853-
Rehin hakkı, ancak tapuya kayıtlı taşınmazlar üzerinde kurulabilir.
2.Belirli olma
a. Taşınmaz tek ise
Madde 854-
Rehin kurulurken, konusu olan taşınmazın belirtilmesi gerekir.
Bölünen taşınmazın parselleri tapu kütüğüne ayrı
ayrı kaydedilmedikçe
rehne konu olamaz.
b. Taşınmaz birden çok ise
Madde 855-
Birden çok taşınmazın aynı borç için
rehnedilmesi, taşınmazların aynı malike veya borçtan
müteselsilen sorumlu olan maliklere ait
olmalarına bağlıdır.
Aynı alacak için birden çok taşınmazın
rehnedildiği diğer hâllerde, her taşınmazın alacağın ne
miktarı için güvence oluşturduğu rehin kurulurken belirtilir.
Aksine bir anlaşma bulunmadıkça, tapu idaresi,
re'sen güvenceyi taşınmazların her birine değeri oranında
dağıtır.
B. Rehnin
kurulması ve sona ermesi
I. Rehnin
kurulması
1. Tescil
Madde 856-
Taşınmaz rehni tapu kütüğüne tescil ile
kurulur. Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklıdır.
Sayfa 133
8184
Taşınmaz rehninin kurulmasına ilişkin
sözleşmenin geçerliliği, resmî şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.
2. Birden çok kişiye ait taşınmazlarda
Madde 857-
Paylı mülkiyette paydaş kendi payını
rehnedebilir.
Pay üzerinde rehin kurulduktan sonra paydaşlar malın tamamını
rehnedemezler.
Elbirliği mülkiyetine tâbi taşınmaz, ancak bütün olarak ve
maliklerin tamamı adına rehnolunabilir.
II. Rehnin
sona ermesi
Madde 858-
Taşınmaz rehni, tescilin terkini veya
taşınmazın tamamen yok olmasıyla sona erer.
Kamulaştırmaya ilişkin kanun hükümleri saklıdır.
III. Taşınmazların birleştirilmesi
1. Rehnin başka taşınmaz
üzerine geçmesi
Madde 859-
Yetkili kamu kurum veya kuruluşu tarafından gerçekleştirilen parsel
birleştirilmesi ve dağıtımı işlemi sonucunda birleştirilen parsel
üzerindeki rehinler, sıralarını koruyarak o parselin yerine verilen
taşınmaz üzerine geçer.
Birleştirme sonucunda meydana gelen taşınmaz, değişik alacaklar için
rehinli veya bazıları rehinsiz birden çok parselin yerini alırsa; bu
taşınmaz üzerine geçen rehin hakları, taşınmazı bütün olarak kapsar
ve olanak ölçüsünde sıralarını korurlar.
2. Borçlunun taşınmazı rehinden
kurtarması
Madde 860-
Birleştirilen taşınmazlardan biri ile güvence altına alınmış olan
alacağın borçlusu, üç ay önce bildirmek koşuluyla birleştirme
sırasında karşılığını ödeyerek taşınmazı rehinden kurtarabilir.
3. Bedel olarak ödenen para
Madde 861-
Rehinli bir taşınmaz için bedel olarak ödenen para, alacaklılar
arasında sıralarına göre, aynı sırada iseler alacaklarının
miktarlarıyla orantılı olarak bölüştürülür.
Bu bedel, rehinle güvenceye bağlanmış olan alacak miktarının yirmide
birinden fazla olduğu veya yeni taşınmaz, alacak için yeterli
güvence oluşturmadığı takdirde, alacaklının rızası olmadan borçluya
ödenemez.
C. Hükmü
I. Rehnin
kapsamı
Madde 862-
Rehin, taşınmazı bütünleyici parçaları ve eklentileri ile birlikte
yükümlü kılar.
Rehnin
kuruluşu sırasında makine, otel döşeme eşyası gibi açıkça eklenti
olarak gösterilen ve tapu kütüğünde beyanlar sütununa yazılan
şeyler, kanuna göre bu nitelikte olamayacakları ispat edilmedikçe
eklenti sayılır.
Üçüncü kişilerin eklentiler üzerindeki hakları saklıdır.
II. Kira bedelleri
Madde 863-
Kiraya verilmiş taşınmaz üzerindeki rehnin
kapsamına, borçluya karşı rehnin paraya
çevrilmesi yoluyla takibe başlanmasından veya borçlunun iflâsının
ilânından başlayarak rehnin paraya
çevrilmesi anına kadar işleyen kira bedelleri de girer.
Sayfa 134
8185
Rehin hakkı, kiracılara karşı ancak cebrî icra yoluyla takibin
kendilerine bildirilmesi veya iflâs kararının ilânından sonra ileri
sürülebilir.
Rehinli taşınmaz malikinin henüz muaccel olmamış kira bedelleri
üzerinde yaptığı hukukî işlemler ile diğer alacaklılar tarafından
koydurulan hacizler, kira alacaklarının muaccel olmalarından önce
rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe
başlamış olan rehinli alacaklılara karşı geçerli değildir.
III. Zamanaşımı
Madde 864-
Rehnin tapu kütüğüne tescil edilmesinden
sonra alacak için zamanaşımı işlemez.
IV. Önlem alma yetkisi
1. Değer düşmelerine karşı
a. Koruma önlemleri
Madde 865-
Malik, rehinli taşınmazın değerini düşüren davranışlarda bulunursa;
alacaklı, hâkimden bu gibi davranışları yasaklamasını isteyebilir.
Alacaklıya, gerekli önlemleri almak üzere hâkim tarafından yetki
verilebileceği gibi; gecikmesinde tehlike bulunan hâllerde alacaklı,
böyle bir yetki verilmeden de gerekli önlemleri kendiliğinden
alabilir.
Alacaklı, önlem için yapmış olduğu giderleri malikten isteyebilir ve
bu alacakları için taşınmaz üzerinde, tescile gerek olmaksızın ve
tescil edilmiş olan diğer yüklerden önce gelen bir rehin hakkına
sahip olur.
b. Güvence, eski hâle getirme, kısmî
ödeme isteme
Madde 866-
Rehinli taşınmazın değerinde düşme meydana gelmişse alacaklı,
alacağı için başka güvence göstermesini veya rehinli taşınmazın eski
hâle getirilmesini borçludan isteyebilir.
Alacaklı, rehinli taşınmazın değerinin düşmesi tehlikesinin mevcut
olması hâlinde de güvence isteyebilir.
Yeterli güvence hâkim tarafından belirlenen süre içinde verilmediği
takdirde alacaklı, güvence eksiğini karşılayacak miktardaki alacak
kısmının ödenmesini isteyebilir.
2. Değerin kusur olmadan düşmesi
Madde 867-
Değer düşmesi malikin kusuru olmadan meydana gelmişse alacaklı,
ancak malikin zarardan ötürü aldığı tazminat miktarını aşmayacak
ölçüde borçludan güvence vermesini veya kısmî ödeme yapmasını
isteyebilir.
Bununla birlikte alacaklı, değer düşmesinin önlenmesi veya
giderilmesi için gerekli önlemleri kendiliğinden alabilir. Alacaklı,
bu amaçla yaptığı masraflardan dolayı rehinli taşınmaz üzerinde
tescile gerek olmaksızın ve tescil edilmiş olan diğer yüklerden önce
gelen bir rehin hakkına sahip olur. Malik, bu masraflardan kişisel
olarak sorumlu değildir.
3. Rehinli taşınmazın kısmen devri
Madde 868-
Malik, rehinli taşınmazın güvence altına aldığı alacağın yirmide
birinden az değeri olan bir parçasını başkasına devrederse;
alacaklı, kendisine bu parça ile orantılı bir ödeme yapıldığı veya
taşınmazın geri kalan kısmı yeterli güvence oluşturduğu takdirde,
devredilen parça üzerindeki rehni
kaldırmaktan kaçınamaz.
Sayfa 135
8186
V. Rehinden sonra kurulan aynî haklar
Madde 869-
Malikin rehinli taşınmaz üzerinde yeni sınırlı aynî haklar
kurmayacağını taahhüt etmesi geçerli değildir.
Tarihi daha eski olan rehin hakkı, aynı taşınmaz üzerinde
alacaklının izni olmadan daha sonra kurulan irtifak haklarından veya
taşınmaz yüklerinden önce gelir. Sonradan kurulan ve
rehnin paraya çevrilmesi sırasında daha
eski tarihli rehinli alacaklılara zarar veren irtifaklar ve taşınmaz
yükleri terkin edilir.
Önceki rehinli alacaklının istemiyle irtifak hakları veya taşınmaz
yükleri terkin edilen kimselerin, rehinli taşınmazın paraya
çevrilmesinde, hakları sonradan tescil edilenlere karşı, satış
bedelinden haklarının değerini karşılayan miktarı almak hususunda
öncelikleri vardır.
VI. Rehin derecesi
1. Rehin derecesinin hükümleri
Madde 870-
Rehnin sağladığı güvence, tescilde
belirtilen rehin derecesi ile sınırlıdır.
Taşınmaz rehni, sırada kendisinden önce
gelecek olanın miktarının tescilde belirtilmesi kaydıyla ikinci veya
daha sonraki derecede de kurulabilir.
2. Rehin dereceleri arasındaki ilişki
Madde 871-
Aynı taşınmaz üzerinde farklı sıralarda kurulmuş bulunan rehin
haklarından birinin terkin edilmiş olması, sonraki sırada yer alan
rehinli alacaklıya boşalan dereceye geçme
hakkı vermez.
Terkin edilen rehin hakkı yerine yeni bir rehin hakkı kurulabilir.
Sonraki sırada yer alan rehinli alacaklılara boşalan dereceye
geçme hakkı veren sözleşmelerin
geçerliliği, resmî şekilde yapılmalarına; aynî etki sağlamaları,
tapu kütüğüne şerh verilmelerine bağlıdır.
3. Boş dereceler
Madde 872-
Sonraki sıralarda kurulmuş bir rehin hakkından önce gelen bir rehin
mevcut değilse veya borçlu önceki bir rehin senedi üzerinde tasarruf
etmemişse ya da önceki sırada bulunan
rehinli alacak, o derece için tescilde belirtilen miktardan az ise;
taşınmazın paraya çevrilmesinde satış bedeli, boş derece hesaba
katılmaksızın sonraki alacaklılara sıralarına göre dağıtılır.
VII.
Rehnin paraya çevrilmesi
1. Paraya çevirme şekli
Madde 873-
Borç ödenmezse alacaklı, alacağını rehinli taşınmazın satış
bedelinden elde etme hakkına sahiptir.
Borcun ödenmemesi hâlinde rehinli taşınmazın mülkiyetinin alacaklıya
geçeceğine ilişkin sözleşme hükmü
geçersizdir.
Aynı alacak için birden çok taşınmazın
rehnedilmiş olması hâlinde, rehnin
paraya çevrilmesi istemi, taşınmazların tamamı hakkında yapılır.
Bununla birlikte, icra dairesi onlardan ancak gerektiği kadarını
paraya çevirir.
2. Satış bedelinin dağıtılması
Madde 874-
Rehinli taşınmazın satış bedeli, alacaklılar arasında sıralarına
göre dağıtılır.
Aynı sırada olan alacaklılar arasında o sıraya düşen satış bedeli
alacakları oranında dağıtılır.
Sayfa 136
8187
3. Güvencenin kapsamı
Madde 875-
Taşınmaz rehninin alacaklıya sağladığı
güvencenin kapsamına şunlar girer:
1. Ana para,
2. Takip giderleri ve gecikme faizi,
3. İflâsın açıldığı veya rehnin paraya
çevrilmesinin istendiği tarihe kadar muaccel olmuş üç yıllık faiz
ile son vadeden başlayarak işleyen faiz.
Daha önce belirlenmiş olan faiz oranı, sonradan gelen alacaklıların
zararına olarak artırılamaz.
4. Zorunlu masrafların güvencesi
Madde 876-
Alacaklı, rehinli taşınmazın korunması için zorunlu masraf yapmışsa
ve özellikle malikin borçlu olduğu sigorta primlerini ödemişse,
bundan doğan alacakları tescile gerek olmaksızın aynen rehinli
alacağı gibi güvenceden yararlanır.
VIII. Arazinin iyileştirilmesi hâlinde
rehin hakkı
1. Öncelik
Madde 877-
Bir kamu kurum veya kuruluşunun katkısıyla iyileştirilen arazinin
değerinde bir artma meydana gelirse malik, iyileştirme giderlerinden
payına düşeni karşılamak üzere kendisine ödünç veren alacaklı lehine
tescil suretiyle rehin hakkı kurabilir. Kurulan rehin, taşınmaz
üzerindeki diğer bütün yüklerden önce gelir.
İyileştirme, kamu kurum veya kuruluşunun katkısı olmaksızın yapılmış
ise, malik taşınmazı üzerinde en çok masrafların üçte ikisi için
rehin kurabilir.
2. Borcun ödenmesi ve
rehnin sona ermesi
Madde 878-
İyileştirme, kamu kurum veya kuruluşunun katkısı olmaksızın yapılmış
ise, rehinli alacağın en çok beş yıl içinde eşit taksitlerle
ödenmesi gerekir.
Alacağın veya yıllık taksitlerin muaccel olmasından beş yıl sonra
rehin hakkı sona erer ve sonraki alacaklılar sıralarına göre
ilerlerler.
IX. Sigorta tazminatı üzerinde hak
Madde 879-
Muaccel olan sigorta tazminatı, malike ancak bütün rehinli
alacaklıların rızasıyla ödenebilir.
Sigorta tazminatı taşınmazın eski hâle getirilmesi için
harcanacaksa, malik tarafından yeterli bir güvence gösterilmesi
koşuluyla kendisine ödenir.
X. Alacaklının temsili
Madde 880-
Acele karar alınması gereken hâllerde, borçlunun veya diğer bir
ilgilinin istemesi üzerine, şahsen hareket etmesi kanun hükmü
gereği olup da adı veya nerede olduğu bilinmeyen alacaklıya,
rehinli taşınmazın bulunduğu yer sulh hâkimi tarafından bir
kayyım atanır.
İKİNCİ AYIRIM
İPOTEK
A. Amaç ve nitelik
Madde 881-
Hâlen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin
veya olası bulunan herhangi bir alacak, ipotekle güvence altına
alınabilir.
İpoteğe konu olacak taşınmazın, borçlunun mülkiyetinde bulunması
gerekmez.
Sayfa 137
8188
B. Kurulması ve sona ermesi
I. Kuruluş
Madde 882-
Miktarı belirli olmayan veya değişebilen alacaklar da, belli rehin
derecesine yerleştirilir ve tescilden sonra alacak miktarında
meydana gelecek değişmelere bakılmaksızın sırasını korur.
Tapu memuru istem üzerine alacaklıya ipoteği gösteren bir belge
verir. Sadece tescilin yapıldığını ispata yarayan bu belge kıymetli
evrak niteliği taşımaz.
Tescilin yapıldığının sözleşme üzerine yazılıp onaylanması, ipotek
belgesi yerine geçer.
II. Sona erme
1. İpoteğin terkinini isteme hakkı
Madde 883-
Alacak sona erince ipotekli taşınmazın maliki, alacaklıdan ipoteği
terkin ettirmesini isteyebilir.
2. Borçtan sorumlu olmayan malikin
hakkı
Madde 884-
Borçtan şahsen sorumlu olmayan rehinli taşınmaz maliki, borçluya ait
koşullar içinde borcu ödeyerek taşınmazın üzerindeki ipoteğin
kaldırılmasını isteyebilir.
Alacak, borcu ödeyen malike geçer.
3. İpotekten kurtarma
a. Koşulları ve usulü
Madde 885-
Değerini aşan bir borç için ipotek edilmiş olan bir taşınmazı edinen
kimse, borçtan şahsen sorumlu değilse, icra takibine başlanmadan
önce, satın alma bedelini ödeyerek taşınmazı ipotekten kurtarabilir.
Taşınmazı karşılıksız olarak edinen kimse de, takdir edeceği bedeli
ödeyerek bu hakkı kullanabilir.
İpotekten kurtarma hakkı, alacaklılara altı ay önce yapılacak yazılı
ihbarla kullanılabilir.
İpotekten kurtarma bedeli alacaklılar arasında sıralarına göre
dağıtılır.
b. Açık artırma
Madde 886-
İpotekten kurtarma ihbarına karşı alacaklılar, ihbarın tebliğinden
başlayarak bir ay içinde giderleri peşin ödemek suretiyle, ipotekli
taşınmazın açık artırma yoluyla satılmasını isteyebilirler.
Satış, icra dairesince İcra ve İflâs Kanunu hükümlerine göre
yapılır.
Açık artırmada elde edilen miktarın satış bedelinden veya malik
tarafından takdir edilen bedelden fazla olması hâlinde, bu miktar
ipotekten kurtarma bedeli sayılır. Artırma bedelinin fazla olduğu
hâllerde açık artırma giderleri malike, aksi hâlde açık artırmayı
isteyen alacaklıya ait olur.
4. Ödeme istemi
Madde 887-
İpotekli taşınmazın maliki borçtan şahsen sorumlu değilse,
alacaklının ödeme isteminin ona karşı etkili olması, bu istemin hem
borçluya, hem kendisine karşı yapılmış olmasına bağlıdır.
C. Hükmü
I. Mülkiyet ve borçluluk
1. Taşınmazın devri
Madde 888-
İpotekli taşınmazın devri, aksi kararlaştırılmış olmadıkça,
borçlunun sorumluluğunda ve güvencede bir değişiklik meydana
getirmez.
Sayfa 138
8189
Yeni malik borcu yüklendiği takdirde alacaklı, kendisine başvurma
hakkını saklı tuttuğunu bir yıl içinde yazılı olarak önceki borçluya
bildirmezse, borçlu borcundan kurtulur.
2. Taşınmazın bölünmesi
Madde 889-
İpotekli taşınmazın bir kısmının veya aynı malike ait bulunan
ipotekli taşınmazlardan birinin başkasına devredilmesi
ya da ipotekli taşınmazın bölünmesi
hâlinde, aksine bir anlaşma yoksa, rehin taşınmazlara değerleri
oranında tapu idaresince re'sen
dağıtılır.
Bu dağıtımı kabul etmeyen alacaklı, dağıtımın kesinleştiğinin
kendisine tebliğinden başlayarak bir ay içinde yazılı bildirimde
bulunmak suretiyle alacağın bir yıl içinde ödenmesini borçludan
isteyebilir.
Yeni malikler, kendilerine ait taşınmaza düşen borcu yüklendikleri
takdirde alacaklı, kendisine başvurma hakkını saklı tuttuğunu önceki
borçluya bir yıl içinde yazılı olarak bildirmezse, borçlu borcundan
kurtulur.
3. Borcu yüklenmenin bildirilmesi
Madde 890-
Taşınmazın yeni maliki borcu yüklenirse, tapu idaresi bunu
alacaklıya bildirir.
Alacaklıya tanınan hakkını saklı tuttuğuna ilişkin bir yıllık beyan
süresi, tapu idaresince yapılan bildirimin tebliği tarihinden
işlemeye başlar.
II. Alacağın devri
Madde 891-
İpotekle güvence altına alınmış bir alacağın devrinin geçerli
olması, devrin tapu kütüğüne tescil edilmesine bağlı değildir.
D. Kanunî ipotek
I. Tescile tâbi olmayan kanunî ipotek
Madde 892-
Kanunî ipotek haklarının doğumu, aksi kanunda öngörülmüş olmadıkça,
tapu kütüğüne tescil edilmelerine bağlı değildir.
II. Tescile tâbi kanunî ipotekler
1. Hâller
Madde 893-
Aşağıdaki alacaklılar, kanunî ipotek hakkının tescilini
isteyebilirler:
1. Satıştan doğan alacağı için satılan taşınmaz üzerinde satıcı,
2. Elbirliği ortaklığına giren taşınmazlarda paylaşmadan doğan
alacakları için birlikte mirasçı olanlar veya diğer elbirliği
ortakları,
3. Bir taşınmaz üzerinde yapılan yapı veya diğer işlerde malzeme
vererek veya vermeden emek sarf ettikleri için malzeme ve emek
karşılığı olarak malik veya yükleniciden alacaklı olan alt yüklenici
veya zanaatkârlar.
Alacaklıların, bu kanunî ipotek hakkından önceden feragat etmeleri
geçerli değildir.
2. Satıcılar, mirasçılar ve diğer
elbirliği ortakları bakımından
Madde 894-
Satıcıların, mirasçıların ve diğer elbirliği ortaklarının kanunî
ipotek haklarının, mülkiyetin naklini izleyen üç ay içinde tapu
kütüğüne tescil edilmiş olması gerekir.
3. Zanaatkâr ve yükleniciler
bakımından
a. Tescil
Madde 895-
Zanaatkârların ve yüklenicilerin kanunî ipotek hakları, çalışmayı
veya malzeme vermeyi yüklendikleri andan başlayarak tapu kütüğüne
tescil olunabilir.
Sayfa 139
8190
Tescilin yüklenilen işin tamamlanmasından başlayarak üç ay içinde
yapılmış olması gerekir.
Tescilin yapılması için alacağın malik tarafından kabul edilmiş veya
mahkemece karara bağlanmış olması şarttır.
Malik yeterli güvence gösterirse tescil istenemez.
b. Sıra
Madde 896-
Hakları değişik tarihlerde tescil edilmiş olsa bile zanaatkârlar ve
yükleniciler, kanunî ipotekten yararlanma bakımından kendi
aralarında aynı sırada sayılırlar.
c. Öncelik
Madde 897-
Satış bedeli zanaatkârlar ve yüklenicilerin alacaklarının tamamını
karşılamadığı takdirde kalan kısım, ipotek hakkı elde eden önceki
sıradaki alacaklıların payına düşen satış bedelinden arsa değeri
çıkarıldıktan sonra artan para ile karşılanır. Ancak bu, taşınmaz
üzerindeki yüklerin zanaatkârlar ve yüklenicilerin zararına
olacağının alacaklılar tarafından bilinebilir olmasına bağlıdır.
Önceki sırada bulunan alacaklılar, rehin senetlerini devrederlerse,
bu devir yüzünden zanaatkârlar ve yüklenicilerin elde edemedikleri
alacak miktarını tazmin etmekle yükümlü olurlar.
İşe başlandığı, hak sahibi, zanaatkârlar veya yüklenicilerden
birinin bildirimi üzerine tapu kütüğünün beyanlar sütununa
yazıldıktan sonra, tescilin yapılabileceği sürenin sonuna kadar
taşınmaz üzerinde ipotekten başka türde rehin tescil edilemez.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
İPOTEKLİ BORÇ SENEDİ VE
İRAT SENEDİ
A. İpotekli borç senedi
I. Amaç ve nitelik
Madde 898-
İpotekli borç senedi, taşınmaz rehniyle
güvence altına alınmış kişisel bir alacak meydana getirir.
II. Değer biçilmesi
Madde 899-
İpotekli borç senedi yoluyla rehin kurulması için tapu idaresince
taşınmaza resmen değer biçilir.
Biçilmiş değeri aşan miktar için ipotekli borç senedi yoluyla rehin
kurulamaz.
III. Muacceliyet
bildirimi
Madde 900-
İpotekli borç senedindeki alacak, aksi kararlaştırılmış olmadıkça,
faizlerin ödenmesi gereken tarihte, bu tarihten en az altı ay önce
alacaklı veya borçlu tarafından diğer tarafa yapılacak bildirimle
muaccel olur.
IV. Malikin durumu
Madde 901-
İpotekli borç senedindeki borçtan kişisel olarak sorumlu olmayan
rehinli taşınmaz maliki hakkında ipoteğe ilişkin hükümler uygulanır.
Taşınmaz maliki, alacaklıya karşı borçluya ait bütün
def'ileri ileri sürebilir.
Sayfa 140
8191
V. Devir ve bölünme
Madde 902-
İpotekli borç senedinin güvencesi olan taşınmazın devrine veya
bölünmesine ilişkin sonuçlar hakkında ipotek hükümleri uygulanır.
B. İrat senedi
I. Amaç ve nitelik
Madde 903-
İrat senedi, bir taşınmaz üzerinde taşınmaz yükü şeklinde kurulmuş
bir alacak hakkı meydana getirir.
İrat senedinin güvencesini ancak tarım arazisi, konutlar ve üzerinde
bina yapılabilecek arsalar oluşturabilir.
İrat senedi, kişisel borç doğurmaz ve borcun sebebini de göstermez.
II. Sorumluluğun sınırı
Madde 904-
İrat senetlerindeki alacak miktarı, tarım arazisinde arazinin gelir
değerinin, diğer taşınmazlarda taşınmazın gelir değeri ile bina ve
arsa değerleri ortalamasının beşte üçünü aşamaz.
Değerlendirmeler tapu idaresince resmen yapılır.
III. Devletin sorumluluğu
Madde 905-
Değer biçilmesinde gereken özenin gösterilmemesinden Devlet
sorumludur.
Devlet, kusuru olan memurlara rücu
edebilir.
IV. Yükten kurtarma
Madde 906-
İrat senedi ile yüklü olan taşınmazın maliki, sözleşmeyle daha uzun
bir bildirim süresi kabul edilmiş olsa bile, her altı yıllık dönemin
sonu için bir yıl önce bildirmek ve bedelini ödemek koşuluyla
taşınmazın yükten kurtarılmasını isteyebilir.
Kanunda öngörülen hâller dışında alacaklı, ancak her on yıllık
dönemin sonu için bir yıl önce bildirmek suretiyle borcun ödenmesini
isteyebilir.
V. Borç ve mülkiyet
Madde 907-
İrat senedinin borçlusu yüklü taşınmazın malikidir.
Yüklü taşınmazı edinen kimse irat senedinin borçlusu olur ve eski
malik başka bir işleme gerek kalmaksızın borcundan kurtulur.
Faiz borçları, taşınmazla güvenceye bağlı olmaktan çıktığı tarihten
başlayarak malikin kişisel borcu olur.
VI. Bölünme
Madde 908-
İrat senediyle yüklü taşınmazın bölünmesi hâlinde, parsellerin
malikleri irat senedinin borçlusu olurlar.
İrat senedi borcunun parsellere dağıtılmasında, ipotekle yüklü
taşınmazın bölünmesine ilişkin hükümler uygulanır.
Alacaklı, borcun parsellere dağıtımının kesinleşmesinden başlayarak
bir ay içinde yapacağı bildirimle bir yıl içinde irat senedinin
satın alınmasını isteyebilir.
C. Ortak hükümler
I. Kurulması
1. Alacağın niteliği
Madde 909-
İpotekli borç senedi ve irat senedi koşul ve karşı edim kaydı
içeremez.
Sayfa 141
8192
2. Senedin dayanağı borç ile ilişkisi
Madde 910-
İpotekli borç senedinin veya irat senedinin düzenlenmesiyle birlikte
dayanağı olan borç ilişkisi yenileme yoluyla sona erer.
Bunun aksine yapılan sözleşme, sadece tarafları ve
iyiniyetli olmayan üçüncü kişileri
etkiler.
3. Tescil ve rehin senedi
a. Rehin senedini düzenleme gereği
Madde 911-
İpotekli borç senedi veya irat senedi için tapu kütüğüne yapılacak
tescilden başka rehin senedi de düzenlenir.
Senet daha sonra düzenlenmiş olsa bile, hukukî sonuçlarını tescil
tarihinden başlayarak doğurur.
b. Rehin senedinin düzenlenmesi
Madde 912-
İpotekli borç senedi ve irat senedi, tapu memuru tarafından
düzenlenir.
Senetler üzerinde tapu memuru ile yetkili Hazine temsilcisinin
imzaları bulunur.
Bu senetler, alacaklı veya temsilcisine ancak borçlunun ve yüklü
taşınmazın malikinin yazılı rızaları üzerine verilebilir.
c. Rehin senedinin şekli
Madde 913-
İpotekli borç senedi ve irat senedinin şekilleri tüzükle belirlenir.
4. Alacaklının belirlenmesi
a. Düzenleme sırasında
Madde 914-
İpotekli borç senedi ve irat senedi nama veya hamile yazılı
düzenlenebilir.
Bu senetler, yüklü taşınmazın maliki adına da düzenlenebilir.
b. Ortak temsilci
Madde 915-
İpotekli borç senedi veya irat senedi düzenlenirken, gerekli
ödemeleri yapmak ve ödenecek paraları tahsil etmek, yapılacak
tebliğleri almak, güvence azalmalarına rıza göstermek ve genel
olarak alacaklının, borçlunun ve malikin haklarını tam bir özen ve
tarafsızlıkla korumak üzere bunlar tarafından bir temsilci
atanabilir.
Temsilcinin adı tapu kütüğüne ve rehin senedine yazılır.
Temsilcinin yetkisinin sona ermesi hâlinde ilgililer anlaşamazlarsa,
sulh hâkimi gerekli önlemleri alır.
5. Ödeme yeri
Madde 916-
Rehin senedinden aksi anlaşılmadıkça, senet hamile yazılı olsa bile
borçlu, bütün ödemelerini alacaklının yerleşim yerinde yapmak
zorundadır.
Alacaklının yerleşim yeri bilinmediği veya alacaklı yerleşim yerini
borçlunun zararına değiştirdiği takdirde borçlu, borcunu kendi
yerleşim yerindeki veya alacaklının eski yerleşim yerindeki hâkimin
belirleyeceği yere tevdi ederek borcundan kurtulabilir.
Senedin faiz kuponları varsa faiz ödemesi, kuponları ibraz edene
yapılır.
6. Alacağın devrinden sonra ödeme
Madde 917-
Alacağın devri hâlinde borçlu, kendisine bildirilmiş olmadıkça
kupona bağlı olmayan faiz ve yıllık edimleri, senet hamile yazılı
olsa bile, eski alacaklıya ödeyebilir.
Sayfa 142
8193
Ana paranın tamamen veya kısmen ödenmesi, ancak ödeme zamanında
kendisinin alacaklı olduğunu ispat eden kimseye yapılmış ise
geçerlidir.
II. Sona erme
1.Alacaklının olmaması
Madde 918-
Alacaklı yoksa veya rehin hakkından feragat ederse borçlu, tapu
kütüğündeki tescili terkin ettirip ettirmemekte serbesttir.
Borçlu, zilyetliğine geçmiş olan senedi yeniden tedavüle
çıkartabilir.
2. Terkin
Madde 919-
İpotekli borç senedi veya irat senedine ilişkin tescil, ancak
tarafların veya mahkemenin rehin senedini iptal etmesi üzerine
terkin edilebilir.
III. Alacaklının hakları
1. İyiniyetin
korunması
a. Tescil bakımından
Madde 920-
İpotekli borç senedinden veya irat senedinden doğan alacak, tapu
kütüğüne iyiniyetle dayanan herkes için
kütükteki tescile göre geçerlidir.
b. Senet bakımından
Madde 921-
Usulüne göre düzenlenmiş olan ipotekli borç senedi veya irat senedi,
ona iyiniyetle dayanan herkes hakkında,
içinde yazılı olanlara göre geçerlidir.
c. Senet ile tescilin ilişkisi
Madde 922-
İpotekli borç senedi veya irat senedi metninde yazılı olanlar tapu
kütüğündeki tescile uymazsa veya tapu kütüğünde tescil yoksa, kütük
esas alınır.
Bununla birlikte senedi iyiniyetle
edinen kimse, tapu kütüğüne ilişkin hükümler uyarınca tazminat
isteyebilir.
2. Hakkın ileri sürülmesi
Madde 923-
Nama veya hamile yazılı ipotekli borç senedi veya irat senedindeki
alacak, ancak senet üzerindeki zilyetlikle birlikte devir veya rehin
edilebilir veya başka bir tasarrufa konu olabilir.
Senetlerin henüz düzenlenmemiş olması veya mahkeme tarafından iptal
edilmesi hâlinde alacağı ileri sürme hakkı saklıdır.
3. Alacağın devri
Madde 924-
İpotekli borç senedindeki veya irat senedindeki alacağın devri,
rehin senedinin teslim edilmesine bağlıdır.
Rehin senedinin nama yazılı olması hâlinde devralanın adı ve devir
işlemi senet üzerine yazılır.
IV. İptal
1. Senedin kaybedilmesi
Madde 925-
Rehin senedi irade dışında elden çıkmış veya borcu sona erdirme
kastı olmaksızın yok edilmiş ise alacaklı, rehin senedini ve kuponu
mahkeme kararıyla iptal ettirerek borçludan borcunu ödemesini ve
eğer alacak henüz muaccel değilse yeni bir rehin senedi veya kupon
düzenlenmesini isteyebilir.
Sayfa 143
8194
İptal kararı, hamile yazılı kıymetli evrakın iptaline ilişkin
hükümler gereğince verilir; ancak, ibraz süresi bir yıldır.
Borçlu da ödenmiş olmasına rağmen geri verilmemiş olan senet için
aynı hükümler uyarınca senedin iptalini isteyebilir.
2. İlân yoluyla duyuru
Madde 926-
İpotekli borç senedi veya irat senedinin alacaklısının kim olduğu on
yıldan beri bilinmiyor ve bu süre içinde faiz ödenmesi de istenmemiş
bulunuyorsa, rehinli taşınmazın maliki, alacaklının ortaya çıkması
için gaipliğe ilişkin hükümlere göre ilân yapılmasını hâkimden
isteyebilir.
Alacaklı ortaya çıkmaz ve yapılan
araştırma sonunda büyük bir olasılıkla alacağın artık mevcut
olmadığı anlaşılırsa, hâkim tarafından senedin iptaline karar
verilir; bu kararla rehin derecesi boşalmış olur.
V. Borçlunun
def'ileri
Madde 927-
Borçlu yalnız tescilden veya senetten doğan
def'ileri ve istemde bulunan alacaklıya karşı sahip olduğu
kişisel def'ileri ileri sürebilir.
VI. Ödenen senedin geri verilmesi
Madde 928 -
Borcun tamamını ödeyen borçlu, alacaklıdan senedin iptal edilmemiş
olarak geri verilmesini isteyebilir.
VII. Hukukî ilişkide değişiklik
Madde 929-
Borçlu borcun kısmen ödenmesi veya borç yükünün hafifletilmesi
ya da güvencenin azaltılması gibi hukukî
ilişkide meydana gelen değişiklikleri tapu kütüğüne tescil ettirme
hakkına sahiptir.
Tapu memuru, bu tür değişiklikleri senet üzerine de yazar.
Meydana gelen değişikliklerin tescil edilmemiş olması hâlinde,
senette yazılı yıllık edimlerin ödenmiş olması dışındaki
değişiklikler senedi iyiniyetle kazanan
kimseye karşı ileri sürülemez.
DÖRDÜNCÜ AYIRIM
TAŞINMAZ REHNİYLE GÜVENCE
ALTINA ALINAN
ÖDÜNÇ SENETLERİ
A. Rehinli tahviller
Madde 930-
Nama veya hamile yazılı tahviller, aşağıdaki hâllerde taşınmaz
rehniyle güvence altına alınabilir:
1. Ödüncün tamamı için ipotek veya ipotekli borç senedi yoluyla
rehin kurulması ve alacaklılar ile borçlu için ortak bir temsilcinin
atanması,
2. Tahvil çıkarmayı üzerine alan kurum yararına ödüncün tamamı için
taşınmaz rehni kurulması ve bu rehinli
alacağın da tahvil alacaklıları yararına
rehnedilmesi.
B. Seri hâlinde rehin senedi
çıkarılması
I. Genel olarak
Madde 931-
Seri hâlinde çıkarılan ipotekli borç senetleri ile irat senetleri
hakkında, aşağıdaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, ipotekli borç
senedi ve irat senedine ilişkin genel hükümler uygulanır.
Sayfa 144
8195
II. Düzenlenmesi
Madde 932-
Seri hâlinde çıkarılan senetler, her birinin değeri yüz milyon lira
veya yüz milyon liranın katları olarak düzenlenir.
Bir serideki bütün senetlerin şeklinin aynı olması ve numaralarının
birbirini izlemesi gerekir.
Senetlerin rehinli taşınmaz maliki tarafından çıkarılmamış olması
hâlinde aracı kurumun, alacaklılar ve borçlunun temsilcisi olduğu
senetlerde belirtilir.
III. Borcun kısım
kısım ödenmesi
Madde 933-
Borçlu, belirli zamanlarda faizle birlikte anaparanın bir kısmını da
ödemeyi üstlenebilir.
Taksit olarak her yıl ödenecek paranın, senetlerin belli bir
bölümünü karşılaması zorunludur.
IV. Tescil
Madde 934-
Senetler, sayıları gösterilmek suretiyle tapu kütüğüne tescil
olunur; ödüncün tamamı için bir tescil yapılır.
Senet sayısı az ise, her senet ayrı tescil edilebilir.
V. Hükmü
1. Senedi çıkaran aracı kurum
Madde 935-
Senedi çıkaran aracı kurum, alacaklıların ve borçlunun temsilcisi
olsa bile, senetlerin çıkarılması sırasında kendisine ayrıca yetki
verilmiş olmadıkça, borcun kapsamında ve koşullarında bir değişiklik
yapamaz.
2.Senetlerin geri ödenmesi
a. Ödeme plânı
Madde 936-
Senetlerin geri ödenmesi, çıkarma sırasında yapılan veya o sırada
verilen yetkiye dayanarak aracı kurumun düzenleyeceği plâna göre
gerçekleştirilir. Sırası gelen senedin karşılığı alacaklıya
ödenmekle senedin hükmü kalmaz.
Aksi kararlaştırılmadıkça tescilin terkini, ancak borçlunun tescilde
belirtilen yükümlülüklerini tamamen yerine getirmiş ve senetlerin
bütün kuponları ile birlikte geri verilmiş olmasına veya geri
verilmemiş kuponlar varsa bunları karşılayacak miktarın hâkimin
belirleyeceği yere tevdi edilmesine bağlıdır.
b. Denetleme
Madde 937-
Rehinli taşınmazın maliki veya aracı kurum, ödeme plânına göre kur'a
çekmek ve karşılığı ödenen senetleri iptal etmekle yükümlüdür.
İrat senetlerinde bu işlemler Devletçe denetlenir.
c. Geri ödemelerin özgülenmesi
Madde 938-
Rehinli taşınmazlar yerine elde edilen paralar, ilk kur'a çekiminde
belli olacak senetlerin ödenmesinde kullanılır.
Sayfa 145
8196
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
TAŞINIR REHNİ
BİRİNCİ AYIRIM
TESLİME BAĞLI REHİN VE HAPİS HAKKI
A. Teslime bağlı rehin
I. Kurulması
1. Alacaklının zilyetliği
Madde 939 -
Kanunda öngörülen ayrık durumlar dışında taşınırlar, ancak
zilyetliğin alacaklıya devri suretiyle
rehnedilebilir.
Rehnedende
tasarrufta bulunma yetkisi olmasa bile, rehin konusu taşınıra
iyiniyetle zilyet olan kimse, zilyetlik
hükümlerine göre edinimi korunduğu ölçüde rehin hakkı kazanır.
Üçüncü kişilerin önceki zilyetlikten doğan hakları saklıdır.
Taşınır, fiilen yalnız rehnedenin
hâkimiyetinde kaldığı sürece rehin hakkı doğmaz.
2. Ayrık durumlar
Madde 940-
Yetkili makamlar tarafından izin verilen kuruluşlar ile
kooperatiflerin alacaklarının güvence altına alınması için,
zilyetlik devredilmeden de, icra dairesinde tutulacak özel sicile
yazılmak suretiyle hayvanlar üzerinde rehin kurulabilir. Bu amaçla
tutulacak sicil tüzükle belirlenir.
Gerçek veya tüzel kişilerin alacaklarının güvence altına alınması
için, kanun gereğince bir sicile tescili zorunlu olan taşınır mallar
üzerinde, zilyetlik devredilmeden de, taşınır malın kayıtlı
bulunduğu sicile yazılmak suretiyle rehin kurulabilir.
Rehnin kurulmasına ilişkin diğer
hususlar tüzükle belirlenir.
3. Art rehin
Madde 941-
Rehnedilen taşınırın maliki, onun
üzerinde bir art rehin kurabilir. Bunun için, alacağı ödenince
rehnedilen taşınırın sonraki alacaklıya
teslim edilmesinin rehinli alacaklıya yazılı olarak bildirilmesi
gerekir.
4. Alt rehin
Madde 942-
Alacaklı, rehinli taşınırı ancak rehnedenin
rızasıyla bir başkasına rehnedebilir.
II. Rehnin
sona ermesi
1. Zilyetliğin kaybı
Madde 943-
Taşınır rehni, alacaklının zilyet
olmaktan çıkması ve onu zilyet olan üçüncü kişiden geri alamaz hâle
gelmesiyle son bulur.
Taşınır, alacaklının rızasıyla fiilen yalnız
rehnedenin hâkimiyeti altında bulunduğu sürece
rehnin hükümleri askıda kalır.
2. Geri verme borcu
Madde
944 - Alacağın ödenmesi suretiyle veya başka bir sebeple rehin
hakkı sona erince alacaklı, rehinli taşınırı hak sahibine geri
vermekle yükümlüdür.
Alacaklı, alacağının tamamını almadıkça rehinli taşınırı veya onun
bir kısmını geri vermek zorunda değildir.
Sayfa 146
8197
3. Alacaklının sorumluluğu
Madde 945-
Alacaklı, rehinli taşınırın kaybolması, yok olması veya değerinin
azalması yüzünden meydana gelen zararlardan, bunların kendi kusuru
olmaksızın doğduğunu ispat etmedikçe sorumludur.
Rehinli taşınırı kendiliğinden başkasına devir veya
rehneden alacaklı, bundan doğan bütün
zararlardan sorumlu olur.
III. Rehnin
hükümleri
1. Alacaklının hakkı
Madde 946-
Alacaklı, ödenmeyen alacağının rehnin
paraya çevrilmesi yoluyla ödenmesini isteyebilir.
Rehin hakkı, alacaklıya asıl alacak ile birlikte sözleşme
faizlerinin, takip giderlerinin ve gecikme faizinin güvencesini
sağlar.
2. Rehnin
kapsamı
Madde 947-
Rehin, taşınırı eklentileriyle birlikte kapsar.
Aksi kararlaştırılmış olmadıkça alacaklı, rehinli taşınırın doğal
ürünlerini, bütünleyici parçası olmaktan çıkınca malike vermekle
yükümlüdür.
Rehin, paraya çevirme sırasında bütünleyici parça niteliğindeki
doğal ürünleri de kapsar.
3. Rehnin
sırası
Madde 948-
Aynı taşınır üzerinde birden çok rehin hakkı bulunduğu takdirde,
alacaklılara rehin haklarının sırasına göre ödeme yapılır.
Rehin hakkının sırası kuruluş tarihine göre belirlenir.
4. Mülkiyetin
geçememesi
Madde 949-
Borcun ödenmemesi hâlinde rehinli taşınırın mülkiyetinin alacaklıya
geçmesini öngören sözleşme hükmü
geçersizdir.
B. Hapis hakkı
I. Koşulları
Madde 950-
Alacaklı, borçluya ait olup onun rızasıyla zilyedi bulunduğu
taşınırı veya kıymetli evrakı, borcun muaccel olması ve niteliği
itibarıyla bu eşyanın alacak ile bağlantısı bulunması hâlinde,
borç ödeninceye kadar hapsedebilir.
Zilyetlik ve alacak ticarî ilişkiden doğmuşsa, tacirler arasında bu
bağlantı var sayılır.
Alacaklı, borçluya ait olmayan taşınırlar üzerinde de zilyetliğin
iyiniyetle kazanılmasının korunduğu
ölçüde hapis hakkına sahip olur.
II. Ayrık durumlar
Madde 951-
Nitelikleri itibarıyla paraya çevrilmeye elverişli olmayan
taşınırlar üzerinde hapis hakkı kullanılamaz.
Alacaklının üstlendiği yükümlülükle veya borçlunun teslim sırasında
ya da daha önce verdiği talimatla veya
kamu düzeniyle bağdaşmayan hâllerde de hapis hakkı kullanılamaz.
III. Borç ödemeden aciz
Madde 952-
Alacaklı, borçlunun ödemeden acze düşmesi hâlinde, alacağı muaccel
olmasa bile, hapis hakkını kullanabilir.
Sayfa 147
8198
Borç ödemeden aciz, taşınırın tesliminden sonra meydana gelmiş veya
daha önce meydana gelmiş olmakla beraber alacaklı bu durumu
teslimden sonra öğrenmiş ise; o şeyin belli bir yönde kullanılacağı
konusunda alacaklı tarafından yüklenilmiş bir yükümlülük veya
borçlunun teslim sırasında ya da daha
önce verdiği talimatla bağdaşmasa bile, alacaklı hapis hakkını
kullanabilir.
IV. Hükümleri
Madde 953-
Borç yerine getirilmez ve yeterli güvence de gösterilmezse alacaklı,
borçluya daha önce bildirimde bulunarak, hapsettiği şeylerin teslime
bağlı rehin hükümleri uyarınca paraya çevrilmesini isteyebilir.
Üzerinde hapis hakkı bulunan nama yazılı kıymetli evrakın paraya
çevrilmesi için icra dairesi, borçlu yerine gerekli işlemleri yapar.
İKİNCİ AYIRIM
ALACAKLAR VE DİĞER HAKLAR ÜZERİNDE REHİN
A. Genel olarak
Madde 954-
Başkasına devredilebilen alacaklar ve diğer haklar
rehnedilebilir.
Aksine bir hüküm bulunmadıkça, bunların rehni
hakkında da teslime bağlı rehin hükümleri uygulanır.
B. Kurulması
I. Senede bağlı olan veya olmayan
alacaklarda
Madde 955-
Senede bağlanmış olan veya olmayan alacakların
rehni için rehin sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve
senede bağlı alacaklarda senedin teslim edilmesi gerekir.
Alacaklı veya rehneden,
rehni borçluya ihbar edebilir.
Diğer hakların rehninde, yazılı rehin
sözleşmesiyle birlikte, bu hakların devri için öngörülen şekle
uyulması gerekir.
II. Kıymetli evrakta
Madde 956-
Hamile yazılı senetlerin rehni için
senetlerin rehin alacaklısına teslimi yeterlidir.
Diğer kıymetli evrakın rehni için
senedin ciro edilmiş veya yazılı devir beyanı yapılmış olarak
teslimi gerekir.
III. Emtiayı temsil eden senetlerde
Madde 957-
Emtiayı temsil eden kıymetli evrakın
rehnedilmesiyle emtia üzerinde rehin hakkı doğar.
Emtiayı temsil eden senetten başka özel bir rehin senedi (varant)
düzenlenmişse, rehinli alacak miktarının ve muaccel olduğu tarihin
senet üzerine yazılmış olması koşuluyla, rehin senedinin
rehnedilmiş olması yeterlidir.
IV. Art rehin
Madde 958-
Rehinli bir alacak üzerinde sonra gelen bir
rehnin kurulması, ancak rehnedenin
veya sonra gelen rehin alacaklısının durumu önce gelen rehin
alacaklısına yazılı olarak bildirmesi hâlinde geçerlidir.
Sayfa 148
8199
C. Hükümleri
I. Rehnin
kapsamı
Madde 959-
Faiz veya kâr payı gibi dönemsel gelir getiren alacakların
rehnedilmiş olması hâlinde, aksi
kararlaştırılmış olmadıkça, bunlardan yalnız vadeleri henüz gelmemiş
olanlar rehnin kapsamına girer ve rehin,
vadeleri geçmiş olan edimleri kapsamaz.
Bu tür yan edimler için özel senetler düzenlenmiş ise, aksi
kararlaştırılmış olmadıkça, bunların rehin kapsamına girmesi, şekil
koşullarına uygun olarak rehnedilmelerine
bağlıdır.
II. Rehinli pay senetlerinin temsili
Madde 960-
Ortaklık genel kurulunda rehinli pay senetlerini temsil etmek
yetkisi, rehin alacaklısına değil, pay sahibine aittir.
III. Yönetim ve ödeme
Madde 961-
Özenli bir yönetim, rehnedilmiş
alacağın muacceliyetinin ihbarını ve
tahsil edilmesini gerekli kılıyorsa alacaklı bu işlemleri
yapabilir; rehin alacaklısı da alacaklıyı bu işlemlerin
yapılmasına zorlayabilir.
Rehin kendisine ihbar edilmiş olan borçlu, borcunu asıl alacaklıya
veya rehin alacaklısına ancak diğerinin rızasıyla ödeyebilir.
Bu rızanın bulunmaması hâlinde borçlu, borcunu tevdi etmekle
yükümlüdür.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
REHİN KARŞILIĞINDA ÖDÜNÇ VERME
İŞİ İLE UĞRAŞANLAR
A. Ödünç verenler
I. İşletme izni alma
Madde 962-
İşletme olarak taşınır rehni
karşılığında ödünç verme işiyle uğraşmak isteyenler, yetkili
makamdan izin almak zorundadırlar.
II. Süre
Madde 963-
Özel işletmelere ancak belli süre için izin verilebilir. Sürenin
bitiminde bu izin yenilenebilir.
Gerekli kurallara uyulmaması hâlinde, verilen izin her zaman geri
alınabilir.
B. Taşınır rehni
karşılığı ödünç
I. Kurulması
Madde 964-
Rehnedilen taşınırın işletmeye teslim
edilmesi ve karşılığında bir makbuzun alınmasıyla rehin kurulmuş
olur.
II. Hükümleri
1. Rehnin
paraya çevrilmesi
Madde 965-
Borç vadesinde ödenmezse, ödünç veren, borçluya önceden noter
aracılığı ile borcunu ödemesini ihtar ettikten sonra
rehni icra yoluyla paraya çevirtebilir.
Borçlu, ödünç verene karşı kişisel olarak sorumlu değildir.
Sayfa 149
8200
2. Arta kalan para üzerindeki hak
Madde 966-
Satış bedelinin rehinli alacak miktarından fazla olması hâlinde,
arta kalan para hak sahibine ödenir.
İşletmenin aynı borçludan birden fazla alacağı varsa, bunlar arta
kalan para hesaplanırken bir bütün olarak göz önünde tutulur.
Arta kalan miktarı isteme hakkı, rehnedilen
taşınırın paraya çevrilmesinin üzerinden beş yıl
geçmekle zamanaşımına uğrar.
III. Rehnin
sona ermesi
1. Rehinden kurtarmayı isteme hakkı
Madde 967-
Rehnedilen taşınır, satılıncaya kadar
rehin makbuzunun geri verilmesi suretiyle rehinden kurtarılabilir.
Rehin makbuzu geri verilmezse, alacağın muaccel olmasından sonra hak
sahibi olduğunu ispat eden kimse taşınırı rehinden kurtarabilir.
Ödünç veren, rehnedilen taşınırı
makbuzun teslimi karşılığı geri verme hakkını açıkça saklı tutmuş
olsa bile; alacağın muaccel olmasının üzerinden altı ay
geçtikten sonra hakkını ispat eden
kimse, taşınırı rehinden kurtarabilir.
2. Ödünç verenin hakları
Madde 968-
Ödünç veren, taşınırın rehinden kurtarıldığı aya ait faizin
tamamının ödenmesini isteyebilir.
Ödünç veren, makbuzu kim getirirse taşınırı ona geri verme hakkını
açıkça saklı tutmuşsa, makbuzun hamilinin bunu haksız olarak ele
geçirdiğini bilmedikçe ve bilmesi gerekmedikçe bu yetkisini
kullanabilir.
C. Geri alım hakkı tanıyarak satım
Madde 969-
Geri alım hakkı tanıyarak satın almayı meslek edinenler hakkında da,
taşınır rehni karşılığında ödünç
verenlere ilişkin hükümler uygulanır.
DÖRDÜNCÜ AYIRIM
REHİNLİ TAHVİL
A. Niteliği
Madde 970-
İşletme olarak taşınmaz rehni
karşılığında ödünç verme işiyle uğraşmak üzere yetkili makamdan izin
alanlar, özel bir rehin sözleşmesi ve teslim yükümlülüğü olmasa
bile, taşınmaz rehniyle güvence altına
alınmış alacakları ile cari işlerinden doğan alacaklarını karşılık
göstererek rehinli tahvil çıkarabilirler.
B. Şekli
Madde 971-
Alacaklılar, rehinli tahvillerin öngörülen zamandan önce ödenmesini
isteyemezler.
Tahviller hamile veya nama yazılı olarak çıkarılır ve hamile yazılı
kuponları bulunur.
C. Düzenlenmesi
Madde 972-
Tahvil çıkaracaklar ile tahvil çıkarmaya ilişkin koşullar ve çıkarma
izni vermeye yetkili makam özel kanunla belirlenir.
Sayfa 150
8201
ÜÇÜNCÜ KISIM
ZİLYETLİK VE TAPU SİCİLİ
BİRİNCİ BÖLÜM
ZİLYETLİK
A. Zilyetlik kavramı ve türleri
I. Kavram
Madde 973-
Bir şey üzerinde fiilî hâkimiyeti bulunan kimse onun zilyedidir.
Taşınmaz üzerindeki irtifak haklarında ve taşınmaz yüklerinde hakkın
fiilen kullanılması zilyetlik sayılır.
II. Türleri
1. Aslî ve fer'î zilyetlik
Madde 974-
Zilyet, bir sınırlı aynî hak veya bir kişisel hakkın kurulmasını
ya da kullanılmasını sağlamak için şeyi
başkasına teslim ederse, bunların ikisi de zilyet olur.
Bir şeyde malik sıfatıyla zilyet olan aslî zilyet, diğeri fer'î
zilyettir.
2. Dolaylı ve dolaysız zilyetlik
Madde 975-
Bir şeyde fiilî hâkimiyetini doğrudan doğruya sürdüren kimse
dolaysız zilyet, başka bir kişi aracılığı ile sürdüren kimse dolaylı
zilyettir.
III. Geçici olarak kesilme
Madde 976-
Fiilî hâkimiyetin geçici nitelikteki sebeplerle kullanılmaması veya
kullanma olanağının ortadan kalkması zilyetliği sona erdirmez.
B. Zilyetliğin devri
I. Hazırlar arasında
Madde 977-
Zilyetlik, şeyin veya şey üzerinde hâkimiyeti sağlayacak araçların,
edinene teslimi veya edinenin önceki zilyedin rızasıyla şey üzerinde
hâkimiyeti kullanacak duruma gelmesi hâlinde devredilmiş olur.
II. Hazır olmayanlar arasında
Madde 978-
Temsilciye yapılan teslim, temsil edilene yapılmış gibi zilyetliği
geçirir.
III. Teslimsiz devir
Madde 979-
Bir üçüncü kişi veya zilyetliği devreden, özel bir hukukî ilişkiye
dayanarak zilyet olmakta devam ederse zilyetlik, teslim
gerçekleşmeksizin kazanılmış olur.
Zilyetliğin bu yolla devri, zilyet olmakta devam eden üçüncü kişiye
karşı, ancak durumun devreden tarafından kendisine bildirildiği
andan başlayarak hüküm doğurur.
Üçüncü kişi, zilyetliği devredene karşı ileri sürebileceği
sebeplerle şeyi edinene vermekten kaçınabilir.
IV. Emtiayı temsil eden senetlerin
teslimi
Madde 980-
Bir taşıyıcıya veya umumî mağazaya bırakılmış emtiayı temsil eden
kıymetli evrakın teslimi, emtianın teslimi gibi sonuç doğurur.
Kıymetli evrakı iyiniyetle teslim alan
kimse ile emtiayı iyiniyetle teslim alan
kimse arasında uyuşmazlık çıkarsa emtiayı teslim alan tercih
olunur.
Sayfa 151
8202
C. Zilyetliğin hükümleri
I. Korunması
1. Savunma hakkı
Madde 981-
Zilyet, her türlü gasp veya saldırıyı kuvvet kullanarak defedebilir.
Zilyet, rızası dışında kendisinden alınan şeyi taşınmazlarda el
koyanı kovarak, taşınırlarda ise eylem sırasında veya kaçarken
yakalananın elinden alarak zilyetliğini koruyabilir. Ancak, zilyet
durumun haklı göstermediği derecede kuvvet kullanmaktan kaçınmak
zorundadır.
2. Zilyetliğin
gasbında dava hakkı
Madde 982-
Başkasının zilyet bulunduğu bir şeyi gasbeden
kimse, o şey üzerinde üstün bir hakka sahip olduğunu iddia etse bile
onu geri vermekle yükümlüdür.
Davalı, o şeyi davacıdan geri almasını gerektirecek üstün bir hakka
sahip olduğunu derhâl ispat ederse onu geri vermekten kaçınabilir.
Dava, şeyin geri verilmesine ve zararın giderilmesine yönelik olur.
3. Zilyetliğe saldırıya dava hakkı
Madde 983-
Saldırıda bulunan, şey üzerinde bir hak iddia etse bile; zilyetliği
saldırıya uğrayan, ona karşı dava açabilir.
Dava, saldırının sona erdirilmesine,
sebebinin önlenmesine ve zararın giderilmesine yönelik olur.
4. Dava hakkının düşmesi
Madde 984-
Gasp ve saldırıdan dolayı dava hakkı, zilyedin fiili ve failini
öğrenmesinden başlayarak iki ay ve her hâlde fiilin üzerinden bir
yıl geçmekle düşer.
II. Zilyetlik dolayısıyla hakkın
korunması
1. Mülkiyet karinesi
Madde 985-
Taşınırın zilyedi onun maliki sayılır.
Önceki zilyetler de zilyetlikleri süresince o taşınırın maliki
sayılırlar.
2. Fer'î zilyetlikte karine
Madde 986-
Bir taşınıra malik olma iradesi bulunmaksızın zilyet olan kimse,
taşınırı kendisinden iyiniyetle aldığı
kişinin mülkiyet karinesine dayanabilir.
Taşınıra bir sınırlı aynî hak veya kişisel hak iddiasıyla zilyet
bulunan kimsenin iddia ettiği hakkın varlığı karine olarak kabul
edilir. Ancak, zilyet bu karineyi şeyi kendisine vermiş olan kişiye
karşı ileri süremez.
3. Davaya karşı savunma
Madde 987-
Bir taşınırın zilyedi, kendisine karşı açılan her davada üstün hakka
sahip olduğu karinesine dayanabilir.
Gasp veya saldırıya ilişkin hükümler saklıdır.
4. Tasarruf yetkisi ve taşınır davası
a. Emin sıfatıyla zilyetten edinme
bakımından
Madde 988-
Bir taşınırın emin sıfatıyla zilyedinden o şey üzerinde
iyiniyetle mülkiyet veya sınırlı aynî
hak edinen kimsenin edinimi, zilyedin bu tür tasarruflarda bulunma
yetkisi olmasa bile korunur.
Sayfa 152
8203
b. Kaybedilen veya çalınan eşya
bakımından
Madde 989-
Taşınırı çalınan, kaybolan ya da iradesi
dışında başka herhangi bir şekilde elinden çıkan zilyet, o şeyi
elinde bulunduran herkese karşı beş yıl içinde taşınır davası
açabilir.
Bu taşınır, açık artırmadan veya pazardan ya
da benzeri eşya satanlardan iyiniyetle
edinilmiş ise; iyiniyetli birinci ve
sonraki edinenlere karşı taşınır davası, ancak ödenen bedelin geri
verilmesi koşuluyla açılabilir.
Diğer konularda iyiniyetli zilyedin
haklarına ilişkin hükümler uygulanır.
c. Para ve hamile yazılı senetlerde
Madde 990-
Zilyet, iradesi dışında elinden çıkmış olsa bile, para ve hamile
yazılı senetleri iyiniyetle edinmiş olan
kimseye karşı taşınır davası açamaz.
d. İyiniyetli
olmama hâlinde
Madde 991-
Bir taşınırın zilyetliğini iyiniyetle
edinmemiş olan kimseye karşı önceki zilyet, her zaman taşınır davası
açabilir.
Eğer önceki zilyet de, zilyetliği iyiniyetle
edinmemiş ise sonraki zilyede karşı taşınır davası açamaz.
5. Taşınmazlarda karine
Madde 992-
Tapuya kayıtlı taşınmazlarda, hak karinesinden ve zilyetlikten doğan
dava açma hakkından yalnız adına tescil bulunan kimse yararlanır.
Bununla birlikte taşınmaz üzerinde fiilî hâkimiyeti bulunan kimse,
gasp veya saldırı sebebiyle dava açabilir.
III. Sorumluluk
1. İyiniyetli
zilyet bakımından
a. Yararlanma
Madde 993-
İyiniyetle zilyedi bulunduğu şeyi,
karineyle mevcut hakkına uygun şekilde kullanan veya ondan
yararlanan zilyet, o şeyi geri vermekle yükümlü olduğu kimseye karşı
bu yüzden herhangi bir tazminat ödemek zorunda değildir.
İyiniyetli
zilyet, şeyin kaybedilmesinden, yok olmasından veya hasara
uğramasından sorumlu olmaz.
b. Tazminat
Madde 994-
İyiniyetli zilyet, geri vermeyi isteyen
kimseden şey için yapmış olduğu zorunlu ve yararlı giderleri tazmin
etmesini isteyebilir ve bu tazminat ödeninceye kadar şeyi geri
vermekten kaçınabilir.
İyiniyetli
zilyet, diğer giderler için tazminat isteyemez. Ancak, şeyin geri
verilmesinden önce kendisine bu giderler için bir tazminat
önerilmezse, kendisi tarafından o şeyle birleştirilen ve zararsızca
ayrılması mümkün bulunan eklemeleri o şeyi geri vermeden önce
ayırıp alabilir.
Zilyedin elde ettiği ürünler, yaptığı giderler sebebiyle doğan
alacaklarına mahsup edilir.
2. İyiniyetli
olmayan zilyet bakımından
Madde 995-
İyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle
yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine
verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği
ürünler karşılığında tazminat ödemek zorundadır.
Sayfa 153
8204
İyiniyetli
olmayan zilyet, yaptığı giderlerden ancak hak sahibi için de zorunlu
olanların tazmin edilmesini isteyebilir.
İyiniyetli
olmayan zilyet, şeyi kime geri vereceğini bilmediği sürece ancak
kusuruyla verdiği zararlardan sorumlu olur.
IV. Kazandırıcı
zamanaşımından yararlanma
Madde 996-
Kazandırıcı zamanaşımından yararlanma hakkına sahip olan zilyet,
zilyetliği kendisine devreden aynı yetkiye sahip idiyse onun
zilyetlik süresini kendi süresine ekleyebilir.
İKİNCİ BÖLÜM
TAPU SİCİLİ
A. Kurulması
I. Sicil bakımından
1. Genel olarak
Madde 997-
Taşınmazlar üzerindeki hakları göstermek üzere tapu sicili tutulur.
Tapu sicili, tapu kütüğü ve kat mülkiyeti kütüğü ile bunları
tamamlayan yevmiye defteri ve belgeler ile plânlardan oluşur.
Sicilin örneği, nasıl tutulacağı ve yardımcı siciller tüzükle
belirlenir.
2. Taşınmazların kaydedilmesi
a. Kaydedilecek taşınmazlar
Madde 998-
Tapu siciline taşınmaz olarak şunlar kaydedilir:
1. Arazi,
2. Taşınmazlar üzerindeki bağımsız ve sürekli haklar,
3. Kat mülkiyetine konu olan bağımsız bölümler.
Arazinin tapu siciline kaydı, özel kanun hükümlerine tâbidir.
Bağımsız ve sürekli hakların kaydedilmesi için gerekli koşullar ve
usul tüzükle belirlenir. Süreklilik koşulunun gerçekleşmesi için
hakkın süresiz veya en az otuz yıl süreli olması gerekir.
Kat mülkiyetine konu olan bağımsız bölümlerin taşınmaz olarak kaydı,
özel kanun hükümlerine tâbidir.
b. Kaydedilmeyecek taşınmazlar
Madde 999-
Özel mülkiyete tâbi olmayan ve kamunun yararlanmasına ayrılan
taşınmazlar, bunlara ilişkin tescili gerekli bir aynî hakkın
kurulması söz konusu olmadıkça kütüğe kaydolunmaz.
Tapuya kayıtlı bir taşınmaz, kayda tâbi olmayan bir taşınmaza
dönüşürse, tapu sicilinden çıkarılır.
3. Sicilin unsurları
a. Tapu kütüğü
Madde 1000-
Her taşınmaza kütükte bir sayfa ayrılır ve sayfa numaraları
birbirini izler.
Bir taşınmazın bölünmesi veya birden çok taşınmazın birleştirilmesi
hâlinde uyulacak usul tüzükle belirlenir.
Sayfa 154
8205
Kütüğün her sayfasındaki özel sütunlara şunlar tescil edilir:
1. Mülkiyet,
2. Taşınmaz üzerinde kurulmuş olan veya o taşınmaz lehine başka
taşınmaz üzerinde kurulmuş bulunan irtifak hakları ile taşınmaz
yükü,
3. Taşınmaz üzerindeki rehin hakları.
Eklentiler, malikin isteği üzerine beyanlar sütununa kaydedilir.
Yapılan bu kayıt, ancak kütükte hak sahibi olarak görünenlerin
rızasıyla kütükten silinebilir.
Aynı malike ait olan birden çok taşınmaz, sınırları birbirine
bitişik olmasa bile, malikin istemiyle kütükte ortak bir sayfaya
kaydedilebilir. Bu sayfaya yapılan rehin tescilleri, o sayfada
kayıtlı bulunan bütün taşınmazları bağlar; aynı sayfada kayıtlı bu
gibi taşınmazlardan bir kısmı malikin istemi üzerine veya mahkeme
kararıyla o sayfadan çıkarılırsa, çıkarılan taşınmazlar üzerinde
tescil edilmiş bulunan haklar saklı kalır.
b. Kat mülkiyeti kütüğü
Madde 1001-
Kat mülkiyetine konu olan bağımsız bölümler, ayrıca tutulacak kat
mülkiyeti kütüğüne yazılır.
Özel kanun hükümleri saklı kalmak üzere, kütükte yapılacak işlemler
hakkında tapu kütüğüne ilişkin hükümler uygulanır.
c. Yevmiye defteri ve belgeler
Madde 1002-
Tapu kütüğüne tescil istemleri, isteyenin kimliği ve istemin konusu
belirtilerek istem sırasına göre derhâl yevmiye defterine yazılır.
Bu işlemlerin dayanağı olan belgeler, özenle sıraya konulur ve
saklanır.
d. Plân
Madde 1003-
Bir taşınmazın kütüğe kaydı ve belirlenmesinde resmî bir ölçüme
dayanan plân esas alınır.
Plânların nasıl hazırlanacağı tüzükle belirlenir.
II. Tapu sicilinin tutulması
1. Bir bölgede
Madde 1004-
Taşınmazlar, bulundukları bölgenin tapu siciline kaydedilir.
2. Birden çok bölgede
Madde 1005-
Birden çok bölgede bulunan taşınmaz, diğer bölge sicillerine kayıtlı
olduğu belirtilmek suretiyle her bölgedeki sicile ayrı
ayrı kaydedilir.
Böyle bir taşınmaza ilişkin tescil istemleri ve tescil işlemleri
taşınmazın büyük kısmının bulunduğu bölgede yapılır ve yapılan
tescil kütüğe işlenmek üzere diğer bölgelerdeki tapu idarelerine
bildirilir.
III. Tapu idareleri
1. Kuruluş
Madde 1006-
Tapu idarelerinin kuruluş, işleyiş ve hizmetlerinin yürütülmesi,
özel kanun hükümlerine tâbidir.
2. Sorumluluk
Madde 1007-
Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet
sorumludur.
Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere
rücu eder.
Sayfa 155
8206
Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar, tapu sicilinin bulunduğu yer
mahkemesinde görülür.
B. İşlemler
I. İşlemlerin konusu
1. Tescil
Madde 1008-
Taşınmaza ilişkin aşağıdaki haklar, tapu kütüğüne tescil edilir:
1. Mülkiyet,
2. İrtifak hakları ve taşınmaz yükleri,
3. Rehin hakları.
2. Şerhler
a. Kişisel haklarda
Madde 1009-
Arsa payı karşılığı inşaat, taşınmaz satış vaadi, kira, alım,
önalım, gerialım sözleşmelerinden doğan haklar ile
şerhedilebileceği kanunlarda açıkça
öngörülen diğer haklar tapu kütüğüne
şerhedilebilir.
Bunlar şerh verilmekle o taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan
hakların sahiplerine karşı ileri sürülebilir.
b. Tasarruf yetkisinin kısıtlanmasında
Madde 1010-
Aşağıdaki sebeplere dayanan tasarruf yetkisi kısıtlamaları, tapu
kütüğüne şerh verilebilir:
1. Çekişmeli hakların korunmasına ilişkin mahkeme kararları,
2. Haciz, iflâs kararı veya konkordato ile verilen süre,
3. Aile yurdu kurulması, artmirasçı
atanması gibi şerh verilmesi kanunen öngörülen işlemler.
Tasarruf yetkisi kısıtlamaları, şerh verilmekle taşınmaz üzerinde
sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı ileri sürülebilir.
c. Geçici tescil şerhi
Madde 1011-
Aşağıdaki hâllerde geçici tescil şerhi verilebilir:
1. İddia edilen bir aynî hakkın güvence altına alınması gerekiyorsa,
2. Tasarruf yetkisini belirleyen belgelerdeki noksanlıkların
sonradan tamamlanmasına kanun olanak tanıyorsa.
Geçici tescil şerhi, bütün ilgililerin razı olmasına veya hâkimin
karar vermesine bağlıdır. Şerhin konusu olan hak sonradan
gerçekleşirse, şerh tarihinden başlayarak üçüncü kişilere karşı
ileri sürülebilir.
Geçici tescil şerhi verilmesi istemi üzerine hâkim, tarafları
dinleyerek veya dosya üzerinde inceleme yaparak şerhe konu olan
hakkın varlığının kabul edilebileceği kanaatına
varırsa, şerh kararı verir. Kararda şerhin etki bakımından süresi ve
içeriği belirlenir; gerektiğinde mahkemeye başvurulması için bir
süre verilir.
3. Beyanlar
Madde 1012-
Bir taşınmazın eklentileri, malikin istemi üzerine kütükteki
beyanlar sütununa yazılır. Bu kaydın terkini, kütükte hak sahibi
görünen bütün ilgililerin rızasına bağlıdır.
Sayfa 156
8207
Taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar
sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususlar tüzükle
belirlenir.
Özel kanun hükümleri saklıdır.
II. Tescilin ve terkinin koşulları
1. İstem
a. Tescil için
Madde 1013-
Tescil, tasarrufa konu olan taşınmaz malikinin yazılı beyanı üzerine
yapılır.
Edinen kimse, kanun hükmüne, kesinleşmiş mahkeme kararına veya buna
eşdeğer bir belgeye dayanıyorsa, bu beyana gerek yoktur.
Bir aynî hakkı tescilden önce kazanan kimse, gerekli belgeleri ibraz
ederek tescili isteyebilir.
b. Terkin ve değişiklik için
Madde 1014-
Bir tescilin terkin edilmesi veya değiştirilmesi, ancak bu kaydın
kendilerine hak sağladığı kimselerin yazılı beyanı üzerine
yapılabilir.
2. Yetkinin ve sebebin belirlenmesi
Madde 1015-
Tescil, terkin ve değişiklik gibi tasarruf işlemlerinin
yapılabilmesi, istemde bulunanın, tasarruf yetkisini ve hukukî
sebebi belgelemiş olmasına bağlıdır.
İstemde bulunan kimse, kendisinin, sicilde hak sahibi görünen kişi
veya bu kişinin temsilcisi olduğunu ispat etmek suretiyle tasarruf
yetkisini belgelemiş olur.
Hukukî sebebin belgelenmesi, bu sebebin geçerliliği için gerekli
şekle uyulduğunun ispatı suretiyle olur.
3. Belgelerin tamamlanması
Madde 1016-
Tasarruf yetkisine ve hukukî sebebe ilişkin belgeler tamam değilse
istem reddedilir.
Bununla birlikte, hukukî sebebe ilişkin belgeler tamam olmasına
rağmen, tasarruf yetkisini belirten belgenin tamamlanması gereken
hâllerde, malikin rızası veya hâkimin kararıyla geçici tescil şerhi
verilebilir.
III. Tescilin biçimi
1. Genel olarak
Madde 1017-
Kütüğe tesciller, istem tarihine ve sırasına göre yapılır.
Sicildeki kaydın bir örneği isteyen ilgiliye verilir.
Tescil ve terkin ile verilecek örneklerin şekli tüzükle belirlenir.
2. Taşınmaz lehine irtifaklarda
Madde 1018-
Taşınmaz lehine irtifakların tescil ve terkini hem yüklü, hem
yararlanan taşınmazların sayfalarına kaydedilir.
IV. Tebliğ zorunluluğu
Madde 1019-
Tapu memuru, ilgililerin bilgisi dışında yaptığı işlemleri onlara
tebliğ etmekle yükümlüdür.
İlgililerin bu işlemlere karşı itiraz süresi, kendilerine yapılan
tebliğ tarihinden işlemeye başlar.
Sayfa 157
8208
C. Tapu
sicilinin açıklığı
Madde 1020-
Tapu sicili herkese açıktır.
İlgisini
inanılır kılan herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve
belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların
örneklerinin verilmesini isteyebilir.
Kimse tapu
sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez.
D. Tescilin
etkileri
I. Tescilin
yapılmamasının sonuçları
Madde 1021-
Kurulması kanunen tescile tâbi aynî haklar, tescil edilmedikçe
varlık kazanamaz.
II. Tescilin
sonuçları
1. Genel
olarak
Madde 1022-
Aynî haklar, kütüğe tescil ile doğar; sıralarını ve tarihlerini
tescile göre alır.
Tescilin
etkisi, kanunen öngörülen belgeler isteme eklenmiş veya geçici
tescil hâlinde belgelerin uygun zamanda tamamlanmış olması koşuluyla
yevmiye defterine yapılan kayıt tarihinden başlar.
Bir hakkın
içeriği, tescilin sınırları içinde, dayandığı belgelere göre veya
diğer herhangi bir yolla belirlenir.
2.
İyiniyetli üçüncü kişilere karşı
Madde 1023-
Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle
dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu
kazanımı korunur.
3.
İyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı
Madde 1024-
Bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya
bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz.
Bağlayıcı
olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun
bulunan tescil yolsuzdur.
Böyle bir
tescil yüzünden aynî hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu
iyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı
doğrudan doğruya ileri sürebilir.
E. Terkin ve
değiştirme
I. Yolsuz
tescilde
Madde 1025-
Bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş veya bir tescil yolsuz
olarak terkin olunmuş ya da
değiştirilmiş ise, bu yüzden aynî hakkı zedelenen kimse tapu
sicilinin düzeltilmesini dava edebilir.
İyiniyetli
üçüncü kişilerin bu tescile dayanarak kazandıkları aynî haklar ve
her türlü tazminat istemi saklıdır.
II. Aynî
hakların sona ermesi
Madde 1026-
Bir aynî hakkın sona ermesiyle tescil her türlü hukukî değerini
kaybettiği takdirde, yüklü taşınmaz maliki, terkini isteyebilir.
Tapu memuru bu
istemi yerine getirirse, her ilgili, bu işlemin kendisine tebliği
tarihinden başlayarak otuz gün içinde terkine karşı dava açabilir.
Sayfa 158
8209
Tapu memuru,
re'sen hâkime başvurarak aynî hakkın
sona erdiğinin belirlenmesine ilişkin karar verilmesini istemeye ve
hâkimin vereceği karara dayanarak terkin işlemini yapmaya
yetkilidir.
III.
Düzeltme
Madde 1027-
İlgililerin yazılı rızaları olmadıkça, tapu memuru, tapu sicilindeki
yanlışlığı ancak mahkeme kararıyla düzeltebilir.
Düzeltme, eski
tescilin terkini ve yeni bir tescilin yapılması biçiminde de
olabilir.
Tapu memuru,
basit yazı yanlışlıklarını, tüzük kuralları uyarınca
re'sen düzeltir.
Yürürlükten
kaldırılan kanun
Madde 1028-
17 Şubat 1926 tarihli ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi yürürlükten
kaldırılmıştır.
Yürürlük
Madde 1029-
Bu Kanun 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
Madde 1030-
Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
22/11/2001
TARİHLİ VE 4721 SAYILI KANUNA İŞLENEMEYEN HÜKÜMLER
1 -
2/1/2003
tarihli ve 4778 sayılı Kanunun hükmüdür:
Madde 36 -
Bu Kanunla değiştirilen Türk Medenî Kanununun 92
nci maddesi hükmü, dernek ve vakıf
dışındaki diğer kâr amacı gütmeyen kuruluşlar hakkında da uygulanır.
Sayfa 159
8210
4721 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN
MEVZUATIN
YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHİNİ GÖSTERİR
LİSTE
Kanun,
KHK
Yürürlüğe
No.
Farklı tarihte yürürlüğe giren
maddeler giriş
tarihi
___________
_______________________________________________________ __________
4778
11/1/2003
5253
58, 61, 62, 64, 74, 77, 79, 92 ve 93
23/11/2004
5378 348
7/7/2005
5399 313
15/7/2005